Belediyeciliğin Yeni Dinamikleri


Bilişim teknolojilerini kullanarak belediye hizmetlerinin internet ortamına taşınması insanların gündelik hayatını oldukça kolaylaştıran ve kesintisiz hizmet almalarını sağlayan bir fırsattır.

Belediyeciliğin Yeni Dinamikleri

20. yüzyılın ortalarından günümüze kadar kentler önemini sürekli olarak artırmıştır. Dünya Bankası verilerine göre 1960’ta dünya nüfusunun yüzde 33,62’si kentlerde yaşarken 2018’de bu oran yüzde 54,83’e ulaşmıştır. 21. yüzyılın gelecek projeksiyonuna baktığımızda ise BM raporuna göre 2050’de yaklaşık 2,5 milyar insanın kentsel alanda yaşaması öngörülmektedir. Aynı raporda birçok ülkenin konut, sağlık, gıda, ulaşım, eğitim, istihdam gibi kentsel hizmetleri karşılamakta yetersiz kalacağı da tahmin edilmektedir.

Belirli kentlerde nüfusun yoğunlaşması ise geleceğin kritik sorunlarından birisinin metropoliten alanların yönetimi olacağını bize göstermektedir. Hızlı nüfus artışı, artan kentleşme ve beraberinde değişen kent nüfusu kentlerin olduğu kadar kırsal alan yönetiminin de ne kadar stratejik bir mesele olacağını işaret etmektedir. Günümüzde kentlerin büyümesine koşut olarak gıda, tarım, hayvancılık ve istihdam gibi unsurları içeren kırsal alan yönetiminin de belediyeler tarafından üstlenilmesi beklenmektedir.

Özellikle 1980’lerden itibaren etkisini devletler üzerinde hissettiren küreselleşme yönetimin alt kademeleri olan bölge ve kentlerde dikkate değer bir değişime yol açmıştır. Bir taraftan devletin belirli yetki, görev ve sorumluluklarıyla kamusal kaynakların kent yönetimlerine aktarılmasını içeren yerelleşme reformları diğer yandan özellikle büyük kentler arasında artan rekabet koşulları kentsel hizmet sunumundan sorumlu olan belediyelerin daha fazla fonksiyon üstlenmesini sağlamıştır. Küreselleşme ise sermaye ve nüfus hareketliliğinden çevre kirliliğine kadar birçok yeni riski ya da yönetilmesi gereken sorunu kent yönetimlerinin gündemine taşımıştır.

Sürdürülebilir, Yeşil ve Akıllı Kentler

Küreselleşme çağında kentler ve yerel yönetimlerle ilgili temel ilkeler ulus üstü düzeyde çeşitli anlaşma ve belgelerle düzenlenmiştir. Böylece kentsel haklar, hizmette yerellik ve yerel özerklik gibi değerler hukuki güvence altına alınmıştır. Başta AB bünyesinde kabul edilen Avrupa Kentsel Şartı (1992, 2007) ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (1985) olmak üzere kentler ve yerel yönetimlere ilişkin çok sayıda düzenleme devletler üzerinde yerel yönetimler reformu konusunda doğrudan ya da dolaylı olarak etkili olmaktadır.

Belediyeler kent halkının birlikte yaşamaktan kaynaklanan kamusal talep ve ihtiyaçlarını karşılayan, karar organları beldede yaşayan seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan özerk kuruluşlardır. Belediyeler, merkezi yönetimin politika ve programları ile belde halkının talep ve beklentileri arasında yasal olarak kendisine verilen görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır. Yerel kamu hizmetlerinin daha kaliteli, hızlı, etkin ve verimli yürütülmesi konusunda artan baskılar ve teknoloji alanındaki yeniliklerin kamu hizmetlerine entegre edilmesi çabaları “e-belediyecilik” kavram ve uygulamalarının gelişmesine önayak olmuştur.

Bilişim teknolojilerini kullanarak belediye hizmetlerinin internet ortamına taşınması insanların gündelik hayatını oldukça kolaylaştıran ve kesintisiz hizmet almalarını sağlayan bir fırsattır. Son yıllarda büyük veri, açık veri, nesnelerin interneti ve bulut bilişim gibi yeni teknolojilerin sağladığı olanaklar kamu hizmetlerini yeni bir dönüşümün eşiğine getirmiştir. Bu gelişmelerin kentlere yansıması sürdürülebilir kentler, yeşil kentler ve akıllı kentler gibi yeni akımların yayılması şeklinde olmuştur. Söz konusu yeni teknolojilerin kentsel hizmet sunumu ve belediye yönetimine nasıl eklemlenebileceği 21. yüzyılda belediyelerin karşılaşacağı en kritik meydan okumalardan birisidir.

