OKUNAN

BM Nasıl Adil Bir Yapıya Dönüştürülebilir?

BM Nasıl Adil Bir Yapıya Dönüştürülebilir?

The following two tabs change content below.
Muhittin Ataman

Muhittin Ataman

mataman@setav.org

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, savaştan galip gelen devletler tarafından uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması amacıyla kurulmuş bir örgüt olan Birleşmiş Milletler’in (BM) kendisinden beklenen asıl işlevi yerine getirdiği söylenemez. İhtisas kuruluşları üzerinden teknik ve ekonomik pek çok konuda başarılı olan BM, geçmişte olduğu gibi bugün de asıl işlevi olan güvenlik ve barışın sağlanması konusunda oldukça kötü bir performans sergilemektedir. Soğuk Savaş dönemi boyunca iki kutup arasındaki çekişmeye sahne olan BM, Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra birkaç büyük devletin küresel siyasetlerinin araçlarından birine dönüştü. BM’nin Adaletsiz Yapısı BM’nin ilgili kurumu (Güvenlik Konseyi-BMGK) Soğuk Savaş boyunca ABD ile Sovyetler Birliği’nin diğer devletlere yönelik saldırgan siyasetlerini engelleyemezken, daha çok bu devletlerin manipülasyon aracı olarak kullanılmıştır. Örneğin ABD’nin Vietnam Savaşı’nda üç milyon insanı öldürmesi ve pek çok savaş suçunu işlemesi BM tarafından görmezden gelinmiştir. Benzer şekilde sudan sebeplerle ABD’nin Grenada ve Panama gibi ülkeleri işgal etmesine ses çıkarılmamıştır. Sovyetlerin Macaristan, Çekoslovakya ve Afganistan işgalleri de BM tarafından sadece seyredilmiştir. En tuhaf olanı, İsrail’in 1948 yılından bu yana Filistinlilere yönelik kesintisiz bir şekilde izlediği saldırgan yayılmacı siyaset karşısında BM’nin sessiz kalmasıdır. Ayrıca İsrail tarafından işlenen insan hakları ve uluslararası hukuk ihlalleri de alınan kararlara rağmen engellenmemektedir. Kısacası sadece küresel güçlerin onayladığı durumlarda istedikleri ölçüde BM’nin etkili olması söz konusu olmuştur.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ise nezaretinde Bosna ve Ruanda’da soykırımlar gerçekleştirildiği halde sesini çıkar(a)mayan BM, daha çok BM Güvenlik Konseyi’ndeki beş daimi üyenin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) inisiyatifinde bağlayıcı kararlar almaktadır. Başka bir ifadeyle BM, dünya nüfusunun çoğunluğunun beklentilerini karşılamamaktadır. Örgüt, veto yetkisini elinde bulunduran ülkelerin şantaj ve manipülasyon aracı haline getirilmiştir. Bundan dolayı da Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinin BM’ye güvenleri kalmamıştır. Bunun için de BM kurumlarının yapısının değişmesini talep etmektedirler. Bu değişim taleplerinden biri de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç yıldır hem BM platformlarında hem de başka uluslararası platformlarda ısrarla BM’nin en kısa sürede reforme edilmesi gerektiğini dile getirmektedir. Özellikle Batı-dışı dünya tarafından da destek gören, “Dünya 5’ten büyüktür” kampanyası oldukça ses getirmiştir. Beş daimi üyenin dördü, dünya nüfusunun sadece dörtte birini oluşturan Batılı ülkelerdir.

BM’yi Adil Bir Yapıya Kavuşturmak İçin Öneriler

BM’nin gerçek manada küresel bir platform olabilmesi için öncelikle yapısının değiştirilmesi gerekir. Bu hususta birkaç temel değişiklik yapılmalıdır. Her şeyden önce BM’nin temsil sorunu giderilmelidir. Bunun için de Güvenlik Konseyi’nin demokratik ve adil olmayan yapısı değiştirilmelidir. 50 üyenin olduğu bir zamanda Konseyin üye sayısı 15 iken, üye sayısı yaklaşık dört kat arttığı halde Konsey üyeliği aynı kaldı. Hem geçici hem de daimi üyelerin sayısı artırılarak dünya nüfusunun dörtte üçünü oluşturan Batı- dışı dünyanın (Asya, Afrika, Latin Amerika ve İslam dünyasının) temsil edilmesi sağlanmalıdır. Bu bağlamda Hindistan, Japonya, Almanya, Brezilya, Nijerya ve Türkiye gibi her biri belirli bir havzayı temsil eden ülkelerin daimi üyeliği tartışılmaktadır. Veya tam aksine daimi üyelik ve veto yetkisi tamamen kaldırılmalıdır. Veto mekanizmasının kaldırılması ile Konsey daha kolay karar alabilecek ve dolayısıyla daha işlevsel hale gelecektir.

İkinci olarak Konseyin yetkileri kısıtlanmalı, Genel Kurul’un yetkileri ise artırılmalıdır. Konseyin (dolayısıyla küresel güçlerin) güç tekeli kırılmalı, kararlarına karşı yargı yolu açılmalıdır. Konsey, Soğuk Savaş sonrası dönemde insani müdahale ve insani güvenlik gibi kavramlarla yetkisini genişletici bir tavır takınmış ve küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda zayıf ülkelerin iç işlerine de karışmaya başlamıştır. Aksine, Konseyin yetkileri kısıtlanmalı ve her üye ülkenin üyesi olduğu Genel Kurul’un yetkileri artırılarak bağlayıcı karar alması sağlanmalıdır. Konseyin özellikle yaptırım veya askeri müdahale kararlarına Genel Kurul’un onay şartı getirilmelidir. Üçüncüsü BM’nin kurulduğu dünya sistemindeki durum temelden değişmiştir. Üye devlet sayısı 50’den yaklaşık 200’e çıkmış, üye devletlerin nitelikleri ve kapasiteleri değişmiş, ideolojik veya siyasal dost-düşman devletler farklılaşmış, devlet-dışı siyasi ve ekonomik aktörlerin küresel ve bölgesel etkileri çok artmıştır. Özellikle devlet-dışı aktörlerin en güçlü devletleri bile tehdit edebilecek kapasiteye kavuşmuş olmaları küresel sistemin dinamiklerini de değiştirmiştir. Asker ile sivilin, cephe ile cephe gerisinin, savaş ile siyasetin ve savaş ile barışın birbirine karıştığı dördüncü nesil savaşların dünyanın her tarafında yaşanması üzerine örgüt içinde bir yeniden yapılanma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Mevcut birimlerin yeni şartlara göre yeniden yapılandırılması, ihtiyaca göre yeni birimlerin oluşturulması gerekir.

Son olarak BM’nin küresel güçlerin siyasi projelerinden kurtarılarak insanlığın ortak menfaati ve küresel sorunların çözümünün sağlanması için harekete geçirilmesi gerekmektedir. Az gelişmiş ülkelerin dünya sisteminden daha hakça bir pay almalarını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Bunun için de Genel Kurul ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in kalkınma ve insan hakları konularında bağlayıcı karar almalarının sağlanması lazımdır. Böylece BM kurumları küresel devletlerin emperyal siyasetinin aracı olmaktan çıkarılmalıdır.


DİĞER YAZILARI