Kriter > Dosya > Dosya / Dolar Sistemi |

Gemisini Kurtaran Kaptanlar


Başkan Recep Tayyip Erdoğan döviz kurunu bahane ederek fırsatçılık yapan ve stokçuluk yapanlarla ilgili “Bedelini ödeyecekler” diyerek talimat verdi.

Gemisini Kurtaran Kaptanlar

Alimlerden biri tüccardı. Vasıt şehrinden Basra’ya gıda maddeleri gönderip vekiline emretti. Basra’da ucuz olduğu için vekili bir hafta bekleyip pahalı sattı ve müjde yazdı. O zat ise cevabında “Biz az kar ile çok sevap kazanmayı daha çok severiz. Fazla kazanmak için dinimizi feda etmemeliydin. Çok büyük suç işlemişsin. Bunu affettirmek için sermayeni ve karı hemen sadaka olarak dağıt.”

Bu menkıbeye İslami İlimler kitaplarında rastlamışsınızdır. İslamiyet ne der? Sakladığı malların hepsini sadaka olarak dağıtsa bile yine karaborsacılık yapan günahtan kurtulamaz. İslam iktisat nizamında karaborsacılık yapmak için malı depolayıp fiyatının artmasını beklemek mezmumdur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) karaborsacılık yapanlara beddua eder. “Bir kimse gıda maddelerini alıp pahalı olup da satmak için kırk gün saklarsa hepsini fakirlere dağıtsa da günahını ödeyemez. Bir kimse dışarıdan gıda maddesi satın alıp şehre getirir ve piyasaya göre satarsa sadaka vermiş gibi sevap kazanır” buyurur.

Son dönemde yaşadıklarımızı şöyle bir düşünün. Bu anlattıklarımı her tüccarın dükkanının bir köşesine asması gerekmez mi? Özellikle de birkaç aydır döviz kuru bahanesiyle yerli mala dahi fahiş zam yapanların, gramaj oyunuyla halkı kandıranların, gece yarısı elemanlarına etiket makinelerini vererek sabaha kadar yeni fiyat bastıranların, hatta vatandaşın ekmeğine göz dikenlerin...

Gizli Zam Yaptılar

Biliyorsunuz ABD ile Türkiye arasındaki gerilimin başlamasının ardından ekonomik gerekçelerle bağdaşmayacak şekilde TL’nin döviz karşısında değer kaybetmesiyle spekülatörlere adeta gün doğdu. Piyasadaki geçici dalgalanmaları fırsat gören şirketler sahneye çıktı. Bırakın ithal malı Türkiye’de üretilen ürünlere bile yüzde 200’e varan oranlarda zam yapıldı. Birçok market ve mağaza raftaki eski ürünlerin dahi etiketini değiştirdi. Fiyat etiketlerini sabit tutanlar da tüketiciyi kandırmanın yolunu gramajda buldu. Ürünlerin paketlerinde gramaj düşürülüp gizli zam yapıldı. Türk halkının 100, 200, 250, 300, 500 ve 1.000 gram olarak bildiği pek çok ürün 111, 225, 130, 40, 172, 960, 1.440, 810 gibi küsuratlı gramajlarla satılmaya başlandı. Gramaj oyunu özellikle kuru yemiş, deterjan, çikolata ve şarküteri ürünlerinde oldu.

Fırsatçılar vatandaşın ekmeğine, suyuna dahi göz dikti. Su fiyatları son bir ayda yüzde 60 arttı. Girdi maliyetleri ve döviz kuru artışı ile açıklanamayacak oranlarda zam yapan firmalar kendi sektörlerinde de kabul görmedi. Temel gıda maddelerinden ekmek üzerinden de algı operasyonu başlatıldı. Piyasada un kalmadığını belirten bazı fırıncılar “Unun çuvalı 95 TL’den 175 liraya çıktı. Ekmek 2 TL olmalı” diyerek piyasayı bozmaya çalıştı. Un satıcıları ise uyanık bazı fırıncıları yalanlayarak isteyene anında tonlarca un gönderebileceklerini açıkladı.

