Kriter > Dış Politika |

ABD-PKK/PYD İlişkisi Nereye Evriliyor?


ABD’nin Suriye’de PKK/PYD ile ilişkisi taktik iş birliği formundan çıkarak stratejik alan hakimiyetine dönüşmüş durumdadır.

ABD-PKK PYD İlişkisi Nereye Evriliyor
İngiliz gönüllü savaşçıları "Macer Gifford" (solda) ve "Zilan" (sağda), Rakka,18 Ağustos 2017

ABD’nin PKK/PYD ile Suriye’de geliştirdiği son üç yıllık ilişki şüphesiz bölge jeopolitiğinin yeni dinamiklerinden biri haline geldi. 2013’ten bu yana ABD’nin bir taraftan Suriye rejiminin insan hakları ve savaş hukuku ihlallerine göz yumarak dış politikasındaki değerler ve prensipler argümanını terk ettiği, diğer taraftan da bir terör örgütünü Suriye karasalında güçlendirip araçsallaştırdığı görüldü. Dünya kamuoyu Obama yönetiminden Suriye rejiminin kimyasal ve konvansiyonel yöntemlerle toplu katliamlarını cezalandırmasını beklerken öte yandan ABD’nin “kırmızı çizgi”nin esneme kapasitesini tartıştı. Trump yönetiminin göstermelik müdahale girişimleri de ne rejim muhalifi yerel grupları ne ABD müttefiki bölge ülkelerini ne de dünya kamuoyunu tatmin edecek samimiyet ve kararlıkta gerçekleşti. Buna karşın Obama döneminde başlayan ABD’nin PKK/PYD’ye yaptığı askeri yatırım giderek güçlendi ve ABD-PKK/PYD ilişkisi normatif sınırların dışına çıktı. Bu bakımdan ABD’nin Suriye politikasının CENTCOM tahakkümünde ve kurumlar arasındaki irtibatsızlık, koordinesizlik ve rekabet gölgesinde taktik maksatlar çevresinde gelişerek stratejik açmazlara evrildiği söylenebilir. PKK/PYD dışındaki yerel aktörler tarafından kabul görmeyen, müttefiklik sorumluluklarını da yerine getiremeyen ABD Suriye’de gün geçtikçe yalnızlaşıp PKK/PYD’ye tümden bağımlı hale geldi.

Teröre Devlet İnşası mı?

ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK/PYD ile DEAŞ’a karşı mücadele kapsamında geliştirdiği ilişki DEAŞ’ın fiziki alan kontrolünü yitirmesiyle birlikte taktik iş birliği formundan çıkarak stratejik alan hakimiyetine dönmüştür. Bu dönemde ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri misyonunun terörle mücadele kapsamından çıkarak devlet inşasına dönüştüğü de görülmektedir. Bu kapsamda ABD’nin Fırat Nehri’nin doğusunda yaptığı faaliyetler şu şekilde sıralanabilir:

  • Fırat’ın doğusundaki Arap, Kürt ve Türkmen topraklarının kontrolünü çoğunluğunu PKK/PYD’li teröristlerden oluşturulan silahlı gruplarla sağlatmak. Bu bölgelerdeki coğrafi ve sosyal alanların kontrolü teröristlerden oluşturulan grupların ordu, emniyet ve yargı gibi güvenlik pratikleriyle sağlanmaktır. Bu unsurlar başlangıçta ABD’nin Özel Kuvvetler Komutanlığı unsurlarıyla, sonrasında da daha nizami ordu birliklerince eğitilmiş, donatılmış ve silahlandırılmıştır. Modern silah imkanlarına da kavuşan silahlı PKK/PYD unsurları hem komşu ülkelere hem de ideolojik, etnik ve mezhebi farklılıklara sahip diğer grupların güvenliğini tehdit etmektedir.
  • Fırat Nehri’nin doğusunda PKK/PYD kontrolünde idari yapılanmalar geliştirilerek hem siyasi egemenlik pratikleri deneyimlenmekte hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden otonom yönetim anlayışı geliştirilmektedir. Bununla birlikte elektrik, su, haberleşme, eğitim ve sağlık hizmetlerinin de PKK/PYD kontrolünde yürütülmesi için örgütün kapasite geliştirmesi sağlanmaktadır.
  • Bölgedeki ekonomik dinamikleri yönetmek için PKK/PYD sosyolojisiyle örtüşmeyen Rakka ve Deyrizor kentleri ve Fırat Nehri havzasında bulunan enerji ve tarım alanları da örgüte işgal ettirilmiş ve örgütün ekonomik olarak kendine ait kaynaklar geliştirmesinin yolu açılmıştır.

