Kriter > Dış Politika |

Cemal Kaşıkçı Neden Öldürüldü?


Sıradan bir entelektüelin sahip olmadığı bilgileri bilmesi bakımından ülkesinin bir nevi kara kutusu olan Kaşıkçı beliğ bir hitap diliyle kraliyet ailesini eleştiren ve insanları etkileyebilen bir isimdi.

Cemal Kaşıkçı Neden Öldürüldü
Öldürülen Kaşıkçı’nın çocukları Yemame Sarayı’na davet edilerek cinayette okların gösterdiği Prens’le el sıkıştırıldı, 23 Ekim 2018

Eylül 2017’den bu yana gönüllü sürgün yaşayan Cemal Kaşıkçı görüşlerini Amerikan Washington Post gazetesi ve “sözünü söyle ve git” sloganını kullandığı Twitter hesabından paylaşıyordu. 1 milyon 700 binden fazla takipçisi bulunan Kaşıkçı iki haremin hizmetçisi ve majesteleri “Hadimul Haremeyn ve Sumuv” gibi sözlerle hep övülmeye alışmış kraliyet ailesi ve mensuplarını edebi dille eleştirebilen bir isimdi.

Suudi Arabistan devletini seven ancak politikalarını eleştiren isim olarak da tanımlanan Suudi gazetecinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Kral Selman bin Abdulaziz’i eleştirdiği ve Yemen operasyonunu topa tuttuğu da oluyordu.

Medine’de dünyaya gelen Kaşıkçı ailesinin aslen Kayserili olduğu bilinmektedir. Yaklaşık 500 yıl önce Hicaz bölgesine gelen aileden Mescid-i Nebevi’nin müezzinlerinden Abdurrahman Kaşıkçı, ünlü Suudi Doktor Muhammed Kaşıkçı ve milyarder Adnan Kaşıkçı gibi önemli isimler çıkmıştır.

İlk, orta ve lise eğitimini Suudi Arabistan’da okuyan Kaşıkçı lisans eğitimini ABD’deki Indiana State Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamladı. Kaşıkçı Ukaz, Şarku’l-Evsat, el-Hayat gazetelerinde çalıştı.

El-Medine gazetesinde editörlük yapan Kaşıkçı 90’larda Afganistan, Cezayir, Kuveyt ve Ortadoğu haberlerini yakından takip etti. Eski El-Kaide lideri Usame bin Ladin ile de röportajlar yapan Kaşıkçı ülkesinin ünlü gazetecilerinden biri oldu. 2004’te el-Vatan gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yapan Kaşıkçı kısa bir süre sonra görevden alındı.

Turki Faysal’ın Danışmanlığı

Kaşıkçı 2004’te Prens Turki Faysal’ın danışmanlığına atandı. Kraliyet ailesi prenslerinden olan Turki Faysal bin Abdulaziz 1977-2001 arasında yirmi dört yıl bakan mevkiinde Suudi Arabistan genel istihbarat başkanlığı görevini yürütmüş bir isim. 2005-2007 arasında da İngiltere ve ABD’de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yaptı.

Turki Faysal ABD eski başkanı Bill Clinton ile üniversite yıllarından tanışmaktaydı. Clinton’ın başkanlığı döneminde Suudi Arabistan Genel İstihbaratı ile Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) arasında ciddi bir iş birliği ve yardımlaşma yapıldığı gözlendi. Clinton’ın görev süresinin bittiği 2001’de Turki Faysal da istihbarattaki görevinden alındı.

Kaşıkçı, Prens Turki ile çalıştığı yıllarda ülkesindeki olayların perde arkasını da öğrenme fırsatı yakaladığı ve bu süreçte yirmi dört yıl Suudi Arabistan istihbaratının başkanlığını yapan Turki’den bir gazeteci olarak önemli istihbarat bilgileri de edindiği muhakkaktır.

2007’de tekrar el-Vatan gazetesinin başına getirilen Kaşıkçı 2010’da herhangi bir sebep açıklanmadan tekrar görevden alındı. Ancak görevden alınma nedeninin gazetede yayımlanan İbrahim Mai’nin makalesi olduğu konuşuldu. Mai yazısında Selefiliği eleştirmişti.

