Kriter > Siyaset |

Sandıktan AK Parti Çıktı


Seçim sonuçları göstermektedir ki seçmen nezdinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti güçlü ve geçerli pozisyonunu korumaktadır.

Sandıktan AK Parti Çıktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, kurulduğu 2001’den 24 Haziran seçimlerine kadar üst üste 12 seçim kazandı. 24 Haziran ile birlikte de kırılması zor olan bu seçim rekoru milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kazanılmasıyla 14’e ulaştı. Üstelik AK Parti, bu seçimleri en yakın rakibine oldukça büyük fark atarak kazandı.

24 Haziran Erdoğan ve AK Parti nezdinde söz konusu galibiyet geleneğinin sürdürüldüğü bir seçim oldu. Katılım oranının yaklaşık yüzde 87 olduğu seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 52,6 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 53,7, AK Parti ise yüzde 42,6 oy aldı. Bu sonuçlar Erdoğan’ı yeni sistemin “ilk cumhurbaşkanı” yaparken Cumhur İttifakı’nın 344 vekille parlamentoda çoğunluğu sağladığı bir durum ortaya çıkardı. Öte yandan AK Parti, 295 vekil kazanarak Parlamentoda parti olarak sahip olduğu çoğunluğu az bir farkla yitirdi.

Türkiye’nin Doğal Lideri: Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran seçimleriyle birlikte üst üste 14 seçim kazanmış bir siyasi parti ve hareketin doğal lideridir. Kazandığı her seçim de bu liderliğin seçmen nezdinde onaylandığını ve desteklendiğini, buna ek olarak 16 yıllık süreç içerisinde Erdoğan ile rekabet edecek bir liderin ortaya çıkmadığını göstermektedir. Bu noktada Erdoğan’ın doğrudan kendisinin yarıştığı iki cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda ve çok açık bir farkla sonuçlanması kendisine alternatif güçlü bir lider adayının olmadığını net bir biçimde ortaya koymaktadır.

24 Haziran açısından söz konusu durumu kanıtlayan en önemli çıktı Erdoğan’ın 26 milyondan fazla seçmenin oyunu olarak tekrar cumhurbaşkanı seçilmesidir. Bu sayı, 2014 cumhurbaşkanı seçimiyle kıyaslandığında Erdoğan’ın yaklaşık 6 milyon daha fazla oy aldığını göstermektedir. Fakat söz konusu 6 milyonluk farkı anlamlı kılan istatistik seçmen sayısındaki değişiklik ve seçmen katılımıdır. 24 Haziran’da seçmen sayısı, 2014’e kıyasla yaklaşık 4 milyon artmış ve katılım yüzde 74’ten yüzde 87 seviyesine çıkmıştır. Ayrıca yine 24 Haziran’da 2014’e kıyasla geçerli oy sayısı 8,5 milyon artmıştır. Bu istatistikler göstermektedir ki 2014’te oy kullanmayan ve/veya Erdoğan’a oy vermeyen seçmenlerin önemli bir kısmı 24 Haziran’da tercihlerini Erdoğan’dan yana kullanmışlardır.

24 Haziran’ın gösterdiği bir diğer sonuç ise Erdoğan’ın MHP ile ittifak kurulması yönünde yaptığı hamlenin ne kadar doğru ve yerinde olduğudur. Cumhur İttifakı’nın kurulması Erdoğan’ın MHP seçmeninin desteğini alarak daha güçlü bir şekilde cumhurbaşkanı seçilmesi sonucunu doğurmuştur. Ayrıca Parlamento çoğunluğunun da yine Cumhur İttifakı tarafından kazanılması, Erdoğan’ın söz konusu hedefler doğrultusunda izleyeceği yolun Parlamento desteğiyle pekişmesini sağlamaktadır. Bu durum özellikle AK Parti’nin Parlamento çoğunluğunu kaybetmesiyle birlikte değerlendirildiğinde Erdoğan’ın ittifak hamlesinin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.

AK Parti ve Seçim Sonuçlarının Mesajları

24 Haziran’da AK Parti, yüzde 42,6 oy oranı ile yine seçimin kazananı oldu. Üstelik en yakın rakibi olan CHP’ye yüzde 20’lik bir fark atması söz konusu galibiyetin açık ve netliğini gösterdi. Üstelik AK Parti, 64 ilde birinci parti olarak yine kendisini siyasette biricik kılan “Türkiye partisi” olma özelliğini sürdürdü.

Öte yandan AK Parti açısından 24 Haziran seçimlerinin esas önemli sonucu 1 Kasım’a göre oy oranının yüzde 7 düşmesi ve Parlamento çoğunluğunun yitirilerek 295 vekil çıkarılmasıdır. Buna ek olarak lider Erdoğan’ın aldığı oy oranı ile arasında oluşan yüzde 10’luk fark dikkat çekmektedir. Ayrıca seçim sonuçları il bazlı incelendiğinde düşüşün temel sebebinin MHP’ye yitirilen oylar olduğu görülmektedir.

