Kriter > Dış Politika |

Ayaklarınızın Terk Ettiği Yerlerde Ruhunuzla Yaşamak


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sırbistan ziyareti kapsamında ülkedeki Boşnakların yoğun olarak yaşadığı Novi Pazarı ziyaret etti. Sırbistan‘ın farklı şehirlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı görmek için gelen binlerce insan şehrin sokaklarını doldurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sırbistan ziyareti kapsamında ülkedeki Boşnakların yoğun olarak yaşadığı Novi Pazarı ziyaret etti. Sırbistan‘ın farklı şehirlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı görmek için gelen binlerce insan şehrin sokaklarını doldurdu. Sancak bölgesindeki bu ziyaretten yansıyan fotoğrafları Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Fatmanur Altun, Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Büyükaslan, Lacivert Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Meryem İlayda Atlas ve Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Can Ceylan değerlendirdi.

SANCAK’TA “BİZ VARIZ”

Fatmanur Altun-Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Fotoğrafı ilk gördüğünüzde düşündüğünüz şey Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin herhangi bir ilçesinde esnaf ziyareti gerçekleştirdiği ve bu esnada insanların gelip kendisiyle fotoğraf çektirdikleri oluyor. Oysa fotoğraf Sırbistan’da çekilmiş.

Bu fotoğrafın Sırbistan’da çekilmiş olması kafalardaki pek çok kategori ile çelişiyor. Zira ulus devlet sınırlarına hapsedilmiş coğrafi ve bir yüzyıla hapsedilmiş tarihsel havsalamızda bu görüntünün yerleşeceği bir kategori, bu görüntüyü anlamlı kılacak bir açıklama biçimi yok.

Kendisi ile düşünmeye çalıştığımız bu dar mekansal ve tarihsel hafıza bize Sırbistan’ın “öteki”ye ait topraklardan ibaret olduğunu fısıldıyor. Meclis kürsüsünden konuşan bir muhalefet lideri “öteki” ile kurulan ilişkiyi besmelesiz etten Müslüman katilleriyle iş tutmaya kadar götürüyor. Zira bir yüzyıllık tarihsel hafıza ve ulus devlet sınırları bunu dayatıyor ve böylesi bir anlayışın bu fotoğrafı yerleştirebileceği bir çerçeve bulunmuyor.

Oysa Sırbistan’da çekilen bu fotoğraf bize bambaşka bir şey söylüyor. “Öteki”nin topraklarında bize çok benzeyen insanların olduğunu, bizim gibi görünüp bizim gibi hissettiklerini hatta bizim sevdiklerimizi sevdiklerini söylüyor. Bu ezberleri bozan kare bizlere Sırbistan’da bir Sancak’ın olduğunu hatırlatıyor.

Bu fotoğrafı anlamlı bir çerçeveye yerleştirme arzusu tarih ve mekan havsalamızı genişletmeye zorluyor.

Bunu yaptığımızda birkaç yüzyıl önce bölgede bugün var olan devletlerin olmadığını, buna karşın Sancak’ın o gün de var olduğunu ve o günden bugüne Müslüman coğrafyanın bir parçası olduğunu hatırlıyoruz. Yüz binlerce Müslümanın yaşadığı bu coğrafyanın camileri, sokakları, insanlarıyla bırakın “öteki” olmayı düpedüz “biz”in bir parçası olduğunu, koparılamayacak bir tarihsel, kültürel ve dini bağımızın varlığını fark ediyoruz. Her gün su gibi tükettiğimiz kategoriler ve kalıp yargılarla nasıl hafızasızlaştığımıza ve aslında hep bildiğimiz bu gerçeğin zihnimizde bulanıklaşmasına nasıl müsaade ettiğimize hayret ediyoruz.

Tayyip Erdoğan’ı ortalarına alıp büyük bir sevgi ile fotoğraf çekilen bu genç insanların yüzlerine ve gözlerine baktığınızda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aslında Tayyip Erdoğan’dan fazlası olduğunu anlıyorsunuz. Bir fotoğraf karesine sığanların çokluğuyla şaşkına dönüyorsunuz.

VEFALI TÜRK YİNE GELDİ!

Ali Büyükaslan-Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sırbistan ile yapılan bir dizi görüşmenin ardından 11 Ekim’de Osmanlı’nın Avrupa’daki son sancağı olan Novi Pazar’ı ziyaret etti. Günümüzde Sırbistan topraklarında bulunan ve Müslüman Boşnakların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu Sancak bölgesindeki bu ziyaretten medyaya yansıyanlar, Sancaklıların Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duydukları özlemi gerçekleştirdikleri coşkulu karşılamayla gidermeye çalıştıklarını gösteriyordu.

