Kriter > Ekonomi |

Türkiye Ekonomisinde Rekor Büyüme


2017’nin üçüncü çeyreğinde Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış rakamlarla geçen yılın üçüncü çeyreğine kıyasla yüzde 11,1 büyüdü. Beklentilerin üzerinde gerçekleşen büyüme rakamı son altı yılın en yüksek çeyreklik büyümesi olarak kayda geçti.

Türkiye Ekonomisinde Rekor Büyüme

2017’nin üçüncü çeyreğinde Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış rakamlarla geçen yılın üçüncü çeyreğine kıyasla yüzde 11,1 büyüdü. Beklentilerin üzerinde gerçekleşen büyüme rakamı son altı yılın en yüksek çeyreklik büyümesi olarak kayda geçti. Türkiye yakalamış olduğu çift haneli büyüme performansı ile birçok ülkeyi geride bıraktı.

Üçüncü çeyrekte gösterdiği büyüme performansıyla G20, AB ve OECD gibi üye ülkeler arasında en yüksek büyüme oranına ulaşan Türkiye’yi Çin yüzde 6,8, Hindistan yüzde 6,3, Malezya yüzde 6,2 ve Endonezya yüzde 5,1 ile izledi.

Üçüncü çeyrek büyüme verisinin açıklanması ile beraber Türkiye ekonomisinin dokuz aylık büyümesi yüzde 7,3 olarak gerçekleşti. Bununla birlikte TÜİK tarafından 2017 birinci çeyrek verisi yüzde 5,2’den 5,3’e ve ikinci çeyrek yüzde 5,3’ten 5,4’e revize edildi. Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin ortaya çıkardığı risklerin etkisiyle 2016 yılında potansiyelinin altında bir ekonomik büyüme performansı sergilemişti. Ancak 2017’de siyasi risklerin azalması ve güvende yaşanan toparlanma ile birlikte ekonomik büyüme ivme kazandı. Bu bağlamda Türkiye ekonomisi 2017’nin ilk üççeyreğinde küresel ortalamanın üzerinde bir büyüme performansı gösterdi.

Uluslararası Kuruluşların Büyümeye Tepkisi

Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrekte gösterdiği yüksek büyüme rakamının ayrıntısına geçmeden önce vurgulanması gereken önemli bir nokta uluslararası ekonomi kuruluşlarının ve finansal kurumlarının Türkiye ekonomisine yönelik yıl sonu büyüme beklentileri ve öngörülerini yukarı yönlü revize etmeleridir. Örneğin IMF yıllık toplantıları öncesi açıkladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisine yönelik 2017 büyüme tahminini yüzde 2,5’ten yüzde 5,1’e yükseltmiştir. Bakıldığında bu tür kurumların sene başındaki tahminlerinde yıl içerisinde küçük revizeye gitmeleri olağan karşılanmaktadır. Lakin uluslararası düzeyde prestijli durumdaki ekonomik ve finansal kurumların şaşırtıcı bir şekilde rakamlarda revizyona gitmeleri normal bir durum değildir. İşte özellikle IMF ile sınırlı kalmayan bu gelişme başta kredi derecelendirme kuruluşları (Fitch, Moody’s gibi) olmak üzere birçok uluslararası kurumun (Dünya Bankası, OECD, GoldmanSachs, J.P. Morgan gibi) yıl içerisindeki tahminlerindeki revizyonlar da dikkat çekti. Bu kurumlar Türkiye ekonomisine yönelik yılsonu büyüme tahminlerini büyük ölçüde yukarı çekmek zorunda kaldılar. Şüphesiz yaşanmakta olan bu durum ilgili kurumların Türkiye ekonomisi için büyüme tahminlerine temel teşkil eden modellerinin hatalı bir şekilde kurguladıklarını ve yanlış varsayımlarla hareket ettiklerini göstermektedir.

Büyümeyi Besleyen Faktörler

2017 ekonomik büyüme performansının detaylarına bakıldığında Türkiye’nin dengeli bir büyüme patikasında ilerlediği görülmektedir. Birinci çeyrekte tüketim harcamaları ve ihracat artışı büyümeyi besleyen temel faktörler olmuş, ikinci çeyrekte yüzde 8 büyüyen yatırımlar ile yüzde 10,7 oranında artış kaydeden mal ve hizmet ihracatı büyüme performansını desteklemiştir. İkinci çeyrekte iç talep kanadında özel tüketim harcamaları ekonomik aktiviteyi desteklemeye devam ederken, ilk çeyreğin aksine kamu harcamalarında düşüş yaşanmıştı. Genel itibarıyla yatırımlar yılın ikinci çeyreğinde çift haneye yakın bir büyüme performansı göstermiş olsa da makine ve teçhizat yatırımlarında ilk iki çeyrekte istenen artış sağlanamamıştır.

