Kriter > Siyaset |

AFRİN ZAFERİ ve Ötesi


Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) iki aylık süreçte askeri hedeflerine büyük ölçüde ulaşarak Türkiye’nin terörle mücadelesi ve jeopolitik etkinliğiyle ilgili birçok tartışmaya nokta koydu.

AFRİN ZAFERİ ve Ötesi

Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) iki aylık süreçte askeri hedeflerine büyük ölçüde ulaşarak Türkiye’nin terörle mücadelesi ve jeopolitik etkinliğiyle ilgili birçok tartışmaya nokta koydu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) harbe hazırlık seviyesi ve harekat etkinliği Suriye’de daha önce gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatı’nın (FKH) kapsamı, süresi ve ulaşılan hedefler bakımından yabancı çevrelerce çok tartışılmış ve TSK’nın PKK/PYD ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı hala kırılgan olduğu yönünde görüşler öne sürülmüştü. Zira Türkiye’nin Rakka’da DEAŞ’a karşı önerdiği harekat taslağı da buna benzer gerekçelerle ABD’li yetkililer tarafından kabul görmemişti. Oysa ZDH’de TSK’nın harbe hazırlık seviyesi ve harekat etkinliği kara ve hava kuvvetlerinin nizami birliklerinin harekatta kullanımı ve harekat birliklerinin yerel aktörlerle çalışma kapasitesinin ortaya koyduğu olumlu sonuçlarla gözle görülür bir şekilde ölçüldü. ZDH, PKK/PYD kontrolündeki arazinin yüzde 80’lik kısmını özgürleştirmek suretiyle Suriye’nin kuzeybatısında terör örgütünü topraksızlaştırdı. Ayrıca harekatın başında tahmin edilen terörist sayısının yaklaşık yüzde 50’sini etkisiz hale getirerek örgütün insan kaynağına da önemli bir darbe vurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından TSK’nın sert gücünün önleyici müdahale kapsamında kullanılmış olması Türkiye’yi alışılagelmiş güç biriktiren ve bunun karşılığında caydırıcılık etkisiyle oyun bozmaya çalışan ülke durumundan çıkarmış, durum yaratan konuma taşımıştır. Her ne kadar Afrin’de düzenlenen harekat Suriye ve bölge genelindeki stratejik durumun içinde taktik seviyede bir operasyon gibi görünse de etkileri ve kazanımları bakımından Türkiye için oldukça önemlidir. ZDH’nin başarıya ulaşmasının hem terörle mücadele hem de bölgesel jeopolitik etkinlik anlamında Türkiye’ye kazandırdıkları şunlardır:

  • Sınır güvenliğini sağlayarak Hatay Osmaniye-Kilis-Islahiye alanındaki PKK/PYD’nin terör saldırılarını önledi, örgütün varlığını sınır hattından 35 kilometre uzaklaştırdı.
  • PKK/PYD’yi Afrin’de topraksızlaştırarak yeniden tehdit olma ihtimalini azalttı.
  • PKK/PYD-ABD arasındaki ittifakın bütünselliğini bozdu, Menbiç’teki PKK varlığını sorunlaştırdı ve bu ittifakın Fırat Nehri’nin doğusunda zayıflamasına neden oldu.
  • DEAŞ’a karşı muharebe üstünlüğünün kalıcılığının devlet dışı silahlı bir aktör olan PKK/PYD ile değil Türkiye gibi kararlı bir devletin ordusu ve Suriye’deki gerçek muhaliflerle yapılabileceğini gösterdi.
  • Fırat Kalkanı ve İdlib harekat alanlarını birbirine bağlayarak Suriye muhalefetinin karasal hakimiyetini birleştirip hem alan birliği yarattı hem de muhalifler arasındaki ideolojik ve askeri birlikteliğin koşullarını sağladı.
  • Halep kenti üzerinde doğu-kuzey-batı hattında bir baskı aksı oluşturarak şehirdeki Suriye rejimi ve İran etkisini tehdit etti, Rusya ile yeni istişare alanları oluşturdu.

Zeytin Dalı Harekatı’nın Başarısı ve PKK/PYD Üzerinde Yarattığı Etkiler

Harekatın başarısı PKK/PYD üzerinde gözle görülür bir etki yarattı. Örgütün fiziki bir müdahaleyle karşılaşmadan keyfini sürdüğü Afrin’deki alan hakimiyeti sonlandırılarak terör örgütünün bir alanı kontrol altında tutamayacağı bir kez daha kanıtlandı. Ayrıca harekat örgütün Afrin genelinde ideolojik konsolidasyon sağlamasını da önledi. Öyle ki harekat sırasında kent merkezindeki örgüte karşı ayaklanmalar ile Afrin kent merkezinin ele geçirilmesinden sonraki süreçte Tel Rıfat’taki gösteriler PKK/PYD’nin ideolojisinin bir karşılığının olmadığını belgeledi. Daha da önemlisi ZDH Afrin’deki PKK/PYD’nin hem fiziki hem de ideolojik kapasitesizliğini bir kez daha gözler önüne sererek başta Menbiç olmak üzere örgütün ABD himayesinde varlık gösterdiği diğer alanlarda da tutunma sorunu yaşayacağına işaret etti. Tel Rıfat’taki gösterilerin benzerleri Menbiç’te de görülmeye başladı. PKK/PYD’nin Suriye’de Menbiç’te sonra varlığının sorunlaşacağı bir sonraki adresin Tel Abyad, daha sonrasında da Rakka olacağı beklenebilir.

