Kiptaş
Kriter > Dış Politika |

İngiltere Brexit Düğümünü Çözebilir Mi?


Brexit Anlaşması İngiltere’de 21 Ocak’ta Parlamentodan geçmezse May’in istifası da gündeme gelebilir. Hatta bunun sonucunda hükümet bile düşebilir. Sonuçta İngiltere’de ya genel seçimler yinelenebilir veya yeniden bir referanduma gidilebilir.

İngiltere Brexit Düğümünü Çözebilir Mi
Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May

Haziran 2016’da Birleşik Krallık’ta referandum yapılmış, İngiliz halkının yüzde 52’si Avrupa Birliği’nden (AB) çıkma yönünde oy kullanmış, kısaca umulmayan gerçekleşmişti. Kimse Brexit ihtimalinin kazanacağını düşünmüyor, İngilizlerin elbette farklı ama tabii ki Avrupalı olduğunu söylüyordu. Referandumdan birkaç hafta sonra İngiltere’ye bir akademik toplantı için gittiğimde sokaklara yansıyan Brexit ile ilgili derin bir hayal kırıklığı gözlemleyeceğimi düşünmüş ama yanılmıştım. Hayat İngiltere’de her zamanki gibiydi. Anlaşılan İngiliz soğukkanlılığı Brexit kırıklığını yaşamak için Brüksel ile masaya oturacakları 2018’in gelmesini bekliyordu. Gerçekten de içinde bulunduğumuz sene Brexit serüvenine soyunanlar için çok zorlu bir sene oldu. Londra adına Brüksel ile masaya oturan Başbakan Theresa May zorlu bir pazarlık sonucunda bir anlaşma elde etti etmesine ama bu anlaşmayla evinde kimseyi memnun edemedi. Zaten Brüksel yolunda kabinesinde fire üzerine fire veren Başbakan May Brüksel dönüşünde de Muhafazakar Parti’nin içerisindeki aykırı sesleri durduramadı.

Bir yanda karlı bir Brexit anlaşmasının hayalini kurup May’in Brüksel’den getirdiği paketi beğenmeyenler dolayısıyla May’in İngiltere’nin bugüne kadar Avrupalılardan kopartmayı başardığı imtiyazları almayı beceremediğini düşünenler diğer yanda da İngiltere’nin Avrupa’dan koparılmasını İngiliz kimliğine ihanet olarak görenler. Bir siyaset insanı için en önemli amaç siyasi beka ise May siyasi ölüme doğru adım adım gidiyor gibi gözüküyor. Sanırız İngiliz başbakanının tek başarısı şimdilik bu siyasi ölüm anını geciktirmek. Nitekim May, Brüksel’den kopardığı anlaşmayı İngiliz Parlamentosunun onayına sunmaktan, oylamayı kaybedeceğini düşündüğü için son anda vazgeçti. Muhafazakar Parti’nin kendisi hakkında güven oylamasına gitmesini savuşturmayı başaramasa da Başbakan May benzer şekilde 2020’de aday olmayacağını vadederek güvensizlik oyuyla düşmekten şimdilik kurtuldu. Ancak May’in tüm bu uzatma stratejileri, İngiltere’nin büyük askeri ve ekonomik gücü, imparatorluğun iyi ve kötü tecrübeleri, Avrupa ile pazarlıkta hep karlı çıkan İngiliz güveni Brexit sorununu çözmeye yetmiyor hatta belki de sorunu daha karmaşık bir hale getiriyor. Galiba bir Brexit düğümüyle değil kördüğümüyle karşı karşıyayız.

