Kriter > Siyaset |

Kürt Seçmenin Türk Solu ve CHP ile İmtihanı


Siyasette HDP-CHP dayanışması kadar başka absürt bir hikaye var mıdır acaba? Verili bilgilere göre bölge halkı eski rejimden ve vesayet sisteminden zulüm gördü. Eski sistemin ve vesayetin sahibi ise CHP’dir. HDP ise Kürtleri CHP’ye taşıma gayretinde.

Kürt Seçmenin Türk Solu ve CHP ile İmtihanı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile TBMM'deki makamında bir araya geldi, 4 Ağustos 2015

Yerel seçimlere adım adım yaklaşılırken Türk siyasetini takip edenler bilirler ki bu seçim de iki parti arasında geçecek hatta iki parti rekabeti de İstanbul, Ankara ve İzmir’in gölgesinde kalacak. Yerel seçimlerde büyükşehirlerin dışında merak edilen diğer bir konu da Güneydoğu Anadolu’daki seçimlerden nasıl bir sonuç çıkacak ve bunun dışındaki bölgelerde yaşayan Kürt seçmeninin oy verme davranışı nasıl olacak? Zira yaklaşık yirmi yıllık siyasi geçmişi göz önüne aldığımızda bölge seçmeninin belirgin bir oy verme davranışı vardır. Yine de seçimden seçime farklılık arz eden ivmeler de görmekteyiz; son iki seçimde HDP’den AK Parti’ye olan oy kayması gibi…

Söz konusu seçmen Güneydoğu Anadolu seçmeni olunca Türkiye siyaseti, Türk dış politikası, Ortadoğu’da büyük devletlerin çıkar hesapları, HDP siyaseti, PKK’nın varlığı, marjinal Türk solu-HDP ilişkisi ve son olarak CHP-HDP dayanışması ele alınacak konulardan bir kısmıdır. Elbette ki bölgede etkin olan iki partinin yerel yönetime dönük hizmetleri ve HDP’li belediyelerin terörle olan ilişkisinden dolayı onların yerlerine atanan kayyumların yapmış oldukları fiziki hizmetlerin varlığı da ele alacağımız başlıklardan olacaktır.

Türkiye’nin Kürt meselesinin kökleri Birinci Dünya Savaşı’ndan önce dillendirilen Şark Meselesi’ne kadar dayanmaktadır. İngilizler yeni dünyanın haritasını belirlediklerinde yeryüzünde kıyamete kadar bitmeyecek ihtilafların da tohumlarını saçmış oldular. Hindistan Yarımadası’nda Pakistan, Bangladeş ve Keşmir meselesi; Türkiye ile Suriye arasına bırakılan Hatay meselesi; Musul, Kerkük sorunu; Afrika ve Ortadoğu’da ne kadar aşiret ve ne kadar sınır varsa hepsinin bir köşesine bırakılan bir çırpıda çözülemeyecek sınır ihtilafları ilk akla gelenlerdir. Bütün bunların üzerinde bir devlet olarak İsrail’in varlığı ise Filistin-İsrail sorunu olarak ancak kıyamet günü çözülecek bir mesele gibi duruyor.

Kürt Seçmenin Türk Solu ve CHP İle İmtihanı-İhsan AktaşHDP mitinglerinde, parti bayraklarının yanında terör örgütünün simgelerine de yer veriliyor.

