Kriter > Siyaset |

PKK/PYD’nin Afrin’de Eziyet Temelli Sürgün Politikası


Terör örgütü PKK 2015’te doğu ve güneydoğunun birçok il ve ilçesinde köstebek gibi sokaklarda kazacağı çukurların ilk denemesini Cizre’de yapmıştı. Başta lokal gibi görünen çukurlar aslında büyük bir dalganın habercisiydi. İşte o günlerde Diyarbakır’da görüştüğüm bir örgütçüyle (ona göre o sadece bir HDP’liydi) aramda çok ilginç bir diyalog geçmişti.

PKK PYD nin Afrin de Eziyet Temelli Sürgün Politikası

Terör örgütü PKK 2015’te doğu ve güneydoğunun birçok il ve ilçesinde köstebek gibi sokaklarda kazacağı çukurların ilk denemesini Cizre’de yapmıştı. Başta lokal gibi görünen çukurlar aslında büyük bir dalganın habercisiydi. İşte o günlerde Diyarbakır’da görüştüğüm bir örgütçüyle (ona göre o sadece bir HDP’liydi) aramda çok ilginç bir diyalog geçmişti.

Cizre’de oluşturulan hendeklerin sivil halkın yaşam alanlarını tahrip ettiğini söylemiş ve PKK'nın sözde gençlik yapılanması olan YDGH’ye (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi/ Tevgera Ciwanên Welatparêz Yên Şoreşger) neden karşı durmadığını sormuştum. O HDP’li bana DEAŞ’ın işgal ettiği ve uluslararası koalisyon güçlerinin hava bombardımanıyla örgütten alınan Kobani’yi örnek göstermiş ve şöyle demişti:

Kobani bugün özgür çünkü kaybedecek hiçbir şeyi kalmadı. Eğer Kobanililerin kaybedecek bir malı, makamı veya evi olsaydı pes edecekti. Kürtlerin de özgürlüğü için önce onlara ayak bağı olan her şeyden kurtulması gerekir. Bugün Diyarbakır, Şırnak, Batman, Mardin, Cizre, Kızıltepe ve Nusaybin gibi bütün kentlerin özgürlüğünün önündeki en büyük engel buradaki halkın vazgeçmediği arabaları, evleri, iş yerleri ve makamlarıdır. Bunlar olduğu sürece Kürtlerin özgürlüğü hayaldir. O yüzden bu yeni strateji çok önemlidir.

Hatta cevaben “Ama binlerce insan ölecek, on binlercesi evlerini terk edecek” dediğimde ise “Özgürlük için değmez mi?” yanıtını vermişti. Aslında bu PKK’nın başından beri temel stratejisiydi. Ne kadar çok eziyet, yıkım ve acı varsa bu terör örgütü için o kadar güç ve insan kaynağı demekti. PKK acı ve zulümden beslenen bir örgüt. Ancak FETÖ’nün tüm kışkırtmalarına ve devlet içindeki kolluk kuvvetlerinin kollama ve desteğine rağmen bölge halkı terör örgütü PKK’nın bu kirli planına destek vermedi. Demokratik hamleler, insan haklarının korunması ve özgürlükler PKK’nın en büyük kabusu olmuştur. Sırf bu yüzden bölgede kendinden başka bir sese yaşam hakkı tanımamıştır.

Hazırlıklar 2012’de Başladı

Biraz daha geriye gidelim: Esed rejimi Afrin ve Kamışlı gibi birçok kenti Temmuz 2012’de çatışmaksızın PKK/PYD’ye devretti. Esed rejiminin kimlik dahi vermediği Suriye Kürtleri için o gün itibarıyla yeni ve karanlık bir sayfa açılmıştı. Bu sayfanın mimarı yine PKK idi. PKK/PYD’nin iç savaş boyunca en fazla yuvalandığı nokta Afrin oldu. Bir ay sonra Suriye’deki özgürlük taleplerini kanla bastıran Esed rejiminin katliamlarını takip etmek ve oradaki mazlumların sesini duyurabilmek için Darta İzzah’taydım. İki günlük Darta İzzah izleniminden sonra muhalifler ile rejim güçlerinin yoğun olarak çatıştığı Halep’e gitmek için yola çıkmıştım. Deir Saman’ı geçtikten sonra Afrin kırsalında PYD’lilerce yolumuz kesilmişti. Türk gazeteciler olduğumuzu öğrenen PYD’lilerce önce alıkonulduk ardından silah zoruyla Afrin’e götürüldük. Burada bir gün tutulduk. Bizi sorgulayan PKK’lı teröristlerin komutanı gerçekten de gazeteci olduğumuza kanaat getirdikten sonra bir süre bizi misafir edeceklerini söyledi.

