Batı 15 Temmuz’da Sınıfta Kaldı

The following two tabs change content below.
Serdar Karagöz

Serdar Karagöz

serdar.karaagoz@dailysabah.com

Türkiye’nin siyasi tarihinde demokrasiyi askıya alan darbelere yurt dışından gelen tepkiler incelendiğinde 15 Temmuz darbe girişimine Batı demokrasilerinin sessizliği ve verdikleri/veremedikleri ilk tepkiler daha anlaşılır oluyor. Özellikle 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde Batı demokrasilerinin izledikleri politika liberal demokrasilerin değerler retoriğinin pragmatizme yenik düştüğünün bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.

1960 Darbesi’nde New York Times, Le Monde, Wall Street Journal, Time, Die Welt ve BBC gibi Batı medyası darbenin nedenlerini okuyucu ve izleyicilerine ikna edici şekilde anlatmaya çalışırken hükü- metlerini 27 Mayısçılarla ilişki kurma yolunda teşvik ediyorlardı. Batı medyasındaki bu duruma Menderes hükümeti ve Demokrat Parti’den (DP) rahatsız “kendi değerlerine yabancılaşmış Türk entelijansiyası”nın katkısı da yadsınamaz. Avrupa ülkelerinden sadece Fransa hükümetinin olumsuz yaklaşımı ile karşılaşan darbeciler ABD’nin deste- ği ile kendisini uluslararası alanda kabul ettirmeyi başardı. Darbe sonrası Avrupa Topluluğu (AT) ile diyalog devam ederken 27 Mayısçıların NATO ve AT’a ilişkin “Batı yanlısı” mesajları Batı kamuoyunu ikna etmeye yetti.

Batı kamuoyunun 27 Mayıs 1960 Darbesi’ni olumlayarak darbeci yönetim ile ilişki geliştirme çabaları Türkiye’de 1960 sonrası yapılan darbeler için de teşvik edici mahiyette olmuştur. 1960’tan Soğuk Savaş’ın bitişine kadar ABD’nin Rusya’yı her yönden çerçeveleme politikası ve Türkiye’yi yanında tutma stratejisi nedeniyle darbeciler uluslararası meşruiyet sorunu yaşamamıştır. Zayıf itirazlar, göstermelik açıklamalar ve istisnai küçük yaptırımlar haricinde Türkiye’deki darbe rejimleri “Batılı liberal demokrasiler” tarafından kabul görmüştür.

Beyaz Saray’ın Ankara büyükelçisi Fletcher Warren ile 27 Mayıs’ın lideri konumundaki Cemal Gürsel arasındaki darbe sonrası ilk temas ve sonrasında Washington’ın mali yardımlarının gelmesi ABD’nin aceleci pozisyonuna ilişkin fikir verici niteliktedir. Darbeden sadece iki ay sonra Jüpiter füzelerinin Rusya’ya karşı Türkiye’de konuşlandırılması da darbeciler ile ABD hükümeti arasındaki ortak çalışma iradesini göstermektedir.

27 Mayıs Darbesi’nde ABD hükümetinin bu tutumu Mısır’da Abdülfettah Sisi darbesinin ardından Obama yönetiminin tutumu ile büyük paralellik göstermektedir. 1960 Türkiye ve 2013 Mısır darbe örneklerinde görüldüğü üzere gelişen demokrasilerde serbest seçimler sonrası oluşan yönetimlere yapılan ilk darbeler ABD tarafından demokrasinin restorasyonu hatta kurumsallaşması/özümsenmesi olarak kabul edilmiştir. Darbe sonrası askeri yönetimlere uluslararası alanda tanınma ve mali yardımlar başta olmak üzere her türlü destek sağlanmıştır.

12 Mart 1971 Muhtırası’nın Beyaz Saray’ın özellikle haşhaş ekimi konusunda Demirel hükümeti ile açıktan bir çatışmaya girmesinin ardından gelmesi 1960 Darbesi’ndeki ABD tutumunun bir adım daha ötesine geçildiğini göstermektedir. Darbecilerin getirdiği Nihat Erim başkanlığındaki cunta hükümeti haşhaş üretimini ABD’nin istediği şekilde hızla yasaklayarak Washington’ın takdirini almıştır. Cunta yönetimi Batı’da meşrulaşmıştır.

