Kriter > Siyaset |

Siyasetin Kara Deliği: CHP


CHP’nin hayli uzun zamandır Türkiye’yi yoran, vakit kaybettiren, siyaseti tıkayan, toplum huzurunu bozan bir tutumu var.

Siyasetin Kara Deliği CHP
CHP Eski Milletvekili Muharrem İnce ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir kaset operasyonuyla Deniz Baykal’ın yerine genel başkan yapıldığı 2010’dan beri başkalaşan bir CHP ile karşı karşıyayız. Ancak bu değişimin CHP’nin gerçek anlamda yenilenmesinden, topluma açılması ve siyaseten ülkenin ihtiyaç duyduğu pozitif muhalefeti içermesinden söz edilemez.

Bilakis CHP bulunduğu yerde giderek daha çok içine dönüyor. İçe kapanıyor ve hatta kendi içine doğru çöküyor, muhalefet partilerinin bütün enerjisini emiyor.

Değişim Umudu Pörsüdü

Kılıçdaroğlu’nun “yeni CHP” iddiası aradan geçen sekiz yılda vadettikleri açısından yerle yeksan oldu. Ne oy oranını artırarak iktidara gelebildi ne de partiyi geniş toplum kesimlerine açabildi. Katı Kemalist, ulusalcı, laikçi CHP, değişim ve toplum kesimlerine açılım adına makulden uzaklaştı. Marjinal kesimleri temsil eden –kimi kriminal– isimlerle güya “çoğulculaştı.” Lakin bu isimlerin ne CHP’yi ulaşamadığı toplum kesimlerine ulaştırmak ve oylarını almak açısından ne de politik söylem geliştirmek ve CHP siyasetini güçlendirmek açısından katkısı oldu.

Türkiye’deki değişimi okuyamayan Kılıçdaroğlu CHP’si, parti tabanındaki değişim isteğini de okuyamadı ya da açıkça umursamadı. Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP istikrarlı biçimde negatif tercihte bulunarak kazanmayı değil AK Parti’ye kaybettirmeyi CHP’nin siyasi hedefi haline getirdi.

24 Haziran seçimlerinde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Muharrem İnce, aynı zamanda son iki kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına rakip olarak çıkmış ve Genel Başkanı’nı kaybettiği seçimler üzerinden ağır şekilde eleştirmiş bir isimdi.

Eski bir CHP’li olması, diğer CHP’lilere göre sokağa yakınlığı ve halk diline yatkınlığı ile İnce kısa sürede CHP tabanına bir hareketlenme getirebildi. Ancak İnce etrafındaki beklenti o kadar yükseltildi ki yaşanan hezimet de o derece büyük oldu. İnce’nin oyu CHP’nin oyunu aşsa da yüzde 30’da kaldı.

Tabanda İnce etrafında yaşanan hayal kırıklığının birkaç nedeni var: İlki İnce’nin seçim gecesi krizini ve sürecini yönetememiş, kendisine inanan, kampanyası için gönüllü çalışan partililerin güvenini sarsmış olması. Diğeri zihniyet ve müktesebat olarak Kılıçdaroğlu’ndan farklı olmadığının anlaşılması. Bir diğeri ise kendi sözlerine dahi sadakat göstermediğinin görülmesi.

Siyasetin Kara Deliği: CHP-Fadime Özkan24 Haziran seçim sonuçlarının belli olmasının ardından CHP seçmeni büyük hayal kırıklığı yaşadı.

Tabandaki Hayal Kırıklığı

Seçim şoku atlatılamadan parti içindeki seçimli kurultay mücadelesini de büyük bıkkınlık ve çaresizlikle izledi CHP seçmeni. Uzun yıllar süren siyasi başarısızlığın, etkisiz söylemlerin, yanlış adayların birike birike yarattığı depresyon hali, 24 Haziran seçimlerinde yükseltilen umut seçim akşamı yere çakıldı. CHP tabanındaki hayal kırıklığı, siyasete inançsızlık ve CHP’ye güvensizlik şeklinde görünür oldu. Bu kitlesel mutsuzluk ve umutsuzluk hali psikiyatri biliminin alanına girecek denli derinleşmiş vaziyette.