Medyaya yansıyan fotoğraflarda meydanın girişine asılan bir pankart özellikle dikkat çekiciydi. Meydanda yer alan pankarttaki yazı fotoğrafta da görüleceği üzere bir bekleyişin, bir kavuşmanın ve özlemin ifadesiydi: “Buralar seni özledi Reis!”

Bir tarih bir fotoğraf karesine sığabilir. Bir hikaye bir görüntüyle anlaşılabilir. Bazı fotoğraflar vardır, tarih ve hikayeyi buluşturur. “Buralar seni özledi Reis!” bir tarihin, bir hikayenin fotoğrafıdır.

Biz bugün daha iyi anlıyoruz ki ayak bastıkları yerlerde ecdadın ruhu hala tazeliğini, diriliğini muhafaza ediyor. Ne zaman ki o ruh kayboluyor, kaybettirilmeye, yok edilmeye çalışılıyor işte o andan itibaren o ruhun yerini kavga ve karmaşa, zulüm ve haksızlık, baskı ve acımasızlık, savaş ve gözyaşı alıyor. Bu ruhun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Novi Pazar ziyaretiyle canlandığını gördük. Novi Pazarlılar için bu buluşmanın anlamı çok farklıydı. Unutmamanın ve unutulmamanın ötesinde bir anlam taşıyordu bu buluşma. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ecdadın bıraktığı bu ruhu, bu kokuyu, bu canlılığı diri tutmak adına yaptığı ziyaretler sadece bir sorumluluğun yerine getirilmesi değil söz konusu ruhun canlılık ve diriliğinin devamı için de olması gerekendir.

Bu fotoğraf karesiyle biz “Vefalı Türk yine geldi!” sözünün gerçekliğine şahit oluyoruz. Bıraktığına kavuşmak, özlem duyulan olmanın gereğini yapmaktır Sancak buluşması.

Bir buluşma onu anlamlı kılan ruh dünyasına ve o dünyanın yapı taşlarına olan bağlılıkla anlaşılabilir. Ecdadın dünden bugüne bıraktığı ruha sahip çıkmak, o ruhu oluşturan yapı taşlarını bugün anlamlı kılacak fiiller içerisinde olmakla mümkündür. Dün el ele olduklarınızla bugün hiç vakit kaybetmeden yeniden el ele tutuşmanın gerçekleşmesi olarak zihinlere nakşedilmiştir bu buluşma.

ORTAK TARİH, ORTAK DİN VE KÜLTÜRDEN GELEN BİRLİKTELİK

Meryem İlayda Atlas-Lacivert Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Türkiye pek çok Balkan ülkesi ile sınırı olmamasına rağmen “komşu ülke” ilişkisi yürütüyor. Sırbistan Balkan ülkeleri içinde en temkinli yaklaşılan ülke olmasına rağmen durum diğerlerinden pek de farklı değil. İmparatorlukların dağılması, uzun süren Yugoslavya tecrübesi ve ardından bölgeyi kasıp kavuran milliyetçilik dalgası Balkan halkları arasında derin bir şüphecilik ve uçurum oluşturdu. 1992-1995 Bosna Savaşı ve ardından 1999’da Kosova’da yaşananlar Türkiye-Sırbistan arasındaki ilişkileri de etkiledi. Son yapılan Sırbistan ziyaretinin temel ekseni serbest ticaret anlaşmalarını çeşitlendirmek ve artırmak olsa da ilişkiler elbette yalnızca ekonomi üzerinden yürümüyor. Belgrad’da savaş döneminde tahrip edilen pek çok Osmanlı eserinin önemli bir kısmı TİKA tarafından restore ediliyor.

Türkiye tarihsel mirası ve kültürel yakınlığı ile bölgedeki Müslümanlar için hala farklı bir anlam ifade ediyor. Belgrad’dan bir saatlik helikopter yolculuğu ile gidilen Sancak bölgesindeki Novi Pazar ziyaretimizin her karesi bu yakınlığı ve bitmeyen hasreti gözler önüne seriyordu. Novi Pazar orta Anadolu’daki küçük bir şehir gibi. Ortak tarih, din ve kültürden gelen birliktelik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılamak için toplanan binlerce kişinin sevgi gösterisi ile taçlanmıştı. Erdoğan için açılan pankartlar ve atılan sloganlar en kalbi duygularla ifade edilen bir sevginin gösterisiydi. Biz gazetecilerin bir kahve içmek için gittiği kafede dahi nazikçe gülümseyerek hesabı reddeden bir atmosfer vardı. Maalesef ki birbirimizin dilini hiç anlamıyorduk.