İngiltere farklı nedenlerle May’den nefret eden iki ayrı kutba bölünürken 29 Aralık 2019’a doğru adım adım yaklaşılıyor. Bu tarihte Birleşik Krallık May’li ya da May’siz, anlaşmalı ya da anlaşmasız Birlik’ten ayrılacak. Tarihi sona doğru yaklaşırken May’in Brüksel ile girişeceği pazarlığın sınırları gittikçe daralıyor. Zaten Brüksel’de de hem ayrılmak hem de pek çok ayrıcalığa sahip olmak için tepinen İngiltere’den artık sıkılanlar var. Bu yüzden AB, May’e fazla bir pazarlık kozuna sahip olmadığını kibarca hatırlattı ve Brüksel’in Londra ile yeni bir anlaşma yapmayacağını şimdiden ilan etti.

İngiltere Ne Umdu Ne Buldu?

İngiltere’de Brexit’in hiç gerçekleşmemesi gerektiğini söyleyenler için 2016 referandumunda niçin AB’ye “hayır” dendiği hala bir muamma. Bu oyu Avrupa’daki genel “AB kuşkuculuğu” ile açıklayanlar dahi neden şimdi sorusuna cevap bulmak zorunda hissediyor. Çünkü pek çok Avrupalının inandığı ve Habermas’ın da altını bir iki yerde çizdiği gibi kuşkuculuk hatta kafa karışıklığı Avrupa politikasına içkin bir haldir. Sorun bazılarının (Michael Hartmann neredeyse her röportajında bunu anlatıyor) tespit ettiği gibi İngiliz siyasal-sosyal yaşamının sadece kitleler ve seçkinler arasında değil seçkinlerin kendi içerisinde de bir ayrışmaya sahne olması. İngiltere’de siyasete ve ekonomiye yön verenler Brexit öncesinde farklı şeyler arzu ederek Brexit üzerine pozisyon aldı ama hiçbiri popülist sağ söylem dışında Hartmann’a göre kitlelere somut bir politika sunamadı, daha doğrusu kitlelere politika yapmaya tenezzül etmedi.

İngiltere Brexit Düğümünü Çözebilir Mi?-Nurşin A. Güney
Birleşik Krallık'ta yapılan AB referandumunda birlikten ayrılık (Brexit) kararının çıkması, İngiltere'nin başkenti Londra'da binlerce kişi tarafından protesto edildi, 2 Temmuz 2016

Kapalı kapılar ardında teknokratik/bürokratik siyasalar geliştirmek özellikle Avro krizi yaşanırken pek çok İngilize göre göçmenler (Yeni Avrupa’dan gelen “Polonyalı tesisatçılar” dahil) kapıya dayanmışken AB ile özdeşleştirildi. Sonuçta Avrupa krizleri İngiltere’nin toplumsal ayrışmalarını tetikledi ve elde May’in patlatmadan çözmesi gereken bombalı Brexit paketi kaldı. Kimilerine göreyse “neden şimdi” sorusunun cevabı çok açık. AB’nin Avrupa krizlerine bir çözüm üretemediğini düşünen bu kesim için İngiltere, klasik İngiliz istisnacılığının peşine düşerek çözüm üretemeyen AB’den, bugünün ve geleceğin krizlere içkin Avrupası’ndan kendini sıyırmak istedi. Tabii bu kesim de bunu yaparken İngiltere’nin neden istisnai bir söylemi değil Avrupa krizlerinin sonucu-sebebi aşırı, popülist sağ söylemi kullandığını açıklayamıyor. Sonuçta Londra kendini AB krizlerinden sıyırayım derken ayrılışını hem bir AB, hem bir Avrupa hem de İngiltere krizine dönüştürmeyi başardı.

