Kriter > Siyaset |

PKK Siyasi Cinayetlerle Neyi Hedefliyor?


Terör örgütü PKK, Ağustos ve Eylül aylarında katlettiği AK Parti Beytüşşebap İlçe Gençlik Kolları Başkanı Naci Adıyaman ve 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Hakkari’den AK Parti birinci sıra milletvekili adayı olan Ahmet Budak’tan sonra siyasi cinayetlerini Ekim ayında da sürdürdü.

PKK Siyasi Cinayetlerle Neyi Hedefliyor

Terör örgütü PKK, Ağustos ve Eylül aylarında katlettiği AK Parti Beytüşşebap İlçe Gençlik Kolları Başkanı Naci Adıyaman ve 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Hakkari’den AK Parti birinci sıra milletvekili adayı olan Ahmet Budak’tan sonra siyasi cinayetlerini Ekim ayında da sürdürdü. 9 Ekim’de AK Parti Van Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Muştu, bir gün sonra da AK Parti Diyarbakır Dicle İlçe Başkanı Deryan Aktert PKK’lı teröristler tarafından katledildi. PKK, 16 Ekim’de ise Van Erciş Belediye Meclisine kayyum üye olarak atanan Mehmet Şefik Doğu’yu öldürdü.

Savunmasız sivillerin hedef alınması örgüt tarihinde bir ilk olmasa da PKK’nın tekrar siyasi cinayetlere yoğunlaşması kamuoyunda derin bir yankı buldu. Siyasi cinayet şeklinde tezahür eden bu terör eylemleri basında “PKK’nın içinde bulunduğu tükenmişlik hissi ve panik havasıyla söz konusu eylemleri gerçekleştirdiği” değerlendirmeleriyle yer aldı. Bu yorumlara göre PKK’nın siyasi cinayetleri irrasyoneldi ve bir nevi örgütün intiharıydı. Ancak bu tarz yüzeysel yaklaşımlar bu siyasi cinayetlerin arkasında yatan hesabı görmezden gelmektedir.

Bilindiği üzere PKK, 2013 Mart’ında ilan ettiği ateşkes kararını 22 Temmuz 2015 gecesi Ceylanpınar’da iki polis memurunu evlerinde katletmek suretiyle sonlandırmıştır. Terör örgütü, 2015 yazında tekrar başlattığı silahlı kalkışmada intihar saldırılarından kundaklama eylemlerine, hendek çatışmalarından karakol saldırılarına ve nitekim siyasi cinayetlere kadar birçok farklı şiddet yöntemini kullanmaktadır. Söz konusu siyasi cinayetler, PKK’nın bilerek ve isteyerek başlattığı bu topyekun çatışma halinde yine bilerek ve isteyerek uyguladığı yöntemlerden biridir. Bu bağlamda altı çizilmelidir ki söz konusu cinayetler PKK’nın son çırpınışlarının kaçınılmaz bir sonucu olarak gösterdiği irrasyonel bir tepki değil bilakis belirli amaçlar uğruna fayda sağlayacağını hesap ederek uygulamaya koyduğu bir eylem türüdür. Nitekim PKK’nın silahlı güçlerinin ana iskeletini oluşturan HPG, daha Eylül ayında AK Parti’li siyasetçilerin hedef alınacağını ilan etmiş ve örgütün Almanya’da çıkan gazetesi Yeni Özgür Politika 17 Eylül tarihli sayısında bunu manşetten “AKP’liler hedefimiz” başlığıyla duyurmuştur.

Cinayetlerin Siyasi Amacı

Bu eylemlerin PKK’nın merkezi karar alma organları tarafından rasyonel bir biçimde planlandığına kanaat getirdikten sonra sorulması gereken, örgütün neden şimdi bu eylem çeşidini benimsediği ve bu cinayetlerle hangi amacı gerçekleştirmek istediğidir. Terör eylemlerinin neyi amaçladığına karşı verilen klişe cevap -biraz da kelimenin etimolojik çağrışımından dolayı- toplumda korku yaymaktır. Ancak hiçbir terör örgütü bir korku ve panik ortamı yaratmayı kendisine nihai hedef olarak tayin etmez. Her terör örgütü gibi PKK’nın da nihai bir siyasi amacı vardır.

