Kriter > Dış Politika |

Suriye’yi Ne Bekliyor?


Ortadoğu’nun mikrokosmosu Suriye’nin en önemli şehri Halep son saldırılarla birlikte tamamen Esed rejiminin eline geçti. Türkiye kendisi için beka meselesi olarak gördüğü PYD yönetimindeki üç Kürt kantonunun ortasına kama gibi girerek ilerlemekte ve tüm zamanların en gaddar ve radikal örgütü DEAŞ’ın elindeki Kuzey Suriye’nin en stratejik noktası el-Bab’ı almak üzere.

Suriye yi Ne Bekliyor

Ortadoğu’nun mikrokosmosu Suriye’nin en önemli şehri Halep son saldırılarla birlikte tamamen Esed rejiminin eline geçti. Türkiye kendisi için beka meselesi olarak gördüğü PYD yönetimindeki üç Kürt kantonunun ortasına kama gibi girerek ilerlemekte ve tüm zamanların en gaddar ve radikal örgütü DEAŞ’ın elindeki Kuzey Suriye’nin en stratejik noktası el-Bab’ı almak üzere.

Bu gelişmelerin yanı sıra Esed rejimi üzerinde etkili iki güç Rusya ve İran’ın Suriye’nin geleceği hakkında karar vermek adına Türkiye ile mutabakata varması savaşın artık bir şekilde noktalanacağına ve yıllardır akmakta olan kanın duracağına işaret ediyor.

Şu anda cevabı aranan soru, 2011 Mart’ından bugüne çok çeşitli süreçlerden geçen, vekalet savaşından doğrudan konvansiyonel savaşa ardından melez savaşa evrilen, müdahil devletlerin pozisyonlarının sürekli değiştiği, büyük güçler ile bölge devletlerinin bilek güreşi masası haline gelen Suriye’de bundan sonra ne olacağı? Ancak bu soruyu cevaplayabilmek için beş yıldır sürekli değişen bu sürecin analiz edilmesi gerekiyor. Zira süreci anlamanın zorluğu cevabı bulmanın ne kadar müşkül olacağı hususunda bize ipuçları verebilir.

İç Savaş Sürecinde Suriye

2011 Mart’ında Suriye’de başkent Şam ile güneyde Ürdün sınırındaki Dera’da başlayan rejim karşıtı gösterileri emniyet güçlerinin şiddetle bastırması sonucunda iç savaşa dönüşecek süreç başladığında ABD ve Batı Bloku ile bölgesel güçler Türkiye ve Suudi Arabistan stratejilerini Esed rejiminin kısa sürede yıkılacağı üzerine kurmuşlardı. Bunun karşısında ise öteden beri Suriye’de varlığı ve çıkarları olan büyük güç Rusya ile bölgesel güç İran bulunmaktaydı.

Özellikle İsrail’e karşı kullanılabilecek olan kimyasal silah tehdidinin ortadan kalkmasının ardından, şayet Esed rejimi düşerse iktidara İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) ve benzeri görüşlere sahip Sünni Müslümanların geleceğini değerlendiren ABD yönetimi, Obama’nın “no boots on the ground” (sahada ordusunu kullanmama) anlayışı çerçevesinde müttefiki Türkiye ve Suudi Arabistan’ı yüzüstü bırakarak sahadan çekildi ve oyununu 2014’de hilafetini ilan etmiş olan DEAŞ’a karşı savaşmak maksadıyla PYD üzerine kurdu. Suriye iç savaşında oyunu değiştiren hamle ise 2015’te gittikçe zayıflayan Esed rejimine hayat öpücüğü veren Rusya’nın doğrudan müdahalesiyle geldi.

Gürcistan ve Ukrayna’da çıkarlarını korumak için işgalden çekinmeyerek tekrar iki kutuplu dünyanın sinyalleri veren Rusya’nın tarihi “sıcak denizlere inme” politikasının son kalesi Suriye’yi her ne pahasına olursa olsun koruyacağı pek tahmin edilmemişti. Sahada da Hizbullah ve İran yanlısı milislerden destek alan Rusya’nın karşısında Obama’nın herhangi bir politikasının bulunmaması ya da sahadan çekilme politikası Putin’in A ve B planlarını rahatça uygulamasına imkan verdi. Rusya’nın A planı bütün Suriye’yi himayesindeki Esed rejimi altında kendine tabi kılmak, bu mümkün olmazsa ilk defa Fransız mandası döneminde verilen isimle Faydalı (Butik) Suriye’yi yani ülkenin önemli kısmını ele geçirmekti.

Butik Suriye, doğudaki çöl bölgesinin aksine Şam, Humus, Hama, Halep ve Lazkiye’den oluşan ve nüfusun büyük kısmının meskun olduğu Suriye’nin batısıydı. Rus üsleri de Butik Suriye’nin Akdeniz sahilinde bulunmaktaydı. Son olarak Halep’in düşmesi Rusya’nın B planı olan Butik Suriye’yi gerçekleştirme aşamasında büyük avantaj sağladı. Böylece Esed ve destekçileri Rusya ile İran masaya Butik Suriye’nin büyük kısmını ellerinde tutarak çok daha güçlü oturacaklar.

