OKUNAN

“FETÖ Okulları Türk Okulu Değildir”...

“FETÖ Okulları Türk Okulu Değildir”

The following two tabs change content below.
Birol Akgün

Birol Akgün

Türkiye Maarif Vakfı, Haziran 2016’da yurt dışında okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim faaliyetleri yürütmek amacıyla kuruldu. Türk kültür ve değerlerini kendi insanımızla tüm dünyada doğru biçimde temsil etmek ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında sağlıklı iletişim köprüleri kurmak da vakfın vizyonu içinde bulunuyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ise vakfın, Fetullahçı Terör Örgütü’nün uluslararası eğitim arenasında Türkiye açısından oluşturduğu riskleri bertaraf etme ve yol açtığı sıkıntılara çözüm sunma misyonu daha da öne çıktı. Bu bağlamda Türkiye Maarif Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün sorularımızı yanıtladı.

Söyleşi: Zeynep Arkan

Öncelikle Türkiye Maarif Vakfı’nın kuruluşundan bahseder misiniz?

Haziran 2016’da yani 15 Temmuz darbe girişiminden bir ay önce kurulduk. Ama sanki 15 Temmuz sonrasında kurulmuşuz gibi bir algı var. Aslında burada 17-25 Aralık 2013 sonrasında başlayan uzun bir hazırlık aşamasının olduğunu söylemek lazım. Dolayısıyla Maarif Vakfı’nın sadece FETÖ ile mücadele için kurulduğunu söylemek yanlış ve eksiktir. FETÖ ile mücadeleyle elbette bir alakası var ancak devlet destekli güvenilir bir kurum eliyle yurt dışında eğitim faaliyetlerine girişilmesi belki de çok daha önce yapılması gereken bir faaliyetti. Zira bir ülkenin kendi içerisindeki eğitimin yönetimi nasıl önemliyse, milli hassasiyetler, milli kimlik ve güvenlik açısından ülke adına yurt dışına okul açılması da o kadar stratejik bir konudur ve bir şekilde mutlaka devletin denetim ve gözetimi içerisinde olmalıdır. O zamanki adıyla Paralel Devlet Yapısı, daha sonraki adıyla FETÖ’nün yurt içi ve dışında yaygın bir eğitim ağı vardı. Bu eğitim ağlarının da eleman devşirmekten kendi amaçları doğrultusunda yurt içi ve dışındaki faaliyetleri organize etmeye kadar uzanan insani ve finansal bir altyapısı bulunuyordu. FETÖ uzun yıllar milletin iyi niyetini de kullanarak, sanki Türkiye ve devlet adına yurt dışında eğitim hizmetleri veriyormuş gibi bir algı oluşturdu ve bunu siyasilere dayattı. Yurt içi ve dışında propaganda yöntemleriyle yanlış bir illüzyon oluşturdu. Bu okullar dışarıda sanki Türkiye Cumhuriyeti devletinin okullarıymış gibi sunuldu. Bu doğru değildi zira özel sektör bile olsa Türkiye gibi bir ülkenin yurt dışı tanıtımı, özellikle eğitim alanında sadece dar bir gruba bırakılamazdı.

Yazının devamı Kriter’in Eylül Sayısında…


DİĞER YAZILARI