Türkiye’nin Latin Amerika’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Hindistan’a kadar iyi niyetle kuşatılmış yumuşak bir gücü var. Bu bir yatırım ve ekonomi ilişkisinin çok ötesinde. Yalnız Balkanlar’da değil dünyanın her yerinde Erdoğan’ın liderliğinde vücut bulmuş bir temsiliyet ve beklenti… Nitekim Küba’ya cami yapmak isteyen Kübalı Müslümanlar için de kendi ülkelerinden atılan Arakanlılar için de, küresel anlamda Müslümanların hiçbir söz söyleyemediği bir dünyada, Birleşmiş Milletler gibi birçok uluslararası arenada mazlumların sorunlarını bir bir sıralayan Erdoğan büyük bir umut.

Bu umut yüreklerde yeşertilmekte ve turist olarak gittiğinizde dahi sizi sarıp sarmalamaktadır. Bu sevgi Kudüs’te, Somali’de, Yeni Delhi’de, Balkanlar’da ve gittiği diğer yerlerde kaba çıkar ilişkisi olmayan Türkiye’nin yeni vizyonudur aynı zamanda. Üstelik çoğu zaman Hariciyenin yakalamakta zorlandığı, gerisinde kaldığı hatta anlayamadığı bir vizyondur. Üstteki fotoğraf Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gösterilen çıkarsız sevginin bir parçası olarak okunmalıdır. Belleklere sızan, hatıralarda devleşen bu sevgi gerçek bir sevgidir. Novi Pazar’da açılan “Hoşgeldin Reis, İnsanlığın Umudu” sloganının en gerçek halidir. Nitekim Erdoğan da bu yaşlı kadının elini öpmek için tüm konvoyu durdurmuş ve yine aynı ziyarette helikoptere bindiği civar ahalisinden birinin evinde kahve içmişti. Galiba başka bir söze gerek yok.

TÜRKİYE SADECE BİR DEVLETİN ADI DEĞİLDİR

Can Ceylan-Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi

Göstergebilim açısından bakarsak fotoğrafta bir kız çocuğu var. Gözleri yaşlı ama sevinçli bir yaş var gözünde. Yanında da bu sevincinin sebebi olan biri var. Yani orada ne bir devlet başkanı ne de bizim gözümüzdeki Recep Tayyip Erdoğan var. Aralarındaki sosyal statü veya sosyal rol açısından bakarsak o kız sarıldığı kişiye bir yardım, bir güvenlik ve bir koruma içgüdüsü ile sarılıyor. Öbür tarafta ise Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’deki imajından farklı olarak herhangi bir baba gibi kız çocuğunu kucaklamış ve yanak yanağa vermiş, kendi evladıymışçasına sarılmış.

Büyüklerin alkış yaptığı, tezahürat yaparak gösterdiği duygu kızda en saf, en temiz, en yapmacıksız haliyle gözyaşlarına dönüşüyor. Ben bu kızda aslında bizim on beş senedir yaşadıklarımızın bir anlık dışavurumunu görüyorum. Çünkü karşısında dik duran, güven veren, anne-babasının üzerinden güven duygusunu aldığı bir şey var. Dolayısıyla oldukça safiyane.

Burada Sırbistan açısından şunu söylebiliriz: Balkanlar Türkiye için çok önemli. Osmanlı’nın çıpasını limana bağladığı yer Balkanlar. Osmanlı Balkanlar’da devlet olmuştur. İstanbul’u alınca imparatorluk olmuştur, Mısır’ı alınca da bir dünya lideri. Biz şu anda Ortadoğu’da İran ile tekrar girdiğimiz tarihi bir barış sürecinde ve eski hinterlandımız olan Türkiye’nin uzantısı olan akrabalarımızın bulunduğu Misak-ı Milli sınırları içinde barış için çabalarken arkamızı Balkanlar’la güvence altına alıyoruz. Balkanlar Türkiye’nin defansıdır. Dolayısıyla bu defansın en romantik, en duygusal görseli de bir kız çocuğunun gözyaşları... Bu çok büyük bir mesaj.

Türkiye sadece bir devletin adı değildir. Türk bayrağı da sadece herhangi bir devletin bayrağı değildir. Türkiye, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a 780 bin kilometre karelik siyasi sınırları olan bir devletin adı değildir. Bir coğrafyanın, bir kültürün adıdır. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri de Edirne’den dışarı çıktığında Türkiye’den aslında dışarı çıkmaz, orada hala Türkiye devam eder. Bu bizim devlet anlayışımızın bir göstergesidir. Çünkü Türk devlet töresinde şimdiki milli, ulusal, ulus devlet yapısındaki gibi başkent sabit değildir. Başkent hakanın olduğu yerdir. Osmanlı’dan kalan bu mirası şu anda Türkiye yaşıyor.

 


Etiketler »