Kriter > Dış Politika |

Afrin’e Zeytin Dalı Harekatı


Zeytin Dalı Harekatı’nın Türkiye açısından önemini iki temel gerekçe üzerinden değerlendirmek gerekir: Bunlardan birincisi harekatın Türkiye’nin terörle mücadelesindeki yeri, ikincisi de Türkiye’nin bölgesel jeopolitik denklemdeki rolü.

Afrin e Zeytin Dalı Harekatı

Zeytin Dalı Harekatı’nın Türkiye açısından önemini iki temel gerekçe üzerinden değerlendirmek gerekir: Bunlardan birincisi harekatın Türkiye’nin terörle mücadelesindeki yeri, ikincisi de Türkiye’nin bölgesel jeopolitik denklemdeki rolü. Öyle ki harekat hem Türkiye’nin terörle mücadelesini bütünlemeyi hem de Suriye’nin istikrarını sağlamayı hedefliyor.

Türkiye’nin yakın dönemde PKK’ya yönelik terörle mücadelesi 2015 yılında iç güvenlik harekatı çerçevesinde kırsal ve kent merkezlerinde mukabele edici operasyonlarla başlayarak 2016 ve 2017’de Suriye, Irak ve İran sınır hattında önleyici operasyon formatında gelişti. Şimdiye kadar yürütülen terörle mücadele konseptinin ilk iki aşamasında yurt içindeki terör örgütü unsurlarının faaliyetleri, varlığı, insan, lojistik ve finansal kaynakları önemli oranda ortadan kaldırılıp sınır güvenliği tesis edildi.

Terör tehdidinin bütünüyle bertaraf edilebilmesi için Türkiye sınır ötesinde PKK’nın kaynağına müdahale edici operasyon aşamasına gelmiş durumdadır. Bilindiği gibi Türkiye şimdiye kadar Suriye’de PKK’ya yönelik kapsamlı bir askeri harekat düzenlemedi. 2016 yılında başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı’nın (FKH) askeri kapsamı da konjonktürel gelişmelerden dolayı büyük ölçüde DEAŞ ile sınırlı kalarak PKK üzerinde arzu edilen etkiyi yaratmamıştır. Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) Suriye’nin kuzeyinde yaşam alanı bulmuş PKK unsurlarının Hatay, Kilis, FKH bölgesi ve İdlib’in kuzeyinde yer alan gerginliği azaltma gözlem noktalarına (GAGN) sızmaları önlemek, bu bölgelerin istikrarsızlaşmasına engel olmak ve PKK’nın Afrin’deki Kürt, Arap ve Türkmen nüfusu terörize etmesine mani olmak için yapılmaktadır. ZDH tıpkı FKH bölgesinde DEAŞ’a karşı yürütülen müdahaleci askeri harekat gibi PKK’nın Afrin’deki varlığının ortadan kaldırılması için hayati öneme sahiptir.

Terörle mücadelenin dışında ZDH Türkiye’nin bölgesel jeopolitik denklem içindeki konumunu muhafaza etmesi ve rolünü güçlendirmesi için ayrıca hayatidir. DEAŞ sonrası Suriye güvenlik ortamında Suriye muhalefeti göz ardı edilmekte ve ABD destekli PKK/YPG ile Rusya destekli Suriye rejimi iki ana aktör olarak parlatılmak suretiyle siyasi, askeri ve coğrafi kazanımını maksimize etmektedir. Bu Türkiye’nin Suriye siyasetiyle bütünüyle uyuşmaz bir durumdur. FKH ile kısmen müdahale edilen bu durumda daha kapsamlı bir değişiklik yapmak için ZDH’ye ihtiyaç duyulduğu da söylenebilir. ZDH hem PKK’nın Suriye’nin kuzey hattında bir koridor kurmasını engellemek hem de İdlib’deki çatışmasızlık alanlarını genişletilmesi bakımından stratejik bir askeri hamle niteliği taşırken ABD-PKK iltisakının çözülmesi için de zorlayıcı bir anlam ifade ediyor.

Harekatın Askeri Boyutu

Harekat mevcut durum ve riskler üzerinden değerlendirildiğinde jenerik bir senaryo sunmakla birlikte durum PKK/YPG’li teröristlerin anlık reaksiyonlarıyla zaman zaman değişiklik göstermektedir. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ise çok cepheli harekat alanını uygun yer ve zamanda yaptığı manevralarla manipüle ederek şekillendirebilmektedir. Bu harekatın bilinmeyenlerinin FKH’den daha az ancak değişkenlerinin daha fazla olduğu söylenebilir.

