Siyasi Akıl Krize Gidişi Durdurdu

The following two tabs change content below.
Fadime Özkan

Fadime Özkan

fadimeozkan@gmail.com
Fadime Özkan

Latest posts by Fadime Özkan (see all)

Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti Genel Başkanlığı ve dolayısıyla Başbakanlık görevinden geri çekilmesiyle neticelenen sürecin birden fazla katmanı var elbette ama bence öncelikli olan bu sonucu doğuran durum.

O durum benim kanaatime göre, genel başkanın teşkilat üzerindeki kimi yetkilerini yönetime devreden 29 Nisan 2016 tarihli Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısıyla başlamadı. Davutoğlu’nun genel başkan seçildiği 27 Ağustos 2014 tarihli olağanüstü kongreyle de başlamadı. Bence süreç, 21 Ekim 2007’de yapılan ve “Cumhurbaşkanını halk seçsinmiş” sorusuna, halkın yüzde 69 oranında “evet” demesiyle başladı.

Referandum sonucunun Anayasa’ya işlenmesiyle birlikte Türkiye, se- çilmiş ve yetkilendirilmiş iki siyasetçinin ister istemez iki başlılık üreteceği yeni bir döneme “hukuken” girmiş oldu. Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı seçilmiş olması, o hukuki-siyasi “araf”ı fiilen aktif hale getirdi sadece. İktidarın giderek daha meşru bir zemine oturduğu ama iki başlılık nedeniyle derinleşemediği, adı konulamayan durum böylece gelişti.

2007’de halkın fikrini sormayı zaruri kılan ve ancak halkın doğrudan müdahalesiyle çözüme kavuşturulan “şey” nasıl bir sistem krizi idiyse, behemehal yaşananlar da özü itibarıyla öyle.

İhtilafların ortaya çıkmasında, derinleşmesinde, çözüme kavuşturulamamasında elbette ki mevcut durumun nazikliğini, gerçekliğini ve önceliklerini unutan, ihmal eden ya da zamana yayarak farklı bir güç temerküzüne giden tarafın kusuru vardır. Bu durum sürdürülebilir olmadığı için bitirildi ama istenmeyen bir faturası da oldu ne yazık ki.

Görmek gerekir ki Genel Başkan ile AK Parti yönetimi, Başbakan ile Cumhur- başkanı arasında baş gösteren ve giderek artan ihtilaflar Türkiye’yi türbülansa sokacak, ülkeyi içeride ve dışarıda karşı karşıya olduğu risklere karşı zayıf düşürecek bir siyasi krize evrilmeden, doğru zamanlamayla ve doğru yöntemlerle çözen siyasi akıl Türkiye’nin en büyük avantajıdır.

Bu noktada krizi demokratik usullerle önleyen 50 kişilik AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu’nu, partisinin kendisine yönelik tasarrufunu olgunlukla karşılayan Ahmet Davutoğlu’nu ve emanet devir teslim sürecinin uhuletle ve suhuletle yürütülmesine refakat eden Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmek gerekir.

Lakin ülkenin selametinden sorumlu siyasetçilerin kriz yönetmedeki becerileri, sorunların kaynağını görmemizi engellememeli. Yaşanan süreç elbette ki ortak bir tecrübedir, önemlidir. En azından yeni genel başkan-başbakan neyin nasıl olmaması gerektiğini daha iyi biliyor artık.

Ama yeni bir ihtilaf doğmadan mevcut iki başlılığa bir an önce son vermek gerek.

 


DİĞER YAZILARI