İstanbul Şehir Hatları Boğaz Turu
Kriter > Siyaset |

Cezaevindeki 28 Şubat Mağdurları


Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Refah Partisi’nin yerel ve milletvekili seçimlerinde büyük başarı sağlaması ülkemiz için dönüm noktasıdır.

Cezaevindeki 28 Şubat Mağdurları

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Refah Partisi’nin yerel ve milletvekili seçimlerinde büyük başarı sağlaması ülkemiz için dönüm noktasıdır.

Refah Partisi 27 Mart 1994’te gerçekleşen yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlığını kazandı. 24 Aralık 1995 tarihinde gerçekleşen genel seçimlerde ise yüzde 21,38 oy alması, 158 milletvekilliği çıkararak birinci parti olması ve hükümet kurması güç odaklarını harekete geçirdi.

Emniyet ve yargı Refah Partisi’nin iktidarda olduğu dönemde ve 28 Şubat sürecinde İslami duyarlılığa sahip vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarını hedef aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 yılında Türkiye’de on sekiz irticai örgütün faaliyet gösterdiğini iddia ederek genelge bile yayımladı. Söz konusu genelgenin ardından Refah Partisi’nin terör örgütleriyle bağlantılı olduğunu göstermek için birçok İslami grubun temsilcisi hayali suçlamalarla tutuklandı.

28 Şubat sürecinde jakoben ulusalcı emniyet amirleri ve yargı mensupları Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) polis ve yargı ayağı ile iş birliği yaptı.

15 Temmuz darbe girişimi İslami duyarlılığa sahip kişilerin aldığı hapis cezalarının FETÖ’cü polis amirleri, hakim ve savcıları tarafından verildiğini ortaya çıkardı. 28 Şubat sürecinde hapse atılan isimlerden bir kısmı özgürlüklerine kavuştu fakat çeşitli davalardan yargılanan bazı isimler hala hapiste.

İBDA-C Mensuplarına Müebbet Hapis Cezası

Mesela Ekim 1995’te Salih Mirzabeyoğlu’nun liderliğini yaptığı iddia edilen İBDA-C adlı oluşumun mensuplarına operasyon düzenlendi. İBDA-C mensupları grubun yayın organı olan Taraf dergisinde köşe yazmaları, dergi dağıtmaları ve protestolara katılmaları nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Salih Mirazbeyoğlu 28 Şubat sürecinde gözaltına alınıp tutuklandı ve hakkında müebbet hapis kararı verildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Mirzabeyoğlu hakkında yeniden yargılanmasına ve oy birliği ile tahliyesine karar verdi. Mirzabeyoğlu 22 Temmuz 2014’te tahliye edildi.

Yakup Köse 14 yaşında, ortaokula giderken 27 Mayıs 1996’da tutuklandı. Müebbet hapis cezası 18 yaşından küçük olduğu için 18 yıl 8 ay hapse çevrildi. 3 Ocak 2005’te tahliye oldu.

Yine İBDA-C mensubu olmaktan 1995 yılında gözaltına alınan Hayrettin Soykan, Yılmaz Dalyan, Cihat Özbolat, Ethem Köylü, İsmail Uysal, Ali Acar ve İlhan Doğan müebbet hapis cezası; Turan Bartın ve Cemil Şahin 27 yıl 6 ay hapis cezası, Muhammet Emrah Arslan 23 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Söz konusu kişiler hala cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Faili Meçhul Cinayetler Selam Gazetesi Yöneticilerine Yıkıldı

Fetullah Gülen ve örgütünün ilk mağdur ettiği gazeteciler Selam gazetesi sahibi ve yazarlarıdır. Gülen’i eleştiren Selam gazetesinin sahibi Hasan Kılıç, Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Tekin, Dağıtım Müdürü Abdülhamid Çelik, yayın kurulu üyeleri ve yazarları 18 faili meçhul cinayetle suçlandı.

Selam Türkiye’de Gülen grubunu eleştiren ilk gazetedir. Gazete 28 Şubat sürecinde darbecilere açıktan destek veren Gülen’i eleştiren haber ve analizler yayımladı.

28 Şubat sürecinde Gülen ve grubunu eleştiren Selam gazetesi yöneticileri üç sene sonra operasyona uğradı. 1988-1999 yılları arasında Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu 18 ayrı saldırının Selam gazetesi yöneticilerinin de bulunduğu kişiler tarafından işlendiği iddia edildi. Örgütün ismi “Selam Tevhid Kudüs” olarak uyduruldu. Selam gazetesinin sahibi ve yöneticileri 5 Mayıs 2000’de gözaltına alındı.

Zaman gazetesi söz konusu göz altıları “Katiller yakalandı” manşetiyle duyurdu. Selam gazetesi sahibi ve yöneticilerinin gözaltına alındığı ilk gün “katil” ilan edilmesi Gülen grubunun soruşturmaya bakış açısını gösteriyordu. Kamuoyunda Umut davası olarak tanımlanan soruşturma kapsamında Selam gazetesi aboneleri ve dağıtımcılarının da bulunduğu iki bine yakın kişi gözaltına alındı.

Yusuf Karakuş’un işkenceyle alınan ifadelerinin ardından gazete yöneticilerine operasyon düzenlendi. Uğur Mumcu suikastında gözcülük yaptığı iddia edilen Selam gazetesi Dağıtım Müdürü Abdülhamit Çelik’in, Mumcu’nun öldürüldüğü gün düğününün olduğunun ortaya çıkması kumpası gözler önüne serdi.

