Kriter > Siyaset |

Cumhur İttifakı’nın Yönü


Ulusal ve uluslararası köklü değişimler ya da partilerin iç dengelerinde önemli bir değişim olmadığı sürece ittifak –pürüzler yaşansa dahi– devam edecektir.

Cumhur İttifakı nın Yönü
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi kabul etti, Ankara, 16 Ekim 2018

Cumhur İttifakı 24 Haziran seçimleri öncesinde iki partinin seçimlerde ittifak yapma kararı almasının sonucunda ortaya çıkmıştı. 24 Haziran seçimleri 16 Nisan halk oylamasıyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı sisteminin ilk seçimleri olma özelliği taşıyordu. Mutabakat metni ittifakın temelinin “güçlü bir parlamento yapısının ortaya çıkarılması ve gelecek beş yıl içerisinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini temin etmek” olduğunu ilan ediyordu. Kapsamının genişliği ve devleti yeniden tanzim eden bir kurumsal dönüşüm hedefi göz önüne alındığında Cumhur İttifakı’nın siyasi hayatımızda rastlanan tipik siyasi ittifaklardan çok net bir şekilde ayrıştığını belirtmek gerekir. Partiler arası ittifaklar genellikle ittifak yapan partilere seçimde avantaj sağlamak, seçimler sonrasında kurulan hükümette yer almak ve iktidardan pay kapmak gibi kısa vadeli ve dar pragmatist hedefler gözetmektedir.

İkinci ve daha kapsamlı bir gerekçe olarak ittifakın “15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün teşebbüs ettiği hain darbe ve işgal hareketi sonrasında, Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli duruşun doğal bir sonucu olarak” ortaya çıktığı ifade edilmekteydi. İttifakın “sadece bir seçim ittifakı olmayıp, Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında, milli ve ahlaki bir duruş ve bu çerçevede sürdürülecek tarihi bir birliktelik” olduğunun altı çizilmekteydi. Her siyasi ittifak gibi Cumhur İttifakı’nın da ortak bir düşmana ya da tehdide karşı yapıldığı, ülkenin karşı karşıya kaldığı beka sorununa cevap vermek adına üretildiği ortaya konmaktaydı. Bu ifadeler Cumhur İttifakı’nın “siyaset üstü” bir nitelik taşıdığını ve bu yönüyle tipik siyasi ittifak ve koalisyon özelliği göstermekten uzak olduğunu gözler önüne sermektedir.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin tesis edilmesi hedefi ve beka sorununa ek olarak Cumhur İttifakı’nın Türk siyasi hayatında önemli bir kırılma gerçekleştirmeyi hedeflediğini de belirtmek gerekir. Mutabakat metnine baktığımızda ittifakın devleti millet iradesiyle buluşturma yani siyasetin demokratikleştirilmesi hedefini taşıdığı ve Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç haline getirilmesi gibi uzun soluklu bir stratejiyi barındırdığı görülmektedir. Metinde bu yönde şu ifadelere yer verilmektedir: “Türkiye’yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, i’la-yı kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir.” İki siyasi partinin bu denli uzun soluklu bir ittifak ilişkisine girmeyi göze almış olması Cumhur İttifakı’nı ülke siyasetinde sıkça rastladığımız siyasi ittifaklardan önemli bir şekilde ayrıştırmaktadır.

İttifakın Geleceği

Elbette resmi bir belgeyle güvence altına alınmış olması bir ittifakın devam edeceğinin mutlak garantisi olamaz. İttifaklar kağıtta değil siyasi şartlar üzerinde yapılır. Dolayısıyla siyasi şartlara bağımlı yapısı nedeniyle ittifaklar geçici birlikteliklerdir. Kendilerini doğuran siyasi şartlar ve gerekçeler ortadan kalktığında doğal olarak sonlanırlar. Bu sebeple Cumhur İttifakı’nın devam edip etmeyeceğini anlamak için ittifakın varlık nedeninin halen yerinde olup olmadığına ve partilerin bu varlık nedenine yönelik yaklaşımlarında radikal sapmaların yaşanıp yaşanmadığına bakmak gerekir.