Hükümetin ekonomik aktivitenin canlandırılmasına yönelik tedbirleri ve küresel ekonomide yaşanan canlanma ekonomik büyümenin temel destekleyicileri olmuştur. Nitekim kamu, başta Kredi Garanti Fonu (KGF) olmak üzere reel sektöre verdiği teşvik ve destekler (ÖTV, KDV) yoluyla ekonomik büyümeye dolaylı katkı sağlamıştır. Özel sektörün bu çeyrekte yatırımları artırmasında bu destek ve teşviklerin önemli etkisi olmuştur. Aynı zamanda yüksek büyüme oranında etkili olan geçen yıldan gelen düşük baz etkisi de unutulmamalıdır.

Üçüncü çeyrekte tüketim harcamaları yüzde 11,7, yatırımlar yüzde 12,4 ve ihracat yüzde 17,2 büyümüştür. Bu çeyrekte yüzde 2,8 büyüyen kamu harcamaları ise ekonomik büyümeye ılımlı bir katkı sağlamıştır. Tüketim harcamaları, yatırımlar ve ihracatın üçüncü çeyrekte yüzde 10’un üzerinde artış kaydetmesi ekonomik büyümenin kompozisyonunun dengeli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çeyrekte büyüme performansı kompozisyonunun sektörlere göre dağılımına bakıldığında 2017’nin üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sanayi sektörü toplam katma değeri yüzde 14,8, inşaat sektörü yüzde 18,7 ve hizmetler sektörü ise yüzde 20,7 ile hızlı büyüme kaydederken tarım sektörü yüzde 2,8 ile sınırlı bir büyüme gerçekleştirmiştir. Tarım haricindeki sektörlerin çift haneli rakamlarda büyümeleri önceki çeyreklere kıyasla büyüme kompozisyonunun daha dengeli hale geldiğini işaret etmektedir.

Özellikle sanayinin genelinde gerçekleşen yüzde 14,8’lik artışın yanında imalat sanayiinde yüzde 15,2 gibi güçlü bir üretim artışı söz konusu olmuştur. Bunun yanında ilk iki çeyrekte daralan makine ve teçhizat yatırımları üçüncü çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 15,3 oranında bir artış kaydetmiştir. Böylece yaşanan bu gelişme makine ve teçhizat yatırımlarının 2016’nın ikinci çeyreğindeki yüzde 0,2 artışından sonra son dört çeyrektir yıllık bazdaki gerilemesini sonlandırarak pozitife çevirmiştir. Bilindiği gibi 2017’nin ilk döneminde makine ve teçhizat yatırımlarından istenen katkı alınamasa da üçüncü çeyrekte yüksek bir büyüme gerçekleşmiştir. Makine ve teçhizat yatırımlarında gerçekleşen güçlü pozitif etki, imalat sanayiinde kapasite genişlemesi yaşandığını işaret etmektedir. Bu gelişmeler ile birlikte değerlendirildiğinde Türkiye ekonomisinin 2017’nin dördüncü çeyreğinde büyüme performansını sürdürmeye devam edeceği görülmektedir. Bununla beraber hükümetin sağladığı bazı teşvik ve desteklerde kısıtlamaya gitmesinin ardından geçen senenin oluşturduğu baz etkisi nedeniyle dördüncü çeyrek büyüme rakamının üçüncü çeyreğe göre yüksek olmamasına rağmen olumlu tablonun devam edeceği öngörülmektedir.

Türkiye ekonomisinin 2017'nin ilk dokuz ayındaki ortalama yüzde 7,3 büyümesinin altında hükümetin reel sektöre sağladığı teşvik paketleri ve destekler ile hane halkına sağladığı vergi indirimlerinin önemli katkısı olmuştur. Aynı zamanda 2017'ye girerken reel sektörün finansmana erişimini desteklemek amacıyla başlatılan uygulamalar sürdürülmüştür. Bu çerçevede KOBİ'ler, ihracatçı firmalar ve KOBİ dışındaki firmalara Hazine desteği ile sağlanan kefaletlerin miktar ve yararlanıcı sayısı artırılmıştır. Hazine destekli Kredi Garanti Fonu ilk kefalet sistemi daha etkin daha etkin bir hale getirilmiştir. Bunlarla birlikte ekonomideki torparlanmaya katkı sağlamak amacıyla mobilya, beyaz eşya ve inşaat sektörüne yönelik indirimler hayata geçirilmiştir. Türkiye ekonomisi küresel belirsizlik ve bölgesel risklerin yoğunlaştığı bir süreçte sağlam büyümektedir. Konjonktürel risklere rağmen yüksek tempoda yakalanan büyümenin sürdürülebilir olması için yapısal reformların hızla hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır.


Etiketler »