Dahlan Küçük, Mesele Büyük

The following two tabs change content below.

Emrah Kekilli Bilal Salaymeh

Latest posts by Emrah Kekilli Bilal Salaymeh (see all)

Muhammed Dahlan ismi Ortadoğu’ya kaosu taşımak isteyen küresel güçlerin bir taşeronu olarak şimdilerde gündeme gelse de onun bu özelliği geçmişe uzanmaktadır. Daha 1990’lı yıllarda ABD ve İsrail’in Filistin’deki İslami hareketlerin zayıflatılması hedefi çerçevesinde askeri ve siyasi açıdan önemli rol oynamıştır. Arap devrimleri sonrasında ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) statükocu yaklaşımının bir uzantısına dönüşmüştür. Buna göre bölgedeki İslami hareketler terörist kabul edilmekte ve 2011 öncesi düzene geri dönüş hedeflenmektedir. Burada altı çizilmesi gereken husus şudur ki Dahlan, BAE’nin dış politika araçları ve hedefleri çerçevesinde bir aktöre dönüşme imkanı bulmuştur.

Bu süreçte BAE tarafından kullanılan bir isme dönüşen Dahlan 1961’de Han Yunus’ta bir mülteci kampında doğmuştur. Dahlan’ın bölgede en çok konuşulan isimlerden birine dönüşme süreci, bir diğer yönüyle bölgedeki siyasi denklemlerin nasıl oluştuğunun perde arkasının da hikayesidir. 1981 ve 1986 yıllarında Gazze’deki faaliyetleri nedeniyle çok kez tutuklanan Dahlan çok iyi konuştuğu İbraniceyi de tutukluluk yıllarında öğrenmiştir. 1988’de İsrail’in Filistin’den çıkarttığı Dahlan, İsrail ve Yaser Arafat liderliğindeki Filistin Yönetimi arasında varılan anlaşmadan sonra tekrar Gazze’ye döndüğünde onu bugünkü konumuna taşıyacak olan serüveni başlamıştır.

Dahlan’ın Yükselişi

Arafat’ın 1994 yılında Filistin Yönetimi’ne bağlı iç istihbarat birimi olarak kurduğu Önleyici Güvenlik Güçleri’nin Gazze Bürosu Şefi olan Dahlan, birim çatısı altında yirmi bin kişilik bir kadro oluşturarak Filistin’deki en güçlü isimlerden birine dönüşmüştür. 90’ların ortasında Filistin Yönetimi ve İsrail arasında başlayan Oslo sürecinde Filistin Yönetimi’nin İsrailli yetkililerle yaptığı müzakerelere güvenlik konularını konuşmak için katılan Dahlan bu çerçevede siyasi bir figüre de dönüşmüştür. Tam bu yıllarda Dahlan’ın HAMAS mensuplarına yönelik ağır baskıları, ABD ve İsrail’in Dahlan’la arasındaki ilişkinin güçlenmesine önemli katkı sunmuştur. Tabii akıcı İbranicesinin İsraillilerle daha kolay iletişim kurmasına imkan tanıdığını da unutmamak lazım. Dönemin CIA Direktörü George Tenet Filistin’deki güvenlik konularına ilişkin Dahlan’la yakın çalışmıştır. Yani Dahlan Gazze ve Filistin’de güçlenen HAMAS’a karşı acımasız mücadelesi ve akıcı İbranicesiyle İsrailliler ve Amerikalılar için iyi bir partner olmuştur.

Halihazırdaki Filistin Yönetimi lideri Mahmut Abbas ve Dahlan arasındaki rekabet de Oslo sürecinde başlamıştır. Yaser Arafat’ın yaşının ilerlemiş olması nedeniyle Filistin Kurtuluş Örgütü içinde Arafat’ın yerine geçebilecek kişiler üzerinde konuşulmaya başlanmıştır. Dahlan diğer Ulusal Yönetim liderlerine göre daha genç oluşu ve Gazze’de güçlü bir ekibinin olması nedeniyle kendisinden söz ettirmeye başlamıştır. Bu düzlemde Dahlan Camp David görüşmeleri öncesinde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sandy Berger’le görüşmek üzere Beyaz Saray’a davet edilmiştir. Bu durumun Abbas’ı çok rahatsız ettiği söylenir.

Takip eden süreçte Dahlan’ı Balkanlara taşıyacak olan Irak Kürtlerinden Muhammed Reşit’le kurduğu ittifak da Abbas’la mücadele dönemine dayanmaktadır. Muhammed Reşit o dönemde Arafat’ın mali ve finans danışmanıdır.

2000 yılında başlayan İkinci İntifada (Aksa İntifadası) ile HAMAS gibi İslami direniş hareketlerinin zemin kazanmaya başlamasıyla Dahlan ve Abbas bir müddet Arafat’a karşı ittifak kurmuştur. Zira Arafat o dönemde Camp David müzakerelerinden sonuç elde edemeyeceğini düşünerek intifadaya destek vermektedir. Bu dönemde Mahmut Abbas’ın ABD eski başkanı George W. Bush inisiyatifi ile oluşturulan Filistin Ulusal Yönetimi’nin başbakanı olması bir yönüyle Arafat’ı zayıflatmaya yönelik bir hamledir. Abbas-Dahlan ittifakı çerçevesinde Dahlan Filistin Ulusal Yönetimi’nin iç güvenlikten sorumlu devlet bakanı olmuş ve Filistin siyasetinde etkin rol almaya başlamıştır. 2004 yılı yaz ayında Arafat’a karşı gösteriler düzenlenmesinin arkasında yer almıştır. Arafat’ın Kasım 2004 tarihinde esrarengiz bir şekilde öldürülmesinin ardından Abbas bu ölümde Dahlan’ın rolünü sorgulayacaktır.