ABD-PKK/PYD İlişkisi Nereye Evriliyor?-Necdet Özçelik

Stratejik Muammaya Doğru

Halihazırda ABD Suriye’nin kuzeydoğusundaki PKK/PYD varlığını 22 askeri üs ve beş binin üzerinde olduğu değerlendirilen askeriyle takviye ve himaye etmeye devam etmektedir. Ancak ABD, Fırat Nehri’nin doğusunda PKK/PYD kontrolündeki 55 bin kilometrekareye sıkışmışlık halini aşmak ve bölgedeki jeopolitik açılımını sağlamak için Suriye iç savaşındaki yeni boyut olan İdlib sürecindeki gelişmeleri, Irak’taki siyasi dinamikleri ve İran’ın çevrelenme koşullarını istismar ederek PKK/PYD’yi bu stratejiye dahil etmek istiyor. ABD’nin PKK/PYD ekseninde yürüttüğü faaliyetler bütünü örgütün jeopolitik rolünü de kuvvetlendirmekle birlikte örgütün ABD tarafından Suriye’deki kullanım sınırlarının optimum düzeyi aştığı ve ABD-PKK/PYD ilişkisinin genişleme istikametinin Irak’ın kuzeyi olduğu değerlendirilebilir. Bu kapsamda;

  • PKK/PYD Suriye denkleminde kuvvetli bir aktör olmaya devam ettirilecektir. ABD’nin bu yöndeki gayreti Türkiye ile Münbiç üzerinde yapılan anlaşmanın uygulanmasında da kendini göstermektedir. Anlaşmanın yol haritasına göre PKK/PYD’lilerin Münbiç’i şimdiye kadar terk etmeleri ve ABD ordusu ile TSK unsurlarının müşterek devriye görevlerine başlamaları gerekiyordu. Münbiç’teki PKK/PYD’li varlığı da dikkate alındığında hem yol haritasının hem de uygulama takviminin ABD tarafından istismar edildiği söylenebilir. ABD’nin Türkiye’yi Fırat Nehri’nin doğusundan uzak tutmak için Münbiç benzeri anlaşmaları bu alanlarda kabul etmeyeceği beklenmelidir. Bu bakımdan Türkiye’nin ABD ile PKK/PYD üzerinde orta ve uzun vadede fiili durum yaratmadan stratejik müzakere başlatması da mümkün görülmemektedir.
  • ABD kendine olan güvensizliğinden dolayı Suriye’deki ılımlı muhalefet ve Türkiye tarafından yalnızlaştırılmıştır. PKK/PYD temelli siyaseti ABD’yi Fırat Nehri’nin doğusuna sıkıştırmış ve etki alanı Suriye’nin kuzeydoğusundan Irak’ın kuzeyine doğru genişleyebileceğini işaret etmektedir. Ancak Suriye’nin geri kalanında tekrar var olabilmek için hem ılımlı muhalefeti hem de Türkiye’yi taktik olarak tatmin edebilecek bir durum yaratmak isteyebilir. Suriye’nin kuzeyine doğru genişleyen Rusya etkisini ve Türkiye’nin oyun kurucu manevralarını boşa çıkartmak için İdlib’e bir hikaye üzerinden sınırlı müdahalede bulunabilir. Böylelikle etkinlik alanını Suriye’nin kuzeybatısına genişletmek için Tel Rıfat bölgesindeki PKK/PYD unsurlarının Fırat Kalkanı Harekat Alanı ve Afrin bölgesine mobilize olmalarının önünü açmaya da çalışabilir.
  • İran’ın çevrelenmesi ve Suriye ile Irak’taki etkinliğinin azaltılması için PKK/PYD’nin Irak’ın Sincar bölgesindeki varlığının ABD tarafından tahkim edilerek güçlendirileceği, PKK/PYD ile PJAK arasındaki iltisakın Irak’ın Süleymaniye ve İran’ın Merivan bölgesinde arttırılacağı beklenmelidir. Öte yandan Irak’taki bölgesel yönetim içindeki siyasi aktörler ile PKK/PYD arasındaki iltisakın kuvvetlendirilmeye gayret edileceği muhtemeldir. ABD’nin DEAŞ ile mücadeleden sorumlu özel temsilcisi Brett McGurk’ün Irak’ın kuzeyine geçtiğimiz günlerde yaptığı ziyaret ve bu ziyaretin hemen öncesinde Irak kuzeyi ile İran sınırında İKDP ve İran Devrim Muhafızları arasında yaşanan çatışmalar, Kerkük bölgesinde meydana gelen bombalı araç saldırılarındaki artışın da durumsal bir anlamlılığı olduğu değerlendirilebilir.
  • ABD’nin PKK/PYD ile geliştirdiği ilişki bu terör örgütünü Rusya nazarında da itibarlı hale getirmiştir. Rusya’nın İdlib’deki göreceli bir çözümden sonra kısa vadede Tel Rıfat çevresinde uzun vadede de Fırat’ın doğusunda Suriye rejimi ve PKK/PYD arasındaki müzakereler üzerinden örgütün sempatisini kazanmak için bir inisiyatif geliştireceği beklenebilir. Rusya’nın rejim-PYD müzakereleriyle ABD’nin PKK/ PYD üzerindeki etkinliğini zayıflatmaya, PKK/PYD’nin Afrin bölgesindeki mobilizasyonu kolaylaştırmak suretiyle de Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki etkinliğini tehdit etmeye çalışacağı değerlendirilebilir.

