Kriter > Dosya > Dosya / Eğitim |

Öğretmen Yetiştirme Üzerine Bir Model Önerisi


Ülkemizin eğitimdeki öncelikli vizyonu öğretmenlerini “toplumsallık/ millilik”, “özgürlük” ve “bilimsellik” ilkeleri üzerinden, çağın ihtiyaçlarına göre değişen nitelikler ile güçlendirmesi olmalıdır.

Öğretmen Yetiştirme Üzerine Bir Model Önerisi

Araştırmalar insanın karakterini doğduğu dönemin içinde yaşadığı aileden daha fazla etkilediğini gösteriyor. Yani “insan, içinde yaşadığı çağa, babasına benzediğinden daha çok benziyor.” Fakat içinde yaşadığımız çağa benzemeye zorlandığımız gibi başka bir zorlamaya da maruz kalırız: alışkanlıklarımız. “Bütün hayatımız, bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir” der William James. Hayat tarzımız, düşüncelerimiz, sorun çözme yöntemlerimiz alışkanlıklarımızın birer yansımasıdır. Alışkanlıklarımızın sağladığı konforlu alan içinde kendimizi güvende hissederiz fakat bir süre sonra güvenli sandığımız bu alan içinde alışkanlıklarımız bizi yavaşça çürütür.

İçinde bulunduğumuz çağa benzeme yönelimimiz ile alışkanlıklarımızın bize sunduğu konforlu yaşam arasında gidip gelmek içimizde bir çatışma oluşturur. İnsanın içinden bir türlü çıkamadığı bu çatışma alanı örgütler için de geçerlidir. Örgütsel davranışlar da genellikle alışılmış örgütsel alışkanlıkları sürdürmekle yeni durumlara uyum sağlamak arasındaki mücadele alanında önem kazanır.

Sorun olarak algıladığımız şeyler aslında yeni durumların oluşturduğu etkinin eski dengeleri bozmasıdır. Algıladığımız bu dengesizliği eski bilinç düzeyimizle çözmeye kalkışırız. Oysa bunun böyle olamayacağını Einstein yıllar önce vurgulamıştır: “Hiçbir sorun o sorunu yaratan bilinç düzeyinde çözülemez.”

Eğitim sistemimiz bu çatışmalı alanın taşıdığı olumsuzluklardan –ne yazık ki– en çok etkilenen kurumsal yapımız. Eğitim sistemimiz yeni dünyanın beklediği ihtiyaçları karşılamakta zorlanıyor, eski bilinç düzeyimizle yaptığımız yenilikler ile başarılı olamıyoruz.

Eğitim sistemimiz 1839’dan beri ülkemizin sosyoekonomik gelişmesine kendisine yapılan yatırımlara oranla çok az katkıda bulunabilmiştir. Batı’dan aldığımız eğitimin kapsam ve felsefesini derin bir çözümlemeden geçirmeden uygulamaya çalışıyoruz ve sosyoekonomik değişmenin gereklerine uygun eğitim politikaları geliştiremiyoruz. Hala sanayi dönemi ihtiyacına yönelik insan kaynağı yetiştirmeye çalışıyoruz, konu anlatımı/bilgi aktarımı yöntemine devam ediyoruz. Bilgi, doğası gereği geçmişe aittir ve geçmişin bilgisi öğrenciyi ezberci yapar. Öğrenciye sorun çözme, yaratıcılık, girişimcilik ve eleştirel düşünme gibi üst becerileri kazandıramıyoruz.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 4. Endüstriyel Devrim adıyla isimlendirdiği dönemin gelişmiş teknolojiler ve yapay zekanın harekete geçirdiği robot çağı olacağı vurgulanıyor. “2020 Yılında Sahip Olunması Gereken En Önemli Yetkinlikler” raporuna göre günümüzde en çok gereksinim duyduğumuz yetkinliklerin yüzde 35’inin değişeceği öngörülüyor.

Öğretmen Yetiştirme Üzerine Bir Model Önerisi-İsmet Kesen

Bu gerçekler eğitim fakültelerimizin yeni yeterlikler temelli öğretmen yetiştirebilmesi için yeniden yapılandırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu yazıda öğretmen yetiştirme sistemimiz için çağın gerekleri gözetilerek bir model önerisi geliştirme amaçlanmaktadır. 

Eğitim ve Öğretmen Yetiştirme Sistemi Üzerine

Dünyanın her eğitim sisteminde eğitim öğretim süreçlerinin dayandığı üç temel payanda vardır. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda da bu üç değere atıf yapılır:

1_İyi vatandaş yetiştirme: Toplumsal değerlerin nesiller arası aktarımını sağlama. Burada “toplumsallık ve millilik” esastır.

2_İyi insan yetiştirme: Bireylerde mevcut olan yetenekleri ortaya çıkarmak yani bireyin kendini gerçekleştirmesine, kendi özünü ortaya çıkarmasına uygun bir ortam sağlamak. Bu fonksiyon özgürlük ortamı içinde öğrencinin kendi potansiyelinin tavanını yakalamasına yardımcı olmak diye de tanımlanabilir. Burada “özgürlük kavramı” esastır.

3_İyi bir teknik/üretici insan yetiştirme: Eğitim öğretim süreçlerinin beşeri sermaye yatırımı yapma fonksiyonudur. Bireyi bir alanda ekonomik süreçler içinde daha üretken, daha verimli ve daha rekabetçi yapma fonksiyonu. Burada “bilimsellik” esastır.

Ülkemizin eğitimdeki öncelikli vizyonu öğretmenlerini “toplumsallık/millilik”, “özgürlük” ve “bilimsellik” ilkeleri üzerinden, çağın ihtiyaçlarına göre değişen nitelikler ile güçlendirmesi olmalıdır.

