OKUNAN

2017’de “Yeni Büyüme Modeli”ne Odaklanacağız...

2017’de “Yeni Büyüme Modeli”ne Odaklanacağız

The following two tabs change content below.
Kerem Alkin

Kerem Alkin

kalkin@medipol.edu.tr

2008 Küresel Finans Krizi patlak vermeden önce bilhassa Çin’in yüksek büyüme performansına bağlı olarak gelişmekte olan ülkelerde yüzde 9 ve gelişmiş ülkelerde ise yüzde 4,5 düzeyinde seyreden bir ortalama büyüme performansı söz konusuydu. Küresel Finans Krizi’nin etkisiyle gelişmekte olan ekonomilerin ortalama büyümesi yüzde 4’e gerilerken, gelişmiş ekonomilerin ortalama büyümesi ise yüzde -1 düzeyinde daraldı. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının aldıkları para politikası tedbirleri ve gelişmekte olan ekonomilerin makro ihtiyati tedbirlere bağlı olarak hızla canlandırılan üretim kapasiteleriyle, ortalama büyümenin gelişmekte olan ekonomilerde yüzde 7’ye ve gelişmiş ekonomilerde ise yüzde 3’e kadar toparlandığına şahit olduk. Türkiye ekonomisi bu dönemde aldığı makro ihtiyati tedbirlerle 2009 yılının son çeyreğinde yeniden pozitif büyümeyi başardı. 2010’da yüzde 9,2 ve 2011’de de yüzde 8,8 büyüme ile dünya ekonomisinde rekor büyüme performansı gösteren ilk dört ülke arasında yer aldı.

Ancak gelişmiş ekonomilerin kriz sonrası toparlanma sürecini maliye politikası tedbirlerinden mahrum olarak sadece para politikasına dayalı yürütme gayretleri, ilk toparlanma süreci sonrasında bu ülkelerin büyüme performansına ciddi bir ivme kaybı olarak yansıdı. Bunun sonucunda 2014 yılının ikinci yarısı ve 2015’in ilk yarısında gelişmiş ülkelerin ortalama büyümesi sıfır düzeyine geri döndü. 2015 yılının ikinci yarısında ABD ekonomisinin toparlandığı ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) gecikmiş tedbirlerinin pozitif etkisiyle gelişmiş ekonomilerin ortalama büyümelerinin de nispeten yüzde 1’e toparlandığını gözlemledik. Bu dönemde gelişmekte olan ekonomiler, ihracat pazarları olan gelişmiş ekonomilerdeki gerileme ve küresel ticaret hacmindeki daralmaya bağlı olarak ortalama büyümelerinin yüzde 4’e inmesini engelleyemedi. Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyümesi ise yüzde 2’nin bile altına geriledi.

Türkiye’nin Çifte Büyüme Başarısı

2009 yılının son çeyreğinde yeniden pozitif büyümeyi yakalayan Türkiye, 27 çeyrek hiç ara vermeden dünyanın seçkin gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri arasında rekor sürede pozitif büyüme performansı ortaya koyan beş ülke arasında yer almayı başardı. Ne yazık ki Türkiye’nin Avrasya’daki kapsayıcı rolünü, ekonomi ve demokrasi alanındaki ilerleyişini yok etmek isteyen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) 15 Temmuz gecesi bir darbeye teşebbüs etti. Siyasi iradenin liderlik becerisi ve Türk milletinin destansı kahramanlığı sayesinde bertaraf edilse de bu darbe girişiminin ekonomik aktiviteye olan etkisine bağlı olarak 2016 yılının üçüncü çeyreğinde negatif büyüme gözlemledik. Bununla birlikte 2016 yılının ilk altı ayındaki yüzde 4,5 büyüme ve son çeyreğinde yeniden yakalanan pozitif ivme ile Türkiye ekonomisinin yılı minimum yüzde 2,5’lik büyüme ile tamamlaması bekleniyor. Bu büyüme performansı Çin ve Hindistan hariç yüzde 2’nin altına inen gelişmekte olan ülkeler ortalama büyümesinin yine de üzerinde tamamlanacak. 27 çeyrek dönem aralıksız pozitif büyüme başarısının yanı sıra Türk ekonomisinin ikinci önemli başarısı da 2010-2015 yılları arası bir yıl hariç gelişmekte olan ülkeler ortalama büyümesinin üzerinde büyüme performansı yakalaması oldu. Bu noktada Türkiye ekonomisinin 2017 yılı büyüme performansı için en kötü öngörü bile yüzde 3’e işaret ediyor ki bu oran Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ekonomilerin büyüme ortalamasının yine 1 puan üzerinde olacak.

