Kriter > Siyaset |

Seçim İttifaklarında Hassas Denge


Cumhurbaşkanı Erdoğan “gönül ittifakı” olarak kavramsallaştırdığı durumla AK Parti ve MHP arasındaki devletin bekası ve sistemin geleceğini önceleyen bir anlayışla hareket edileceğinin altını çizmiş oluyor.

Seçim İttifaklarında Hassas Denge

2019 yerel seçimlerine yaklaşık altı aylık bir süre kalmış olması sebebiyle Türkiye yeniden seçim atmosferine girdi. Bundan dolayı siyasi partilerin yerel seçim stratejileri son günlerde Türkiye iç siyasetinin en önemli tartışma konularından birisi haline geldi. Süregelen tartışmalarda en çok merak edilen hususların başında ise partilerin yerel seçimlerde ittifak kurup kurmayacakları geliyor. Türkiye siyasetine Şubat 2018’de AK parti ve MHP uzlaşısı sonucu ortaya çıkan yasal düzenlemeler ile ittifakları 24 Haziran seçimleriyle beraber ilk kez uygulamaya konulmuştu. Fakat söz konusu yasal düzenlemenin yalnızca parlamento seçimlerindeki ittifakları kapsaması, yerel seçimlerdeki olası ittifakların çerçevesinin ne şekilde ortaya çıkacağı ve hangi ilkeler etrafında oluşacağı meselelerini gündeme getirdi.

İttifak Tartışmalarının Kapsamı

İttifaklar ekseninde süregelen tartışmaların ana odağını seçim ittifaklarının kapsamı ve yöntemi oluşturuyor. Bu düzlemde yapılan tartışmalarda şu sorular ön plana çıkıyor: Gerçekleştirilmesi muhtemel ittifaklar tüm seçim çevrelerini mi kapsayacak yoksa belirli seçim çevreleriyle sınırlı mı olacak? Akara, İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirilmesi olası ittifaklarda hangi ilkelerle hareket edilecek? Büyükşehirlerde ve illerde ittifak yapıldığı takdirde bu iş birliğinin kapsamı nasıl oluşacak? ittifaklar bir protokol dahilinde mi yoksa sözlü mutabakatla mı gerçekleştirilecek? Bu ve benzeri sorular ışığında yerel seçimlerde ittifaklar meselesi üzerine önemli tartışmalar yürütüldü.

Şu ana kadar gelen süreçte de görüldüğü gibi yerel seçimlerin kendine özgü dinamikleri sebebiyle ittifakların yöntemi ve kapsamının belirlenmesi azami dikkat gerektiriyor. Bu dinamiklerin başında ise yerel seçimlerde siyasi liderlerden ve partilerden çok yerel dinamiklerin, aday profillerinin, aile ve akrabalık bağlarının ön plana çıkması geliyor. Türkiye siyasal tarihindeki seçimler incelendiğinde partilerin parlamento seçimlerindeki oy oranları ile yerel seçimlerdeki oy oranlarının arasında ciddi bir fark oluştuğu görülüyor. Zira seçmen davranışının yerel seçimlerde söz konusu dinamikler etrafında şekillenmesi partilerin parlamento ve yerel seçimlerdeki seçmen tabanlarında oynaklık oluşmasına neden oluyor.

Yerel seçim dinamiklerindeki bu farklılaşma hiç kuşkusuz gerçekleştirilmesi muhtemel ittifakların kapsamını da etkiliyor. Zira her seçim bölgesinde farklı dinamiklerin ortaya çıkması sadece bazı genel ilkeler çerçevesinde ittifak yapılmasını imkansız kılıyor. Dolayısıyla Türkiye’de bin 398 seçim bölgesi olduğu ve her bölgede siyasal partilerin pozisyonu ve ağırlığının farklılaştığı göz önünde bulundurulduğunda, seçim ittifakları kapsamının da kritik seçim bölgeleri ile sınırlandırılması gerektiği ön plana çıkıyor.

Bu noktada tartışmanın daha çok büyükşehirler ekseninde döndüğünü hatırlatmak gerekiyor. Özellikle tüm siyasi partilerin yerel seçim ajandasının en üst sırasında yer alan İstanbul ve Ankara’da seçim ittifaklarının nasıl şekilleneceği merak ediliyor. Aslında Türk siyasal hayatında uzun yıllardır var olan “İstanbul’u yöneten Türkiye’yi yönetir” anlayışı da göz önünde bulundurulduğunda İstanbul ve Ankara’nın yerel seçimlerdeki önemi daha iyi anlaşılıyor. Bu sebeple kapsamı ne olursa olsun partilerin seçim ittifaklarına yönelik görüşmelerinin en önemli odağını bu iki ilin oluşturması bekleniyor.