Bir sistemin ürünlerinin kalitesi girdilerinin kalitesiyle doğru orantılıdır. Öğretmen niteliğini yükseltmek işi ise öğretmen adaylarını nitelikli seçmekle başlar. Mevcut sistemle bir öğretmende olması gereken mesleğe yatkınlık, sözel ifade becerileri, kişilik yapısı ve psikolojik özellikleri ölçebilmek mümkün değildir.

Değişen öğrenci/insan profili ve iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen yeni uzmanlaşma anlayışına uygun öğrenci/ öğretmen yetiştirecek bir eğitim modeli geliştirmeliyiz. Bu dönüşüm ise yükseköğretim lisans ve lisansüstü sisteminde yapısal ve köklü değişiklikler yapılmasına bağlıdır.

Dünyada üniversitelerin lisans aşaması giderek meslek alanı olmaktan çıkmakta ve eğitim süresi kısalmaktadır. Harvard gibi iyi üniversiteler lisansüstü aşamaları ile ünlüdür. Türkiye’de üniversite dendiğinde dört yıllık lisans aşaması anlaşılmakta ve lisansüstü eğitimin niteliği bir türlü yükseltilememektedir.

Eğitim sistemimizde –Fransa örneğinde olduğu gibi– fırsat eşitliğine dayalı elit okullara önem vermek, buraları bilim üreten merkezlere dönüştürmek, lise diplomalarını nitelikli hale getirmek ve vatandaşlık eğitiminin temellerini burada vermek köklü bir değişim olarak düşünülebilir.

Eğitim fakülteleri üzerinden öğretmen niteliğini artırabilecek yeni bir model geliştirilebilmek, yükseköğretim sisteminde aşağıda temel özellikleri sunulan öneriler üzerinden bütünsel değişimlerle sağlanabilir:

  • Dört yıllık lisans programlarının üç yıla indirilmesi
  • Üç yıllık programların/kolejlerin yaygınlaştırılması
  • Lise mezunlarının seçme sistemi olmadan üç yıllık bir programa geçebilmesi
  • Üç yıllık programların Türkçe, yabancı dil, matematik, felsefe, psikoloji, eleştirel düşünme, sorun çözme, sanat ve edebiyat dersleri gibi genel kültür ve yetenek düzeyini geliştirecek derslerden oluşturulması
  • Liselerin güçlendirilmesi, genel kültür ve milli bilincin liselerde aşılanması
  • Meslek edinmenin/uzmanlaşmanın lisansüstü eğitimle, nitelikli öğrencilere nitelikli olarak verilmesi
  • Öğretmenlik, mimarlık, hukuk, tıp gibi özel önem gerektiren mesleklerin akredite edilmiş üniversitelerde, üç yıllık programlardan sonra bir seçme sistemi ile en az üç yıllık bir eğitimle toplamda altı yılda üst düzey olarak kazandırılması
  • Teknik özellik gerektiren mesleklerde mesleki bilgilerin üniversitede değil kurumlarda iş başı eğitimiyle verilmesi (Çünkü eğitim, doğası gereği teknolojik gelişmenin her zaman çok gerisinde kalmaktadır)
  • Eğitim fakültelerinin lisans programları kapatılarak lisansüstü eğitim verecek şekilde yeniden yapılandırılması
  • Öğretmen adaylarının herhangi bir üç yıllık programı belirli bir standardın üzerinde bitirmesi, akredite edilmiş eğitim fakültelerince mülakat da dahil bir dizi seçme işleminden geçmesi, öğretmenlik mesleğine uygun ise tezli lisansüstü uygulamalı eğitim ile öğretmen olarak yetiştirilmesi
  • Öğretmen yetiştiren lisansüstü programın ise en az iki yıl (bir yıl pedagojik formasyon, bir yıl ise uygulama ve öğretmenlik alanları üzerine tez hazırlama) olarak belirlenmesi
  • Öğretmenlerin alan bilgisinin ilk üç yıllık lisans döneminde sağlanması, genel kültür bilgisinin güçlendirilmiş lise ve üç yıllık lisans döneminde verilmesi, pedagojik yeterlik ve uygulama deneyiminin ise lisansüstü düzeyde kazandırılması

Eğitim fakültelerinin lisans programlarında okutulan ve öğretmenliğin temeli olan pedagoji derslerinin lisans düzeyindeki öğrenciler tarafından kavranması, analiz ve senteze tabi tutulabilmesi zordur. Bunun nedeni bu derslerin zor bir içeriğe sahip olması değil kavranabilmesinin bir yaşanmışlık ve yaş düzeyi gerektirmesidir. Bu dersler lisans düzeyinde bilgi nesnesi olarak öğrencilere sunulmakta ve sınavlarda geri bildirim olarak alınmakta, davranışa dönüştürülememekte, istenilen yeterlikler öğretmen adaylarına kazandırılamamaktadır. Çünkü bu tür dersler bilişsel alandan çok duyusal alan ile ilgilidir, üst düzey algı, deneyim ve uygulama gerektirir. Aynı zamanda ortalama insan ömrü uzamakta, çocukluk, gençlik ve ergenlik yaşları daha ileri yaşlara doğru kaymaktadır. Bu durum derinlik gerektiren mesleki becerilerin kavranma yaşını ötelemektedir. Bu nedenle öğretmenlik yeterlikleri ile ilgili bu derslerin lisansüstü programlarda verilmesi daha uygundur.

Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin akredite edilmiş lisansüstü eğitim programları ile milli ihtiyaçlar ve çağımızın yönelimleri temelinde, öğretmen adaylarını yetiştirebilmesi amacıyla yeniden yapılandırılması, öğretmen yetiştirme aşamasını nicel boyuttan nitel boyuta taşıyabilecektir.


Etiketler »