Büyümenin Motoru Yurt İçi Talep

Türkiye’nin son 10 yıldır uluslararası alanda takdir gördüğü kamu mali disiplin başarısı, ekonomi yönetimine gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesine kamu harcamalarının katkı sağlaması adına paha biçilmez bir imkan sunuyor. Önde gelen pek çok gelişmiş ve kimi gelişmekte olan ekonomilerin mahrum olduğu bir imkan bütçe performansı bozulmadan 2010-2016 döneminde zaman zaman büyüme performansının güçlendirilmesi için kullanıldı. 2017 ve 2018 yıllarının da dünya ekonomisinde meşakkatli geçeceğinin tahmin edildiği bir ortamda, ekonomi yönetimi 2017 büyüme hedefi olan yüzde 4,4’ün yakalanmasında kamu harcamalarının belirli bir ağırlığı olması öngörüsünde bulunuyor. Yüzde 4,4’lük 2017 yılı büyüme hedefinin 4,2 puanının hanehalkı nihai tüketim harcamaları, kamu nihai tüketim harcamaları ve yatırım harcamalarının toplamından oluşan yurt içi talepten ve 0,2 puanının ise net ihracattan gelmesi öngörülüyor.

Mali disiplini korumak adına 2016 yılında bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 11,8 büyüdüğü tahmin edilen kamu tüketim harcamalarındaki artış, 2017 yılı için yüzde 0,4 düzeyinde tutuluyor. Özel kesim tüketim harcamalarının ise 2016’ın yüzde 5 düzeyindeki artış tahmini sonrasında 2017’de yüzde 4,3 büyümesi öngörülüyor. Kamunun başarıyla yürüttüğü mega projeler ve alt yapı yatırımlarına bağlı olarak, 2016 yılında yüzde 3,5 büyüdüğü tahmin edilen kamu yatırım harcamalarının, 2017’de ise yüzde 8,9 büyüme ile tüm 2017 yılı GSYH büyümesine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Özel sektör yatırım harcamalarının ise 2016’da yüzde -0,8 gibi sınırlı bir daralma sonrası, 2017’de yüzde 4 gibi bir büyüme yakalayarak gelecek yılın GSYH büyümesine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Nitekim hükümet ve ekonomi yönetimi reel sektöre destek paketleri, yeni teşvik uygulamaları, Doğu ve Güneydoğu’daki 23 ili kapsayan “cazibe merkezi” hamlesini ardı ardına açıkladı. Böylece bilhassa Türkiye’nin GSYH büyümesinde önemli rol üstlenmesi hedeflenen özel sektör yatırımları için etkili ve teşvik edici fırsatlar oluşturuldu. Ayrıca Kredi Garanti Fonu ve Kalkınma Bankası’nın yeniden yapılandırılması, Eximbank’ın kredi imkanlarının bir kademe daha genişletilmesi ve bankaların mega projelerin finansmanı için kullandırdıkları kredilerin menkul kıymetleştirilerek piyasalara satılması ve likitleştirilmesi ile Türk bankalarına en az 20 milyar liralık krediye dönüştürülebilir yeni bir kaynak oluşturulması yüzde 4,4’lük büyüme hedefinin yakalanması adına önemli adımlar oldu.

Yeni Büyüme Modeli

Türk ekonomisinin özel sektör yatırım harcamaları ve net ihracata dayalı yeni bir büyüme modeline ihtiyacı var. Büyümeye hanehalkı tüketim harcamalarının makul ve kamu harcamalarının sıfıra yakın düzeyde katkı sağladığı bir model olmalıdır. Bu durumda yeni büyüme modeli yatırım ortamının iyileştirilmesini sağlayacak, yatırım mevzuatını daha da basit hale getirecek, Türk ekonomisinin kaynak yönetimini yeniden yapılandıracak, iş dünyası ve KOBİ’lerin finansman ve enerji maliyetlerini aşağı çekecek, yerli hammadde kullanımını özendirecek adımlar gerektiriyor. Aksi durumda cari açığı ekonomiyi soğutarak ve yavaşlatarak belirli bir bantta tutmaya yönelik bir ekonomi politikası seçeneğinin ülke ekonomisine işletme iflasları ve işsizlik sorunları olarak dönme ihtimali vardır. Dolayısıyla 2017’de yeni büyüme modeli için çok çalışmamız gerekecek.

 


DİĞER YAZILARI