MHP Yol Ayrımında

The following two tabs change content below.
Yusuf Özkır

Yusuf Özkır

yusufozkir@gmail.com

Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra başlayan parti içi “liderlik” tartışması, her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Gerek muhaliflerin hamleleri gerekse genel merkezin karşı hamleleri ile MHP’nin enerjisi mahkeme kapısında tüketiliyor dersek abartı sayılmaz. İki tarafın da yargı mekanizmasını kullanarak soruna çare araması kamuoyunu da epey yormuş durumda. Buna rağmen partiden gelen işaretler, sürecin benzer koşullar içinde bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Muhaliflerin hedefinde Devlet Bahçeli’yi genel başkanlık koltuğundan indirmek var. Bu amaçla Sinan Oğan, Ümit Özdağ, Koray Aydın, Meral Akşener ve Sait Gönen gibi isimler parti başkanlığı için adaylığını açıkladı. Aralarında Özcan Yeniçeri, Oktay Vural, Yusuf Halaçoğlu ve Durmuş Yılmaz gibi MHP içinde öne çıkan isimler de muhalif oluşuma destek vererek Bahçeli karşıtı kamuoyunun oluşmasına katkı sundular. Beş muhalif aday birbirleriyle de yarışıyor olmasına karşın önceliklerini Bahçeli karşıtlığı olarak belirlemiş durumda. Birçok konuda ortak hareket eden muhalif adaylar karşısında Devlet Bahçeli’nin en büyük avantajı ise kuşkusuz rakiplerinin tek vücut değil parçalanmış olması. Üstelik bu parçalanmışlık görüntüsü giderek büyüyor.

Muhalifler ve MHP Genel Merkezi arasındaki tartışmanın kamuoyundaki en belirgin yansıması, başlangıçta kurultayın yapılıp yapılmayacağı konusuydu. Mahkemenin “yapılması” yönündeki kararından sonra, tartışma bu kez de kurultayın ne zaman yapılacağı sorusu etrafında şekillendi. Kamuoyuna yansıyan iki tarih vardı. Devlet Bahçeli, kurultayın 10 Temmuz’da yapılacağı (bir kez de) muhalifler tarafından ilan edildi. Ayrıca Bahçeli’nin muhtemel ihraç mekanizmasını engellemek için “tedbirli ihraç talebi” yasaklandı. Milletvekili olmayanların genel başkan adayı olabilmesinin önündeki engeller kaldırıldı. Böylece esasında Meral Akşener’in önü de açılmış oldu.

Ancak Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Yargıtay, parti içi muhalefetin 19 Haziran’da düzenledikleri kurultaydaki tüzük değişikliklerini tescillemedi. Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu da kongreyi teyit etmedi ve 10 Temmuz’da yapılması düşünülen MHP Kongresinin yapılamayacağını açıkladı. Muhaliflerin Yüksek Seçim Kuruluna yaptığı itirazın YSK tarafından reddedilmesiyle MHP’deki Kongre tartışmasına ara verilmiş oldu. Ara diyorum çünkü yaşananlara bakılırsa tüm bu tartışmaların devam edeceği ve yeni yargı süreçlerinin yaşanabileceği öngörülebilir. Adaylar arasından Meral Akşener isminin altını çizmek gerekiyor. Akşener, diğer dört adayla birlikte hareket ediyor gibi görünmekle birlikte bir yandan da kendi yapısını muhalif oluşumun merkezine yerleştiriyor. Tüzük kurultayından önce muhalif adayların yaptığı toplantıya katılmaması, divan başkanlığı için kendi adayının seçilmesini dayatması ve seçilen divan başkanının öncülüğünde tüzükte hesapta olmayan değişiklikler yapmasıyla kurultay sonunda Akşener adı diğer adaylara göre daha fazla tartışılmaya başlandı. MHP Ağır Hasarlı Bahçeli’nin “yok hükmünde” sayarak katılmadığı 19 Haziran kurultayı MHP’nin siyasi tarihi ve kültürel iklimi içinde değerlendirildiğinde 1997’den bu yana iç bütünleşmesi açısından stabil konumda olan partinin dengelerini sarsmış görünüyor. Bundan sonra Bahçeli’nin ve muhaliflerin atacağı adımlar MHP’nin kaderini belirleyecek.