Türkiye’de 11 milyon civarındaki seçmenin yaşadığı bu hayal kırıklığı sadece CHP’yi ilgilendiren bir durum değildir. Bu kadar geniş bir toplum kesiminin temsil edilemediğini düşünmesi, partisine güvenmemesi ve nihayetinde siyasete inanmaması Türkiye demokrasisine zarar verir.

Siyasette oluşacak bir boşluk, toplumda yükselen hoşnutsuzluk Türkiye’ye saldırmak için yeni sebepler ve yeni araçlar arayan odaklar için hedef haline gelebilir. Bu açıdan CHP’deki çok boyutlu içe çöküş Türkiye için de ulusal güvenlik sorununa dönüşebilir.

Siyasetsizlik ve Tenakuz

CHP’yi bugünkü noktaya getiren temel sorun siyasetsizliğidir. Ülkenin hemen hiçbir sorununa ilişkin sorumluluk sahibi bir siyaset üretemiyor ve sürekli ikileme düşüyor olması CHP’nin en büyük çıkmazıdır.

En yakın örnek son seçimlerden. Partinin seçim beyannamesini kamuoyuna cumhurbaşkanlığına aday olmayan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu açıkladı. Seçilse o beyannameyi icraya dökmekle yükümlü olan cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ise diğerleri gibi oturup pasif şekilde sunumu dinledi.

Kafa karışıklığı beyannamede de vardı. Parlamenter sistemi geri getireceğini vadeden CHP bunu nasıl bir düzenlemeyle, hangi takvimde yapacağını halka anlatmadı. Halk desteği alsalar ülkeyi yeniden referanduma götürmeleri gerektiğini, bu kez 16 Nisan’da ileri sürmedikleri hangi argümanla sonuç alacaklarını, halkın bir yıl önce karar verip anayasal hüküm haline getirdiği demokratik değişimi ne için geri çevirmesi gerektiğini seçmene izah etmediler. Hatta genel olarak bütün bu süreçten bihaber gibi bir tutum takındılar.

Benzer bir hazırlıksızlık, zahmetsiz itiraz da Mecliste anayasa değişikliği çalışılırken sergilendi. Önce işin mutfağı olan Anayasa Komisyonu’nda sonra Genel Kurul’da CHP, yeni hükümet sistemini istemediğini keskin şekilde ifade etti. Sert tartışmalara hatta Meclis oturumlarında bacak ısırmak, burun kırmak türünden şiddetli gösterilere girdi ama yeni sistemi Türkiye için neden yanlış bulduğunu bütüncül bir çalışmayla ortaya koymadı. İtirazı slogan ve çarpıtma boyutunda kaldı.

Beka Mücadelesine İkircikli Yaklaşım

Türkiye 2010 sonrası görünür olan sistematik saldırılara maruz kalırken CHP terör saldırıları, yargı operasyonları, iç savaş denemeleri ve 15 Temmuz işgal girişiminin sebebini daima AK Parti’nin yanlış politikalarına bağlayarak saldırı sahiplerinin işini kolaylaştırdı. Önce karşı duruş bildirse de kısa sürede –hem de Genel Başkan düzeyinde– o sözü boşa çıkaracak yahut şüpheye düşürecek açıklamalardan geri durmadı.

FETÖ operasyon çekerken, algı operasyonlarıyla Türkiye DEAŞ’a yardım ediyormuş havası yaratılırken CHP’den çok sayıda isim bu operasyonların parçası, sözcüsü, savunucusu pozisyonundaydı. MİT tırları kumpasında, DEAŞ yalanlarında, 15 Temmuz failleri/ FETÖ mensupları yargılanırken bizzat Kılıçdaroğlu başkanlığında yürütülen siyaset, gücü yetse Türkiye’yi boşa düşürecek türdendi.

