OKUNAN

Türkiye’nin Terörle Mücadele Karnesi

Türkiye’nin Terörle Mücadele Karnesi

The following two tabs change content below.
Necdet Özçelik

Necdet Özçelik

necdetozcelik40@gmail.com

Türkiye 2015 ve 2016’da çoklu ve farklılaşan terör tehdidiyle karşılaştı. PKK, DEAŞ ve DHKP/C bu dönemde Türkiye’nin güvenlik kapasitesini sınamanın da ötesine geçerek gerçekleştirdiği saldırılarla bölücü, aşırıcı ve yıkıcı hedeflerine erişebilmek için cesaretlendiler. Terör örgütlerine karşı operasyonel üstünlüğün sağlandığı dönemde ise FETÖ darbe girişimi adı geçen örgütlere kayıplarını telafi etme fırsatı sundu. Devletin terörle mücadeleden sorumlu kurumlarında darbe girişiminin getirdiği nitelikli insan kaynağı problemi, şehirlerde yenilgiye uğratılan PKK’nın kırsalda eylem inisiyatifi geliştirmesine neden oldu.

Bunun yanı sıra göç, güvenlik ve savunma konularında Ankara’nın yanında yer almayan Batı, Türkiye’yi teknik olanaklardan mahrum bırakarak terörle mücadelesini zora soktu.

Terör tehdidindeki çeşitlilik ve farklılaşma, güvenlik mimarisindeki yapısal problemler ve uluslararası ittifaklardaki güvensizlik Türkiye’yi terörle mücadelesini etkinleştirmeye zorlamıştır. 2017 terörle mücadelede dönüm noktası olmuştur. Nitelikli insan kaynağındaki eksiklik güvenilir insan kaynağıyla, teknik kaynak eksikliği de milli kaynaklarla telafi edilmiştir.

2017’de Terörle Mücadelede Ne Değişti?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 20 Ocak’ta Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisindeki konuşmasında terörle mücadelede taarruz dönemine geçildiğini belirtmişti. 2017’de terörle mücadele bu minvalde gelişti ve örgütlere karşı istihbarat ve operasyon üstünlüğü sağlandı.

2017’de yürütülen operasyonlarda bin 560’ı öldürülmek, 238’i yakalanmak ve 358’i teslim alınmak suretiyle 2 bin 156 PKK’lı etkisiz hale getirilmiş, 2 bin 328 iş birlikçi yakalanmıştır. Örgüt insan kaynağı bakımından operasyonlardan büyük ölçüde etkilenmiş ve eylem kabiliyetleri azalmıştır. Öte yandan ele geçirilen iş birlikçilerle de istihbarat, lojistik, ikmal ve finans kaynakları kesilen örgüt eylem kapasitesini yitirmiştir.

Fırat Kalkanı Harekatı (FKH) 2017’nin ilk iki üç ayında da devam etmiş, DEAŞ’ın Türkiye’ye karşı geliştirdiği hibrit tehdit karakterini bitirmiştir. FKH’nin 30 Mart 2017’de tamamlanmasının ardından DEAŞ’la mücadele istihbarat ve kolluk operasyonları kapsamında sürmüştür. Mülteci nüfusu içinde gizlenmeye çalışan yabancı terörist savaşçılar operasyonların temel hedefi haline gelmiştir. Yakalanan teröristler Suriye ve Irak’taki çatışma alanlarından kaçtıktan sonra ülkeye girişlerinde, ülke içinde veya ülkeden çıkarken ele geçirilmişlerdir. İstihbarat üstünlüğü eylem hazırlığındaki örgüt elemanlarının etkisiz hale getirilmesini sağlamıştır. 21 Mayıs’ta Ankara ve 27 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen önleyici kolluk harekatlarıyla DEAŞ’ın saldırıları engellenmiş, eylem hücreleri ve bağlantıları çökertilmiştir. Yürütülen operasyonlarda bin 338’i öldürülmek, bin 730’u yakalanmak suretiyle toplam 3 bin 68 DEAŞ’lı terörist ve iltisaklısı etkisiz hale getirilmiştir.

Suriye’deki iç savaş ve diğer örgütlerin Türkiye’de yaratmaya çalıştığı istikrarsızlık ortamından faydalanmak ve uluslararası bilinirliğini artırmak için DHKP/C de son yıllarda militanlarını harekete geçirdi. 2017 DHKP/C için de yıpratıcı geçti ve örgütün eylem kapasitesi bitme noktasına geldi. Çeşitli toplum kuruluşları içinde kendine yaşam alanı oluşturmaya çalışan DHKP/C’li teröristler istihbarat ve kolluk operasyonları ile önemli bir kapasite kaybına uğrayarak ülkeyi terk etmeye başladılar.