Yüzde 7’lik düşüşü tamamen seçmenin AK Parti’ye yönelik bir reaksiyonu olarak yorumlamak hatalıdır. Cumhur İttifakı’nın oy oranı ve MHP’nin İYİ Parti’ye yitirdiği oylar incelendiğinde esas itibarıyla 1 Kasım’da AK Parti’ye oy veren seçmenlerin Cumhur İttifakı içinde kaldığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy verdiği söylenebilir. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’na oy veren seçmenlerin oy davranışının da yeni sisteme göre şekil aldığı ve seçmenlerin yeni sisteme oldukça hızlı bir şekilde adapte olduğu yorumu yapılabilir. Bu noktada sonuçların eski sisteme göre değerlendirilmesi hatalıdır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ve seçim ittifaklarının Türkiye siyasetinde tabanları birbirine yakın partilerin ittifak kurmasını neredeyse zorunlu kılması, Türkiye’deki siyasi sistemin iki bloklu bir yapıya evrilmesini 24 Haziran’dan itibaren başlatmıştır. Dolayısıyla 24 Haziran’da görülen en önemli sonuç ittifakların blok içinde ideolojik konsolidasyonu sağlaması ve bloklar arasından ziyade blok içi oy geçişkenliği yaratmasıdır. Dolayısıyla il bazlı oy oranları geçmiş seçimlerle karşılaştırıldığında AK Parti ve MHP arasında geçişken bir yapıya sahip olan belli orandaki seçmen yüzdesinin 24 Haziran’da AK Parti’den MHP’ye kaydığı ortadadır. Bunun temel sebebi olarak ise yeni sistemin getirdiği seçmen nezdindeki blok içi esneklik gösterilebilir.

Bu seçmen yüzdesinin Türkiye’nin gerek geçmişte vesayetle gerekse şimdi küresel saldırılara karşı ihtiyaç duyulan mücadeleyi ortaya koyabilecek tek lider olarak Erdoğan’ı görmesi önemlidir. Dolayısıyla bu seçmen yüzdesi, parlamenter sistemde güçlü bir iktidar için şart olan güçlü meclis çoğunluğunun sağlanması adına AK Parti’ye yakınlaşmış ve oy tercihini Erdoğan motivasyonuyla AK Parti lehine yapmıştır. Fakat yukarıda da bahsedildiği üzere yeni sistemin dizaynı, parlamento için AK Parti ve MHP arasında ittifak kurulması ve seçmenlerin bu durumu kavrayarak hızlı bir şekilde adapte olması, bu seçmen yüzdesinin Erdoğan’a oy vermekle birlikte AK Parti’ye yönelik “oy verme zorunluluğu”nu ortadan kaldırmıştır.

Seçim gecesi ve sonrası AK Parti’deki oy düşüşünü açıklamak için yapılan “AK Parti’yi uyarma” yorum ve analizlerinin haklılık payı olmasıyla birlikte bu durumun hangi oranda geçerli olduğu belirsizdir. Öte yandan partiye yönelik oy geçişkenliğini açıklamak için kullanılabilecek bir diğer yorum da MHP’ye yönelik artan oy verme motivasyonudur. MHP’nin İYİ Parti sebebiyle zayıflaması ve belli kesimlerde MHP’ye yönelik oluşturulan “yok oluş” algısı, buna ek olarak da MHP ve Bahçeli’nin 15 Temmuz sonrası Erdoğan’ın liderliğini kabul ederek AK Parti ile iş birliğine başlaması, geçişkenlik gösteren seçmen yüzdesini MHP ile aynı bakış açısında buluşturmuştur. Bu buluşma ise yukarıda da bahsedilen AK Parti’ye yönelik “oy verme zorunluluğu”nun ortadan kaldırılmasıyla birlikte yorumlandığında söz konusu seçmen nezdinde MHP’ye yönelik bir oy verme motivasyonu yaratmıştır. Dolayısıyla sistemin oy verme davranışına etkisinin yanında MHP’yi “sistem içinde tutma” motivasyonunun AK Parti’yi “uyarma” düşüncesine nazaran daha geçerli bir sebep olduğu daha doğru bir tespit olacaktır.

Öte yandan AK Parti’nin, lideri Erdoğan’dan yüzde 10 oranında daha az oy alması AK Parti adına üzerinde durulması gereken bir durumdur. Esas itibarıyla Erdoğan’ın aldığı oy AK Parti’nin zirve potansiyelini göstermektedir. Fakat bu potansiyelin bu denli gerisinde kalınması AK Parti adına “kurumsallaşma” hususu üzerinde verilen bir mesaj olarak görülmeli ve parti açısından seçimin en önemli sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 24 Haziran seçimlerinden açık ara farkla birinci olarak çıkmıştır. Seçim sonuçları göstermektedir ki seçmen nezdinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin hala güçlü ve geçerli bir alternatifi yoktur.


Etiketler »