Kriter > Medya Kritik |

Batı Medyasında Zeytin Dalı Hazımsızlığı


Batı dünyasında medyanın bir siyasi propaganda ve etkileşim aracı olarak kullanıldığını söylemek şüphesiz ki yanlış olmayacaktır. Son yıllarda yaşanan Gezi Parkı Şiddet Eylemleri, 17-25 Aralık yargı darbesi, 15 Temmuz darbe girişimi ve Fırat Kalkanı Harekatı konularında Batı medyasının Türkiye’ye karşı geliştirdiği medya dili ne yazık ki kara propagandanın ötesine geçememiştir.

Batı Medyasında Zeytin Dalı Hazımsızlığı

Batı dünyasında medyanın bir siyasi propaganda ve etkileşim aracı olarak kullanıldığını söylemek şüphesiz ki yanlış olmayacaktır. Son yıllarda yaşanan Gezi Parkı Şiddet Eylemleri, 17-25 Aralık yargı darbesi, 15 Temmuz darbe girişimi ve Fırat Kalkanı Harekatı konularında Batı medyasının Türkiye’ye karşı geliştirdiği medya dili ne yazık ki kara propagandanın ötesine geçememiştir. Batı medyasının bu tavrı Zeytin Dalı Harekatı kapsamında da değişmemiştir. Söz konusu harekat ile alakalı olarak manipülasyon, propaganda ve yalan haberler üretilmiştir.

Türkiye Ocak ayında Afrin’e yapılacak olası bir harekatın sinyallerini vermişti. Bu aşamada Batı medyasında Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yakınlaşarak bir harekat gerçekleştireceği, muhtemel operasyonun Kürtlere yönelik olacağı ve Türkiye’nin ilkin başarısızlığa uğrayacağı, sonraki aşamalarda ise başarı yakalasa bile bölgedeki demografik yapının olumsuz etkileneceği yönünde olumsuz propagandalar başlatılmıştı.

Türkiye Afrin’in merkezine doğru ilerlemeye devam ettikçe sınırındaki güvenlik kaygılarını anladığını iddia eden ülkelerden “operasyon kapsamının sınırlandırılması gerektiği” yönünde açıklamalar geldi. Siyasilerden gelen bu tepkiler Batı kamuoyunda geniş yer buldu. Reuters’da yayımlanan “Fransa’nın Macron’u Türkiye’yi Suriye’deki Operasyonları Bitirmesi Konusunda Uyardı” başlıklı haber siyasilerin Zeytin Dalı Harekatı’na tepkili yaklaştıklarını gösterir nitelikteydi.

Batı medyasındaki bu yaklaşımın Zeytin Dalı Harekatı başladıktan sonra da devam ettiği görülmektedir. Bu içerikler aşağıdaki başlıklar etrafında şekillenmektedir:

  1. Türkiye Suriye’de Rusya ve İran ile İş Tutarak Batı’dan Uzaklaşıyor
  2. Afrin Suriye’nin En İstikrarlı Bölgesiydi, Türkiye Afrin’e Girerek Bölgenin En İstikrarlı Yerini İşgal Etmeye Kalkıyor
  3. Türkiye Afrin Harekatı ile DEAŞ Üzerindeki Dikkatleri Dağıtıyor
  4. Türkiye Afrin’de Sivilleri de Hedef Alıyor ve Hatta Kimyasal Silah Kullanıyor
  5. Şehrin Tarihi Yapısı, Okul ve Sağlık Binaları Gibi Yerler Zarar Görüyor
  6. Bölgede Çözümsüzlük Artıyor
  7. Türkiye Suriye’den Çıkmayabilir

Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk günlerinde Türkiye’nin bölgede güvenliği sağlama amacını göz ardı eden Batı medyası harekatı “Kürtlere karşı bir savaş” olarak lanse etti. Türkiye’nin PKK ile bağlantılı olduğuna inandığı Suriyeli Kürt birliklerini bölgeden temizlemek üzere bu harekatı başlattığı ve bu nedenle Batı bloğu ve özellikle ABD ile ilişkilerin gerildiği iddiaları Batı medyasında öne çıktı. ABD ve Türkiye’nin YPG’ye olan yaklaşım farklılığı birçok haberin alt metnini oluşturdu. Her iki ülkenin de NATO müttefiki olmasının aradaki anlaşmazlığı daha komplike hale getirdiği birçok haberde dile getirildi. New York Times gazetesinde yer alan “NATO Müttefikleri Arasında Çatışma: Türk Askeri Birlikleri Suriye’de Amerika Destekli Kürtleri Vuruyor” haberi Batı medyasının bu tavrını açıkça gösteriyor.

Selcan Hacaoğlu’nun Washington Post gazetesinde yer alan görüş yazısı ise “Amerika ve Türkiye neden Suriyeli Kürtler Konusunda Sürtüşüyor?” başlığıyla Batı medyasının olaya yaklaşımına örnek teşkil eder. Yazıda “YPG’nin Amerika için bölgede DEAŞ ile mücadele noktasında taşıdığı önem”e dikkat çekilirken Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatı hamlesinin söz konusu örgüt ile mücadeleyi aksattığı da ortaya atılan diğer iddialar arasında. Bu bağlamda Batı medyasında yer alan birçok haberde YPG’nin PKK’dan bağımsız bir aktör olarak var edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Washington Post gazetesinde yer alan “Amerika-Türkiye Gerginliği DEAŞ Karşıtı Toplantıyı Gölgeledi” başlıklı haberin tam da bahsedilen propaganda diline hizmet ettiği aşikardır. Bölgede ABD ile DEAŞ’a karşı savaşmada daha etkin bir rol oynamasını bekledikleri Türkiye’nin “Kürt düşmanlığı” ve PKK tehdidini önceleyerek dünyanın son dönemdeki en tehlikeli örgütü ile savaşı sekteye uğrattığı iddiaları yayılmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekatı’ndan sonra terör örgütü YPG’ye karşı başlattığı harekata “Zeytin Dalı” adını vermesi tüm dünyaya bir mesaj niteliğindedir. Türkiye sınırında yaşanan Suriye iç savaşına sessiz kalmamış, barışın temini ve ülke halkının güvenliği için uluslararası birçok engele rağmen mültecilere kapısını açmış ve hayatlarını devam ettirebilecek şartları oluşturmuştur. Kendisine sığınan Suriyelilere kucak açan ve bütün dünyada onların sesi olan Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatı’nda sivilleri hedef alması gibi bir tutumunun söz konusu olamayacağı barizken Batı medyası haberlerinde bu gibi iddialara da yer vermiştir.

Afrin bölgesinde başlatılan harekat bir şehir savaşı olması nedeni ile oldukça zordur. Türk askeri sivil kayıpların olmaması ve şehrin özellikle tarihi yapısının, okul ve hastane gibi merkezlerin zarar görmemesi için titizlikle hareket etmektedir. Ancak Batı medyası bu konuda da yalan haberler üretmekten geri durmamaktadır. CNN imzalı “Bu Bir Soykırım: Türkiye’nin Bombaları Aileleri Mağaralara Taşıyor” haberinde Afrin’de yaklaşık 16 bin sivile Türk askeri tarafından soykırım uygulandığı iddia edilmiştir.

Benzer durum İngiliz kaynaklı Daily Mail ve kendi siyasi pozisyonunu “objektif” olarak belirten Amerikan gazetesi Voice of America için de söz konusudur. Daily Mail, Reuters’dan aktardığı haberde şehrin tahrip edildiğine yönelik kışkırtıcı bir dil kullanmıştır: “Türk Güçleri Suriye’nin Afrin Şehrinde Okul ve Su Tesislerini Vurdu-Suriyeli Kürtler/YPG” başlıklı haberin içeriğinde YPG’nin Türkiye karşıtı söylemlerine yer verilmiştir.

Batı medyasında Türkiye’ye karşı inşa edilmeye çalışılan olumsuz algının en absürt noktası ise operasyonda kimyasal silah kullanıldığı iddiasıdır. Türkiye Afrin merkezine doğru kararlılıkla ilerlerken “kimyasal silah kullanımı” temalı yalan haberlerin sayısı artmıştır. İngiliz gazetesi Daily Express’te yer alan “3. Dünya Savaşı: İnsan Hakları Grupları Türkiye’nin Sivillere Karşı Kimyasal Silah Kullandığını İddia Etti” haberi Batı medyasının habercilik etiğinden uzak, provoke edici yalan haberler ürettiğini göstermektedir.

Zeytin Dalı Harekatı’nın askeri başarısı yadsınamayacak noktaya geldiğinde ise Batı medyasında harekat sonrası hakkında endişeler yaratma yönünde bir propaganda başlamıştır. Harekatın bölgede istikrarsızlık yaratacağı, Türkiye Afrin’de başarılı olsa dahi bölgede yaşayan azınlıkların DEAŞ tehdidi ile karşılaşacağı, harekatın Afrin’den sonra farklı şehirlere geçerek bir “yayılma ve istila politikası” izleyeceği yönünde yeni iddialar ortaya atılmıştır. İngiliz The Guardian gazetesinin hazırladığı “Recep Tayyip Erdoğan’ın Riskli Kumarı Çabucak Nahoş Bir Hal Alabilir” başlıklı haber bu anlamda dikkat çekicidir. Zeytin Dalı Harekatı’nı bir “kumar” olarak zikreden haber gerçeklikten uzak olarak Erdoğan’ın bu harekatı 2016’da Türkiye’deki Kürtlere karşı başlattığı baskıcı politikanın bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Sonuç olarak Türkiye’nin Afrin’e doğru ilerleyişi sürdükçe Batı medyasının harekatla ilgili yalan ve spekülatif haberler üretmeye devam edeceği söylenebilir.


Etiketler »