Bizi sorgulayan terörist Hakkari Yüksekovalı olduğunu söylemiş ve “Suriyeli kardeşlerimizi toparlamaya geldik” demişti. Terör örgütü bugünlerin hazırlığını yapıyordu. Bir günlük esaret MİT’in devreye girmesi sonucu Anedan’a götürülüp Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) teslim edilmemizle neticelenmişti. Ancak o gün Afrin’de tutulduğumuz PKK kampının kilit rolü bugünkü harekatla gün yüzüne çıkmış oldu.

Dev Savaş Yatırımı

Altı yıl geçtikten sonra tekrar Afrin’deyim. Zeytin Dalı Harekatı’nın yirmi beş gününü Suriye’de takip edebilme imkanı buldum. Terör örgütü PKK’nın Afrin ve kırsalında yapmış olduğu hazırlığın birkaç yıllık olmadığı aşikardı. Zira iki bin kilometrekareyi aşkın Afrin topraklarında tünel, sığınak kazılmamış tek bir köy ve beldesi yoktu adeta. Öyle bir hazırlık en az beş yıllık bir çalışma ve uluslararası destekle mümkün olabilirdi. Zira bahsettiğimiz hazırlık milyarlarca dolarlık bir para ve çok büyük bir askeri taktik sonucu oluşmuştu. Şehir içinde ve kırsalda dağlar ile yerleşim yerlerini birleştiren ve toplamda 150 kilometreyi aşan tüneller köstebek ağlarından farksız. Bazı tünellerin yüksekliği 10 metreyi bulurken kimileri ise yer altında uzun süre saklanabilme imkanı sağlayan yaşam alanları, hastane, gıda ve yatakhane barındırıyor. Dev yatırımlar sonucu yapılan hazırlık göz önüne alındığında Afrin’de Türkiye’nin aslında terör örgütü PKK/PYD ile beraber uluslararası küresel güçleri de hezimete uğrattı.

İtfaiye Aracı ve Ambulans Neden Ateşe Verilir?

PKK’nın öteden beri amacına ulaşmak için her yola başvurduğu bilinen bir gerçek. Ancak neredeyse halkının tamamı Kürt olan ve 2012’den beri PKK’nın hakimiyeti altında bulunan Afrin’de sergilenen vahşetin boyutları bambaşka bir düzeyde. Afrin kent girişinde ilk dikkat çeken şey şehir otogarında hiçbir bombalama izi olmamasına rağmen küle dönmüş sayısız otobüs ve minibüs oluyor. Az ötede ise yine üstü kapalı ve içinde ambulans, itfaiye araçları, kara yolları bakım ve yapım araçları gibi onlarca kamu araçları da küle dönmüş. Türkiye’nin hava saldırısıyla bunların zarar görmüş olması mümkün değil. Çünkü ne araçların içinde olduğu garajlarda ne de araçların kendilerinde herhangi bir dış darbe görüntüsü yok. Araçların tamamı üzerine benzin dökülerek ateşe verilmiş. Tek amaç “Türkiye kamu araçları, ambulanslar ve itfaiye araçlarını dahi ateşe verdi” şeklinde propaganda malzemesi oluşturmak.

Sürdürülebilir PKK Varlığının Temeli Katliam ve Zulüm

Bu görüntülerden sonra Afrin kent meydanındayım. Ellerinde çeşitli belgeler ve kimlik kartlarıyla toplanmış Afrinliler var. Gözlerdeki korku yerini umut ve belirsizliğe bırakmış. Umut var çünkü artık zorla çocukları silah altına alacak, ölüme gönderecek, her ay kazancının ciddi bir bölümüne el koyacak, tarlasındaki mahsulünün yarısını veya tamamını gasp edecek, kent merkezindeki iş yerinin gelirine el koyacak bir güç yok. Belirsizlik var çünkü “Bölge halkı için sürdürülebilir bir huzur ortamı oluşacak mı, çocuklarıyla güvenli bir şekilde başlarını yastığa koyup uyuyabilecekler mi?” gibi onlarca cevap bekleyen soru bir bir geliyor. En önemlisi de PKK’nın “Türkiye sizi buradan çıkarıp Arapları yerleştirecek” söylentisinin oluşturduğu algı operasyonuna cevap bulmaktı.

