İstanbul Şehir Hatları
Kriter > Dosya |

Terörle Mücadelede Lider Kadroların Tasfiyesi


FETÖ eskiye nazaran yeni üye kazanma konusunda zorluk çekiyor olsa da mevcut üst düzey kadroyu tasfiye etmek toplum tabanına yayılmış tehditle mücadele stratejisinden daha zordur.

Terörle Mücadelede Lider Kadroların Tasfiyesi

FETÖ’nün yurt dışı yapılanmasında üst düzey yönetici konumunda olan bazı isimlerin MİT tarafından yapılan operasyonlarla Türkiye’ye getirilmesi bu örgütle mücadele konusunda yeni bir stratejiyi ortaya koymaktadır. Mart sonunda yapılan operasyonla Kosova’dan Türkiye’ye getirilen üst düzey FETÖ’cüler örgütün Balkan yapılanmasında kilit konumdaki kişilerdir. Benzer şekilde FETÖ’ye yönelik Gabon ve Malezya’da yapılan operasyonlarla örgütün bu ülkelerdeki önde gelen yöneticileri ele geçirilerek Türkiye’de yargı önüne çıkarıldılar. Örgütün diğer yurt dışı yönetim kademeleri ve liderlerinin teşhir edilmesi ve operasyonel kabiliyetlerinin sınırlandırılması da bu stratejinin bir uzantısıdır.

Uluslararası düzeyde resmi ve yarı resmi kanallardan yoğun destek gören FETÖ ve PKK gibi örgütlerle mücadele şüphesiz oldukça zorlu bir süreçtir ancak bu yeni hamle yalnızca terör örgütlerini değil terör şebekelerini maşa olarak kullanmaya çalışan uluslararası aktörleri de köşeye sıkıştıracak bir adımdır. Türkiye yeni mücadele stratejisi ile bu örgütlerin hamisi olan aktörlerle de gerekli noktalarda gerilimi göze almıştır. Diğer uluslararası istihbarat kuruluşları ile iş birliği ve eş güdüm ise Türkiye’nin bu konudaki etkinliğini artıracaktır. Bu yönü ile lider tasfiyesinin başarılı olabilmesi için diplomasi önemli bir araçtır ancak diplomasinin işlevsiz kaldığı noktalarda hukuk sınırları içerisinde zorlayıcı yöntemler kullanmak gerekecektir.

FETÖ’nün yurt dışındaki üst düzey yetkilileri ve lider kadrolarının tasfiyesi doğrudan örgüt yapısını çözmeye yönelik bir hamledir. Terör ve aşırıcılıkla mücadele literatüründe “başsızlaştırma” veya “lider tasfiyesi” olarak kavramsallaştırılmaktadır. Türkiye gibi karmaşık terör tehditleri ile muhatap olan bir ülke terörle mücadele konusunda böylesi bir stratejiyi daha önceki dönemlerde bu kapsamda hayata geçirmemiştir. PKK kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın 1999’da yurt dışından Türkiye’ye getirilmesi bir lider tasfiyesi operasyonudur ancak bu örgütün diğer üst düzey liderleri böylesi bir operasyonun kapsamı dışında kalmışlardır. Örgüt Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesi sonrasında oluşan güç boşluğunda yeniden toparlanarak Türkiye aleyhindeki terör faaliyetlerini artırarak devam ettirmiştir. Benzer şekilde Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu 2000’de Beykoz’da bir villaya yapılan operasyonla ölü olarak ele geçirilmiştir. Velioğlu ve Hizbullah örgütünün önde gelen bazı isimlerinin etkisiz hale getirilmesi örgütün Türkiye çapındaki faaliyetlerini önemli ölçüde sınırlamıştır. Bu operasyonlarla elde edilen istihbari bilgiler örgütle mücadeleye ivme kazandırmıştır. El Kaide örgütü lideri Usame bin Ladin’in 2011’de Pakistan Abbottabad’da bir operasyonla öldürülmesi de bu örgütün uluslararası faaliyetlerine büyük darbe vurmuştur. DEAŞ lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin de 2017 Temmuz’unda öldürüldüğüne dair bilgiler teyit edilmiştir. Bütün bu liderlerin öldürülmesi örgütleri tamamen çökertmemiş fakat çözülüşlerini hızlandırmıştır.

Lider Kadroyu Tasfiyenin Muhtemel Sonuçları

Terör örgütleri ve aşırıcı organizasyonların lider kadrosunu hedef alarak bu kadroyu çeşitli şekilde etkisiz hale getirmenin terörle mücadelede etkinliği konusunda bilimsel literatürde yoğun bir tartışma söz konusudur. Bu konuda bütün vakaları kuşatıcı genellemeler yapmamıza imkan sağlayabilecek bilimsel tespitlerin sayısı oldukça azdır. Bu konuda genel tespitleri özetlemek gerekirse küçük çaplı dini ve ezoterik örgütlerle mücadele konusunda lider tasfiyesi oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak organizasyon daha geniş bir tabana dayanıyorsa ve belirli bir zaman testinden geçmiş ise lider tasfiyesi aynı etkiye sahip olmayabilir. Böylesi bir gelişme örgütün çözülmesine neden olur ve orta vadede örgütün tasfiyesine de varabilir ama bu etkin bir karşı çalışma ile mümkün olabilir. Özellikle sembolik ve inançsal yönleri ile ön plana çıkan liderlerin yerlerinin doldurulabilmesi daha zordur. Bu örgütler doğrudan tasfiye edilmiş liderler tarafından kurulup örgütlenmiş ve daha önce bir lider geçişi veya değişimi yaşamamışlarsa lider tasfiyesinden daha fazla etkileneceklerdir.