Umut operasyonunun çökmesinin ardından Ankara’da ikinci operasyon yapıldı, tarlalar ve rögarlardan silahlar çıktı. Silahların balistik incelemesi dahi yapılmadı. Zanlıların poliste işkence gördüğü ve tutanaklara yazılan ifadelerinin geçerli olmadığına ilişkin muhalefet şerhi konulmasına rağmen 18 faili meçhul cinayet sanıklara yıkıldı. Umut davasında Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Söz konusu kişiler hala tutuklu ve 18 yıldır cezaevinde.

Sanıklar hakkında hayali suçlamalarla hapis cezası veren Ankara 11. Ceza Mahkemesi Başkanı Dündar Örsdemir’in FETÖ üyesi olduğu ve yurt dışına firar ettiği tespit edildi. Üye hakimler Ali Ertan ve Kadriye Çatal da meslekten ihraç edildi. Umut davasına bakan savcı Mehmet Özgür’ün ByLock kullandığı tespit edildi. Mehmet Özgür hakkında “terör örgütü üyeliği” suçundan 7,5 yıl ile 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Davayı onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Başkanı Ekrem Ertuğrul ve üyeler Hamza Yaman, Abdurrahman Kavu, Ahmet Toker de FETÖ’den tutuklandı.

FETÖ Üyeleri Niyetten Ceza Yağdırdı

Hizbu’t-Tahrir grubu da 28 Şubat sürecinde mağdur edildi. 25 Şubat 2000 tarihinde Ankara, Kayseri, Sivas, Nevşehir, Erzurum, Antalya ve Çorum illerinde yapılan operasyonlarda onlarca kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. 2000-2003 yılları arasında yapılan 80 ayrı operasyonda 329 kişi gözaltına alındı ve 189’u tutuklandı.

2003-2013 yılları arasında ise dönemin emniyet ve yargı mensupları Hizbu’t-Tahrir’i hedefine koydu. En yoğun operasyon, yargılama ve tutuklamalar bu dönemde yapıldı. Hiçbir şekilde cebir ve şiddet eylemlerini benimsememiş olmasına rağmen Hizbu’t-Tahrir üyelerine iftiralar atılarak silahlı örgüt kategorisinde gösterildi ve yasalara aykırı şekilde üyeleri yargılanıp cezalandırıldı.

Genel olarak 2000-2013 yılları arasında 200’ün üzerinde soruşturma dosyası açıldı. Bu yıllar arasında 400 kişi hakkında başlatılan soruşturmalar çerçevesinde yürütülen mahkemelerde toplam bin 828 yıl ceza verilmiş olup, bunlardan bin 35 yıllık ceza 2013 öncesinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise 2017 yılı içinde 105 kişi hakkında yürütülen toplam 660 yıllık cezayı onayarak hükme bağladı. Hizbu’t-Tahrir mensupları “Terörle Mücadele Kanunu” kapsamında “terör örgütü”ne üyelik suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında ağır cezalara çarptırıldı. Soner Uçan, Fahri Türkoğlu, Yılmaz Çelik, Murat Kaloğlu, Muhammed Ali Tuluk, Ramazan Kabaklı, Yakup Tosun, Şenol Akta ve Sedat Karaca 7,5 yıl hapis cezasına çaptırıldı.

Sanıkların Hizbu’t-Tahrir’in fikir ve görüşleri doğrultusunda yayın yapan Köklü Değişim dergisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürütmek ve yazı yazmak, sohbet toplantıları düzenlemek, 16-22 yaş arası çocuk ve gençlere dersler vermek gerekçesiyle tutuklandığı belirtildi.

Hizbu’t-Tahrir yargılamalarına bakan ve sanıklara ceza veren hakim, savcı ve Yargıtay üyelerinden 62’sinin FETÖ ile bağlantısı olduğu, 49’unun tutuklu bulunduğu tespit edildi. Hizbu’t-Tahrir’e niyetten ceza verilmesi yönünde görüş açıklayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, üyeler Hamza Yaman, Ahmet Toker ve Fikriye Şentürk, Abdurrahman Kavun ile Yargıtay savcıları Recep Benli ve Bekir Özenir FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle yargılanıyor.

AK Parti Mağduriyetlerin Ortadan Kaldırılması için Çalışıyor

AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı 28 Şubat dönemiyle yüzleştiklerini ve sürmekte olan mağduriyetleri hukuk çerçevesinde ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını söyledi. Ocak ayında Bolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret ederek 28 Şubat mahkumlarıyla görüşen Kavakçı “İnsanların ‘irticacı’ diye etiketlendiği, genç yaştaki çocukların insan hakları ihlaline uğradığı ve hapse atıldığı, başörtülü kızların sokaklarda sürüklendiği, insanların hayatlarının üzerinden silindir gibi geçildiği bir dönemdi. 28 Şubat dönemiyle bu süreçte yüzleşiyoruz ve sürmekte olan mağduriyetler varsa bunları hukuk çerçevesinde ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Kavakçı’nın bu ziyareti hapisteki 28 Şubat mağdurları için yeni bir kamuoyu oluşmasına da katkı sağladı.

Dolayısıyla birbirinden farklı davalarda mahkum olan 28 Şubat mağdurlarının devam eden hapis süreçleriyle ilgili oluşan kamuoyu bu anlamda yeniden yargılamaların önünü açabilir. Burada önemli olan faktörlerden birisi de 28 Şubat’ta bu kararları veren isimlerin neredeyse tamamının FETÖ üyesi çıkmasıdır. Hem 28 Şubat’ın toplumun üstünden geçen bir askeri darbe olması hem de mahkumiyet kararlarını veren yargıçların FETÖ üyesi olması hapisteki 28 Şubat mahkumlarının yeniden yargılanması gerektiğini işaret ediyor.


Etiketler »