Kürtlerin Tarihsel İlişkileri

PKK kurulduğu günden bu yana uluslararası güçlerle çalışmış, sürekli şiddete başvurmuş, şiddet kullanmaktan bir an bile geri durmamış bir örgüttür. Marksist-Leninist etnik ayrılıkçı bir örgüt olan PKK ilk şiddetini Kürtlere uygulamış ve bu şiddeti de “zorun gücü” teorisiyle açıklamıştır. Mahir Çayan ve grubunun literatürümüze kattığı zorun gücü “Doğu toplumları devrimciliğe yatkın değildir ancak zor kullanarak bu kitleleri devrime hazırlayabiliriz” şeklinde ifade edilmiştir. PKK kırsaldan başlayarak bu politikayı Kürtler, Kürt dernekleri ve kanaat önderlerine uygulamış ve sonuç da almıştır. Bir diğeri ise solun şiddetle ilişkisidir. Doğu toplumlarında şiddet, güç ve zor ilişkisini kendi ideolojisine en çabuk entegre eden akım sol olmuştur. Gücün şiddet ve zorla birleşmesi solun tüm Ortadoğu’da egemen güç haline gelmesini sağlamıştır. Başta Filistin Kurtuluş Örgütü olmak üzere Baas örgütlenmeleri bunun sonucu olmuştur. Konjonktürel sol egemenlik Soğuk Savaş sonrası tam tersi bir şekilde egemenlere boyun eğerek teslim olan bir düşünceye dönüşmüş ve tarih tekrar aslına dönüş yapmıştır. Artık egemen anlayış sol değil dini ve mezhepsel özellikleri olan yapılar haline gelmiştir. Sol, hak arayışının temsilcisi olma vasfını yitirmiş ve artık bir kabuk vesayete evrilmiştir.

Bilinenin aksine Kürtlerin sol ile ilişkileri tarihsel değildir. Tarihsel olarak Kürtler muhafazakar ve dindar yapı ve örgütlenmelerle kendilerini ifade etmişlerdir. 1968 hareketleriyle beraber sol Batı’da okuyan Kürt öğrenciler üzerinden Doğu’ya yerleşmeye başlamıştır. Yani Soğuk Savaş’ın zehirli tutumu diğer etnik, mezhep ve inançlarda olduğu gibi Kürtlerde de hak arayışının adresini dindarlıktan sola çevirmiş ve bu günümüze kadar çeşitli kırılmalarla devam etmiştir. Esas trajedi Soğuk Savaş’ta egemen emperyalistler tarafından düşman görülen solun bugün müttefik olarak adlandırılıyor olmasıdır. Bu bile başlı başına analiz konusudur.

Bizim ülkemizde bunun gecikmesinin ana nedeni komşu ülkelerin bizim içişlerimize fazladan dahil olmalarıdır. AK Parti iktidarıyla beraber sert ama keskin değişim kendisini sınır ötesinde de hissettirdiğinden artık içeride seçimleri direkt etkileyecek mekanizmaların da etkisini kırmıştır. Yani güç ve zor ilişkisi artık tüm bölgeyi etkilemediği için bu yerel seçim tüm seçimlerden farklı geçecektir.

Güneydoğu Anadolu seçmeninin oy verme davranışları üzerine yazdığımız bir makalede PKK’yı merkeze almamız yadsınabilir fakat bölge halkının yüzde 40 oranında oy verdiği AK Parti oyları dışında kalan oylar üzerinde dolaylı ya da doğrudan terör örgütünün etkisi vardır. 2007’de Abdullah Öcalan’ın ifadesi şöyledir: “PKK her bölgede en güçlü olan ile savaşır, bugün bölgede en güçlü yapı AK Parti’dir ve bugünden sonra AK Parti ile savaşacağız. 2007 yılından 2015 yılına gelinceye kadar bir yönüyle PKK hedefine ulaşmıştır.” PKK manifestosu ve amaçlarıyla her devirde devletin zaafından yararlanarak kendisini var etmeyi başarmıştır.

AK Parti’nin kuruluşuna kadar Kürt meselesi söz konusu olduğunda devletin sorunlu olduğu tezler konuşulurdu. AK Parti hükümetlerinin çözüm üretme çabaları karşısında PKK etnik ayrılıkçı tutumuna devam etmiştir. Özellikle Çözüm Süreci’nden vazgeçerken Suriye iç savaşının ortaya çıkardığı bölge dengeleri ve uluslararası güçler Talabani’yi aracı yaparak “Siz yerel çözümden vazgeçin, biz size uluslararası bir alan açalım” söylemi çerçevesinde olmuştur. PYD’nin ortaya çıkmasında İran ve Suriye rejiminin rolü büyük olmuştur. Bölge şartları hayli değişken olduğundan Tahran’ın kendi eliyle PKK’ya teslim ettiği Suriye Kürt bölgesini yöneten PYD bugün ABD’nin İran ve Türkiye’ye karşı oluşturduğu bir milis gücüne dönüşmüştür.