Şimdi gözler –pek ümitvar olmadan– May’e dikilmiş durumda. Başbakandan beklenen görev neredeyse imkansız bir görev; May’den her üç krizin de çözümünü bulması isteniyor. Üstelik İngiltere Brexit öncesi kutuplaşmayı Brexit yanlıları ile Avrupa yanlıları arasında daha ileri bir seviyeye taşımışken. Bu iki grup Birleşik Krallık’ta May, Brexit Anlaşması ile ülkeye döndükten sonra açıkça karşı karşıya geldiler, ama tuhaf bir şekilde de May’in Brexit Anlaşması’na karşı olması konusunda birleştiler. Bir tarafta May’in anlaşmasını yetersiz bulan Muhafazakar Parti’deki sert Brexit yanlıları var ve May’e olan inançlarını tamamen kaybetmiş durumdalar. Parti içindeki mevcut ruh haline kimileri bir nevi muhafazakar ayaklanma diyor. Ancak anlaşmayı istemeseler de May’e güvenmeseler de onun 2020’ye kadar sürücü koltuğunda olmasını onayladılar çünkü başka seçenekleri yok.

King’s College Brexit Araştırma Enstitüsü’nden Anand Menon’a göre bugün Başbakan May’in görevde kalmış olmasının yegane sebebi Muhafazakar Parti içindeki rakiplerinin Birleşik Krallık’ın Brexit gibi sorunlu bir meselesi hallolmadan başbakan olmak istememeleri. Dolayısıyla Muhafazakar Parti üyeleri bugün Brexit gibi bir belalı konuyu bilinçli olarak Başbakan May’in üstüne atmış görünüyorlar. Ancak bu durum parti içindeki siyasal bölünmeyi artırıyor, herkes anlaşmayla ilgili daha sert bir dil kullanmaya başlıyor. Bu arada AB’de kalma yanlısı olan diğer kesim de May’in Brexit Anlaşması’na halihazırda sıkı muhalefet etmeyi sürdürüyor. Çünkü onlara göre bu anlaşmayı gerektirecek Brexit referandumu hiç yaşanmamalıydı. Bazıları işi yeni bir referandum talep edecek kadar ileriye götürdü. Başkaları da iyi o zaman, kazanıncaya kadar, sonsuza kadar referandum yapalım, diyor. İngiltere’de demokrasi nedir, iyi midir, halka güvenilebilir mi, soruları soruluyor. Kısacası belki Brexit İngiltere’yi AB’den çıkarıyor ama İngilizler şu anda tam da Avrupalıların içine düştüğü bir kafa karışıklığından muzdarip.

Brexit Kilidi ve İrlanda Problemi

Kafa karışıklığı yeterli gelmediyse bir de İrlanda problemini işin içine katalım. Bugün Birleşik Krallık’ta, İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasındaki sınırın Brexit sonrası nasıl kullanılacağıyla ilgili ucu İrlanda problemine de dayanan bir mesele var. Bilindiği gibi 25 Kasım’da kabul edilen Brexit Anlaşması’na göre AB, Birleşik Krallık’a 31 Aralık 2020’ye kadar bir geçiş süresi tanıdı. Bu nedenle –şimdiki anlaşma gereğince– iki İrlanda arasındaki sınırın AB ve Birleşik Krallık arasında ilişkiler sürdüğü müddetçe açık kalması gerekiyor. Söz konusu bu açık sınır formülü tabii belli bir angajmana dayanıyor. Bu formüle göre İngiltere AB Gümrük Birliği’nin bir parçası olurken Kuzey İrlanda Birlik’in tek pazarındaki insan ve mallarının serbest dolaşımına açık bırakılıyor.