Harekat kış şartlarında, Afrin genelinde engebeli arazide, kırsal ve yerleşim yerlerinde tahkimatlı savunma mevzilerindeki PKK/YPG’nin terör unsurlarına dönük müşterek askeri harekat konseptine dayalı taarruzi şekilde gerçekleşiyor. Harekatın ilk günlerinde yaklaşık 2 bin kilometrekarelik alanda 6 bin-8 bin civarındaki teröristin tahkim edilmiş kademeli savunma hatlarında TSK birliklerine karşı kırsal alanlarda dinamik savunma yaptığı görülmüştür. Harekatın ilerleyen günlerinde teröristlerin kent merkezlerine çekilmek suretiyle giderek yerleşim yerlerinin doğasına uygun savunma yapacağı değerlendirilebilir. Bu kapsamda harekat birliğinin mobil ateş gücüne sahip kara birliklerinden oluştuğu, bunlara yerel paramiliter unsurların da eklenmesi suretiyle manevra görevini üstlendiği görülmekte. Harekatın ateş destek vazifesini stratejik kapsamda Hava Kuvvetleri ile topçu ve çok namlulu roket sistemlerinin sürekli olarak, anlık operatif ve taktik ateş desteğinin ise silahlı insansız hava araçları (SİHA), taarruz helikopteri ve taktik havan unsurlarıyla sağlandığı görülmüştür.

Harekatın Seyrini Etkilemesi Beklenen Durumlar ve Riskler

Harekatın başlamasıyla birlikte operasyon alanı dışında kalan Münbiç’ten FKH bölgesine ve Malikiye-Kamışlı-Tel Abyad-Ayn el-Arab hattından Türkiye sınırındaki sınır güvenliği birliklerine PKK/YPG unsurlarınca saldırıların düzenlendiği de görülmüştür. Bu saldırılar TSK ve ÖSO birliklerinin Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki terör örgütü unsurlarına müdahalesinin önünü açmakla birlikte bunun PKK/ YPG unsurlarınca Türkiye ile ABD arasında dolaylı/doğrudan askeri angajman gelişmesi için durum yaratmaya dayalı bir girişim olduğu açıktır.

Öte yandan Suriye rejim unsurlarının Tel Rıfat-Zahraa hattında PKK/YPG unsurlarıyla iş birliği yapmak suretiyle TSK ve ÖSO birliklerinin ilerleyişini kesmek için manipülatif askeri girişimlerde bulunabileceği beklenmekle birlikte Fırat’ın doğusundan Afrin bölgesine takviye için gelen PKK/ YPG’li teröristlere bu hattan geçiş sağladıkları değerlendirilmektedir. Ayrıca harekatın uzamasının Rusya ve Suriye rejiminin Suriye hava sahasının kullanımıyla ilgili spekülasyon üretmesine neden olabilir. Böylelikle Türkiye İdlib’de Heyet-i Tahriru’ş-Şam örgütüyle doğrudan silahlı angajmana girmeye zorlanabilir. Afrin’deki PKK sempatizanı sivil nüfusun harekat sonrasında istikrar ve asayişin sağlanmasına güçlük çıkartarak uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin Afrin’deki varlığını sorunlaştırmaya çalışacağı beklenmelidir.

Harekat Nasıl Devam Edecek?

Harekat PKK/YPG’nin savunma derinliğinde tespit edilen münferit hedefler ile kademeli savunma hattındaki terörist mevzilerine yoğun hava akını ve ateş destek vasıtasının Afrin genelinde kullanımıyla başlatılmıştır.