PKK’nın uzun vadedeki hedefinin kendisinin yöneteceği bağımsız ve birleşik bir Kürdistan olduğu bilinmektedir. Terör örgütü 1999’dan beri bu amacı yazılı kararlarında öne çıkarmasa da benimsediği konfederasyon ve özerklik modelleri muhteva itibarıyla farklı değildir. Terör örgütleri kendilerini nihai amaçlarına ulaştıracak daha kısa vadeli amaçlar da benimser. Kısa vadede ulaşılması planlanan hedefler uzun vadede ulaşılacak nihai amacın araçlarıdır. O halde PKK yeniden tırmandırdığı terör eylemleri ve özelde de siyasi cinayetlerle neyi başarmaya çalışmaktadır?

PKK, nihai amaç olarak benimsediği siyasi projesini gerçekleştirmek için Türkiye Cumhuriyeti devletini silahlı mücadele yoluyla mağlup etmeye çalışmaktadır. Zira kamuoyunda “çözüm süreci” olarak anılan müzakere sürecinin kendisini hedeflediği nihai amaca yaklaştırmadığı idrakine varmıştır. PKK, bu senaryosunda gayrinizami harp yöntemleri uygulayarak Türkiye’nin kolluk güçlerine devamlı surette ağır kayıplar verdirecek, hükümet yüz yüze kaldığı insan kaybı ve ekonomik maliyeti sürdürülebilir bulmayacak ve PKK’nın şartlarını kabul edecektir. Gerçekçi olsun veya olmasın örgütün rasyonel stratejisi budur. Zira nihai bir amaç tayin edilmiş, bu uzak hedefe ulaştıracak yakın amaçlar belirlenmiş ve bu doğrultuda fayda-zarar hesabı yapılarak bir eylem planı kararlaştırılmıştır.

Askeri hedeflere saldırmanın terör örgütleri için askeri kayıp verdirmek dışındaki işlevi güç gösterisi yapmak ve kendi tabanına moral vermektir. Rasyonel bir terörle mücadele stratejisi ancak rasyonalite temelinde yapılan bir teşhisten sonra mümkün olabilir. Ancak bu tarz saldırıların örgüt açısından riski de hayli fazladır. Zira seçilen askeri hedefler korunaklı ve silahlıdır; anında karşılık gösterebilir, sıcak takip yapabilir ve saldırı anında veya hemen akabinde terör örgütüne ciddi kayıplar verdirebilir, özellikle de teknolojik imkanları artma eğilimindeyse... PKK’nın sivil hedeflere saldırmasının bir sebebi yukarıda değinilen riskin bu tarz eylemlerde çok daha düşük seviyede olmasıdır. Tabii bunun da bir riski vardır. Sivil hedeflere dönük eylemler terör örgütleri için düşman addedilen kitlede korkuya neden olabilirken uluslararası mecralar, ülke kamuoyu ve hatta örgütün kendi tabanında oluşturulmak istenen meşruiyet iddiasının etkisiz kalmasına da neden olabilir.

Siyasi Cinayetlerin Üç Hedefi

Terör örgütü PKK aslında başından beri net bir sivil-askeri hedef ayrımı yapmamaktaydı. Korucu aileleri, kimi aşiret mensupları, imamlar, öğretmenler, farklı siyasi partilerin mensupları hatta polislere servis açan garsonları içeren geniş bir sivil kitle PKK tarafından hedef alındı. Ancak Avrupa ve Türkiye kamuoyunda ve hatta Türkiye siyasi arenasında faal olan birtakım kişi ve teşekküller, PKK’nın askeri hedeflere saldırılarını neredeyse meşru görüp sivil kayıpları hoş bulmadığı için örgüt zaman zaman sivilleri hedef almaktan kaçındı. O halde PKK bu kesimlerden elde ettiği sempati ve desteği kaybetme uğruna neden tekrar sivil hedeflere özellikle de siyasi cinayetlere yöneldi?