AK Parti bölge siyasetinde hala etkin bir partidir. PKK belli aralıklarla siyasi cinayet işlemeye devam etmektedir. Gündüz vakti AK Parti temsilcilerinin katledilmesi şehir eşrafı başta olmak üzere belli başlı ailelerin siyasete daha mesafeli durmasına sebep olmaktadır.

Bu bağlamda PKK’nın bölgede şiddeti sürdürme hevesinde olduğunu söylemek mümkündür. Bu şiddet sarmalının seçimlerde HDP bağlamında Kürt seçmen tarafından değerlendirileceği öngörülebilir. Dolayısıyla şu başlıkların oy verme davranışında etkili olabileceği düşünülebilir.

Hendek Terörü: Çözüm Süreci bittikten sonra PKK’ya biçilen rol gereği şehirlerde isyan başlatma girişimi, bölgedeki fakir insanların okul yaşındaki çocuklarının kullanılması, hanelere tecavüz edilmesi Çözüm Süreci’nin Suriye’deki kazanımlar için terk edilmesiyle birleşince bölge halkında derin hayal kırıklığı oluşturmuştur. Bölge PKK’nın hiçbir eylemine ve HDP’nin hiçbir toplantı çağrısına destek vermemiştir. HDP’ye verdiği oyları azaltmış fakat tam olarak geri çekmemiştir.

Marjinal Türk Solu: Ülkemizde her mayısta devrim yapma rüyası gören, ülke gerçeklerinden kopuk ve bu ülkenin geleceğiyle ilgili hiçbir hayali olmayan irili ufaklı onlarca marjinal sol parti ve örgüt vardır. Bu grupların toplamının Türk siyaseti üzerinde yüzde 1’lik bir etkisi olmamasına karşın Türk marjinal sol grupların temsilcileri yüz binlerce oya tekabül eden bölgelerde HDP’nin milletvekili pozisyonuna oturmaktadır. Figen Yüksekdağ figürünün Hakkarili ya da Mardinli bir vatandaşla hangi özelliklerinin bağdaştığı bölge halkının sorgulaması gereken bir durumdur.

Batı İttifakı: HDP Kürt meselesiyle doğrudan ilgilenen bir parti olmadığı gibi Kürt soluyla birlikte Batılı devletlerin sıkı bir müttefikidir. 7 Haziran seçimlerinde müftüleri, Altan Tan’ı aday gösteren partinin listesine eş cinsel aday da koymasının bir sebebi manen bağlı olduğu Batı sömürgecilerine mesaj vermektir. Bu mesaj bizler Marksist, laik, Batılı, materyalist bir partiyiz mesajıdır. Almanya’nın PKK terör örgütüne açtığı kredi bu durumun en açık göstergesidir.

Dünya siyasetinde HDP-CHP dayanışması kadar başka absürt bir hikaye var mıdır acaba? Verili bilgilere göre bölge halkı eski rejimden ve vesayet sisteminden zulüm gördü. Eski sistemin ve vesayetin sahibi CHP’dir. Kürtler için Turgut Özal çözüm üretme gayreti içerisinde oldu ve bu çaba AK Parti döneminde ete kemiğe büründü. Bugün PKK ve HDP’nin bütün kara propagandasının hedefinde Recep Tayyip Erdoğan vardır. Eğer yaşamış olsaydı Turgut Özal da bu eleştiriden muhtemelen nasibini alacaktı. Bu çarpık bakış açısında Kürtleri temsil iddiasında olan ikinci büyük partinin bölge halkı için bir siyaset önerisi olmadığı gibi çözümden yana olanları şeytanlaştırmaktan geri durmama yaklaşımı var.