12 Eylül 1980 Darbesi’nde de ABD ve onu takip eden Batılı demokrasilerin darbe yönetimine yaklaşımlarında bir değişiklik gözlenmemektedir. Dönemin CIA Türkiye şefi Paul B. Henze’nin ABD başkanı Jimmy Carter’a darbeyi anlatırken, “Bizim çocuklar başardı” dediği bilinir. Daha sonradan (27 yıl sonra) CIA şefi Henze, “Ben öyle demedim. ‘Ankara’daki çocuklar başardı’ dedim” diyerek ABD’nin darbe destekçisi imajını toparlamaya çalışsa da Beyaz Saray’ın 1980 Darbesi’ndeki rolü ve desteği siyasi gözlemciler tarafından genel bir kabuldür. Darbe sonrası Rusya’nın bölgede artan etkinliği karşısında Türkiye’nin eksenini ABD yönünde sağlamlaştırma stratejisi izlenmiştir.

ABD’nin Türkiye’deki darbelere karşı destekleyici tutumu uluslararası alanda belirleyici olmuştur. Bunun bilgisine sahip darbeciler ABD’nin desteğini darbeden önce veya darbe sırasında almayı önemsemişlerdir.

15 Temmuz darbe girişiminde ABD’nin tavrı bu sebeple dakika dakika incelenmelidir.

ABD’nin 15 Temmuz Darbe Girişimi Karnesi

15 Temmuz akşamı sokaklardaki askeri varlığın neden olduğu kargaşanın netleştiği, artık açıkça bir darbe girişimi olduğunun anlaşıldığı dakikalarda ABD tarafından ilk açıklama o esnada Rusya’da bulunan Dışişleri Bakanı John Kerry’den geldi. Saat 23.05’te televizyon kanallarına bağlanan Başbakan Binali Yıldırım askeri bir kalkışma olduğunu ve hükümetin buna izin vermeyeceğini açıkladıktan sonra saat 23.57’de John Kerry, “Türkiye’de barış, istikrar ve devamlılık olmasını umuyorum” dedi. Tam olarak yaşananlar konusunda bilgi sahibi olmadığını belirten ABD dış politikasının patronu açıklamasında seçilmiş hükümete destek cümlesi kurmamayı tercih etti. Kerry bu açıklamayı yaparken uluslararası televizyonlar Türkiye’de bir darbe olduğunu alt yazı olarak geçiyorlardı. Darbecilerin sivil halka ateş açtığı ve kan akıttığı dakikalarda ABD yönetimi derin bir sessizlik içinde süreci izlemeye devam etti. Kerry’nin “barış, istikrar ve devamlılık” mesajı ile sessizliğe gömülen ve yeni bir pozisyon arayışında olan ABD bir hayal kırıklığı yaşıyor izlenimini verdi. Çünkü saat 23.57’de yapılan barış, istikrar ve devamlılık mesajı darbe başarılı olsaydı bir anlam ifade edecek nitelikteydi. Seçilmiş hükümetin darbeciler tarafından tam olarak sindirilemediği, hükümet unsurlarının direndiği bir zaman diliminde yapılan “barış, istikrar ve devamlılık” mesajı ABD diplomasi ve demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti.

Kerry’nin açıklaması darbecileri daha da cesaretlendirirken Türkiye adına üst düzey diplomatlar ABD büyükelçiliği ve Beyaz Saray’daki muhataplarını arayarak bu açıklamanın kabul edilemez olduğunu belirttiler. Washington’ın seçilmiş hükümete destek vermeyen açıklamasının darbecilere destek olarak anlaşılacağını ve ABD hükümetinden demokrasiye destek açıklaması yapmalarını istediler. Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın uluslararası medyaya verdiği demeçlerde Türkiye devleti olarak müttefiklerini bu darbeye karşı durmaya davet etti. Bu çağrılar ABD yönetiminde karşılık bulmadı.