Başkan Erdoğan Devreye Girdi

“Gemisini kurtaran kaptan” cahiliyetiyle hareket eden fırsatçıların vatandaşı mağdur etmesine “dur” diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda döviz kurunu bahane ederek fırsatçılık yapan ve stokçuluk yapanlarla ilgili “Bedelini ödeyecekler” diyerek talimat verdi. Erdoğan’ın talimatının ardından Ticaret Bakanlığı, belediyeler, Emniyet devreye girdi. 81 ilde sıkı denetim başlatıldı. Finansal piyasalardaki geçici dalgalanmaları fırsat gören bazı spekülatörlerin piyasa fiyat oluşumunu bozucu davranışları anlık takip edilerek engelleyici tedbirler alındı. Belediye ekipleri il ve ilçelerdeki marketleri tek tek gezerek etiketleri inceledi. Vatandaşlardan gelen ihbarları baz alan İl Ticaret Müdürleri haksız kazanç sağladığı belirlenen esnaf ve firmalar hakkında tutanak tutup ceza kesti.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan 41 bin 821 ürünün denetlendiğini, 131 firmanın bin 296 ürününde haksız fiyat artışı, 680 ürünün ise gramajında oynama tespit edildiğini söyledi. Pekcan, “İç piyasada spekülasyon yaratarak tüketicimize zarar veren, Ahilik kültürüyle bağdaşmayan uygulamalar sergileyen firmalar ve kuruluşlar üzerinde denetimlerimizi artırdık ve gerekli önlemleri alıyoruz” dedi. Pekcan ilgili firmaların savunmalarını istediklerine dikkati çekerek gerekli cezaları da kestiklerini, bu konuda hiçbir tolerans göstermeyeceklerini dile getirdi. Firmalara 6 bin liradan 69 bin liraya kadar ceza kesme yetkilerinin olduğunu söyleyen Pekcan bunu on katına kadar da çıkarma yetkilerinin bulunduğunu ifade etti.

Peki fırsatçılar nedeniyle mağduriyet yaşayan tüketiciler ne yaptı? Kimi etiketlerle oynayan mağaza ve marketlerden uzak dururken kimi de mücadele yoluna gitti. Ticaret Bakanlığına bağlı, tüketicilerin karşılaştıkları sorunlara çözüm getiren çağrı merkezi ALO 175 Tüketici Danışma Hattı’na ve bakanlığa son iki haftada 18 bin başvuru yapıldı. Şikayet hattına son günlerde daha çok fahiş fiyat etiketleri ve ürünlerin gramajlarında yapılan oyunlarla ilgili başvurular ulaştı.

Adına fırsatçılık, karaborsacılık, stokçuluk, istifçilik ne derseniz deyin bunlar bugünün meselesi mi? Maalesef hayır. Tarih boyunca ticaretle uğraşanların bir kısmı bu yollarla vatandaşın darlığından faydalanıp kar peşine düştü. Hatırlayın, bu ülkede belli periyotlarla hava şartları bahanesiyle pirince zam yapılmadı mı? Patatesleri depoya saklayıp fiyatı artıran stokçular yakalanmadı mı? Bayram öncesi fıstığa fahiş zam olmadı mı? Kurban Bayramı öncesinde et fiyatları bilinçli şekilde yükseltilmedi mi? Saymakla bitmez. Türkiye gemisinde hep beraber yaşadığımızı unutan bu zihniyet bilmiyor ki aslında kısa vadede kazanan olsalar da bu millet uzun vadede onları piyasadan siler.

Narh mı Getirilsin?

Osmanlı İmparatorluğu dönemini anlatan kitaplara göz gezdirin. O yıllarda da tüketicinin korunması, en üst makamdan en alt makama kadar herkesin üzerinde hassasiyetle durduğu bir konuydu. Osmanlı’da tüketiciyi korumaya yönelik olarak muhtelif mekanizmalar işletilirdi. Misal o dönemde zaruri ihtiyaç maddelerinin uygun şekil ve fiyatla halkın eline geçmesi konusunda Osmanlı devlet adamları esnaf ve tüccarı devamlı sıkı bir kontrol altında bulunduruyordu. Yönetim kentlerin iaşesini sağlayabilmek adına tüccarların devletin belirlediği fiyatlarla kentlere mal getirmesini sağlamaya çalışıyordu. Kontrol araçlarından biri olan narh mekanizması işletilerek fiyatların tavan sınırı devlet denetimi altında belirleniyordu. Fiyatlar arz ve talep şartlarına bağlı olarak belirlense de narhın tespit ettiği limitlerin dışına çıkamazdı. Aynı cins mallar kalitelerine göre fiyatlandırılıyor ve buna göre satışa çıkarılıyordu. Narh fiyatları genellikle kadı, esnaf temsilcileri ve şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir mecliste tespit edildiğinden karşılıklı rızaya dayanıyordu.

Narh uygulaması ile hem kalitenin kontrol ve muhafazası hem de arz ve talep şartları göz önünde tutularak fiyatların kontrol ve belirlenmesi sağlanıyordu. Fiyat ve kalitede belirlenen düzeyin dışına çıkarak tüketiciyi aldatan imalatçılara üretimden el çektiriliyor, özellikle İstanbul’da imalatta bulunmaları yasaklanıyordu.

Biliyorum şu anda bir malın fiyatı serbest piyasa koşullarında belirleniyor. Ama her dönem ortaya çıkan fırsatçıları gördükçe insan acaba “narh sistemi geri mi gelse” diye aklından geçirmeden edemiyor.


Etiketler »