Kriter > Siyaset |

Fırat Kalkanı Harekatı Sonrası: Riskler Ve Fırsatlar


Fırat Kalkanı Harekatı Türkiye’nin güney sınırının bir kısmının terör örgütlerinden arındırılarak ülke güvenliğine katkı sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Harekatın askeri hedeflerine ulaşmış olması da Türkiye’nin jeopolitik etkinliğini gösterdiği için ayrıca anlamlıdır.

Fırat Kalkanı Harekatı Sonrası Riskler Ve Fırsatlar

Fırat Kalkanı Harekatı Türkiye’nin güney sınırının bir kısmının terör örgütlerinden arındırılarak ülke güvenliğine katkı sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Harekatın askeri hedeflerine ulaşmış olması da Türkiye’nin jeopolitik etkinliğini gösterdiği için ayrıca anlamlıdır. Suriye’de son bir ayda meydana gelen konjonktürel gelişmeler Türkiye’nin jeopolitik denklemdeki yerini muhafaza etmekle birlikte güvenliğine yönelik yeni ve kapsamlı meydan okumalara neden olmuştur. Muhtemel Rakka operasyonu, Suriye rejimi ile PYD arasındaki Rusya inisiyatifli anlaşmalar ve en önemlisi ABD ile PYD arasındaki ilişkiler ile ABD’nin PYD’nin silahlı kanadı YPG’ye sağladığı silah, mühimmat, eğitim ve askeri konsept desteği Suriye’deki güvenlik ortamını Türkiye açısından şekillendiren başlıca durumlardır. Durumdan çıkartılan meydan okumalar Bab’ın Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından ele geçirilmesinin ardından Türkiye için bundan sonraki muhtemel senaryoların neler olabileceği sorusunu akla getirmiştir.

Bundan sonra askeri anlamda ne olacağını değerlendirmek için bugüne kadar ne olduğunu anlamakta fayda var. Suriye iç savaşındaki silahlı tüm taraflar için şimdiye kadar geçerli olan askeri strateji toprak kazanımı hedefli fiili durum yaratma taktiği üzerine geliştirildi. Tarafların tamamı birbirinden mümkün mertebe toprak ele geçirerek hem etki alanlarını genişletti hem de diğer tarafa gözdağı verdi. Mevcut durum itibarıyla hiçbir taraf nihai toprak kazanımı hedefine ulaşamasa da mevcut kazanımlarını konsolide etmeye ve askeri gücünü de bu kazanımları muhafaza etmek için konuşlandırmaya başladı. Suriye’nin kuzeyindeki toprak ele geçirme stratejisinin Rakka’nın DEAŞ’tan alınmasıyla birlikte son bulacağı ve kazanım stratejisinin hakimiyet stratejisine dönüşeceği görülmektedir.

ABD ve Rusya’nın Stratejisi

Suriye’deki savaşa bir şekilde dahil olarak toprak kazanma/kazandırma stratejisini en güçlü şekilde uygulayan iki ülke ABD ve Rusya’dır. Bu strateji aşamasında en büyük askeri enstrüman olarak da hava kuvvetlerini kullanmışlardır. Hava saldırılarının (akınlarının) etkinliği de sahada görevlendirilen özel kuvvet unsurlarıyla sağlanmıştır. Öte yandan silahlı ve silahsız İnsansız Hava Araçlarının (İHA) yaygın kullanımı da istihbarat ve operasyon üstünlüğüne büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Nizami askeri birliklerini toprak kazanma/kazandırma aşamasında muharebe sahasında kullanmayan ABD ve Rusya, bunun yerine sahadaki vekalet güçlerini mobilize ederek manevra unsuru olarak kullanmışlardır.

Bundan sonraki toprak hakimiyeti aşamasında ise askeri konseptte istikrar harekatı olarak bilinen kazanılmış topraklar üzerindeki askeri, siyasi, sosyal ve ekonomik bekayı sağlayacak bir süreç izlenecektir. Bu kapsamda özellikle ABD’nin, Rakka operasyonunda ihtiyaç duyacağını öngördüğü ağır silah sistemlerini PYD kontrolü altında bulunan bölgeye sevk edeceği ve bunları örgüte vererek Türkiye sınırı boyunca konuşlandırılacağı muhakkaktır.

Öte yandan Rusya’nın Afrin’de PYD’nin yanında yer alarak askeri varlığını barış gözlemciliği adı altında devam ettireceği de beklenmektedir. Bu iki beklenti PYD’nin Türkiye’yi güney sınırı boyunca konvansiyonel boyutta tehdit edeceğine işaret etmektedir. Ayrıca PYD’nin Suriye’nin kuzeyindeki muhtemel konsolidasyonu, PKK’nın doğrudan veya dolaylı olarak ABD ve Rusya’dan sofistike silah sistemlerine erişebilmesine ve Türkiye’ye yönelik başkalaşmış terör eylemleri gerçekleştirmesine yol açacaktır.