2010’da Prens Velid bin Talal tarafından kurulması planlanan Arap haber kanalının genel müdürlüğüne getirildi. 2012 için plan yapıldığı halde haber kanalının açılışı 2015’e ertelendi. Ancak 2015’te de yayına başladıktan birkaç saat sonra durduruldu.

Kaşıkçı’nın Fikri Yapısı

Liberal bir dünya görüşüne sahip olduğu söylense de gençliğinde Müslüman Kardeşler Teşkilatı’ndan (İhvan) etkilendiği bilinmektedir. Kaşıkçı İhvan’ın katılımı olmadan Arap ülkelerinde demokrasinin hayata geçirilemeyeceğini savundu. İhvancı geçmişi ve liberal düşüncesinin yanı sıra Batı demokrasisi ve özgürlükçü yapısını benimsediği biliniyor.

Arap Baharı’nın ekonomik gelişme sağlayamamış ülkelerde patlak verdiğini ifade eden Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ı bu yönüyle Çin’e benzetmiş ve Pekin’in komünizmden ayrılmadan gelişebildiği gibi Riyad’ın da Selefilik çizgisinde reformlar yapabileceği ve gelişebileceğini savunmuştur.

Kaşıkçı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruşunu severek destekler ve Erdoğan aleyhinde ısmarlama yazılar yazan entelektüellere sitem ederdi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nden siyaset bilimci Abdullah Abdulhalik’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir yazısında eleştirmesinden sonra hemen onunla irtibata geçmiş ve yazdığının doğruyu yansıtmadığını ifade etmiştir.

Gönüllü Sürgünden Yaptığı Eleştiriler Bir yıllık gönüllü sürgünlük günlerinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistan’ın önde gelen isimlerine yönelik gözaltı operasyonunun ardından kendi isteğiyle ülkesinden ayrılan Kaşıkçı gözaltı kampanyalarına tepki gösterdi.

Açılımlara destek veren Kaşıkçı Yemen’deki savaşı eleştirdi. Twitter hesabı üzerinden “Suudi Veliaht Prensin ülkesinin onurunu koruması ve Yemen’deki vahşi savaşı sona erdirmesi gerek” dedi.

Katar ile bazı Arap ülkeleri arasındaki krize de odaklanan Kaşıkçı bir an önce krizin çözülmesi gerektiği konusunda Körfez’e birlik çağrıları yaparak “Babalarınızın birlik yolundaki hayallerini, bölgesel iç ayrılıkçı konuşmalarla yıkmayın” ifadelerini kullandı.

Kaşıkçı İran konusunda ülkesine destek vermiş, Filistin ve Kudüs davasında istikrarlı bir tavır sergilemiştir. Ülkesinin İstanbul Konsolosluğuna gitmeden bir gün önce Filistin ile ilgili bir tweet atmış ve “Londra’dan ayrılıyorum, aklımda Filistin. İsrail lobisi güçlü olmasına rağmen Filistin’in sesi hala yüksek” diye yazmıştır.

Ülkenin en önde gelen entelektüellerinden birisi olan Kaşıkçı’nın Prens Turki ile çalıştığı süreç hayatındaki en önemli sıçrama noktası olmuştur. Bundan sonraki dönemlerde olayları daha derinden araştırmaya başlayan Kaşıkçı ülkede yaşanan gelişmelerin perde arkasına ve kamuoyundan saklananlara ışık tutmaya çalışan ve eleştirel gözle de bakabilen bir isim olarak ülkede öne çıkmıştır.

Kaşıkçı, Suudi Arabistan Genel İstihbaratının yirmi dört yıl başında kalan Prens Turki’ye danışmanlık yaptığı yıllarda öğrendikleri ile gençliğinde İhvan’dan edindiği teorileri beyninde tekrar harmanlamış ve analiz etmiştir.

Sıradan bir entelektüelin sahip olmadığı bilgileri bilmesi bakımından ülkesinin bir nevi kara kutusu olan Kaşıkçı beliğ bir hitap diliyle Kraliyet ailesini eleştiren ve insanları etkileyebilen bir isimdi.

Sovyetler döneminde KGB ajanları birisini infaz ettikten sonra “Çok fazla şey biliyordu” dermiş. Kaşıkçı belki Türkiye’de popüler olmayan bir gazetecinin hükümeti eleştirdiği kadar bile Riyad yönetimini eleştirmemiştir. Ancak Suudiler açısından “çok şey bildiği” kesin.


Etiketler »