Türkiye Enerji Merkezi Olabilir Mi?

The following two tabs change content below.
Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

ekaragol@setav.org

 

Türkiye, coğrafi konumu sebebiyle petrol ve doğalgaz kaynaklarının büyük bir bölümünün yer aldığı Ortadoğu, Hazar ve Akdeniz coğrafyasında merkezi bir yere sahiptir. Son yıllarda giderek artan bir şekilde sadece enerji üreten ülkelerin değil enerji arz ve talep eden ülkeler arasındaki bağlantıyı kuran ve güvenliğini sağlayan ülkelerin de stratejik öneminin artması Türkiye’yi enerji piyasasında “aktör” pozisyonuna çıkartmıştır. Türkiye, geçmişte siyasi ve ekonomik istikrarsızlık sebebiyle uzun bir dönem boyunca coğrafi konumunun sağladığı avantajı değerlendirememiştir. Son dönemde enerji transferinin güvenli bir şekilde gerçekleşmesi için gereken siyasi ve ekonomik istikrara da sahip olmasıyla Türkiye hem bölgesel enerji denklemindeki ağırlığını hissettirmekte hem de enerji merkezi olma hedefine doğru ilerlemektedir. Diğer taraftan Rusya’ya alternatif olarak ön plana çıkan Hazar, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz bölgelerinden geçebilecek en düşük maliyetli güzergah seçeneğinin Türkiye olması da küresel enerji piyasalarında Türkiye’nin konumunu güçlendirmektedir. Ayrıca doğalgazda yüksek oranda bağımlı oldukları Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı kriz sonrasında Avrupa ülkelerinin enerjide alternatif geliştirme çabaları, Türkiye seçeneğinin önemini daha da artırmıştır.

TANAP’ın Önemi

Enerji arz ve talep eden ülkeler arasında oluşan karşılıklı bağımlılık durumu, enerji alanında işbirliği yapma ihtiyacını zorunlu hale getirmiştir. Bu amaçla Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin sağlanmasında önemli bir işlev görecek olan ve Türkiye’nin geliştirdiği Güney Gaz Koridoru’nun temelini oluşturan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Türkiye’nin küresel enerji denkleminde konumunu güçlendiren projelerin başında gelmektedir. Azerbaycan’ın ŞahdenizII sahasından çıkarılacak doğalgazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan TANAP, hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin sağlanmasında kilit bir rol oynayacaktır. 2015 yılında inşasına başlanan ve 2018 yılında tamamlanması beklenen proje, başlangıçta 6 milyar metreküpü Türkiye’ye, 10 milyar metreküpü de Avrupa’ya olmak üzere toplamda 16 milyar metreküplük bir doğalgaz transferine imkan tanıyacaktır. 2023’te 23 milyar metreküp, 2026’da ise 31 milyar metreküp doğalgaz transferini sağlaması beklenen projenin Avrupa’nın Rusya’dan aldığı doğalgaza ciddi bir alternatif oluşturması, enerji alanında Türkiye’yi Avrupa’nın enerji arz güvenliğini sağlayan ülke konumuna taşıyacaktır. Dolayısıyla TANAP, Avrupa ülkelerinin enerji arz güvenliğini sağlayacak alternatif olmasının yanı sıra, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri gibi Rusya’ya olan doğalgaz bağımlılığını azaltma konusunda da önemli bir projedir. Rusya ile enerji ilişkisinde sorun yaşanma ihtimali durumunda TANAP, Türkiye’nin Rusya’ya yüksek oranda bağımlılığını azaltacaktır. Diğer yandan TANAP, enerji kaynağı açısından zengin olan Hazar Bölgesi’nden sağlanacak enerjinin uluslararası pazarlara taşınmasında etkin bir rol üstleneceğinden Türkiye’yi küresel enerji ağının merkezi haline getirecektir.

Enerji Arz Güvenliğinde Kilit Ülke: Türkiye

TANAP projesinin Türkiye’yi enerjide merkez ülke konumuna taşıma potansiyeli, bölgede enerji arz eden diğer ülkelerin de ilgisini Türkiye’ye çevirmesini sağlamıştır. Sahip oldukları enerji kaynaklarını Avrupa pazarına ihraç etmek isteyen enerji zengini ülkelerin Güney Gaz Koridoru kapsamında yer alan TANAP projesine katılma veya Türkiye ile benzeri projeler geliştirme isteği içerisinde oldukları görülmektedir. Bu bağlamda 17,5 trilyon metreküplük doğalgaz rezerviyle dünyanın en büyük dördüncü doğalgaz rezervine sahip Türkmenistan’ın TANAP’a eklemlenmesiyle hayata geçirilmesi düşünülen Trans Hazar Projesi, Güney Gaz Koridoru’nun etki alanının ve stratejik değerinin artmasına yol açacak projelerin başında gelmektedir. Türkmenistan’ın küresel enerji piyasalarına açılması hem Rusya’ya karşı alternatiflerin geliştirilmesine hem de doğalgaz ihraç eden ülkelerin doğalgaz arzını artırmasıyla fiyatlar açısından bir rekabetin oluşmasına da ciddi derecede katkı yapacaktır.

 

Türkmenistan’ın yanı sıra Batı ülkelerinin uzun yıllar uyguladığı ambargo baskısından kurtulan İran ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) de Güney Gaz Koridoru’na katılabilecek potansiyel ülkeler arasındadır. Ayrıca Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji kaynaklarının Avrupa pazarına transfer edilebileceği en uygun maliyetli güzergahın Türkiye olması, ülkemizi petrol ve doğalgaz boru hatlarının birleştiği rota haline getirecektir. Rusya ile yaşanan savaş uçağı hadisesi sonrası Türkiye’nin LNG ticaretinde Katar, Cezayir ve Nijerya gibi ülkelerle enerji işbirliğinde çeşitlilik sağlanmasına yönelik attığı adımlar, ülkemizin ulusal bazda enerji arz güvenliğini teminat altına alırken aynı zamanda bölgede oluşacak farklı enerji denklemlerinde gücünü artıracaktır. Son yıllarda enerji arz güvenliğini sağlayan ülke olma noktasında oluşturduğu pozitif algı Türkiye’nin LNG depolama kapasitesini artırmasını, doğalgaz fiyatının Enerji Borsası’nda belirlenmesini ve kurulacak yeni enerji ortaklıklarıyla enerji merkezi olma hedefine daha da yaklaşmasını beraberinde getirecektir. Bu şekilde Türkiye enerjide sadece transit ülke değil merkez ülke statüsü elde edecektir. Enerjinin günümüzde ülkeler arası ilişkilerde belirleyici bir unsur olduğu dikkate alındığında, Türkiye’nin enerji merkezi olması ülkemizin başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkelerle yürüteceği ekonomik ve siyasi ilişkilerde enerji kartını daha aktif kullanmasına olanak tanıyacaktır.


DİĞER YAZILARI