Başbakan May Brexit Anlaşması’nı Parlamento onayına sunmaktan vazgeçmeden önce Parlamentoyu ikna edebilmek adına İngiltere’nin çekilme işlemi öncesinde İrlanda sınırıyla ilgili bazı koruma tedbirleri alması gerekeceğini söyledi. Theresa May aynı zamanda İrlanda sınır meselesiyle ilgili olarak AB’den taviz koparmak için Brüksel’deki görüşmelerde bizzat bulunacağını da İngiliz kamuoyuna duyurdu. Konunun İngiliz kimliği, ekonomisi ve siyaseti için hassas olduğu malum ama çıkabilecek komplikasyonların Brexit oylaması öncesi düşünülmesi gerekirdi Brüksel’e göre. Nitekim AB tarafından yapılan açıklamalar Birlik’in İrlanda sınır meselesinde ciddi bir taviz vermeyeceğini ortaya koydu ve May’in eli oldukça zayıfladı. AB’nin İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki sınırın sert bir sınır olmasına karşı çıktığını May’e karşı güven oylaması sürerken de yinelemesi Birlik’in İngiliz ısrarları ve May’in siyasi geleceği konusunda ne düşündüğünü ortaya koyuyor. Bu aşamada Brüksel’den Londra’ya Brexit meselesiyle ilgili olarak beklenebilecek en fazla iyilik olsa olsa bazı önemsiz tavizler verilmesi ya da jestler yapılması olabilir ancak anlaşmanın yeniden görüşülmesi değil.

2020’ye kadar koltuğunu –Muhafazakar Parti kodamanları sarpa saran Brexit meselesinden ürktüğü için– koruyan May’in önündeki kritik tarih 21 Ocak 2019. Bugünkü mevcut durumda Theresa May’in Brexit Anlaşması’nı bu haliyle kurtarmasının oldukça zor olduğu anlaşılıyor. Zira Brexit Anlaşması için onay alamayan May anlaşmanın değiştirilmesi fikrini Brüksel’e kabul ettiremediğinden siyasi seçeneklerinin sonuna gelmiş görünüyor. Bu durumda Brexit Anlaşması İngiltere’de 21 Ocak’ta Parlamentodan geçmezse May’in istifası da gündeme gelebilir. Hatta bunun sonucunda hükümet bile düşebilir. Sonuçta İngiltere’de ya genel seçimler yinelenebilir veya yeniden bir referanduma gidilebilir. Tabii bu referandumun sonuçlarını yine beğenmeyenler olacaktır. Bunların dışındaki seçeneklerden biri de herhangi bir anlaşma olmadan İngiltere-Avrupa ayrılığının gerçekleşmesidir. Fakat anlaşmasız boşanma yani artık kördüğüm haline gelmiş Brexit düğümünün bir bıçak darbesiyle kesilmesi seçeneğinde maliyetin Londra için çok fazla olacağı da biliniyor.

Uluslararası sistemin ciddi bir jeopolitik kırılmadan geçtiği bugünlerde Londra’nın Brexit yolunda hayali bir an evvel AB’den iyi bir anlaşmayla ayrılmak ve böylece İngiltere’nin siyasi, iktisadi ve ticari menfaatlerini hızla garanti altına almaktı. Eğer Londra iyi bir anlaşmayla AB’den çekilme sürecini gerçekleştirmeyi başarırsa Birleşik Krallık kuracağı yeni ikili iktisadi ve ticari ilişkilerle dünya jeopolitiğinde elini daha da kuvvetlendirmiş olacaktı. İngiltere gibi devletlerin hırsları kolay kolay sönmez. Ancak 2018’de yaşananlar gösterdi ki bu süreç kolay olmayacak. Zaten başlarında bin bir dert olan Avrupalılar Avrupa kimliğine sürekli hançer saplayıp duran İngilizlere bir de üstüne üstük jeopolitik ödüller vermek istemiyor. Öte yandan İngiltere Avrupa istikrarı için önemli bir ülke. Güvenilir bir ülke değil belki ama hala önemli bir NATO ülkesi. Kısaca İngiltere’de herkes nefesini tuttu, Brüksel’de herkes kaşlarını kaldırdı ve bu sinir harbinin sonucunu bekliyor. Ocak’ın üçüncü haftasında ilk işaretleri görülecek. Bakalım anlaşmalı Brexit mi anlaşmasız Brexit mi kazanacak. Bakalım İngiltere kendi ihtirasları yüzünden aksayan bacakla mı yürümek zorunda kalacak yoksa Avrupa yine yeniden bir darbe daha mı yiyecek?


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası