Kriter > Kitaplık |

Kültürel Hegemonyanız Da Yıkılacak


Vesayet odaklarıyla mücadele nasıl adım adım sürdürüldüyse, darbelere karşı nasıl direnildiyse, ekonomik saldırılara nasıl karşı koyulduysa kültürel alandaki mevcut durum da değişmek zorunda.

Kültürel Hegemonyanız Da Yıkılacak

24 Haziran’la birlikte Türkiye yeni yönetim sistemine geçti. Artık ülkede yapısal bir dönüşümden bahsedilebilir. Cumhuriyet’in elitleri 1950’de Adnan Menderes liderliğinde Demokrat Parti’nin halkın teveccühünü kazanarak iktidara gelmesini -kimisi bunu İnönü dönemiyle başlatır- bir nevi sonun başlangıcı olarak kabul etti. Oysa aradan geçen 70 yıla yakın sürede kimi alanlarda kat edilen mesafeye rağmen tam anlamıyla bir dönüşüm söz konusu değildi. Yaşanan darbeler ve ardından darbelerin gayrimeşru çocuğu kurumların vesayeti, devlet eliyle beslenen sözüm ona burjuvazinin direnişi uzun sürdü. Bu vaziyetin en kötü hali aldığı, kurumların çöktüğü, ekonominin dibe vurduğu bir dönemde AK Parti iktidara geldi. Bütün engellemelere rağmen iktidar yürüyüşünü sürdürdü. Ve ülkeye her alanda sınıf atlattı.

Türkiye’de bugün siyasi zemin yeniden inşa ediliyor. Bu zeminin temeli 15 Temmuz’da atıldı. İskeleti 16 Nisan referandumunda kuruldu. Erdoğan liderliğinde Cumhur İttifakı gece gündüz çalıştı. Ve sonunda 24 Haziran’da yeni yapının açılışı gerçekleştirildi. Şimdi bu yapı işlemeye başlıyor. Bütün fonksiyonlarıyla hızla harekete geçiyor. Türkiye’yi daha müreffeh, güvenli ve güçlü hale getirmek en önemli hedef. Bu hedefe sadece siyasi iktidarın el değiştirmesiyle ulaşmak kolay değil. Diğer alanlarda da vesayet yıkılmalı, Batıcı hegemonya yerle yeksan edilmeli. Kültür alanındaki mevcut durum da bunun bir örneği. Bu konu her açıldığında Batıcıların sesi çok çıkıyor.

Burada bahsedilen kitapların toplatılması, yasaklanması ya da yakılması değil.

Farklı fikirlerden, başka ideolojilerden yayınevlerinin kapısına kilit vurulması değil.

Bizim gibi düşünmeyen yazarların kitaplarını bastıracak yayınevi bulamaması değil.

Ancak İslamofobik uygulamalarını ucuz metinlerle açıklamaya çalışanlar ana akımda olmamalı.

Açıkça terör örgütü PKK’yı destekleyen kitaplar şehrin göbeğindeki kitapçının en görünür kısmında yer almamalı.

Türkiye’yi gece gündüz Batı’ya şikayet edenler burada kendilerinin el üstünde tutulmasını beklememeli.

Girdiği her seçimi kazanan, kazandığı her seçimin ertesi günü bir sonraki seçime hazırlanmaya başlayan, öz eleştiriden bahseden, tevazuya önem veren Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör diyenler objektif ya da doğrunun yegane temsilcisi olarak kendilerini satmamalı.

Bu kadar marjinal noktalara savrulanların, bağımsız ve tarafsız olmak ile terör örgütü propagandası yapmayı karıştıranların, toplumun değerlerine zerre kadar değer vermeyenlerin, ekmek yedikleri topraklara aidiyet hissetmedikleri gibi üstüne düşmanlık edenlerin ahbap çavuş ilişkileri sayesinde bu kadar ön planda yer alması kabul edilemez.

Bu durum kimin ne ürettiği ya da ne kadar nitelikli ürettiğiyle ilgili de değil.

Ortada mukayese yapacak eşit bir mücadele alanı ya da yarış yok. Yıllar boyu kütüphanelerce desteklenmiş, yabancı vakıfların çeviri destekleriyle semirtilmiş, medyada bütün imkanlar sağlanmış, iyi öğrencilerin tercih ettiği üniversitelerde alan açılmış ve fuarlarda kayrılmış çeteciklerin şimdi de hakimiyet alanlarını kaybedeceklerini görmesi, eskisi gibi at oynatamayacaklarını fark etmesi ve ortalığı ayağa kaldırmaya çalışması var.

Vesayet odaklarıyla mücadele nasıl adım adım sürdürüldüyse, darbelere karşı nasıl direnildiyse, ekonomik saldırılara nasıl karşı koyulduysa kültürel alandaki mevcut durum da değişmek zorunda. Ama bugün ama yarın.

 

Kültürel Hegemonyanız Da Yıkılacak


Etiketler »