Aynı anlaşılmaz ve affedilmez tutum Zeytin Dalı Harekatı sırasında da gösterildi. Kılıçdaroğlu tıpkı ABD gibi “Sakın ha Afrin’e girmeyin” derken CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz ve CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TSK ile birlikte öncü kuvvet olarak savaşan Özgür Suriye Ordusu’nu El-Kaide suçlamasıyla lekelemek istedi. Selin Sayek Böke gibi Kılıçdaroğlu da PKK’nın Suriye kolu YPG’nin terör örgütü olmadığını iddia etti.

CHP Türkiye’nin haklı beka mücadelesini hiç anlamadığı ve katkı sunmadığı gibi aksine kuşkuya boğmak, sekteye uğratmak, dışarıdan gelen yanlış algıyı pekiştirmek için çalıştı.

İnsan Hakları Karnesi Berbat

Kürt meselesi, başörtü meselesi gibi temel insan haklarının kısıtlandığı yahut tümden gasp edildiği devletin yanlış uygulamalarında mutlaka tarihin bir dönemindeki CHP’nin eli, desteği bulunuyor. Sonradan demokratikleşme, temel hak ve özgürlüklerin iadesi, ülkenin normalleşmesi için sarf edilen çabanın sonuçsuz kalması hamlelerinde de öyle.

CHP, sorunlar AK Parti hükümetlerinin eli ve geniş çevrelerin desteğiyle hukuken ve siyaseten çözüldükten, yanlış algılar düzeltildikten sonra bu sorunların CHP sayesinde çözüldüğünü dahi iddia edebildi. Oysa 28 Şubat 2008’de hükümetin üniversitelerde başörtüsüne serbestlik sağlamasını öngördüğü Anayasa değişikliklerine karşı Anayasa Mahkemesine başvuran partiydi CHP. Başvurunun altında Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce’nin bizzat imzası vardı. 10 Ekim 2013’te başörtüsü yasağının geri getirilmesi için Danıştay’a müracaat eden kişi de CHP’li Mahmut Tanal’dı.

Kürt meselesinde de aynı zikzak çizildi. Sorunun oluşumuna katkısı bir yana çözüm için uğraşılırken zorlu süreçleri daha da zorlaştıran CHP değilmiş gibi sorun buharlaşırken bu kez PKKHDP çevreleri gibi “Kürt sorunu var, biz çözeceğiz” diyebildi.

PKK-YPG’nin ABD desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güneyinde kantonlar kurduğunu, ülke içinde hendek terörüyle birlikte özerklik ilan ettiğini unutmuşçasına 24 Haziran’da yerel yönetimler özerklik şartı üzerinden vaatlerde bulundu CHP.

Siyasete İnancı İmha Ediyor

CHP kendine duyulan güveni yok ederken CHP seçmeninin siyasete olan inancını da sarsıyor. Yanlış dünya, bölge ve ülke okumalarıyla, sorunlu söylemler geliştiriyor ve kendi tabanını rasyonel zeminden koparıyor.

Süregelen siyasi başarısızlık, beceriksizlik, aynı ilkeler etrafında toplanıp aynı çalışma planıyla birlikte hareket edilemedikçe CHP’ye gönül verenlerin CHP’ye, siyasete, siyaset eliyle bir şeylerin değiştirebileceğine dair inancını yerle bir ediyor.

CHP’nin hayli uzun zamandır Türkiye’yi yoran, vakit kaybettiren, siyaseti tıkayan, toplum huzurunu bozan bir tutumu var. Enerjileri, emekleri, hayalleri emiyor ve siyaset sahnesinde kapladığı geniş alanı içe göçerterek hacminin ötesinde bir karanlık ve boşluk üretiyor.


Etiketler »