Önce müttefiki ABD tarafından Esed rejimine karşı desteklenen Türkiye daha sonra ne güvenli bölge oluşturma ne mülteciler ne PYD ne de FETÖ darbe teşebbüsü esnasında müttefiğinden beklediği desteği göremedi. Türkiye, Rus jetinin düşürülmesinden sonra hızla Rusya ile ilişkilerini düzelterek kendi bekasına tehdit olarak gördüğü PYD yönetimindeki kantonların arasına girmek ve tehdit oluşturan DEAŞ’ı sınırlarından uzaklaştırmak maksadıyla ABD’ye rağmen Rusya’dan sonra Suriye’de ikinci oyun değiştirici hamleyi yaptı.

Bugünlerde Türkiye'nin el-Bab'ı ele geçirip kendi tezleri doğrultusunda önemli bir avantaj yakalamış olarak masaya Rusya ve İran ile birlikte güçlü bir şekilde oturacağına kesin gözüyle bakılıyor. Nitekim Ankara’da FETÖ tarafından Rus büyükelçisine yapılan suikastın Türkiye-Rusya ilişkilerini akamete uğratmayı amaçlayan son hamle olduğunu da not edelim.

Suriye’nin Geleceği Üzerine Senaryolar

Peki bundan sonra ne olabilir? Suriye sorununda Halep’in düşmesi ve TürkiyeRusya-İran mutabakatının ardından pek çok şey berraklaşmışsa da hala bilinmeyen hususlar mevcut. Suriye konusunda inisiyatifi Rusya’ya bırakmış ve tek oyun planını DEAŞ’ı bitirmek üzere PYD üzerine kurmuş olan Obama’dan sonra ABD dış politikası Trump döneminde değişecek mi? Türkiye’nin pek çok defa DEAŞ’ı birlikte bitirmek için çağrı yaptığı ABD, Türk ordusunun başarısı karşısında PYD’yi terk ederek müttefiki Türkiye ile iş birliği yapacak mı? Şimdilik cevabını bilemediğimiz en kritik sorular bunlar.

Türkiye’nin Suriye konusunda politikaları netleşmiş görünüyor. El-Bab’ı alan Türkiye şayet ABD verdiği sözü tutmamakta direnmeye devam ederse PYD kontrolündeki Menbic’e, ardından Afrin ve diğer kantonlara yönelebilir. Türkiye böylece Arap dünyasına ulaşan bir kara bağlantısını garanti etmiş olacak. Rusya ve rejim güçlerinin ise Butik Suriye denilen kısımda başta İdlib olmak üzere Humus, Şam kırsalı ve Dera’daki muhalif ceplere yönelmesi kuvvetle muhtemel.

Astana’daki toplantıda Esed’in geçiş sürecinin dışında uzun süre kalması kararı çıkarsa bu muhtemelen Suriye’yi Fransız manda yönetiminde olduğu gibi etnik ve mezhebi bölgelere böler. Zira bu kadar kan dökülüp, milyonlarca insan varını yoğunu kaybederek mülteci konumuna düşmüş ve Suriye şehirleri yer ile yeksan olmuşken bu aşamadan sonra Suriyelileri tekrar uzun müddet Esed rejimi altında bir arada tutmak pek muhtemel gözükmüyor.

Ancak Esed’li bir geçiş sürecinin ardından sahada bütün grupların kabul edebileceği bir isim etrafında birleşilirse toplumsal fay hatları savaşın uzaması ve DEAŞ manivelası vasıtasıyla feci şekilde kırılmış olan Suriye’nin bir federasyon veya konfederasyon şeklinde berhayat olması mümkün olabilir. Bu noktada Irak, Lübnan ve Bosna’da olduğu gibi etnik ve mezhebi ayrımlara göre yapılmış bir anayasanın devleti kilitleyebileceğini de ifade edelim.

Toplantıda Esed’in kalmasına dayalı uzun dönemli bir karar çıkarsa Rusya güdümünde “butik” bir Suriye kurulur. Bu durumda şayet ABD, Türkiye’ye rağmen PYD’ye destek vermeye devam ederse kantonlar hususunda Türkiye ile karşı karşıya gelebilir. ABD, PYD’den desteğini çekerse kantonların özerk olarak ileride bir devlet oluşturma hayali de berhava olabilir. Şu anda en azından sözde, bütün tarafların imha edilmesi hususunda ittifak ettiği DEAŞ’ın Rusya, İran ve Türkiye karşısında Suriye’de tutunma şansı kalmaz. Bu hususta ABD’nin destek vereceği ya da en azından sessiz kalacağı öngörülebilir.

Şu anda en azından sözde, bütün tarafların imha edilmesi hususunda ittifak ettiği DEAŞ'ın Rusya, İran ve Türkiye karşısında Suriye'de tutunma şansı kalmaz. Bu hususta ABD'nin destek vereceği ya da en azından sessiz kalacağı öngörülebilir. Şuan da bilinmeyen en önemli hususlar DEAŞ’tan boşalan bölgeyi kimin dolduracağı ve PYD’ye ABD desteğinin devam edip etmeyeceği. Tabii bir de Rusya, Türkiye ve İran’ın üzerinde mutabakata vardıkları Suriye’nin toprak bütünlüğünün nasıl sağlanacağı sorusu bölge barışı için hayati önem taşıyor.


Etiketler »