Kriter > Dosya |

Beş Daimi Üyenin Çıkarları Küresel Kritere Dönüştü


Dünya beşten büyüktür” ifadesi Türkiye’nin uluslararası sistemin mevcut haline yönelik eleştirilerinin son yıllarda merkezinde yer alan söylemlerden biri olarak ön plana çıktı.

Beş Daimi Üyenin Çıkarları Küresel Kritere Dönüştü

Dünya beşten büyüktür” ifadesi Türkiye’nin uluslararası sistemin mevcut haline yönelik eleştirilerinin son yıllarda merkezinde yer alan söylemlerden biri olarak ön plana çıktı. Temelde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıklıkla dile getirdiği bu ifade, BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısının neden olduğu üç problemin çözülmesine yönelik bir revizyon talebidir: Eşitlik, adalet ve etkinlik.

BM Güvenlik Konseyi, Soğuk Savaş’ın uluslararası sistem parametreleri bağlamında şekillenmiş ancak Soğuk Savaş bitmesine rağmen gerekli olan bütünsel bir sistem revizyonu gerçekleştirilememiştir. Günümüz uluslararası sistemi her şeyden önce güç dağılımı bakımından iki kutuplu değil çok kutuplu bir yapıya sahiptir. Ne ABD ne Rusya artık tek başlarına sistemi kontrol etme gücüne sahip değildir. Ne var ki Güvenlik Konseyi’nin halihazırdaki yapısı, mevcut güç dengesini yansıtmak bir yana var olan statükoyu korumaktadır ve yükselen yeni güçlerin uluslararası krizlerin çözümünde katkı sunmalarına imkan tanımamaktadır. Böylesi bir yapı güvenlik merkezli uluslararası krizlerin kaderini sadece Güvenlik Konseyinde veto hakkını elinde tutan beş ülkenin tekeline bırakmakta, bu nedenle de ya krizlerin çözülmesi gecikmekte ya da krizler daha da derinleşmektedir. Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyinin küresel jeopolitik dengeyi yansıtmaktan uzak yapısı eşitlik sorununu gündeme getirmektedir.

Eşitlik sorunu bununla da sınırlı değildir. Güvenlik Konseyini temsil eden ülkelerin nüfusu, dünya nüfusunun geri kalanı ile karşılaştırıldığında daha az olmasına rağmen sırf Konseyin yapısı nedeniyle bu ülkeler dünya siyasetinde daha fazla söz hakkına sahip gözükmektedir. Dünya nüfusunun geri kalanının böyle bir yapı içinde söz hakkının olmaması eşitlik sorunuyla birlikte temsil sorununu da gündeme getirmektedir.

Öte yandan küçük ülkelerin kaderinin ve sorunların çözümünün beş ülkenin eline bırakılması adaletin tesis edilmesini sürekli bir biçimde geciktirmektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin kararları aynı zamanda uluslararası hukuka uygunluk kriteri haline geldiği için beş daimi üyenin siyasi çıkarları, nihayetinde uluslararası hukuk için bir kriter niteliğine dönüşmüştür. Bu nedenle uluslararası hukukun temelinde yer alması gereken adalet, siyasi mülahazalara kurban edilmekte, hukuki bir ilke olmaktan çıkarak siyasi bir araç haline dönüştürülmektedir. Bu durum bir bütün olarak uluslararası sistemde adalet ilkesinin ortadan kalkmasına neden olmaktadır.

Mevcut BM Güvenlik Konseyi yapısının bir bütün olarak uluslararası sistemin “amir otoritesi” gibi hareket etmeye yetenekli yapısı eşitlik, temsiliyet ve adalet sorunu yanında etkinlik sorunuyla da maluldur. Suriye krizinin çözümü konusunda BM Güvenlik Konseyi’nin performansı etkinlik sorununun anlaşılması için çarpıcı bir örnektir. Beş daimi üyenin Suriye sorununun çözümü konusunda aralarında yaşadıkları çıkar çatışması krizin zamanla daha da derinleşmesine neden olduğu gibi yine BM’nin, yani bütün uluslararası toplumun ilgilenmek zorunda kaldığı büyük bir insani krizin doğmasına ve terörizmin küreselleşmesine neden olmuştur. Bu nedenle Suriye krizinde BM hem eşitlik ve adalet duygusundan uzak bir görüntü sergilemiş hem de etkin bir şekilde sorunun çözümüne gerektiği gibi ve zamanında katkı sunamamıştır. Dahası veto yetkisi nedeniyle sorunun doğrudan muhatabı olan diğer ülkelerin katkı potansiyelerini de ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle veto gücü BM sisteminin krizlere etkin bir şekilde çözüm üretmesinin önünde büyük bir engel olarak durmaktadır.

Yukarıda bahsedilen üç düzlemde yaşanan sorunlara ek olarak BM’nin mevcut Konsey yapısı Batı merkezli kültür-medeniyet düzenini konsolide etmektedir. Nüfusları dikkate alındığında hiçbir Müslüman ülke sorunların birçoğuyla yüzleşmek zorunda kalmasına rağmen Konsey’de daimi üyelerden biri olarak temsil edilmemektedir. Bu durum kültürel eksende de mevcut sistemin tek kutuplu bir biçim almasına neden olmaktadır.

Bütün bu problemli yanları karşısında dünya beşten büyük olmalıdır çünkü tek kutuplu değil çok kutuplu bir siyaset, kültür ve küresel medeniyet vizyonuna ihtiyaç vardır. Bunun gerçekleşmesi ancak eşitlik, temsiliyet, adalet ilkeleri üzerinde inşa edilecek ve etkinlik sorununu giderecek bir BM revizyonu ile mümkün olabilir. Bunun için küresel bir barış vizyonuna ihtiyaç bulunmaktadır.


Etiketler »