Kiptaş
Kriter > Dosya > Dosya / İki Kuşatma Arasında Yemen |

Yemen’de Medhali Selefilik


Medhali Selefi akım BAE ve Suudi Arabistan’ın sahada alan kazanmak için kullandığı asimetrik siyasi araçlardan biri olarak Yemen ve Libya’da silahla iç içe geçerek çok tehlikeli bir hal almıştır.

Yemen de Medhali Selefilik
Varılan ateşkes antlaşmasının ardından yaraların sarılmaya çalışıldığı Yemen’in Taiz şehri, 24 Aralık 2018

Yemen’de özellikle 2015 sonrasında alan kazanarak belirleyici bir siyasi ve askeri aktöre dönüşen Medhali Selefi akım Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)-Suudi Arabistan ekseninin bölge genelinde kullandığı dış politika araçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Arap isyanları ve devrimleri sonrasında devrimlerin siyasi bir bölgesel düzene dönüşmemesi için konvansiyonel olan ve olmayan, simetrik ve asimetrik birçok dış politika aracını devreye sokan İsrail-BAE ekseni özellikle Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi olmasından sonra Yemen’de daha etkin rol oynamaya başlamıştır. Bin Selman’ın inisiyatifiyle Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Yemen’e askeri müdahalesi, Abdurabbu Mansur Hadi Hükümeti’nin desteklenmesi ve diplomatik girişimler bu eksenin kullandığı temel konvansiyonel müdahale araçlarıdır. Hükümetin kontrolü dışında milis birliklerin oluşturulması, bazı dini grupların diğerleri aleyhine desteklenmesi, kayıt dışı askeri üslerin ve gayriresmi hapishanelerin kurulması da bu eksenin başvurduğu asimetrik ve konvansiyonel olmayan araçlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Medhali Selefi akım tarihi arka planı, inanç sistemi ve örgütlenme biçimi açısından BAE’nin dış politika araçlarından biri olmak için oldukça elverişli bir yapıdadır. Suudi Arabistanlı Şeyh Rebi Medhali’ye atfen Medhali Selefilik olarak adlandırılan akım ilk kez 1990’ların başında Körfez Savaşı sırasında Saddam rejimine karşı ABD’den yardım istenip istenmeyeceğine dair tartışmalar çerçevesinde kendinden söz ettirmeye başlamıştır. O dönemde İslam dünyasında din alimlerinin büyük bölümü ve Sahva Selefiliğinin ön plana çıkan din alimleri “Müslümanla savaş için gayrimüslimden yardım istemek caiz değildir” fetvasını verirken Suudi Arabistan din alimleri gayrimüslimden yardım istemeyi caiz görmüş ancak caiz görmeyenleri ise mazur görmüştür.

Medhali “Mülhidlerin Saldırısına Karşı Koymak için Gayrimüslimden Yardım İstemenin Hükmü” isimli kitapla ABD’den yardım alınmasını savunduğu gibi buna karşı çıkanları ağır bir dille eleştirmiştir. Suudi yönetiminin ABD’den destek alma kararına karşı çıkmayı “huruc ale’s-sulta” olarak niteleyip “caiz” olmadığını savunmuştur. Böylece Medhali Selefiliğin en belirgin özelliği olan siyasi otoriteye mutlak itaat ilkesi ortaya çıkmıştır. Fakat itaat edilmesi gereken siyasi otoritenin kim olduğu sorusunun cevabını Suudi Arabistan’daki Rebi Medhali vermektedir. Medhali’nin meşruiyet tanımlamasında mutlak bir bağlılıkla itaat ettiği Suudi yönetimi belirleyici olmaktadır.

Medhali Selefiliğin Yayılması

Medhali akım 1990’ların ortasından itibaren Suudi yönetimi tarafından desteklenmeye başlamıştır. Özellikle Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) karşı pozisyon alan Medhali Selefilik 1990’ların ortasında Suudi yönetimine yazdığı bir raporda İhvan’ın eylemlerinin rejimi değiştirmek isteyen küresel bir planın parçası olduğunu öne sürerek rejimin İhvan’a karşı gerekli tedbirleri alması çağrısında bulunmuştur. Bu rapor Suudi makamların reformist ve siyasi Selefi eğilimlere karşı harekete geçmesinde etkili ve belirleyici olmuştur. Rejimle bu yöndeki güçlü ilişkileri Rebi Medhali’ye Medine İslam Üniversitesi’nde geniş alan açmıştır. 1990’larda reformcu Selefiliğe mensup din alimlerinin görevden alınmasından doğan boşluğu daha çok Medhali Selefilik mensupları doldurmuştur.