Dahlan 90’ların ortalarından itibaren ABD’lilerle kurduğu ilişkiyi 2000’li yıllarda güçlendirerek sürdürmüştür. Öyle ki ABD eski başkanı Bush, Dahlan için “bizim çocuk” ifadesini kullanmıştır. İşte Dahlan’ın BAE ile ilişkisi de bu süreçte başlamıştır. Wikileaks belgelerine göre BAE veliaht prensi Muhammed bin Zayed’in kardeşi ve BAE Devlet Güvenlik Departmanı Direktörü Şeyh Hazza bin Zayed Nahyan 2006 yılı Mart ayında Muhammed Dahlan’la tanışmıştır. 2006 yılı Haziran ayında Şeyh Hazza bin Nayhan’la bir araya gelen George W. Bush’un Terörle Mücadele ve İç Güvenlik Danışmanı Thomas Bossert, Şeyh Hazza’ya ABD’nin BAE’nin Dahlan’a olan yakınlaşmasını anladığını ve desteklediğini ifade etmiştir. Yani Dahlan ABD, İsrail ve BAE güvenlik birimlerinin kesiştiği noktada önemli bir figüre dönüşmüştür. 2011 sonrasında ise bölgesel bir rol oynayacaktır.

Dahlan 2006 seçimlerinde Fetih listesinde aday olarak oldukça yüksek bir oy alarak milletvekili olsa da HAMAS’ın seçimlerden galip olarak çıkmasıyla başlayan Fetih-HAMAS çatışması neticesinde Gazze’yi terk etmek zorunda kalmıştır. 2007-2011 yılları Dahlan’ın Batı Şeria’da bulunduğu dönemdir fakat rakibi olan Abbas ve Fetih içindeki güçlü figürlerin varlığı nedeniyle Batı Şeria’da önemli bir rol oynayamamıştır. Hatta 2009’da Fetih Merkez Yönetimi’ne girebildiği halde Abbas buna müsaade etmemiş ve 2011 yılında sınır dışı edilmiştir.

BAE Dış Politikasında Dahlan’ın Rolü

Dahlan bu tarihten itibaren BAE’ye geçerek Abu Dabi veliaht prensi Muhammed bin Zayed’in güvenlik danışmanı olarak çalışmaya başlamıştır. Böylece 90’lı yıllarda Filistin siyasetinde İslami hareketlere karşı oynadığı rolü bölgesel düzeyde oynama imkanı bulmuştur. Abu Dabi yönetimi bölge halklarının değişim taleplerinin yeni bir siyasi düzen üretmesini engellemek için diplomatik, siyasi, ekonomik ve istihbari birçok aracı kullanarak bölge siyasetine yön vermek istemiştir. Dahlan 2011 yılı itibarıyla BAE’nin dış politika hedeflerinin gerçekleştirilmesinin araçlarından birine dönüşmüştür.

BAE dış politika hedefleri çerçevesinde “insani yardımlar”, “basın yayın organları”, “askeri güç” ve “bölgesel ve küresel etki oluşturabilecek isimler” gibi birçok araç kullanmaktadır. Dahlan bunlardan sadece bir tanesidir.

Ayrıca BM Libya eski özel temsilcisi Bernardino Leon görev başında iken BAE Diplomasi Akademisi’nin başına geçmek üzere anlaşmıştır. BAE’nin Libya içinde Haftar gibi askeri, Mahmud Cibril gibi siyasi müttefikleri olduğu düşünüldüğünde yerel, bölgesel ve uluslararası isimler üzerinden nasıl lobi yaptığı görülecektir. BAE’nin Dahlan dışında farklı aktörleri de dış politikasının aracı olarak kullandığına işaret etmektedir.

Konunun küresel boyutunun anlaşılması için farklı bir örnek verilmesi gerekirse İngiltere eski başbakanı Tony Blair’in Ortadoğu barış elçisi olarak çalıştığı dönemde BAE’den milyonlarca dolar aldığı medyaya yansımıştır. Ya da BAE’nin Washington büyükelçisi Yusuf Uteybe, ABD’de birçok düşünce kuruluşunu milyonlarca dolara varan fonlarla desteklemektedir. Kısacası BAE, Arap dünyasındaki yerel müttefikleriyle hayata geçirdiği dış politika hedeflerini Dahlan gibi isimlerle bölgesel denkleme oturtmakta, Leon ve Blair gibi isimlerle de uluslararası destek sağlamaya çalışmaktadır. Yani Muhammed Dahlan, BAE’nin dış politikasının bölgeye bakan yüzünü temsil etmektedir.

Uteybe’nin ABD’deki bir röportajında, “BAE bölgede seküler ve modern bir düzeni temsil etmektedir” derken bu söylem bölgede Mısır ve Libya’da askeri yönetim ya da Yemen’de iç savaş ve yıkım şeklinde kendisini göstermektedir. Buradan bakıldığında Muhammed Dahlan, BAE’nin temsil ettiği dış politika hedeflerini hayata geçirmek için Ortadoğu’da kullandığı araçlardan sadece biridir.


DİĞER YAZILARI