Siyasi cinayetlerin ana hedefi, diğer terör saldırıları gibi, eylemin birincil hedefleri yani kurbanları olmayıp bunun ötesindeki üç kitledir. Bu hedefler Türkiye’nin siyasi karar alıcıları, genel kamuoyu ve bölge insanlarıdır. İlk hedef olarak Türkiye’nin siyasi karar alıcılarından başlayalım. PKK halihazırda zaten güvenlik güçlerine kayıplar verdirebilmektedir. Buna rağmen örgüt sadece silahlı güçleri hedef alarak Türkiye’nin siyasi karar alıcılarını PKK’nın belirleyeceği koşullarda müzakere masasına oturtamayacağını görmüştür. Hatta PKK’da bu savaşın Türkiye tarafından sürdürülebilir bir savaş olduğu kanısı oluşmaya başlamıştır. O halde PKK için yapılması gereken bu savaşı Türkiye devleti açısından sürdürülemez kılmaktır.

PKK’nın hesabına göre kalekollar, termal kameralar ve insansız hava araçlarıyla silahlı güçlerini daha iyi savunabilen Türkiye, sivil vatandaşlarını aynı yöntemlerle savunamayacaktır. Dolayısıyla terör örgütü daha çok sivil katlederek nicelik avantajını ele geçirecek, devleti de ekonomik maliyeti bir hayli yüksek olan daha kapsamlı savunma yöntemleri geliştirmeye zorlayacak, AK Parti’lileri katlederek doğrudan hedef aldığı hükümeti şartlarını kabul etmeye zorlamaya çalışacak ve tüm bunları minimum kayıp vererek yapacaktır.

PKK’nın ikinci ana hedefi kamuoyudur. Örgüt işlediği cinayetlerle kendi avantajına değiştirmeyi umduğu terör bilançosu nedeniyle kamuoyunun hükümet üzerinde baskı kuracağını ve Ankara’yı zorda bırakacağını hesaplamaktadır.

Söz konusu siyasi cinayetlerin üçüncü hedef kitlesi ise bölge insanıdır. Siyasi cinayetlerle bu hedef kitleye iki mesaj verilmektedir. Bilindiği üzere PKK 2015 yazında başlattığı hendek çatışmalarıyla birçok meskun mahalde alan hakimiyeti kurmayı denedi fakat başarısız oldu. Birinci olarak bu siyasi cinayetler hendek başarısızlığını unutturmak, “Bölgede kontrol hala bende, orada kimin siyaset yapacağına ben karar veririm ve benden bağımsız siyaset yapanları cezalandırma kudretim hala var” diyebilmek içindir. Bu kitleye verilen ikinci mesaj ise ilkine ters olarak bir mağdurluk mesajı olacaktır. Her terör eylemi gibi siyasi cinayetler de terörle mücadele yöntemlerinde bir reaksiyona neden olacaktır. Nasıl ki hendek çatışmalarına dahli olduğu düşünülen HDP’li belediye başkanları ve çalışanları gözaltına alınmışlarsa bu siyasi cinayetlere dahli olduğu düşünülen HDP’liler de bu süreçte göz altına alınacak, belki birtakım HDP ofisleri polis tarafından aranacak ve ortaya çıkan bu görüntü PKK’nın geriye dönük bir biçimde siyasi cinayetlerini meşrulaştırmak için kullanacağı bir koz olacaktır.

PKK’nın siyasi cinayetlerle etkinliğini ne derece artırabileceği ve varsaydığı yakın amaçlarına erişip erişemeyeceği tartışılabilir. Ancak bu siyasi cinayetlerin anlık kararlarla, hesapsızca ve salt panik nedenli işlendiği değerlendirmeleri gerçeklikten uzaktır. PKK, terör eylemlerini belirlediği amaçlara ulaşmak adına, genellikle dünya ve Türkiye gerçeklerinden kopuk da olsa kendi içinde tutarlı bir rasyonellik temelinde gerçekleştirmektedir. Rasyonel bir terörle mücadele stratejisi ancak rasyonalite temelinde yapılan bir teşhisten sonra mümkün olabilir.


Etiketler »