TSK’nın tıpkı Afrin’de yaptığına benzer şekilde Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirmeyi planladığı ve kısmen de yürüttüğü harekatlar PKK/PYD’nin Irak’taki alanlarını da eritmeye başladı. Zira örgüt Sincar’daki varlığından vazgeçmek zorunda kaldı ve Irak ordusu bu alanı kontrol etti. PKK/PYD’nin ideolojisi Irak’ın kuzeyinde Türkiye sayesinde bir dönem sürdürülebilir istikrar tecrübesi geliştiren Bölgesel Yönetim alanlarında da sorunlaştı. İstikrarın PKK ve müttefikleriyle değil Türkiye ve diğer bölge ülkeleriyle sağlandığını gören yerel halkın da Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığından rahatsızlık duyduğu Türkiye’nin ZDH ile birlikte dile getirilmeye başlandı.

TSK’ye karşı alan hakimiyetini muhafaza edemeyen, yerel halk üzerinde de ideolojik tahakküm kuramayan PKK/PYD’nin ABD’ye karşı bağımlılığı derinleşirken Washington nezdindeki kredibilitesi de azalma eğilimi gösterecektir. ZDH ile bir taraftan askeri kapasitesizliği diğer taraftan da terörist ideolojisi sahada bir kez daha kanıtlanan PKK/ PYD ABD için kullanışlı bir aktör olma niteliğini çoktan yitirdi.

Tel Rıfat-Mining Havalimanı Hattındaki Durum

ZDH’nin tam olarak sona erdiğini söylemek doğru olmaz. Zira Tel Rıfat-Mining Havalimanı hattındaki PKK/PYD varlığı hem ZDH hem de FKH bölgesine tehdit oluşturmaya devam ediyor. TSK’nın bu bölgeye iki nedenden dolayı müdahale etmediği söylenebilir: Birincisi Rusya’nın bu bölgeyi Türkiye ile bir pazarlık konusu etme gayreti. Zira Rusya’nın TSK’nın bu bölgedeki harekatına Türkiye’nin İdlib harekat alanındaki çatışmayı azaltma rolünü artırması koşulunu öne sürerek rıza göstereceği beklenebilir. Rusya’nın Tel Rıfat bölgesinde bulunan sembol sayıdaki askerini çekmesi ve bu alanda yoğunlaşacak Türk Hava Kuvvetleri bu rızanın gösterildiği şeklinde değerlendirilebilir.

Ancak burada önemli bir diğer husus ise Tel Rıfat bölgesinin TSK/ÖSO unsurlarının kontrolüne geçmesinin Rusya ve Suriye rejimince nasıl yorumlanacağı. Suriye rejiminin Halep kentinin kuzey, doğu ve batıdan TSK/ÖSO unsurlarınca çevreleneceğini değerlendirerek şehrin stratejik açıdan tehdit altında olduğunu Rusya’ya kabul ettirmesi halinde TSK’nın Tel Rıfat’ta harekatı sürdürmesi sorunlaşabilir. Bu noktada Türkiye’nin elindeki İdlib kartı belirleyici rol oynayacaktır.

İkincisi ise TSK’nın Mining-Tel Rıfat hattını Afrin’den ayrılıp bu alana yerleşen sivillerin geçici iskan alanı olarak görmesi. Afrin kent merkezinin EYP/mayın ve diğer tehditlerden tam olarak temizlenmesinin ardından buradaki sivillerin tekrar Afrin’e döndürülmesiyle birlikte TSK’nın askeri harekatını birinci nedenin koşullarının da sağlanmasıyla bu alana yöneltmesi beklenebilir.

ZDH TSK’nın harbe hazırlık seviyesi ve harekat gücünü göstermiş ve Türkiye’nin jeopolitik etkinliğini de güçlendirmiştir. Stratejik düzeyde ele alınırsa ZDH Türkiye’nin bölgesel denklemdeki askeri aktivizminin sadece bir parçası olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki süreçte TSK’nın Suriye ve Irak’taki askeri aktivitesinin kontrollü bir şekilde genişleyeceği beklenebilir. Askeri faaliyetler harekat alanlarına göre farklılık gösterecek olsa da Türkiye’yi ABD, Rusya ve İran’dan ayrıştıran en önemli özellik ortak tehdide karşı yerel müttefikleriyle nizami askeri birlik formasyonunda fiilen savaşıyor olması. Devam etmekte olan İdlib, muhtemel Menbiç ve Irak kuzeyindeki harekat alanlarında bu ayırt edici özelliğiyle Türkiye’nin etki yaratmaya devam edeceği beklenmelidir. Türkiye’nin askeri aktivitesinin PKK/PYD’siz ve istikrarlı bir Suriye ve Irak sağlanıncaya kadar devam edeceğini beklemek şaşırtıcı olmaz. Türkiye açısından bir başka olumlu sonuç ise FETÖ’nün darbe girişiminden sonra siyasi ve askeri ahengin yakalanmış olmasıdır.


Etiketler »