Devlet Şuuru Nedir?

The following two tabs change content below.
Mehmet Niyazi Özdemir

Mehmet Niyazi Özdemir

Mehmet Niyazi Özdemir

Latest posts by Mehmet Niyazi Özdemir (see all)

Devlet kurmak, millet olmanın tabii bir gerçeği değildir. Hiç devlet kurmamış ve bu ihtiyacı duymamış milletler vardır. Devlet kurmuş milletlerin pek çoğunun da tarihi gelişmelerinin ancak bir bölümü kendi devletlerinde geçmiştir. Ama tarihin karanlık devirlerinden beri farklı coğrafyalarda Türk milletinin devleti devam edip gelmektedir. Nesilden nesile sürdürülen bu devlet hayatı Türk milletinin her ferdinin şuurunda kök salmıştır. Tarih boyunca Türk devletlerinden biri yıkılırken enkazının üzerine bir yenisinin kurulması hep bu şuurun eseridir. Türk milleti bekasını devletiyle bir görmüş, “Allah devlete ve millete zeval vermesin!” cümlesini duasına katmıştır.

Asya, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa’ya yayılan Türk devletleri geniş coğrafyaların etkisi altında kaldılar. Bozkır devletleriyle verimli ovalarda kurulan Türk devletleri yapı itibarıyla aynı değildiler. İki bin yılı aşan zamanda varlıklarını sürdürdüklerinden devrin ihtiyaçlarına göre şekil aldılar. Fakat bütün bu coğrafi ve tarihi değişikliklere rağmen irili ufaklı Türk devletlerine aynı özellikler ve aynı telakkiler hakim olmuştur. Türk milleti tarih teknesinde olaylarla yoğrulmuş devlet felsefesine sahip olmasaydı, değişik çağ ve coğrafyalarda kurduğu devletlere damgasını vuramazdı.

Devlet nasıl olmalı?

Devlet felsefesi iktidarın menşeini, devletin doğuşunu, anlam ve amacını, ona hakim olan ilkeleri, milletle devletin derin ilişkisini ve tarihi perspektifi ihmal etmeyerek inceler. Konusu devlet olduğundan kamu hukukunun bütün dallarıyla iç içedir. Sosyoloji ve milli ekonomiyle de yakından ilgilidir. Çünkü devlete şekil ve anlam veren, o devletin sahibi olan milletin eseri ve istekleri de dinine, kültürüne, tarihi gelişimine, bulunduğu coğrafyaya, ekonomik imkanlarına ve benzeri faktörlere bağlıdır.

Bu çerçevede devletin üzerinde yükseldiği temel ilkeleri biraz açıklar mısınız?

Bizim anladığımız devletin temel ilkeleri şu esaslara oturmalıdır: Kuvvetin kanunda toplanması, adalet, danışma (müşavere), liyakat ve sosyal dayanışma. Yöneticilerin de inandıkları kaynaklar en bağlayıcı unsurlardır. Hukuk normlarının vicdanlarda yer etmesiyle kuvvet kanunda toplanmaya başlar. Arapçada hüküm kelimesinin hem “hükmetmek” hem de “anlaşmazlıkları halletmek” anlamına geldiğine işaret edilerek İslam devletinin esası adaleti sağlamakla izah edilmektedir.

Devlet hayatında, İslamiyet’in üzerinde önemle durduğu hususlardan biri de danışmadır. “Ki onların işleri daima aralarında müşavere iledir.” (Şura, 42/38). Ayette de belirtildiği üzere Hz. Peygamber (s.a.v.) Kur’an’da açık hükümleri bulunmayan hususlarda daima istişare ederdi. Devlete, kanun ve kurumlarına ruh veren, onu insanın hizmetine sunan seviyeli ve hizmet ehli insandır. Doğarken hiç kimsenin alnına sosyal bir şeref ve rüçhan hakkı vurulmamıştır.

İnsanı evrenin odak noktası kabul eden İslamiyet, “Hayır ve takvada yardımlaşın” (Maide, 5/2) ayetiyle onu çaresizlikle başbaşa bırakmamıştır. Kur’an’da yirmi ayrı yerde namazdan sonra zekatın zikredilmiş olması bu konuya verilen önemi göstermektedir.


DİĞER YAZILARI