Yunanistan, Belçika ve Almanya gibi ülkelere kaçan teröristlerin bir kısmı kaçış yolunda bir kısmı da İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde etkisiz hale getirildi. DHKP/C’ye karşı yürütülen operasyonlarda 1’i öldürülmek, 129’u yakalanmak suretiyle toplam 130 terörist ve iltisaklısı etkisiz hale getirilmiştir.

Terör örgütleri 2017’de önceki iki yıla oranla saldırı kapasitelerinin altında eylem gerçekleştirmiştir. PKK’nın 2017’nin ilkbaharıyla başlayan geleneksel kırsal eylem trendi yoğun operasyonel baskıyla kırılmış ve Haziran’da saldırı sayısı giderek azalmıştır. DEAŞ ve DHKP/C’nin Türkiye’deki saldırıları yoğun kolluk operasyonlarıyla sıfıra yaklaşmıştır. Her iki örgütün saldırı potansiyeli bulunmakla birlikte zamanlı ve etkin müdahaleler eylem kapasitelerini bitirme noktasına getirmiştir. 6 Eylül’de Mersin’de yapılması planlanan DEAŞ eylemi de yerinde bir müdahaleyle önlenmiştir.

Göstergelerden de anlaşıldığı gibi terörle mücadele örgütlerin aktif silahlı kadrolarıyla, iş birlikçilerine karşı düzenlenen operasyonlar etrafında yoğunlaşmış görünmektedir. Örgütlerin stratejik, operatif ve taktik liderlerine yönelik yürütülen operasyonlar terörle mücadeleye katkı sağlamakla birlikte arka planlarının geliştirilmesine ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Bilindiği gibi Türkiye’de bir ilk olarak Eylül 2015’ten başlamak üzere terör suçlularının etkisiz hale getirilmesi için arananlar listesi hazırlanmış ve istihbarat sağlayanlar ödüllendirilmiştir. Liste örgütler arasında ayrım yapmaksızın, teröristleri örgüt teşkilatı içindeki pozisyonlarına göre beş kategoriye ayırmaktadır. Listede önem sıralarına göre kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri kategoride Kasım 2017 ayı itibarıyla 14 terör örgütü ve 791 terörist yer almaktadır. Bu teröristlerden 69’u etkisiz hale getirilmiştir. PKK, DEAŞ ve DHKP/C özeline indirgediğimizde aranan sayısı 690’a geriliyor. Etkisiz hale getirilen terörist sayısında bir değişiklik gözlenmiyor.

Türkiye’nin terörle mücadelesine söz konusu listeden bakıldığında örgütlerin stratejik ve operatif liderlerine nazaran taktik seviyedeki liderlere karşı daha etkili olduğu açıkça görülür. Stratejik ve operatif örgüt liderlerinin etkisiz hale getirilmesindeki en büyük problem bu şahısların yabancı ülke topraklarında himaye edilmeleridir.

Bu örgüt elemanlarına erişim ve angajman kapasitesinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Taktik seviyedeki liderlerin etkisiz hale getirilmesi operasyon üstünlüğünden kaynaklanmaktadır. Operasyonlar örgütlerin eylem alanları ve yakınındaki yaşam alanları, sızma-intikal alanları ve örgütün kaynak alanlarındaki derinlikte yürütülmektedir. Kategorik olarak saldırıları önleyici ve teröristlerin etkisiz hale getirilmesini hedefleyen operasyonların temel nitelikleri bulunur. Bu kapsamda operasyonlar şu şekilde sınıflandırılabilir:

Saldırıların Gerçekleşmesini Önleyici Operasyonlar

Dinamik Koruyucu Operasyonlar: Özel maksatlı faaliyetlerin ve tesislerin emniyetini sağlamak maksadıyla taktik derinlikte gerçekleştirilir. Kırsaldaki yol emniyet, konvoy güvenliği ve kentlerdeki yol kontrolleri bu tür operasyonlar kapsamındadır. Böylelikle tehdit esas faaliyet alanı dışında tutulmaktadır.

Caydırma Operasyonları: Örgüt unsurlarını eyleme geçmeden önce fayda-maliyet analizi yapmaya zorlayan ve niyetinden vazgeçiren operasyonlardır. Teröristlerin yalnızca aktif silahlı kadrolarının değil finansal, lojistik ve istihbarat unsurlarının faaliyetleri de hedeflenir. Bu operasyonlar müteakibindeki ağır hukuki yaptırımlarla tesis edilir.