ABD_PKK/PYD İlişkisi Nereye Evriliyor?-Necdet ÖzçelikABD, Suriye’de terör örgütü PKK/PYD’ye, DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle askeri yardımlarda bulunmuştu.

Görünen o ki ABD-PKK/PYD ilişkisi Suriye’de işlerliğini maksimize ederek Suriye sınırlarından Irak topraklarına başka isimlerle ve başka hedeflerle taşınacaktır. ABD’nin bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü, milli güvenliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını tehdit eden bu ilişkiye karşı Suriye içinde ve Suriye dışındaki gelişmesi muhtemel alanlarda müdahale stratejileri üretilmelidir. Bu bakımdan stratejilerinden tesis edilmiş ilişki dinamiklerini ve tesis edilmesi muhtemel ilişkilerinin dinamiklerini hedefleyenler olmak üzere ayrıştırılmasında fayda olabilir.

Suriye’deki tesis olmuş ABD-PKK/ PYD ilişkisini hedefleyen stratejinin önündeki temel sorunun Suriye’nin kısmi istikrara kavuşmasından sonra görüleceği değerlendirilebilir. Zira ülkede toprak bütünlüğü ve üniter yapı üzerinde genel bir mutabakata varılması halinde PKK/PYD’nin de Suriye’de bir dönüşüm işlemine tabi tutulabileceği göz ardı edilmemelidir. Türkiye’nin Suriye’de olası bir PKK/PYD dönüşüm sürecine alternatif hazırlıklar yapması gerekebilir. Halihazırda İdlib’deki radikal grupları ayrıştırma-dönüştürme sürecindeki dönüşüm parametrelerinin olası bir PKK/PYD dönüşüm sürecinde Türkiye’nin aleyhinde istismara neden olmaması için şimdiden ön alınmasında fayda olacaktır. Suriye dışındaki alanlarda ise ilişkinin geliştirilmemesi temel strateji hedefi olmalıdır. Her iki stratejik yaklaşımın temel argümanı ise bölgesel ve sürdürülebilir ortaklıklar olduğu göz ardı edilmemelidir.


Etiketler »