Etnik ve ideolojik örgütlerde ise durum biraz daha karmaşıktır. Bu örgütlerde karizmatik liderler militan kazanmayı hızlandırabilirler ve militanları ciddi şekilde motive edebilirler. Örgütleri ideolojik bir zemine ve siyasi bir programa dayanıyorsa lider tasfiyesi tamamıyla çözülme getirmemektedir. Lider tasfiye edilmiş olsa bile örgütlerin ideolojik programları ve bunun etrafında oluşan kurumsal alt yapı farklı bir yönetim kurgusu ile devam edebilir. Hem dini, inançsal hem de etnik ve ideolojik örgütlerde lider tasfiyesi sonrasında toparlanma sürecinin uzun sürebildiği ve örgütlerin bu esnada önemli ölçüde kayıplar verdiği görülmüştür. Uluslararası literatürün üzerinde mutabık kaldığı konu lider tasfiyesi sonrasında örgütlerde meydana gelen kayıpların hız kazanmasıdır. Böylesi durumlarda militan liderler arasında da bölünmeler yaşanarak örgüt içerisinde rekabet ortamı oluşabilmektedir. Daha radikal liderlerin bu esnada örgütlerde ön plana geçebildiği ve örgüt içerisindeki mutedil alternatifleri saf dışı bıraktığı görülmüştür. Böylesi bir dönüşümün örgütleri daha radikal ancak daha marjinal hale getirerek etkisini azalttığı görülmüştür. Bütün bu değişikliklerle bu örgütlerin terör faaliyetleri ve verdikleri zararın uzun bir süre düşük seviyede seyrettiği görülmüştür.

FETÖ dünyanın en karmaşık ve aynı zamanda anlaşılması güç örgütlerinden biridir. Toplumun ve devletin hemen tüm kademelerinde örgütlü haldedir. Bu örgütlenmeye yurt dışı örgütlenme yapısı da eklendiğinde devasa bir teşkilatla mücadele söz konusudur. Bu örgütle 15 Temmuz sonrasında daha çok tabandan başlayan bir mücadele yürütülmüştür. Çünkü örgütün görünür teşkilatı daha çok örgüt hiyerarşisinde ikincil derecedeki kritik kimselerden oluşmaktadır. Örgütün gizlilik kriterleri ve güvenlik tecrübesi oldukça derin olduğu için lider kadroya ulaşarak bu kadroyu gözaltına alabilmek ilk aşamada pek mümkün olamamıştır. Lider kadro ele geçirilse bile tamamen hücresel yapıya sahip olan örgütteki aktörlerin kitlesel çözülüşü gerçekleşememiştir. Örgütte alt kademelerde yer alan kişiler ise daha kolay bir şekilde ele geçirilmiş ve önemli ölçüde hapis cezaları almışlar veya almaktadırlar. Bu tarz bir mücadele örgütün tamamen tasfiye olması açısından uzun vadede etkili olabilecek bir strateji değildir. Örgüt eskiye nazaran yeni üye kazanma konusunda zorluk çekiyor olsa da mevcut üst düzey kadroyu tasfiye etmek toplum tabanına yayılmış tehditle mücadele stratejisinden daha zordur. Çünkü bu örgüt özünde bir elit hareketidir.

Örgüt liderinin halen Pensilvanya’da güvenli bir şekilde örgütünü yönetebiliyor ve takipçilerine istediği şekilde mesajlar verebiliyor oluşu FETÖ ile mücadeleye önemli ölçüde ket vurmaktadır. Öte yandan PKK’nın lider kadrosu da Kandil’deki korunaklı alanlarından örgüte hükmetmektedir. Her iki örgütün lider ekibinin böylesi korunaklı alanlarda faaliyetlerine devam edebiliyor oluşları bu örgütlerin çözülmesine engel olmaktadır. Birden fazla örgütle mücadele edilen ortamlarda etkili örgütlerin liderlerinin tasfiye edilmesi diğer örgütler açısından da caydırıcı etki oluşturuyor. Güvenlik güçlerinin böylesi bir kapasite ve caydırıcılığı ortaya koyması diğer örgütleri de tehdit altında hissettirmekte ve bu örgütlerin de saldırı ve faaliyetlerini engellemektedir. Bu tespit aslında örgüt sayısı fazla ve türleri de farklı olsa da terörle mücadelenin bütüncül bir süreç olduğu ve kapsayıcı bir planlama gerektirdiğini ortaya koymuştur.

Türkiye gibi birden fazla terör örgütü ve tehdidi ile eş zamanlı olarak mücadele etmek zorunda olan bir ülke için etkili mücadele stratejisini planlamak önemlidir. Lider kadroların kontrol altına alınması terör örgütlerini tamamen ortadan kaldırmayacak olsa da etkili bir mücadele aşamasıdır. Bu aşamadan sonra iyi planlanmış adımlar atılırsa örgütlerin etkinlikleri büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Ancak lider tasfiyesi sonrasındaki gelişmeler planlanamazsa örgütler çok daha radikal organizasyonlara evrilebilirler. Liderleri devre dışı bırakmaya çalışırken suça bulaşmamış sempatizanları ve takipçileri yeniden kazanmaya yönelik stratejiler tasarlamak ve aşırıcı kitleyi marjinalleştirmek bu örgütleri etkisiz kılmak açısından en etkili yöntem olacaktır.


Etiketler »