00.13’te devlet televizyonu TRT ekranlarından askerin yönetime el koyduğuna ilişkin bildiri okunuyordu. Bildiride üzerine basa basa NATO ile ilişkilere dikkat çeken darbeci yönetim İttifak kapsamındaki görevler ve taahhütler konusunda güvence veriyordu. ABD’den ikinci ses TRT darbecilerin kontrolüne geçtiğinde geldi.

Beyaz Saray’ın Twitter hesabından yapılan açıklamada sadece Türkiye’deki olayların yakından izlendiği ve Başkan Obama’nın konuyla ilgili bilgilendirildiği ifade ediliyordu. Beyaz Saray bu açıklamayı yaptığında saatler 00.17’yi gösteriyordu. Obama’nın bilgilendirildiğinin ifade edildiği bu açıklamadan sadece altı dakika sonra rüzgarı tersine çeviren hamle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. 00.26’da halkı sokaklara davet eden Erdoğan darbecilere karşı direnme çağrısı yapıyordu. Sokaklar insanlarla dolmaya başlamış, darbeciler beklemedikleri bir dirençle karşılaşmış- lardı. Darbe dakikalar ilerledikçe çöküyordu. Saat 02.00’dan itibaren darbeci askerler gözaltına alınmaya başlandı. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlığının anlaşılmasıyla ABD’den ilk destek açıklamasına geldi. Saat 02.05’te Beyaz Saray tarafları seçilmiş hükümeti desteklemeye davet etti. Açıklamada yine darbe sözü kullanılmadı.

ABD darbe girişiminin çökmesiyle pozisyonunu netleştirdi. John Kerry 16 Temmuz Cumartesi günü Bakan Çavuşoğlu ile telefonda görüştüğünü, ABD’nin Türkiye’nin demokratik yollarla seçilmiş sivil hükümeti ve demokratik kurumlarına mutlak destek sunduğunu belirtti. ABD’li yöneticiler özenle darbe kelimesini kullanmadan seçilmiş hükümete destek açıklaması yapmayı tercih ediyorlardı. Özellikle Mısır’daki darbeye de darbe dememeyi tercih eden ABD 15 Temmuz’daki tutumuyla Mısır’da izlediği stratejiyi izleyeceğinin sinyallerini vermiş oldu. 24 Ağustos 2016 tarihinde ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye’ye gelerek Washington’ın darbe gecesi izlediği politikanın hasarını onarmaya çalıştı. Demokrasiyi savunan ve Türk halkına hayranlık beslediğini ifade eden Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe gecesi gösterdiği liderlik ve cesaretten etkilendiğini söyledi.

Biden’ın ziyareti esnasında ABD’nin darbenin arkasında olmadığını birkaç kez vurgulama gereği duymasını 15 Temmuz gecesi Beyaz Saray’ın darbenin karşısında durmamasının mahcubiyeti olarak görmek mümkün. ABD Başkan Yardımcısının Türkiye’deki darbe girişimini kınayan ve demokrasi mücadelesini öven sözleri Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihine bir detay olarak geçecek, 15 Temmuz’da darbe olurken ABD’den gelen bu açıklama ise gelecekte hep hatırlanacak: “Barış, istikrar ve devamlılık umuyoruz.”

DÜNYADAN TEPKİLER

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun:

“Askeri müdahale kabul edilemez. Demokrasi ilkelerine uyum içerisinde, sivil kanun ve anayasal düzenin hızlı ve barışçıl şekilde sağlanması önemli olacaktır.”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg:

“İtidal, sükunet ve Türkiye’nin demokratik kurumları ile anayasasına tam saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyorum. Türkiye değerli bir NATO müttefikidir.”

Avrupa Birliği:

“Türkiye, AB için önemli bir ortak. AB, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti, ülkenin kurumlarını ve hukuk kaidesini tam olarak destekliyor. Türkiye’de anayasal düzene hızlı bir şekilde dönülmesi çağrısı yapıyoruz. Gelişmeleri yakından izlemeyi sürdüreceğiz.”