Her halükarda MHP’yi bekleyen tabloyu “ağır hasarlı” olarak tanımlamak mümkündür. Çünkü kurultayda yarışı kaybeden beş aday ve onların temsil ettiği parti içi kesimler ile onlara destek veren delegelerin MHP’den kopma ihtimali yüksektir. Bahçeli karşısında oluşan muhaliflere yeni bir küskünler dalgasının eklenmesi yakın gelecekte MHP’nin oy potansiyelini de etkileyecektir. Dolayısıyla iç tartışmalarından dolayı zayıflamış bir MHP ile yola devam etmek zorunda kalabilir Bahçeli. Bu durumun Bahçeli açısından avantajlı tarafı ise -yine onun yaklaşımından hareketle söylersek- MHP’nin “çürük elmalardan temizlenmesi” olarak değerlendirilebilir.

MHP’ye Darbe Mi Yapılıyor?

Bu çekişmeli tabloya göre madalyonun diğer yüzünde muhalif adaylardan birinin önümüzdeki süreçte genel başkan olma ihtimali yer alıyor. Toplamda beş aday olmasına karşın kamuoyunda oluşturulan algıya göre bu isimler içinden sadece Meral Akşener’e işaret ediliyor. Özellikle Paralel Yapı’ya yakın gazetelerde Akşener ismi ön plana çıkartılıyor ve ilginç bir şekilde daha önce HDP’ye oy vereceğini açıklayan bazı yazarlar Akşener’i desteklediklerini ve seçilmesi halinde ona oy vereceklerini söyleyebiliyor. Bu değerlendirmelere MHP’nin dönüşmesi gerektiğine dair yorumlar da eklenince Akşener özelinde planlı bir kampanyanın yürütüldüğüne dair güçlü bir göstergeden bahsedilebilir. Bahçeli’nin sık sık “okyanus ötesi, Pensilvanya ve Paralel Yapı” kavramlarını kullanarak MHP’ye darbe yapıldığını ve ülkücülerin MHP’den dışarı atılmaya çalışıldığını belirtmesi de bu durumla ilgili. Ayrıca Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran seçiminden sonra HDP ve CHP ile koalisyon hükümeti kurmamış olması, AK Parti karşıtlarının ”yüzde 60’lık blok” yaklaşımının safsata olduğunu ifade ederek bazı güç odaklarının hesabını bozması da MHP’ye yapılmak istenen operasyonun esas sebebi olarak okunabilir.

Dolayısıyla muhtemel bir Kurultayda Akşener’in genel başkan olması durumunda MHP’yi bekleyen tablo pek de iç açıcı olmayacak. Burada iki sonuçtan bahsetmek mümkündür. Birincisi önümüzdeki süreçte Akşener’in seçilme ihtimali gerçekleşirse MHP ikiye bölünebilir. Akşener’in temsil ettiği siyasi geleneği MHP ile bağdaştıramayan ve milliyetçiliği temsil ettiğini düşünen MHP’liler yeni bir parti kurabilir. “TBMM’deki beşinci parti” iddiası da böylece MHP’den çıkmış olur. İkinci seçeneğe göreyse MHP kendisinin dışında başka bir şeye dönüştürülerek partinin kimliği yeniden dizayn edilebilir. Böylece MHP, siyasi ideolojisi milliyetçilikten kopartılarak daha merkez sağ bir parti görünümüne büründürülecek ve milliyetçilik bağlamında savunduğu belirli hassasiyetlerinden arındırılacaktır. Her iki durumda da MHP’yi bekleyen yeni bir yol ayrımı çıkıyor karşımıza. Kuşkusuz 3 Kasım 2002 seçiminden sonra girdiği bütün seçimleri kaybeden ve 17-25 Aralık 2013’teki darbe girişiminden 1 Kasım 2015 seçimine kadar Paralel Yapı’nın iddialarını dayanak alarak söylem üreten Bahçeli’nin koltuğunun sallanması ve tabanın değişim istemesi anormal bir durum değildir. Bu tabloda anormal olan MHP’nin kodlarıyla oynanarak dönüştürülmesi ve MHP’ye başka bir gömlek giydirilmek istenmesidir. Bu hedefe ulaşıldığı takdirde, Türkçülük merkezli MHP çizgisi, merkez sağ siyasete rota kırmış olacak veya bölünerek yoluna devam edecek.


yusufozkir@gmail.com

DİĞER YAZILARI