Bunun en iyi göstergesi ise vesayetin eski temsilcisi CHP ile Kürtlerin yeni vesayetçileri olma hevesindekiler arasında dikkate şayan bir dayanışma örneği sergilenmesidir. AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana muhalefet stratejisi olarak Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmaktan başka bir siyaset geliştiremeyen CHP amaçların aynılığı bakımından kendisini HDP’ye yakın hissetmeye başlamıştır.

Kırk Katır mı Kırk Satır mı?

Türkiye Cumhuriyeti devleti başkanlık sistemine geçtikten sonra ülkede siyaset, siyasi partiler ve siyaset algısı çok köklü değişikliklere uğramaktadır. Bu değişimin ilk göstergesi siyasi ittifaklardır ki başkanlık seçiminde çok yönlü bir ittifak kültürünü görmüş olduk. CHP sıkışmış olduğu sosyolojik tabanla birlikte AK Parti ile baş edemeyeceğinin farkındadır. Bir taraftan toplum ortalamasına hitap edecek sağcı adaylar arayışını sürdürmek için çaba sarf ederken diğer taraftan da HDP oylarını kendisine çekme çabasındadır. Hal böyleyken CHP kendi aday ortalamasını yüzde 25 bandını aşamayacak adaylar olarak görmektedir.

HDP Oyları: HDP’nin yüzde 10 bandında oy potansiyeli vardır. İstanbul oy oranlarının Türkiye ortalamasına denk olduğunu varsayarsak bu oranların İstanbul seçimleri için kritik bir değer olduğunu söyleyebiliriz. 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasında AK Parti için bölge çalışmalarını yoğun olarak GENAR Araştırma Merkezi olarak yürüttük. Bugüne kadar eldeki bulgularımız Kürt seçmenin bölgede oy verme davranışında bir esnekliğe sahip olduğunu göstermektedir. Güneydoğu Anadolu’da HDP seçmeninin yüzde 30’u HDP ile AK Parti arasında geçiş gösterme eğilimindedir. Referandum ve başkanlık seçiminde bu esneklik fiilen AK Parti lehine tecelli etmiştir.

İkinci esnek seçmen tabanı İstanbul’dadır. Burada bulunan HDP seçmeninin yüzde 40’ına yakını yerel seçimlerde AK Parti’li bir adayı destekleme eğilimindedir. Bu iki bölgenin dışındaki seçmen oldukça katıdır ve HDP eksenlidir. CHP, HDP’nin oylarına talip olurken ittifakı, görünmez ittifak yapıp CHP’nin ulusalcı/milliyetçi tabanını da tedirgin etmektedir.

Genel seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmaktan başka politikası olmayan CHP’nin sürekli seçim kaybetmesi de kendi tabanında sürekli yenilmekten kaynaklı bir yılgınlık oluşturmuştur. Kürtlerin yeni vesayetçisi olan HDP de eski vesayetçinin yolundan gitmektedir.

Kayyumların bölgede önemli fiziki faaliyetlerinin seçimlerde kar-zarar anlamında ne getireceği merak konusu iken yalnızca Güneydoğu’da değil ülke çapında belediye başkanlarının ülke kaynaklarını hangi ilke ve proje karşılığında nasıl kullanacaklarına dair disiplinli denetim faaliyetleri yapılırsa HDP’li belediyeler kaynakları PKK’ya aktaramaz. Ülkemizin diğer illerinde de keyfi uygulamaların önüne geçilmiş olur. Zira kanaatimizce bugünkü yerel yönetim yasası özellikle bütçe kullanımı açısından sorunludur. Seçimler yaklaşıp adaylar belli olduktan sonra rakamsal analizler üzerinden Kürt oylarını yeniden yorumlamak yerinde olacaktır.


Etiketler »