Almanya Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert:

“Türkiye’de demokratik düzene saygı duyulmalı. İnsanların hayatını korumak için her şey yapılmalı.”

İtalya Başbakan Matteo Renzi:

“Türkiye’de yaşanan endişelendirici kontrol dışı durum, bugün yerini, istikrarın ve demokratik kurumların üstünlüğüne bırakıyor. Özgürlük ve demokrasi yolu her zaman izlenmesi ve savunulması gereken ana yoldur.”

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson:

“İngiltere olarak Türkiye’de demokratik yollardan seçilmiş hükümet ve kurumları destekliyoruz.”

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif:

“Türk halkının demokrasi ve seçilmiş hükümetini cesurca savunması bölgede darbelere yer olmadığının ve teşebbüslerin de başarısızlığa mahkum olduğunun kanıtıdır.”

Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili:

“Öncelikle Türkiye’de demokratik yollarla seçilen hükümete destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Şahsi olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklediğimi ifade etmek istiyorum.”

 

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud:

“Türk halkının seçtiği demokrasi yolunun darbe girişimiyle değiştirilmeye çalışılması kabul edilemez. Somali halkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sonuna kadar destekliyor.”

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko:

“Demokrasinin temel prensiplerine saygı gösterilmelidir. Ukrayna demokratik olarak seçilen Türkiye’nin Cumhurbaşkanını ve hükümetini destekliyor.”

Fas Dışişleri Bakanlığı:

“Fas, kardeş ve Müslüman ülke Türkiye ile her zaman dayanışma içerisinde olacaktır.”

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Sani:

“Anayasal meşruiyetin korunması, hukukun uygulanması, güvenlik ve istikrarın muhafazası için alınacak her türlü önlemde Türkiye’nin yanındayız.”

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegovic:

“Ordunun görevi devletini korumaktır, başka bir şey değil. Ordunun kontrolü eline alma hakkı yoktur.”

Tunus Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi:

“Nahda Hareketi Türkiye’de ordudan bir kanadın Türk halkının iradesi ve demokratik anayasal kurumların ihlaline yönelik isyan hareketini reddedip kınamaktadır.”

Pakistan Başbakanı Navaz Şerif:

“Pakistan, Türkiye halkı ve hükümeti ile dayanışma içerisindedir. Türkiye’deki halkın iradesi ile oluşan demokratik sistemi ve demokratik yollarla seçilmiş liderliğini destekliyoruz. Pakistan, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yıkma girişimini kınamaktadır. Pakistan halkı ve hükümeti, Türkiye’de huzurun en kısa zamanda tesis edileceğini ümit etmektedir.”

HAMAS:

“HAMAS, yüce Türk halkını, onun seçimle iş başına gelmiş yönetimini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, siyasi partilerini, güvenlik güçlerini ve ordusunu kazandıkları zaferden ötürü kutlamaktadır.”

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı:

“Türkiye’de yaşanan olaylar bizi ciddi şekilde tedirgin etti ve sarstı. Kardeş Türk halkı ve devletinin yanında olduğumuzu beyan ediyor, durumun yakın zamanda sabitleşeceğine ve normalleşeceğine emin olduğumuzu belirtiyoruz.”

Avusturya Başbakanı Christian Kern:

“Hukuk devletinde güç kullanılması çözüm değil. Türkiye, gecikme olmadan diyalog ve hukukun üstünlüğüne geri dönmeli.”

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault:

“Fransa olarak Türkiye’de çok hızlı bir şekilde sükunetin tekrar sağlanmasını diliyor, ülkenin bu demokrasi sınavından başarıyla çıkmasını umut ediyoruz.”

 

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev:

“Demokratik yollarla seçilen ülke liderinin başında olduğu Türk halkının tüm zorlukların üstesinden geleceğinden ve demokrasiye sahip çıkarak istikrarlı gelişimini sürdüreceğinden şüphemiz yok.


serdar.karaagoz@dailysabah.com

DİĞER YAZILARI