Cumhur İttifakı’nın Geldiği Aşamada AK Parti’nin Pozisyonu


AK Parti özellikle uyuşturucu satıcılığı başta olmak üzere kişiler arası işlenen suçların devlet tarafından affedilemeyeceğini, devletin ancak kendisine karşı işlenen suçların affedicisi olabileceğini ifade etmiştir.

Cumhur İttifakı nın Geldiği Aşamada AK Parti nin Pozisyonu
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısına katılarak konuşma yaptı, Ankara, 23 Ekim 2018

Türkiye’nin anayasal ve siyasal hayatında yepyeni bir açılım sağlayan “seçim ittifakları”nın en somut uygulamasını 24 Haziran seçimlerinde yaşadık. AK Parti ve MHP’nin meydana getirdiği Cumhur İttifakı’nın karşısında başını CHP’nin çektiği Millet İttifakı yer aldı. Cumhur İttifakı açısından değerlendirildiğinde bu ittifakların belki de en önemli karşılığı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlayan Yenikapı ruhunu AK Parti ve MHP açısından yepyeni bir evreye taşıması oldu. Zira Cumhur İttifakı’nın altyapısını meydana getiren nedenler bir anlamda 15 Temmuz’un arka planındaki saldırılara karşı her iki partinin takındığı ortak tavrın da birer sebebiydi. İç siyasi istikrarın sağlanması bir tarafa dışarıdan gelen saldırılara karşı da ortak bir duruşu işaret eden Cumhur İttifakı bu sınavdan başarılı bir biçimde çıktı.

Bin 397 belediye, 20 bin 498 belediye meclis üyesi olmak üzere toplamda 21 bin 895 kişinin belediye yönetimleri için seçileceği 31 Mart 2019 yerel yönetimler seçimlerinin yaklaşmakta olduğu bugünlerde seçim ittifakları konusu oldukça sert tartışmalarla siyaset gündemindeki yerini korumaya devam etti. Zaman zaman MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı zaman zaman AK Parti cenahından gelen açıklamalarla mahalli idareler seçimlerinde de bir ittifakla karşılaşacak mıyız sorusu kamuoyunu daha yoğun bir şekilde meşgul etmeye başladığı bir sırada AK Parti ve MHP arasında başlayan ittifak görüşmeleri süreci farklı bir aşamaya taşımış oldu. Ancak bu süreç Mart 2019 seçimlerinde ittifak kurmaktan oldukça uzak bir aşamaya taşınarak Cumhur İttifakı’nın geleceğini (en azından muhalifler açısından) de tartışmaya açmış oldu ve 23 Ekim’de Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı açıklamaları Cumhur İttifakı’nın yerel seçimler için bittiğinin habercisiydi. Yaklaşık bir saat sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da AK Parti grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerini yaparken Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlere gidildiği sırada karşılaştığı zorluklara, o güne kadar AK Parti’nin izlediği ihtiyatlı duruşa uygun biçimde cevaplar verdi. O halde AK Parti’nin ve MHP’nin seçim ittifakı sürecindeki tavır ve stratejileri incelendiğinde geldiğimiz aşamada AK Parti açısından nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız?

AK Parti’nin İhtiyatlı İttifak Arayışı

24 Haziran’ın kazananı AK Parti’nin yaklaşmakta olan mahalli idareler seçimleri öncesinde seçim ittifakı konusundaki yaklaşımı merakla beklenen gündemlerin en başında gelmektedir. Bugüne kadar oldukça ihtiyatlı gözüken AK Parti olası ittifak ortağı MHP’nin aksine “bekle gör” yaklaşımıyla hareket etmiştir. İzlenen bu politikanın arkasında oldukça rasyonel bazı gerekçelerin olduğu aşikardır.

Cumhur İttifakı'nın Geldiği Aşamada AK Parti'nin Pozisyonu-Serdar GülenerMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yerel seçimlerde herhangi bir ittifak içerisinde olmayacaklarını açıkladı, Ankara, 24 Ekim 2018

Yerel yönetimler seçimlerinde ittifak için ilk kıvılcımı yakan açıklamalar MHP cephesinden gelmiştir. Hatta ittifaka dair tartışmalarda el yükselten tarafın MHP olduğu söylenebilir. Hem ittifak tartışmalarının başlaması hem de gelişmesinde Bahçeli’nin önerilerinin belirleyiciliği dikkat çekicidir. MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin son yaptığı “siyasi kombin” önerisi AK Parti ile gerçekleştirilen ittifak görüşmelerine farklı bir boyut getirmiştir. Siyasi kombin başlığıyla Bahçeli’nin önerdiği modelde her siyasi parti kendi siyasal kimliğini öne çıkarabilecektir. Bunun üç farklı öneriyle beslendiği ifade edilmektedir: Buna göre ilk olarak belediye meclisi üyeliği seçiminde her siyasi parti kendi amblemi altında adaylarını koyacaktır. Böylece hem büyükşehirler hem de ilçe belediye meclislerindeki üyeler belirlenecektir. İkinci öneri her parti özellikle büyükşehir belediye başkan adaylarını belirlerken diğerinin de onay verebileceği, üzerinde uzlaşmanın olabileceği adayları seçebilir. Siyasi kombini teşkil ettiği ifade edilen üçüncü öneri ise ilçe belediye başkanlıklarında hangi partinin oyu yüksekse o ilçe belediye başkanlığının o partiye bırakılmasını içermektedir.