İttifakın varlık sebebi olan beka sorunu halen varlığını sürdürmektedir. Ülkenin sınırları içerisinde ve güney sınırında PKK’ya karşı mücadele devam etmektedir. FETÖ ile mücadele ise halen sürmekte olan operasyonlar ve davalara bakıldığında sona ermiş değildir. Uluslararası alanın giderek çok kutuplu bir hal alması, sınırların yükselmesi, ekonomik milliyetçiliğin yükselişe geçmesi ve ABD’nin öncülüğünde çok daha çatışmacı bir hal alması da güvenlik tehditlerini artırarak ülkenin siyasi beka sorununu daha akut hale getirmektedir.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı sisteminin yerleşiklik kazanması sürecinin de henüz başında olduğumuz ortadadır. Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma hedeflerine ulaşması için önümüzde uzun bir yolun olduğu da açık bir gerçektir. Türkiye’nin süper güç statüsü elde edebilmesi için ekonomik ve askeri güç kapasitesinin ve devlet-toplum kaynaşmasının çok daha ileri boyutlara taşınması gerekmektedir. Tüm bu faktörleri göz önüne aldığımızda Cumhur İttifakı’nın sona ermesi için ortada geçerli ve somut bir gerekçe olduğunu söyleyebilir miyiz?

İttifaklar başka şekil ve gerekçelerle de sona erebilir. İttifakı oluşturan tarafların ittifakı en başta var eden sorunlara bakışının değişmesi bunda etken olabilir. Böylesi bir durumun ortaya çıkması büyük oranda partilerin kendi iç dengeleri ya da liderlik yapısında ani bir değişimin yaşanmasıyla mümkün hale gelebilir. Parti içi değişimler partilerin hedeflerini veya hedeflerine varmakta takip ettikleri stratejilerini değiştirmelerine yol açabilir. AK Parti ve MHP’nin (ve hatta Büyük Birlik Partisi’nin) FETÖ ve PKK ile mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, sertleşen uluslararası siyasi ortamda milli birliğin sağlanması, yeni hükümet sisteminin yerleşiklik kazanması ve Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olmasına yönelik bir fikir ve siyaset değişikliğine gittiğine dair bir emare var mıdır? Bu partiler içerisinde hedef ya da strateji değişikliğini doğuracak bir liderlik değişiminden bahsedilebilir miyiz?

İttifaklar başka ortakların ve yeni siyasi şartların ortaya çıkmasıyla da sonlanabilir. Türk siyasi hayatında böylesi bir değişimi doğuracak bir siyasi dalgalanma yaşandığına yani yeni siyasi aktörlerin ve yapısal şartların ortaya çıktığına dair bir durum söz konusu mudur? Partilerin bu hedeflere başka ortaklarla veyahut da başka bir yoldan gideceğine dair emareler bulunmakta mıdır?

Sonuç olarak mevcut durumda ve yakın gelecekte ittifakın sonlanacağını iddia etmek pek mümkün değildir. Ulusal ve uluslararası köklü değişimler ya da partilerin iç dengelerinde önemli bir değişim olmadığı sürece ittifakın –pürüzler yaşansa dahi– devam edeceğini belirtmek gerekir. Köklü bir geleneğe ve kendine has ideolojik yapılara sahip bu partilerin tüm güçleriyle varlıklarını sürdürmeye çalışacakları ve direnecekleri açıktır. Ancak diğer yandan Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ortaya çıkan yeni siyasi şartlar ve gerçekler bu partileri her geçen gün çok daha yoğun bir şekilde değişime zorlayacaktır. Bu iki durum arasındaki çelişki doğal olarak büyük gerilimlere yol açacak ve uzun bir süre varlığını sürdürecektir.

Tüm bunların ışığında AK Parti-MHP cephesinde yerel seçimlerde ittifak yapılmayacak olması büyük ölçüde Cumhur İttifakı’nın sonlandığı anlamına gelmemektedir. Bunun için geçerli bir sebep olmadığı gibi mevcut siyasi şartlar her iki partiyi birbirine daha fazla yaklaşmaya zorlamaktadır.


Etiketler »