İnsansız hava araçları (İHA) ve karadan gözetleme vasıtalarıyla tespit edilen bu hedef ve mevzilerin teknik ve insan istihbaratı kaynaklarıyla teyit edilerek angajman hassasiyetle gerçekleştirilmektedir. PKK/YPG unsurlarının esas savunma hatlarının Afrin’in doğusundaki Dikmetaş köyü-Minak Hava Üssü-Tel Rıfat kasabası ile güneyde Şeyh el-Hadid köyü-Cinderesi kasabası-Burj Abdullah köyü hattında tesis ettiği görülmüştür. Harekatın ilk günlerinde özellikle Dikmetaş köyü-Minak Hava Üssü-Tel Rıfat kasabası hattında farklı noktalarda yanıltıcı ileri askeri harekatlar yapılmak suretiyle PKK/YPG’nin imkan ve kapasitesini bu hatta tutması sağlanmış ve ilerleyen günlerde kuzeyde Meydan AkbisŞinkal-Bülbül-Şeyh Hurus hattı ile batıda Adaman-Kara BabaRaju-Ömer Uşağı-Şeyh Hadid-Hama yerleşim yerleri hattında çok noktadan girişler sağlanmak suretiyle terörist unsurların gücünü bir noktada biriktirmesinin önüne geçilmiştir. PKK/YPG unsurlarının çatışmayı harekat alanının kuzey ve batı sektöründe el yapımı patlayıcı (EYP) ile desteklenmiş engeller vasıtasıyla TSK ve ÖSO unsurlarını uzakta tutmak ve tanksavar füzeleri, havan ve uçaksavar silahlarıyla uzaktan temas sağlamak suretiyle kabul ettiği görülmüştür. Kaybettiği alanları geri almak için zaman zaman küçük ve hareketli unsurlar halinde karşı manevralar yapmaya çalışsa da havadan ve karadan zamanında ve etkili müdahaleler teröristlerin dinamik hamlelerini önlemekte ve kalabalıklar halinde hareket etmelerine de mani olmaktadır.

TSK ve ÖSO’nun çoklu noktadan eş zamanlı olarak yaptığı ileri harekat PKK/YPG savunma hatlarını yıpratmakta, diğer alanlardan teröristlere takviye, lojistik ve ikmal gelmesini önlemektedir. Böylelikle Afrin’i çevreleyen kuzey ve batı sektöründeki PKK/YPG hatlarının yakın zamanda yarılacağı ve teröristlerin Afrin içlerine çekileceği beklenebilir. Bu gelişmelere paralel olarak doğudaki Minak Havalimanı-Tel Rıfat hattında ileri harekatların hızlandırılacağı ve çatışmaların artacağı değerlendirilebilir. Müteakip safhada bu sektörden de TSK birliklerinin ileri harekatıyla PKK/YPG unsurlarının Afrin merkezine çekildiği görülebilir. Bu safhadan sonra PKK/YPG’nin çatışmayı özellikle Afrin kent merkezinde kabul edeceği ve TSK ve ÖSO güçlerine sivil zayiat verdirmeye zorlayacağı beklenebilir. Öte yandan Afrin genelinde de EYP saldırıları, taktik silahlı terör saldırıları ve suikast gibi TSK ve ÖSO unsurlarına dönük terör eylemleri görülebilir.

Harekat şimdiye kadar hız, koordinasyon, yerel unsurlarla birlikte hareket etme becerisi ve beka tedbirlerindeki hassasiyetler göz önünde bulundurularak askeri anlamda oldukça başarılı geçmiştir. Zira TSK’nın FKH’den önemli dersler çıkardığı ve kapasitesini artırdığı görülüyor. Mevcut durum ve riskler göz önünde bulundurulduğunda harekatın askeri hedefi şimdilik PKK/YPG ve DEAŞ unsurlarıdır. Ancak harekatın ilerleyen safhalarında farklılaşan tehditlere angajman durumu da olasıdır.

ZDH Türkiye’nin terörle mücadelesini ve jeopolitik konumunu desteklemesi ve milli güvenlik tehditlerini bertaraf etmesi bakımından oldukça stratejiktir. Türkiye’nin Suriye sahasında yarattığı fiili durumlar şimdiye kadar terörle mücadelesi, milli güvenlik ve çıkarları için olumlu sonuçlar verdi. FKH ile İdlib’deki askeri faaliyetlerinin başarısı Türkiye için ZDH’nin önünü açtı. Afrin bölgesinde yaratılacak durumun sağlayacağı başarının PKK/YPG kontrolü altındaki diğer alanlara müdahale etmek için kullanılması kaçınılmaz. Bununla birlikte ülke genelinde harekata verilen destek, milli savunma sanayii ürünlerinin harekatta kullanılması, siyasi ve askeri kararlılık harekatın sürekliliğini desteklemekte ve TSK’nın etkinliğini sahaya yansıtmasına yardımcı olmaktadır. Öte yandan harekatın maksadı uluslararası kamuoyuna net bir şekilde anlatılmış ve Suriye’deki PKK/YPG varlığıyla ABD ilişkisi dünya kamuoyunda ilk defa bu kadar tartışılır hale gelmiştir. ABD yönetiminin ve özellikle askeri bürokrasisinin yakın zamanda PKK ile olan iltisakından dolayı hem kendi iç kamuoyu hem de uluslararası ortamda ciddi eleştirilere maruz kalacağı da kesin görünüyor.


Etiketler »