Yerel yönetimler hem seçimle oluşan karar organlarına sahip olması hem de seçimler dışında karar alma ve yürütme süreçlerine doğrudan ve dolaylı birçok katılım imkanını sağlaması bakımından yerel demokrasinin gelişmesinde kritik bir role sahiptir. İnsanların gündelik hayatıyla ilgili karşılaştıkları sorunların büyük kısmı yerel yönetimlerin sorumluluk alanındadır. Bu nedenle yerel yönetimler sadece merkezi idarenin baskısı altında çalışmaz aynı zamanda çok sayıda yerel çıkar ve baskıyı da uzlaştırmak zorunda kalır. Yerel siyasette seçmen olarak oy vermekten meclis toplantılarını dinlemeye, gönüllü hizmet sunumuna katılmaktan kent konseyinde belirli sorunlarla ilgili görüş bildirmeye kadar çok geniş bir yelpazede katılım davranışı gösterilebilir. Yerel siyasetin eğitsel işlevinin artması yurttaşlık erdeminin gelişmesine ve demokrasi bilincinin yükselmesine katkı sağlar.

Yerel Yönetimler ve Sanal Platformlar

Günümüzde yerel yönetimlerde katılım deyince sadece meclis toplantılarının halka açık olması, belediye faaliyetleri hakkında bilgilendirme ve reklam çalışmalarının yapılması anlaşılmamaktadır. Hatta yerel seçimlerde oy vermek bile aktif katılım için yeterli görülmemektedir. Yerel yönetimlerde ve özellikle belediyelerde katılım seçimler dışında da doğrudan katılım yollarıyla yerel karar alma süreçlerinde yurttaşların sözünün dinlenmesini içermektedir. Bu noktada yerel demokrasiyi güçlendirmek üzere yurttaş girişimi, halkın vetosu, geri çağırma mekanizması gibi katılımcı yöntemlerin halk toplantıları, kent konseyleri ve odak grup toplantıları gibi müzakereci usullerle birleştirilerek demokrasinin –en azından yerelde– konsolide olması beklenmektedir.

Tam da bu noktada kentler ve yerel yönetimlerle ilgili diğer bir meydan okuma yerel siyaset, katılım ve demokrasi noktasında karşımıza çıkmaktadır. Açıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine dayalı olarak farklı kentsel aktörlerin katılımıyla önemli projeler, hizmetler ve kararların birlikte alındığı yönetişim anlayışı her geçen gün önemini artırmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki yenilikler, Web 2.0 ve sosyal medya alanlarındaki gelişmeler ise e-demokrasi, e-yönetişim ve e-katılım gibi kavramlarla yerel demokrasinin sanal platformlara taşınmasına yol açmaktadır.

Kentlerde artan nüfus, yükselen toplumsal talepler ve çevresel şartlarda yaşanan değişimler genel olarak yerel yönetimlerin ve özelde belediyelerin yönetimini zorlaştırdığı gibi kentsel sorunları da karmaşıklaştırmakta, en azından çözümünü güçleştirmektedir. İklim değişikliği, göç ve mülteci sorunları, çevre kirliliği, enerji, ulaşım ve trafik gibi pek çok problem artık belediyelerin çözüm üretme kapasite, ölçek ve becerisini aşmış durumdadır. Bu meydan okumalara karşı kentsel ağ ve dinamikleri harekete geçirerek, ulusal ve bölgesel gelişmeleri dikkate alarak, farklı düzeydeki aktörler arasında iş birliği ve koordinasyon mekanizmalarını güçlendirerek, sorunun paydaşlarını da aktif bir şekilde karar verme süreçlerine dahil ederek bir ortak akıl arayışı içinde hareket etmek kaçınılmaz olmaktadır. Kentsel sorunların kent ölçeğini aşarak çok sayıda aktörü içerecek biçimde karmaşık hale gelmesinin ortaya çıkardığı zorluklar karşısında özellikle yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklardan daha etkili bir şekilde yararlanılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni teknoloji devriminin sadece ulusal düzeydeki projelerle sınırlı kalmaması aynı zamanda yerel yönetimleri de içerecek entegre çözümler üretmeye odaklanılması gerekmektedir.

Türkiye’de kentlerin yönetiminde imar, çevre kirliliği, afetle mücadele gibi hizmet alanlarında karşılaştığımız geleneksel problemlerin yanında belediyelerin kurumsal kapasitesindeki yetersizliklerden kaynaklanan sorunlar (mali kaynakların yetersizliği, nitelikli personelin eksikliği gibi) da bulunmaktadır. Bu sorunların çözümünün zor ve zaman alıcı olduğu aşikardır. Ancak günümüzde belediyelerin bir yandan da yerel demokrasi ve etkin hizmet sunumuna ilişkin yeni dinamikler ve meydan okumalara cevap vermesi beklenmektedir. Gelecek seçimlerde bu konuların bütüncül bir bakışla dikkate alınarak seçim programlarının oluşturulması ve seçimlerin ardından söz konusu sorunların stratejik yönetim anlayışı içinde çözüme kavuşturulması elzemdir.


Etiketler »