Kandilden Geldiler

Türkiye PKK/PYD’nin şehrin demografisini değiştirecek kara propagandasının gerçek dışı olduğunu, TSK’nın evlerini terk eden Afrinlilerin güvenli bir şekilde geri gelebilmesi için harcadığı olağanüstü çaba ile gösterdi.

Kürtçe biliyor olmam ve onlara güven telkin etmem sonucu samimi bir şekilde içlerini döktü Afrinliler. Kimi göz yaşı içinde yaşadıklarını anlattı kimi de sitem etti.

Sitem eden Ömer Hadi şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’den gelen PKK’lılar bizi yaktı. Kandil’den ve Türkiye’den geldiler. Önce “Artık Kürtlerin kendilerini yönetme zamanı geldi” dediler. Sonra “geleceğiniz için, güvenliğiniz için” diyerek malımıza göz koydular. Örgüte verilmek üzere başta gelirimizin belli bir kısmını sonra daha fazlasını aldılar. Vermek istemeyenin tüm malını aldılar. İtiraz etmek ihanetle suçlanmaktı ve sonu ya ölümü göze almak ya da göç etmekti.

“Çocuklarımızı Saklıyorduk”

Elinde tarlasına ait bazı belgeler bulunan Mustafa Şéxo ise “Bak bu benim tarlamın belgeleri, iki yıldır PYD el koydu” diyerek söze başladı ve şu ifadeleri kullandı:

Allah’a şükür bu pislikten kurtulduk. Zorla gelip çocuklarımızı elimizden alıyor ve paramıza el koyuyorlardı. Malımızı talan ediyorlardı. Onlar geldiği zaman çocuklarımızı saklıyorduk. Bazen çocuklarımızı sırf PKK almasın diye aylarca başka yere gönderiyorduk.

Şéxo zaman zaman PKK saflarında ellerinde silah ile fotoğrafları yayımlanan çocukların nasıl oralara savrulduğuna da değindi. Şéxo örgütün gasplarına da şu sözlerle ışık tuttu:

2016’da Şeyh Hadid’de 21 hektarlık tarlamdaki mahsulü istediler. İtiraz ettim, PYD için vermem gerektiğini söylediler. Vermek istemediğimi söyledim ama zorla el koydular. Hatta o seneki mahsulden elde ettiğim tüm buğdayı da aldılar. Eğer PYD’li olsaydım bu kadarını yapmazlardı. Onlardan olmadığım için bunu yaptılar. Ya onlardan olacaksın ya da her şeyine el koyacaklardı. Onlardan olsan da çoluk çocuğu senden alıp savaştırıyorlardı. Tarlama tekrar buğday ekmişlerdi. Şimdi Türkiye geldi, başvurdum, tarlamı geri alacağım inşallah. Allah sizden razı olsun, bizi bu zulümden kurtardınız.

Örgüte Katılmamak için Sürgün Hayatı Yaşayan Gençler

Ahmet İsa PKK/ YPG’nin gençleri zorla silah altına aldığı dönemde Afrin’i terk ettiğini ifade etti. Tıpkı 90’lı yıllarda PKK’nın zorla dağa götürmemesi için yüzlerce gencin İstanbul ve İzmir gibi ülkemizin batısına kaçması gibi. Yedi yıllık esarette yüzlerce Afrinli genç de evlerini terk edip ya Türkiye’ye kaçtı ya da Suriye içlerindeki köylerde sürgün hayatı yaşadı.

Türkiye’ye gelen Ahmet İsa en şanslılarındandı. İsa o günleri şöyle anlatıyor:

PYD gençleri zorla silah eğitimine alıp cephelere gönderiyordu. Ben katılmamak için Türkiye’ye kaçtım. Birkaç ay kaldıktan sonra ailem için geri dönmek zorunda kaldım. Bize her aileden bir kişinin örgüte katılmak zorunda olduğunu söylüyorlardı. YGP’lilerin komutanlarının çoğu Türkiye’den ve Kandil’den gelmişti. Halkın parasını gasp ediyor ve lüks yaşıyorlardı. Bir tek ben değil birçok aile çocuklarını sırf örgüt almasın diye gizliden Türkiye’ye gönderiyordu.


Etiketler »