Doğrudan ve Dolaylı Müdahalecilik

Bab sonrası Türkiye’nin Suriye üzerinden algıladığı en büyük tehdit PYD/PKK’nın silahlı ve siyasi faaliyetleridir. PYD/PKK’nın ABD ile koordineli olarak uygulamaya koyduğu jeopolitik Kürt koridoru projesine devam etmesi halinde Türkiye’nin ABD ve Rus güçleriyle karşı karşıya gelmeden Afrin ve Tel Abyad’a tek taraflı olarak askeri bir müdahalede bulunması olası bir seçenektir. Böylesi bir askeri harekatın DEAŞ’a yönelik ABD güdümlü Rakka harekatıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi Türkiye’yi uluslararası camiada zor duruma düşürme ihtimali taşırken aynı zamanda ABD ve Rusya ile karşı karşıya gelme riskini de barındırmaktadır.

Doğrudan tek taraflı müdahaleye karşın yapılabilirliği daha mümkün olan müdahaleci yaklaşım bölgedeki PYD/PKK karşıtı güçleri harekete geçirmektir. PYD’nin Suriye’deki varlığını istikrarsızlaştıracak, ABD ve Rusya’yı da PYD konusunda çaresizleştirecek bu seçeneğin öncelikli aktörleri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Rojava Peşmergeleridir. Irak-Suriye sınırında bulunan ve Türkiye’nin etki alanı içinde olan stratejik Sincar bölgesinin kontrolünün kim tarafından sağlanacağı önemli bir sorunsaldır ve PYD’nin askeri faaliyetlerinin doğrudan çevrelenerek Irak’ın kuzeyinde konuşlu PKK unsurlarıyla fiziki irtibatın kesilmesi için de bir fırsattır. Öte yandan bu PYD içinde yer alan yabancı terörist savaşçıların da Irak’tan Suriye’ye sızmalarını önlemek için önemlidir.

IKBY ve Rojava Peşmergelerine ilave olarak dolaylı müdahalenin bir diğer aktör grubu da PYD tarafından kontrol edilen bölgedeki Arap unsurlardır. ABD inisiyatifiyle kurulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içinde bulunan Arap unsurların mevcudiyeti nitel ve ideolojik bir katkıdan ziyade nicel gösterge çabasından ibarettir. ABD’nin PYD güçlerine verdiği özellikli araç, silah, teçhizat ve eğitimi ile SDG içindeki Araplara verdiği 20 günlük eğitim ve hafif silah yardımı karşılaştırıldığında Arap unsurların SDG içindeki pasif rolü açıkça görülmektedir. Bazı ABD yetkililerine göre SDG içinde 27 bin PYD/PKK’lı terörist ve 23 bin de Arap savaşçının olduğu iddia edilmektedir. Arap topraklarında mevcut PYD/ PKK unsurlarının varlığı da SDG içindeki sosyal çatışmaları tetikleyecek bir sorunsaldır ve Türkiye’nin bu grupların PYD/ PKK karşıtlığını destekleyerek bölgede ABD’nin önerdiğinden fazlasını önermesi gerekmektedir.

ABD’nin Türkiye’yi olası Rakka operasyonu senaryolarını tartışarak oyalaması Suriye rejimine Tadif’i DEAŞ’tan ele geçirme fırsatı sağlamış, müteakiben de PYD ve rejim güçlerinin kontrolünü sağladıkları alanlar üzerinden birleşmesinin yolunu açmıştır. Burada ABD’nin Pentagon kaynaklı Suriye siyasetinin PYD’yi himaye etmeye çalışırken Esed rejimi ve Rusya’ya alan açma hatası SDG içindeki Arap unsurlar ile Suriye muhalefeti içinde hoşnutsuzluk yaratmış ve ABD’nin samimiyetsizliğini ortaya koymuştur. Böylesine bir sorunsalı da Türkiye’nin orta ve uzun vadede fırsata çevirebilme kabiliyeti vardır.

Doğrudan ya da dolaylı askeri müdahalelerin tamamı harekat alanındaki yerel aktörlerle iş birliğini gerektirmektedir. Bu kapsamda Türkiye, Suriye’de ABD ve Rusya’ya göre yerel aktör çeşitliliğine erişebilme bakımından kültürel, tarihi, sosyal, etnik ve dini argümanların yardımıyla daha avantajlıdır.

Türkiye’nin ABD ve Rusya himayesindeki PYD/PKK etkinliğinin önüne geçebilmek için yapması gereken temel askeri argümanları şu şekilde sıralamak mümkündür:

- Ülke içinde güvenlik harekatlarına devam ederken sınır güvenliği azami derecede artırılmalı ve terör tehdidi altındaki sınırlarda angajman kuralları sertleştirilmelidir.

- Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında ele geçirilen alan istikrarlaştırılarak bir an önce örnek bir yönetim alanına dönüştürülmelidir.

- Ulusal güvenlik argümanlarının ülke sınırlarının ötesinde başladığı göz önünde bulundurularak güvenlik kurumları ülke dışındaki angajmanlarını da içerecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

- Özel Kuvvetlerin Suriye ve Irak’taki rolü güçlendirilmeli ve böylesine önemli bir kuvvetin savaş konseptini vekaletler üzerinden yürütmesi sağlanmalıdır.

-PKK ve PYD’nin marjinal terör kimlikleri uluslararası ortamlarda sürekli olarak canlı tutulmalı, Nusra ile PYD karşılaştırması uluslararası her ortamda dile getirilerek PYD-PKK ilişkisi Nusra-Kaide ilişkisi üzerinden anlatılmalıdır.


Etiketler »