Kriter > Siyaset |

CHP İçin Karar Zamanı


Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren Anayasa değişikliği referandumda kabul edildikten sonra ilginç bir durum ortaya çıktı.

CHP İçin Karar Zamanı

Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren Anayasa değişikliği referandumda kabul edildikten sonra ilginç bir durum ortaya çıktı.

Referandumdaki “evet” oylarının miktarı “evet” cephesinin ağırlıklı bölümünü oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) bir ölçüde hayal kırıklığı yarattı. Çünkü parti daha yüksek oranda “evet” bekliyordu.

Buna karşılık referandumu kaybetmesine rağmen “hayır” oylarının miktarı, “hayır” cephesinin ana partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) bir zafer havasının doğmasına neden oldu.

Bir taraf kazanmış ama yeterince sevinmiyor, öteki taraf kaybetmiş ama seviniyor. Durum sahiden tuhaf. Fakat CHP sevinmekte acele ediyor hatta hata ediyor olabilir. Aynen 7 Haziran 2015’teki seçim sonrasında olduğu gibi bu sevincini yıkıcı bir hayal kırıklığı izleyebilir.

Şurası açık bir gerçek ki CHP’nin gerçekleşmemesi için amansız bir mücadele verdiği Cumhurbaşkanlığı sistemi bu partiye 2019 yılında 70 yıl önce kaybettiği tek başına iktidarı geri kazanma imkanı yaratıyor. 

Mesele CHP’nin bu imkanı kullanıp kullanmayacağı.

Gelin bu imkanı ve CHP’nin önündeki olası tercihleri konuşalım.

“CHP Siyaseti” Bitecek mi?

CHP’deki bu sevinç halini “Daha önce hiçbir seçimde yüzde 48’i göremedikleri için seviniyorlar” diyerek küçümsemek bizi yanıltabilir. Çünkü en önce CHP’liler o oyun tamamının CHP’ye ait olmadığını biliyor. Başta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere bütün parti yönetimi, o oyun CHP’de kalmasını sağlamak için kendi bildikleri anlamda “CHP siyaseti”nin sona ermesi gerektiğinin farkındalar.

Ne Demek “CHP Siyaseti”nin Sona Ermesi?

Bu parti 70’li yıllarda Bülent Ecevit ve kadrosunun devlet partisi olmayı reddettikleri kısa sıçrama dönemi haricinde hiçbir zaman yüzde 40 seviyesini görmedi. Görmediği için de aslında bu manada bir “kitle partisi” değil bir çeşit sınıf/zümre partisinden söz ediyoruz CHP dediğimizde.

Şimdi CHP ister istemez bir seçim yapacak: Aynı dar zümrenin (Türkiye’nin yüzde 25’inin) partisi olmaya devam mı etsin yoksa o zümreyi kısmen de olsa kızdırmak pahasına referandumda karşısına çıkan yüzde 49’la konuşmaya mı çalışsın?

Şunu unutmayın: Siyasi polarizasyonun yüksek olduğu, seçim barajlarına rağmen parlamentoya dört hatta daha fazla partinin girdiği ülkelerde yüzde 25 yüksek oy kabul edilir. Nitekim 18 Nisan 1999’da yapılan seçimde Meclise altı parti girmiş, yüzde 22’den biraz fazla oy alan Bülent Ecevit’in DSP’si birinci parti olmuş ve üç partili koalisyon hükümetinin başbakanı Ecevit olmuştu. Artık o dönem sona erdi, iktidar olmak için bundan böyle yüzde 50 artı 1 oy gerekecek.

Referandumun sonucunu seçim sonucu gibi okumak bizi hatalı analizlere sürükler ama yine de AK Parti’nin adayı olacağına kesin gözüyle bakmamız gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından 2019’daki seçimin öyle çantada keklik olmadığını söylemek gerek. Ne var ki Erdoğan açısından sorun 2014’te yüzde 52,5, bugün referandumda yüzde 51,6 olan oyunu korumakken CHP açısından sorun yüzde 50’nin üzerine çıkabilmek.

Halk mı CHP’ye Benzesin, CHP mi Halka?

Eğer referandumda yüzde 60 “evet” çıkmış olsaydı CHP olduğu gibi kalma, hiç değişmeme lüksüne sahip olabilirdi. Ama öyle olmadı, neredeyse yüzde 49 “hayır” oyu çıktı. Şimdi bu oyun sorumluluğu CHP’nin üzerinde ve parti yönetimi bundan sonraki her seçimde bu yüzde 49’a bakılarak değerlendirilecek.

Partinin içinden ve dışından pek çok kişi için 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi artık kaybedileceği şimdiden belli bir seçim olmaktan çıktı hatta bu seçimin kazanılabileceği bile konuşuluyor.

Evet, belki de kazanılabilir ama CHP olduğu gibi durmaya devam ederek, eski savunduğu politikaları yine savunarak, özgürlük ve demokrasi anlayışını değiştirmeyerek kazanabilir mi?

Ben öteden beri CHP açısından temel sorunun, “Halk mı bize benzesin, biz mi halka benzeyelim” ikilemi olduğunu düşünüyorum.

Klasik CHP’li, halkın CHP’ye benzemesi gerektiğini düşünür ve eğer halk partiye yeterince iltifat etmezse bunda kendini değil halkı kusurlu görür. Yani CHP’liler partilerini bir yerde Leninist bir “halkın öncü partisi” olarak konumlar.