Siyasal Partilerin Yaklaşımı

Bu hususlar etrafında şekillenen yerel seçimlerde ittifak tartışmaları geçtiğimiz ay MHP’nin çağrısı ile yeni bir boyut kazandı. MHP, yerel seçimlerde de Cumhur İttifakı’nın prensiplerine göre hareket edeceklerine ve bu minvalde AK Parti ile seçim ittifakı kurulabileceğine işaret etti. Devlet Bahçeli bu hususta yaptığı açıklamada yerel seçimleri Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kazanımları ve Türkiye’nin yerlilik ve millilik eksenli politikalarının hız kazanması açısından bir mihenk taşı olarak gördüklerini vurguladı. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de alınacak yenilginin hem siyasal sistemi hem de mevcut politikaları tartışmaya açacağının altını çizdi. Bu minvalde Bahçeli AK Parti ile MHP arasında resmi olarak ittifak görüşmeleri başlamadan evvel 20 Eylül’deki konuşmasında MHP’nin İstanbul’da kendi adayını çıkarmayacağını açıkladı. Bu durum İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde MHP’nin AK Parti’nin adayını destekleyeceğine işaret etti. Dolayısıyla İstanbul’da söz konusu iki parti arasında fiili bir ittifak gerçekleşeceği kesinleşti. Yine de MHP’nin açıklamasında da belirttiği gibi, partinin ana stratejilerinden birisini 2014 yerel seçimlerinde almış olduğu belediyeleri korumak ve bu belediyelerin sayısını mümkün olduğu kadar artırmak oluşturuyor. Bu da ittifak görüşmelerinin hassas bir dengede ilerleyeceğine işaret ediyor.

AK Parti cephesine bakıldığında, seçim ittifaklarına yönelik olumlu bir yaklaşım sergilendiği görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan MHP ile gönül ittifakı kurulabileceğini ve bunun her iki parti için de kazançlı olacağını “Mahalli idareler seçimlerinde böyle bir imkan olur mu, bakacağız. Şayet bu mümkün olursa her iki partinin de mahalli idarelerdeki gücünü arttıracağına inanıyorum” açıklamasıyla ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan “gönül ittifakı” olarak kavramsallaştırdığı durumla her iki parti arasındaki devletin bekası ve sistemin geleceğini önceleyen bir anlayışla hareket edileceğinin altını çizmiş oluyor. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’na dahil partilerin kapsamı ve yöntemi henüz netleşmiş olmasa da seçimlerde ittifak yapmalarının güçlü bir olasılık olduğu görülüyor.

İttifak tartışmalarının bir diğer boyutunu ise CHP-İYİ Parti-HDP arasında gündeme gelen farklı ittifak senaryoları oluşturuyor. CHP tıpkı 24 Haziran seçimleri öncesinde olduğu gibi seçim ittifaklarının olası etkilerini değerlendirmek amacıyla çeşitli simülasyonlar hazırlıyor. Parti bu simülasyonlardan yola çıkarak İYİ Parti ile bazı seçim çevrelerinde ittifak yapıldığı takdirde yaklaşık 9 ilin AK Parti’den alınacağını iddia ediyor. Her ne kadar bu iddia tartışmalı olsa da 24 Haziran seçimlerinde İYİ Parti ve Saadet Partisi ile yaptığı ittifaktan kazançlı çıkan ve bu iki partinin oyları sayesinde 12 ilde milletvekili sayısını artıran CHP en yüksek kazançlı ittifak formülünü arıyor. Dolayısıyla her ne kadar İYİ Parti seçimlere tek başına gireceğini ifade etse de CHP’nin İYİ Parti’yi ikna etmek için bir teklif sunması bekleniyor.

Bu cephedeki tartışmaların bir diğer boyutu ise CHP-HDP ittifakına yönelik senaryolardan oluşuyor. CHP’nin özellikle İstanbul’da ağırlığını artırmak için HDP ile ittifak kurmaya sıcak baktığı görülüyor. Fakat bu ittifakın hem CHP içerisindeki bazı seçmenlerin tepkisini çekeceği hem de İYİ Parti ile kurulabilecek bir ittifaka ket vuracağı düşünülüyor. Dolayısıyla CHP, HDP ile yapacağı ittifak görüşmelerinde bu hususu dikkate alan bir tavır benimseyecektir.

Gönül İttifakı

Şubat 2018’de TBMM’de kabul edilen ve hemen akabinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe konulan seçim ittifakları düzenlemesi parlamenter seçimlerdeki ittifakları yasal bir zemine kavuşturmuştur. Yerel seçimlerde ittifakları düzenleyen bir yasal düzenlemenin olmaması bu seçimlerde partiler arasında sözlü ya da yazılı mutabakata dayanan ya da örtük bir biçimde gerçekleşen ittifakların olabileceğini gösteriyor. Şu ana kadar partiler arasında ittifakların kapsamı ve yöntemini kesinleştiren anlaşmalar sağlanamamış olsa da önümüzdeki günlerde bu hususların netlik kazanacağı söylenebilir. Özellikle AK Parti ve MHP Cumhurbaşkanlığı sisteminin devamı ile yerlilik ve millilik eksenli politikaların geliştirilmesi yönünde bir ittifak oluşturabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “gönül ittifakı” olarak kavramsallaştırdığı bu ittifakın çıkarlardan ziyade ilkeler ve devletin bekasını korumaya yönelik gerçekleşmesi beklenmektedir.


Etiketler »