MHP’nin yaptığı önerinin teknik olarak gerçekleştirilebilirliği bir tarafa Bahçeli’nin yaptığı açıklamaların şifrelerinin çözülmesi ittifak tartışmalarına dair daha anlamlı sonuçlara bizi ulaştırabilir. Aslında Bahçeli’nin izlediği politikanın 24 Haziran öncesinden çok farklı olmadığı belirtilmelidir. Bu politika özellikle yapılan açıklamalarla söylem üstünlüğünün MHP’de olduğu izlenimi vermek üzerine kurulu gözükmektedir. Bu şekilde MHP’nin AK Parti ile pazarlıkta elini güçlendirmeyi hedeflediği birçok siyasi gözlemci tarafından da dile getirilmektedir.

Cumhur İttifakı'nın Geldiği Aşamada AK Parti'nin Pozisyonu-Serdar GülenerAnayasa Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ AK Parti grup toplantısında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın kendisi hakkında söylediği sözler üzerine duygulandı, Ankara, 24 Ekim 2018

Yerelde İttifakı Sona Erdiren Nedenler

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi sağlayan Anayasa değişikliği teklifine verdiği destek sonrası MHP, AK Parti ile gerçekleştirdiği ittifakın pratik sonuçlarından elde ettiği avantajı zaman zaman kamuoyuna hatırlatan bir stratejiyi izlemekten geri durmadı. Bunun önemli göstergelerinden biri 24 Haziran seçim sürecinde gündeme getirdiği “genel af teklifi”nde açıkça görüldü. O günden itibaren konunun uzmanları tarafından teklifin kapsamına dair çeşitli sorunlar olduğu ifade edilse de Bahçeli yaptığı açıklamalarla teklifin arkasında olduğunu belirtti. AK Parti özellikle uyuşturucu satıcılığı başta olmak üzere kişiler arası işlenen suçların devlet tarafından affedilemeyeceğini, devletin ancak kendisine karşı işlenen suçların affedicisi olabileceğini ifade etti. Kısa bir süre içinde bu tartışmanın üzerine ABD’li rahip Brunson’ın yargılandığı davada mahkeme tarafından (ceza alarak) serbest bırakılması, Danıştayın andımız kararı vb. birkaç sorun eklendiğinde yerel seçimlerde yapılması olası ittifaka dair sinir uçlarının daha da gerildiği, MHP’nin milliyetçi tonu yükselterek AK Parti’ye söz konusu başlıklardan sert eleştiriler yönelttiği görüldü.

Unutulmamalıdır ki AK Parti’nin 2002’den bugüne elde ettiği başarıda stratejik ve taktiksel olarak aldığı pozisyonlar kadar temsil ettiği değerleri zamanın ruhuna uydurabilme kabiliyetinin etkisi son derece fazladır. On altı yıldır Türkiye’nin merkez siyasetini ve iktidarı domine eden bir parti olarak siyasetin yalnızca dönemsel bir faaliyet olmadığının, gelecek vizyonlu çözümler üreterek kendisine oy veren/vermeyen herkesi yakalamak gerektiğinin idrakinde gözükmektedir. İttifaka yaklaşımının da temelinde bu anlayışın yattığı söylenebilir. AK Parti’nin ittifaka dair yaklaşımını belirleyen bir unsur da mahalli idareler için yapılacak seçimlerde 24 Haziran’dan farklı olarak “yasal bir altyapı”nın olmamasıdır. Hatırlanacağı üzere 24 Haziran seçimleri öncesinde gerçekleştirilen yasal bir düzenlemeyle ittifak yapabilme olanağı partiler açısından elde edilebilmiştir.

AK Parti Cumhur İttifakı’nın değerlerini öncelediğini defaatle tekrar etmektedir. Bunun en son örneğini 23 Ekim’de Bahçeli’nin oldukça yüksek bir tondan yaptığı açıklamalar karşısında dahi başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere parti kurmayları tarafından bu değerlerin öncelendiğinin dile getirilmesi oluşturmuştur. Erdoğan’ın grup konuşmasında “Biz, bu ittifakın ruhuna zarar verecek hiçbir işin içinde olmadık, olmayız. Milletimizin bize emaneti olan Cumhur İttifakı’nı, günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutmak istedik. Gördük ki MHP kendisi için çok farklı bir tercih yaptı. Saygı duyarız. Söyleyeceğimiz tek şey, yerel seçimlerde madem ‘Biz yolumuza’ diyorlar, biz de ‘Herkes kendi yoluna’ deriz” şeklindeki sözleri Cumhur İttifakı’na AK Parti’nin verdiği siyaset üstü değeri göstermesi açısından önemli kabul edilmelidir.

Sonuç itibarıyla gelinen noktada yerel seçimlerde AK Parti ve MHP’nin ittifak dışı bir politikayı benimseyerek kendi adaylarıyla seçime gidecekleri kesinleşmiştir. Bu, bir anlamda Cumhur İttifakı’nın ileride yaşaması olası benzer krizler adına dersler çıkarılması için faydalı görülebilir. Bu kriz vesilesiyle AK Parti ve MHP iki ayrı kişiliğe sahip siyasi parti olarak karşılıklı biçimde sınırlarını test imkanı elde etmişlerdir. Kanaatimizce bunun kadar önemli bir diğer husus ise AK Parti’nin kuruluş kodlarında yer alan kapsayıcı ve kucaklayıcı siyaset yapma anlayışının bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından tekrar edilmesi ve AK Parti’nin geniş kitlelerin partisi olduğunun vurgulanmasıdır.


Etiketler »