Oysa şimdi Cumhurbaşkanlığı sisteminin mecbur bıraktığı bir basit aritmetik var: Eğer CHP “Halk bana benzesin” demeye devam edecek olursa yüzde 25’lik kalıbının ötesine pek gidemeyecek ve günün birinde Türkiye’yi yönetme iddiasını iyice kaybedecek.

Demek ki eğer CHP 2019’da kendi adayı cumhurbaşkanı olsun istiyorsa bu aday özelinde kendi parti programını, politika belgelerini, siyaset önceliklerini, neredeyse her şeyini değiştirmek zorunda.

Koalisyon Kuracak Aday Profili

Bugüne kadar savunduğu görüşleri ve kadrolarıyla CHP yüzde 25 gibi bir seviyede sabitlendiğine ve bir cumhurbaşkanı seçtirmek için de bu oyun en az iki katına ihtiyaç duyulduğuna göre cumhurbaşkanı adayının şahsında o eski görüşler ciddi bir değişime uğramak zorunda.

Sadece görüşlerden de söz etmiyoruz aslında.

Aynı anda hem normal şartlarda HDP’nin seçmeni olan Kürtleri hem AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı istemeyen MHP’lileri hem geçmişte AK Parti veya Saadet Partisi dahil diğer küçük muhafazakar partilere oy vermiş kesimleri hem de solcusundan ulusalcısına, Alevisinden beyaz Türküne klasik CHP seçmenini bir arada tutacak bir aday ve kampanyadan söz ediyoruz.

Peki kim o aday? Şurası kesin: Aynı anda bütün bu kesimlerin desteğini alacak ve onların siyasetteki yeni taşıyıcısı olacak olan o aday Kemal Kılıçdaroğlu değil!

Ama Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin genel başkanı, üstelik “Bütün imkansızlıklar ve dezavantajlara rağmen yüzde 48,6 'hayır' oyunu bir araya getirmiş olan muzaffer insan.”

Eğer Kılıçdaroğlu fedakarlık yapmaz, kendisinden başka birinin aday olabilmesi için partisinin bir yöntem geliştirmesine önayak olmazsa 2019’un kaybedileceği şimdiden kesinleşir.

Kılıçdaroğlu Yerinde Kalacak mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekili seçimi iki ayrı oylama olarak yapılacağı için, CHP’nin milletvekili seçiminde yine yüzde 25-30 aralığında (eğer adayı cumhurbaşkanı seçiliyorsa belki biraz daha yüksek, tahmini yüzde 30-35 aralığında) oy alması beklenir. Bu kadar oyla CHP’nin parlamentoda çoğunluk oluşturamayacağı belli. O yüzden cumhurbaşkanı kim olursa olsun, parlamento zemininde konu bazlı ve gelip geçici veya kalıcı ittifaklara ihtiyaç olacak. CHP’li bir aday cumhurbaşkanı olsun veya olmasın, partilerin meclis grupları yeni sistemde geçmişe göre daha güçlü ve daha işlevsel olacak. Gündelik manada “siyaset oyunu” da daha çok parlamentoda oynanacak, Cumhurbaşkanlığında değil.

Öyleyse Kemal Kılıçdaroğlu partisinin genel başkanı kalmaya devam ederken, “liderliği” seçim sürecinde ve eğer seçilirse görev süresi boyunca bir başkasına, partisinin belirleyeceği adaya bırakabilir.

Gelin, bundan sonranın CHP’si açısından durumu özetleyelim:

1) Parti, kendisinden ve genel başkanından siyasi temsil açısından en az iki kat büyük bir aday bulmak zorunda.

2) Bu aday partinin siyasi programını ve vaatlerini bir yere kadar dikkate alıp kendi siyasi programını ve vaatler dizisini hazırlayacak, bunu yaparken de seçmen düzeyinde yüzde 50’lik bir koalisyon kurmaya çalışacak.

3) Parti adayı klasik bir CHP’li olmayacak, büyük ihtimalle hatta bugün parti üyesi bile olmayabilir. Ama Ekmeleddin İhsanoğlu vakasında olduğu gibi parti tarafından benimsenmeyecek biri de olamaz.

4) Parti ve milletvekilleri için yapılacak seçim kampanyası ile Cumhurbaşkanlığı kampanyası ister istemez birbirinden ayrılacak. CHP’nin adayı cumhurbaşkanı seçilse dahi büyük olasılıkla parti Mecliste 301 kişilik çoğunluğu yakalayamayacak. O yüzden parlamento zemininde siyaset birtakım oyunlar ve geçici ittifaklarla yapılacak.

5) Partinin genel başkanlarının aynı zamanda partinin “lideri” de olması dönemi sona erecek.

Tabii bütün bu maddeler CHP’nin iktidar olmayı istemesi halinde geçerli. Yoksa parti, “Aman kim iktidar olursa olsun, biz yüzde 25’imizi alalım hatta yeni sistem sayesinde yüzde 35-40 alalım ama iktidar olmakla uğraşmayalım” diyebilir.

Eğer öyle diyecekse, başka bir şey söylemeye de gerek yok.

Aslına bakacak olursanız CHP’nin 2019’da iktidar olmak isteyip istemediğini bugünlerde göreceğiz. Partinin bugünden 2019’a kadar nasıl bir muhalefet çizgisi izleyeceği, özellikle Cumhurbaşkanlığı sistemi için çıkarılacak uyum kanunlarında nasıl bir tutum takınacağına bağlı olarak 2019’da iktidarı isteyip istemediğini de göreceğiz.


Etiketler »