Yerinde Mukabele Edici Operasyonlar: Bir eylemin gerçekleşmesi öncesinde, esnasında veya sonrasında örgüt unsurlarının herhangi birinin faaliyetinin tespiti ile birlikte başlayan ve reaksiyon niteliği taşıyan operasyonlardır.

Teröristlerin Etkisiz Haline Getirilmesine Dönük Operasyonlar

Karşılık Verici Operasyonlar: Genellikle terör örgütlerinin provokatif eylemleri sonrasında gerçekleştirilen reaksiyon tarzındaki güç kullanımıdır. Karşılık verici operasyonların terör örgütünün müteakip saldırılarını kendi açısından meşrulaştırmasına neden olacağı değerlendirildiğinden ölçülü olarak yapılması öngörülür ve çatışma süreçlerinin canlanmasına neden olur.

Önleyici Operasyonlar: Saldırı hazırlığında olduğu değerlendirilen terörist unsurlara karşı doğrudan düzenlenen operasyonlardır. Operasyon eylemi önlemeye yönelik olmakla birlikte azami ölçüde teröristin de etkisiz hale getirilmesini hedefler. Terörist unsurlar genellikle eylem alanlarının dışındayken sürpriz etkisi yaratmak suretiyle çeşitli askeri vasıtalarla hedeflenirler. Anlık hava akınları, karadan yapılan ateş destek vasıtaları veya özel operasyon birliklerince düzenlenen harekatlar bu kapsamdadır. Türkiye’nin özellikle PKK’ya karşı yürüttüğü terörle mücadelenin etkinliğini artırması bakımından oldukça önemlidir. Kırsaldaki teröristle mücadelenin yatay angajmandan dikey angajmana yönelmesi etkinliği artırmıştır. İnsansız hava araçları ve hava kuvvetleri unsurlarının terörle mücadeleye dahil edilmesi önleyici operasyonların etkinliğini artırmıştır.

Müdahaleci Operasyonlar: Terör unsurlarına kaynağında büyük ölçekli ve nizami askeri birlikler, özel operasyon birlikleri ve yerel paramiliter unsurlarla düzenlenen taarruz operasyonlarıdır. Uzun sürelidir ve müşterek operasyon konsepti gerektirir. Kuvvet yapısının oluşturulması, kuvvetler arasında koordinasyonun sağlanması ve müşterek hareket etme anlayışının gelişmesi için aşırı çaba ister. Terörün kaynağında bitirilmesi, yıpratılması veya terörün eylem alanlarının hedeflediği coğrafyadan uzaklaştırılması amacı taşır. Harekat bölgesinde alan kontrolü ve hakimiyeti gerektirir. Genellikle taarruz harekatını bir istikrar harekatı takip eder ve yerel idari sistem tesisi gerekir. Türkiye’nin DEAŞ’a karşı gerçekleştirdiği FKH müdahaleci terör operasyonudur.

Türkiye’nin terörle mücadelesi 2017’de etkili sonuçlar vermiş, çok sayıda terörist ve iş birlikçi etkisiz hale getirilmiştir. Güvenlik güçlerinin örgütlerin varlık alanlarının tamamında kapasite geliştirdiği, inisiyatif kurduğu ve eylem etkinliklerini azalttığı görülmüştür. Ne var ki uluslararası ittifakların yetersiz ve gönülsüz tavırlarının Türkiye’nin terörle mücadelesini engellediği ve örgütlerin lider kadrolarının müttefik (!) ülkelerde yaşadığı görülmektedir. Türkiye’nin PKK’ya karşı mücadelesi müdahaleci operasyonlarla sürmekte ve terörün bitmesi yönünde umut vermektedir. DEAŞ ve DHKP/C’ye dönük operasyonlar çeşitli kolluk faaliyetleriyle devam etmektedir. Terörün önlenmesi ve teröristlerin etkisiz hale getirilmesi güvenlik istikrarı için önemlidir. Ancak operasyonel mücadele yaygın kamu diplomasisiyle desteklenmeli ve terörle mücadelede yerel, bölgesel ve uluslararası dayanışma tatlı-sert yöntemlerle zorlanmalıdır. 2017’deki terörle mücadele örgütleri nitelik ve nicelik olarak bir değişim ve dönüşüm sürecine zorlamıştır. Terör tehdidinin değişim ve dönüşümünün 2018 ve sonrasında Türkiye’nin güvenliğine etkisi ayrıca analiz edilmelidir.


DİĞER YAZILARI