Medhali’nin fikirleri Medine’de eğitim gören Arap dünyasının çeşitli yerlerinden öğrenciler üzerinden süreç içinde Suudi Arabistan’ın müttefiki olan siyasi otoritelerin savunuculuğuna doğru genişlemiştir. Yemen’de Medhali Selefiliğin yayılma hikayesi diğer ülkelerdeki süreçlerle benzeşmektedir. Suudi Arabistan’a eğitim almaya gelen Yemenli din adamları bu akımı benimseyerek ülkelerine taşımış ve süreç içinde Suudi yönetiminin mali desteğiyle de Yemen’de yayılma imkanı bulmuştur.

Medhali Selefilik kaynağında Medhali’nin bulunduğu referans merkezli çalışan bir ağ şeklinde örgütlenmekte ve geliştirdikleri bazı kalıplar üzerinden kendilerinin referans vermediği din alimlerini ötekileştirmektedir. Herhangi bir din aliminin sözüne itibar edilmesi için Medhali’nin “onun dini alandaki yetkinliğine referans olması” ya da herhangi bir ülkede onun referans olduğu birinin referansına sahip olması gerekmektedir. Aksi takdirde onu dinlemek ve sözüne itibar etmek “caiz” değildir zira insanları dinden çıkarması ve fitneye sebep olması ihtimali vardır. Aralarında sık sık bölünmeler ve ayrılmalar olsa da Suudi Arabistan’ın Medhali üzerinden bu ağa sunduğu destek Medhali’nin belirleyici aktör olarak varlığını sürdürmesine imkan sumaktadır.

Medhali Selefiliğin Askeri ve Siyasi Gücü

Arap dünyasındaki ülkelerin koşullarına göre farklı formlara bürünen bu akımın silahla iç içe geçerek tehlikeli bir hal aldığı ülkelerden biri Yemen’dir. Yemen’de Medhali Selefi akım Mukabil bin Hadi Vadi’nin (ö. 2011) bıraktığı Selefi mirası Medhali yöntemle yorumlayan Yahya Hucuri’nin öğrencileri üzerinden yükselmiştir. En öne çıkan temsilcileri Aden’de Hani ibni Berik ve Taiz’de Abduh Fari’dir. Halihazırda ayrılığı savunan Güney Yemen Geçici Meclisi Başkan Yardımcısı Hani ibni Berik, Hadi Hükümeti’nde bakan iken birtakım anlaşmazlıklar nedeniyle ayrılarak ayrılıkçıların saflarına geçmiştir. Aden’de Hadi Hükümeti’nin kontrolü dışında hareket eden 12 bin kişilik milis birlik oluşturarak siyasi ve askeri zemin kazanmıştır. Berik’e bağlı birliklerle Hadi’ye bağlı askeri kurumlar arasında çatışmalar yaşandığı ve karşılıklı tehditler savrulduğu basına yansımıştır. BAE’nin kendisine sunduğu destekle Güney Yemen’in en güçlü aktörlerinden biri olarak ortaya çıkan Berik’in önümüzdeki günlerde BAE’nin Yemen’deki politikalarının hayata geçirilmesinde etkin rol oynayacağı kaydedilmektedir.

Ebu Abbas lakaplı Abduh Fari Müslüman Kardeşler’e yakın Islah Partisi’nin Taiz’de Hadi Hükümeti’nin kontrolü dışında bir silahlı yapı oluşturulması fikrini reddetmesiyle belirmiştir. Bu fikre sıcak bakan ve uygulamaya koyan Fari Taiz’de kendisine bağlı birlikler oluşturmuştur. BAE’nin Ebu Abbas’a bağlı milis birlikleri birçok medya organı tarafından defalarca yazılmıştır. Yemen’de son zamanlarda geleneksel din adamları, Islah Partisi liderleri ve geleneksel seçkinleri hedef alan suikastların arkasında Ebu Abbas’a bağlı birlikler olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında Ebu Abbas’a bağlı birliklerin Hadi’ye bağlı güvenlik birimlerini hedef aldığı da kaydedilmektedir.

Askeri ve siyasi olarak genişlemenin yanı sıra BAE ve Suudi Arabistan’ın maddi desteğiyle radyo kanalları, sosyal medya hesapları, cami minberleri ve küçük kitapçıklarla propaganda da yapmaktadır. Özellikle elde ettikleri siyasal ve askeri güç sayesinde Yemen’in geleneksel alimlerini tasfiye ederek mescitlere kendi düşüncelerine sahip isimleri yerleştirmek suretiyle toplumda alan kazanmaya çalışmaktadır. Şiilik ve Selefilik üzerinden derinleşen toplumsal kırılmalar da bu gruba mensup din adamlarına propaganda imkanı sunmaktadır.

Medhali Selefi akım BAE ve Suudi Arabistan’ın sahada alan kazanmak için kullandığı asimetrik siyasi araçlardan biri olarak Yemen ve Libya’da silahla iç içe geçerek çok tehlikeli bir hal almıştır. Bu ülkelerde Medhali Selefilik BAE’nin liderlik ettiği eksenin politikalarını hayata geçirmek ya da uygun görmediği çözüm inisiyatiflerini boşa çıkarmak için çalışmaktadır.


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası