Kriter > Dış Politika |

Türkiye’nin Savaş Uçağı KAAN Gök Vatan’la Buluştu


Milli Muharip Uçak KAAN’ın geliştirme faaliyetleri, bir sürece yayılarak gerçekleştirilecek. Bloklar halinde farklı kabiliyetlerin kazandırıldığı KAAN savaş uçakları göreceğiz. İlerleyen bloklarda KAAN savaş uçağı ile birlikte KIZILELMA ve ANKA-3 Muharip İnsansız Uçak Sistemleri’nin görev icrası sağlanabilecek. Böylelikle altıncı nesil projelere özgün olduğu ifade edilen bir kabiliyeti kazanmış olacağız.

Türkiye nin Savaş Uçağı KAAN Gök Vatan la Buluştu
Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi. ( Cumhurbaşkanlığı / AA, 21 Şubat 2024)

Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip yeni nesil savaş uçağı ihtiyacı ile ortaya çıkan Milli Muharip Uçak (MMU) Projesi, zorlu sürecin ardından ilk uçuşunu yaptı. Milli jet motorlu savaş uçağı tasarlamamış, üretmemiş ve geliştirmemiş bir ülke, beşinci nesil gibi sofistike bir projeyi hayata geçirmeye karar verdi. Tüm bu tecrübe eksikliklerine rağmen Türk mühendislerinin yoğun çalışmaları sonuç verdi. Ancak süreçte projeye olan inancı zedelemeye yönelik faaliyetler, haberler de gördük. Günün sonunda ise ilk uçuşunu yapmış bir KAAN ile yurt dışından talep ve ilgilinin yüksek sesle ifade edildiği bir konumdayız.

Türkiye’nin F-35 beşinci nesil savaş uçağı tedarikine yönelik çalışmalar yapılırken, bir yanda da yerli ve milli olarak muharip yeni nesil bir savaş uçağı geliştirme düşüncesi vardı. F-35 savaş uçaklarının envanterdeki F-4 uçaklarının ve yeni geliştirilecek savaş uçağının ise F-16 uçaklarının yerine envantere dahil edilmesi hedefleniyordu. Bu bağlamda yeni nesil savaş uçağının hava-hava muharebelerine daha yatkın bir platform olması yönünde ilk çalışmalar yapıldı. Takip eden süreçte, Türkiye’nin parasını ödediği F-35 savaş uçaklarını alamaması ve projeden çıkartılması ile MMU projesi de farklı bir yöne evrildi. Bu noktada yeni nesil savaş uçağı, artık hava-hava rollerinin yanı sıra hava-kara rollerinde de kullanılabilecek efektif çok rollü bir platform olmalıydı. Günün sonunda ise proje bu yönde ilerliyor.

KAAN projesinde ana yüklenici olan TUSAŞ, geçmişinde savaş uçakları üretmiş kıymetli bir sektör temsilcisidir. Lockheed Martin ile yapılan anlaşmalar sonrası “Peace Onyx Programları” ile hem Türk Hava Kuvvetleri hem de yabancı ülkeler için F-16 savaş uçaklarının üretimini Türkiye'de lisans altında gerçekleştirmiştir. Nihayetinde TUSAŞ, savaş uçağı üretimi sürecini yakından tecrübe etmiştir. Ayrıca çeşitli test ve üretim altyapıları ile önemli kabiliyetler kazanmıştır. Üretilen uçakların test ve kabul faaliyetlerinin icra edilmesi gibi hususlar da dâhil edilince, bir uçağın, üretimden envantere girişine kadar ki tüm süreci tecrübe etmiştir. Takip eden süreçte, “yerli ve milli” projelerin hayata geçirilmesi ise KAAN’a giden yolda önemli kazanımlar sundu. HÜRKUŞ yeni nesil temel eğitim uçağı projesi ile tasarımdan üretime, test ve kalifikasyondan son kullanıcıya teslimata kadar süreç tecrübe edildi. Burada edinilen birikim ve kabiliyetler ise Türkiye’nin insanlı ilk jet motorlu insanlı uçağı olan HÜRJET projesinde değerlendirildi. İlk uçuşunu oldukça stabil yapmış ve günümüzde aktif bir şekilde test uçuşlarına devam eden HÜRJET uçağımız, HÜRKUŞ mirasına sahiptir. KAAN uçağımız ise hem HÜRKUŞ hem de HÜRJET projeleri ile edinilen tecrübe ve kabiliyetlerle ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

 

Beşinci & Yeni Nesil Savaş Uçağı Projeleri

Günümüzde modern orduların hava kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil olarak ifade ettiğimiz jet motorlu savaş uçaklarına yönelik projeler hayata geçirilmektedir. Beşinci nesil savaş uçaklarına baktığımızda genel karakteristik özellikleri içerisinde görünmezlik yani düşük radar iz düşümü öne çıkmaktadır. Buna yönelik olarak da gövde içindeki silah istasyonları tercih edilmekte ve gelişmiş sensörler ve aviyonikler entegre edilmektedir. Bu aviyonikler içerisinde gelişmiş hava-hava radarları, datalink (haberleşme) sistemi, tespit ve algılama sensörleri vb. alt sistemler yer alıyor. Radar görünmezlik karakteristiğinin en belirgin özelliklerinden birisi ise özel kaplamalar ve yapısal tasarım ile mümkün olmaktadır. Gelen radar dalgalarını absorbe eden (emen) ve RAM olarak da bilinen boyalar ve yine bu dalgaları daha az geri yansıtan kuyruk ve gövde tasarımları görülmektedir. Savaş uçaklarında motor, yaydığı yüksek ısı ile infrared (IR) görüntü vermekte ve tespitini kolaylaştırmaktadır. Bu tespiti zorlaştırmak için yeni nesil savaş uçaklarının motorları, IR görüntüyü azaltacak yapıya sahip olmaktadır. Beşinci nesil savaş uçağı projelerinde bir diğer öne çıkan özellik ise gelişmiş yazılım destekli platformlar olmasıdır. Bu bağlamda altıncı nesil savaş uçakları için öne çıkan yapay zekâ desteği, beşinci nesil platformlarda kullanılabilmektedir. Tüm bunların yanı sıra gelişmiş muhabere yani haberleşme kabiliyetleri ile çeşitli insanlı ve insansız sistemlerle entegre, birleşik ve müşterek bir kullanım mümkün olabilmektedir.

Milli Muharip Uçak KAAN projesine bakacak olursak nihayetinde beşinci nesil bir platform hedeflendiğini görüyoruz. Buna karşın projenin erken safhalarında ortaya çıkacak platform, 4.5’inci nesil olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada yine motordan kaynaklı bir durum söz konusudur. KAAN’ın öncel versiyonlarında ABD’den tedarik edilen F-110 motorlarının kullanılması hedefleniyor. Bahse konu motorlar ise beşinci nesil karakteristiğine yani IR gizleme kabiliyetine sahip değiller. Ancak nihayetinde geliştirilecek ve KAAN’a güç verecek “yerli ve milli” motorların ise beşinci nesil karakteristiğine uygun olması hedefleniyor. Hatta daha ötesinde bir çözüm olması amaçlanıyor. Bu noktaya gelinceye kadar projenin fazlar halinde ilerlemesi bekleniyor.

KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi, İNFO

Adım Adım Beşinci Nesil Olacak

Milli Muharip Uçak KAAN’ın geliştirme faaliyetleri bir sürece yayılarak gerçekleştirilecek. Bloklar halinde farklı kabiliyetlerin kazandırıldığı KAAN savaş uçakları göreceğiz. Blokların sahip olacağı kabiliyetler ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı’mızın istekleri doğrultusunda tespit edildi. Bir sürece yayılması ise savunma sanayii firmalarımızın gelişim hedeflerine paralel olmasını sağladı. Örneğin ilerleyen bloklarda geliştirme faaliyetleri devam eden MURAD AESA radarının yeni versiyonu, Ramjet itkili hava-hava füzesi GÖKHAN vd. kabiliyetler görebileceğiz. Yine örneğin ilerleyen bloklarda KAAN savaş uçağı ile birlikte KIZILELMA ve ANKA-3 Muharip İnsansız Uçak Sistemleri’nin (MİUS) görev icra etmesi sağlanabilecek. Böylelikle altıncı nesil projelere özgün olduğu ifade edilen bir kabiliyeti kazanmış olacağız.

2028’de ilk parti KAAN Blok-10 savaş uçaklarının Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmesi planlanıyor. Bu platformların kabiliyetleri, “F-35’in bir altı, F-16’nın bir üst segmenti” olarak nitelendirilmektedir. Dünyada devam eden yeni nesil savaş uçağı projelerine baktığımızda da “blok blok” geliştirme stratejisinin uygulandığı görülüyor. Kore Cumhuriyeti’nin KF-21 savaş uçağı projesinde bloklar halinde geliştirip envantere kazandırma planı mevcuttur. Örneğin ilk bloklarda, uçağın dahili yani iç silah istasyonları faal olmayacak ancak sonraki bloklarda dahili silah istasyonları faal olacak. Bu noktada yine amacı, “mümkün olanı” elde etmek, geliştirmeye devam etmek şeklinde ifade edebiliriz.

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise KAAN savaş uçağının seri üretimine 2028 itibariyle başlanmasının hedeflendiğini açıklamıştı. Ancak açıklamasında dikkat çeken husus, KAAN savaş uçağının yerli motorlarla çalıştırılması 2028’de hedeflendiği yönündedir. Çeşitli test ve kalifikasyon süreçlerinin ardından 2030’larda yerli motor ile KAAN envantere girebilecek. KAAN savaş uçağına güç verecek yerli motor için uzun zamandır çalışmalar yürütülüyor. Altay tankı projesinden edinilen acı tecrübe ile seri üretim aşamasına gelindiğinde herhangi bir sorunla karşılaşılmak istenmiyor. Tüm hedefler de bu doğrultuda konuyor.

KAAN’ın üretilen ilk prototipinin uçuş yapılabilecek şekilde tasarlanması, montajının da bu yönde yapılmış olması süreci hızlandırdı. Ancak ilk uçuşta herhangi bir olumsuz durum yaşanmaması için çeşitli sistem doğrulama testleri tekrar tekrar yapıldı. Projede iki test uçağının daha üretimi devam ediyor. İkinci prototipin üretiminin 2024 ortalarında tamamlanması planlanıyor. Sonrasında 6 adet daha prototip yani test platformu üretilecek. Toplamda 8 adet KAAN prototipi ile elde edilecek test ve uçuş verileri ise uçağın gelişim sürecinde kullanılacak.

Nihayetinde de KAAN savaş uçağı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın muharip uçak ihtiyacının yurt içinde özgün tasarım modeliyle karşılanması amaçlanıyor. Proje kapsamında üretilecek jet uçaklarının 2030’larda filo olarak hizmete alınması ve en az 2070’e kadar Türk Hava Kuvvetleri’nde operasyonel olarak kullanılması planlanıyor.

 

KAAN’ın Kolunda Uçacaklar: KIZILELMA ve ANKA-III MİUS

Beşinci nesil savaş uçaklarının en önemli özelliklerinden birisi insansız platformlarla birlikte işletilebilmesidir. Savaş uçağı, beraberinde insansız savaş uçakları ile birlikte görev yapabilmektedir. Bu noktada savaş uçağı, insansız savaş uçaklarına ne yapmaları gerektiği yönünde komutlar vererek, onları görev doğrultusunda yönlendirmektedir. Türk savunma sanayii tarafından geliştirilen KIZILELMA ve ANKA-3 insansız savaş uçakları, KAAN savaş uçağı ile birlikte görev yapabilecektir. KAAN savaş uçağındaki AESA burun radarı (MURAD) tespit ettiği hava hedefini KIZILELMA ile paylaşabilecek ya da KIZILELMA, üzerindeki gelişmiş MURAD radarı ile hasımı tespit ve angajman süreçlerini yapabilecektir. ANKA-3 derin taarruz insansız savaş uçağı da benzer şekilde KAAN savaş uçağı tarafından kendisine tevdi edilen görevi gereğince hedefi imha edebilecektir. Çeşitli insansız sistemler, KAAN savaş uçağı üzerinden kontrol edilebileceği gibi bunlar uydu haberleşmesi kabiliyetine sahip olduğu için çeşitli komuta merkezlerinden de kontrol edilebilecektir. Kısaca pilotunun hayatını riske atmayan ve savaş uçağı platformunun da iş yükünü azaltacak bir kabiliyetten bahsediyoruz.

Günümüzde Türk savunma sanayii tarafından birçok insansız sistem geliştirilmekte veya bu yönde altyapı çalışmaları hayata geçirilmektedir. İnsansız savaş uçaklarına önümüzdeki süreçte elektronik harp ve tanker uçak rollerinin de kazandırılması amaçlanıyor. KAAN savaş uçağı beraberinde insansız tanker uçağı ve insansız elektronik harp platformlarıyla görevini icra edebilecek. Elektronik harp insansız uçağı ile birlikte görev yapacak KAAN, hedefini çok daha uzun bir menzilde tespit, takip ve köreltme gibi faaliyetleri icra edebilecek. Tanker İHA ile KAAN savaş uçağının ve beraberindeki unsurların operasyonel menzili de artacak.

 

Altıncı Nesil Çalışmaları Başladı

SSB Haluk Görgün’ün açıkladığı üzere Türkiye’nin KAAN projesinin yanı sıra altıncı nesil savaş uçağına yönelik çalışmaları var. Burada amacı, “treni kaçırmamak” yani diğer ülkelerle paralel olarak teknoloji geliştirmektir. Yerli motor çalışmalarından sensör ve yapay zekâ çalışmalarına kadar geniş bir ölçekte altıncı nesile hazırlanıldığı ifade ediliyor. Türkiye’nin altıncı nesile yönelik erken dönemde faaliyetlere başlaması, KAAN projesinin olgunlaşması ile daha anlamlı ve somut çıktıları olan bir hal alacaktır. En nihayetinde ise altıncı nesil savaş uçağının “insansızlaştırılması” yönünde tercih yapılabilecektir. Ayrıca Yönlendirilmiş Enerji Silahları kullanabilme yönünde ise çeşitli deneysel faaliyetler de yapılıyor.

Altıncı nesil savaş uçağı projelerine baktığımızda öne çıkan husus, çok daha gelişmiş sensörler ve yapay zekâ ekosistemi ile donatılmış platform olmasıdır. Paralel olarak daha verimli yani daha gelişmiş itki sistemine sahip olmalıdır. Örneğin İngiltere öncülüğünde hayata geçirilen altıncı nesil savaş uçağı projesi TEMPEST’te, yeni nesil ve daha verimli bir motor, insansız sistemlerle birlikte işletilebilme, sensör füzyonu, insansızlaştırılma vb. hedefler öne çıkmaktadır. Kısaca günümüzde dünya ülkelerinin beşinci nesilden sonra hayata geçirmeye çalıştığı altıncı nesil projelere, Türkiye'nin geç kalmamak amacıyla KAAN projesi ile eş zamanlı olarak yatırım yaptığını bilmek önemlidir. Bu husus ayrıca KAAN projesinin başarıya ulaşacağına olan inancı göstermektedir. Çok ciddi geliştirme maliyetleri gerektiren projelerin zamana yayılarak hayata geçirilmesi, mali yükün yoğunluğunu da azaltmaktadır.

 

Çok Uluslu Projeye Dönüşür mü?

IDEF’23’te Türkiye ile Azerbaycan arasında Milli Muharip Uçak Geliştirme İş Birliği anlaşması imzalandı. Ukrayna da KAAN savaş uçağı ile yakından ilgilenen ülkeler arasında. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, KAAN savaş uçağının motoruna yönelik çalışmalara ülkesinin katkı verdiğini açıkladı. Ayrıca Büyükelçi, KAAN tedariki noktasında beyanatta bulunurken, “Sadece satın almakla kalmayacağız, kullanacağız.” ifadesini de kullandı. Ayrıca Pakistan ve birçok farklı coğrafyadan ülkenin de KAAN projesini yakından takip ettiğini biliyoruz. Yeni nesil savaş uçağı ihtiyacını karşılama noktasında ABD ve Çin gibi ülkelerden istedikleri sonucu elde etme noktasında problem yaşayan ülkeler için “Batı” standartlarında ve “Doğu” maliyetinde bir çözüm için Türkiye önemli bir seçenek olarak ortaya çıkıyor.

Havacılık projelerini hayata geçirmek çok yüksek maliyetler gerektirdiği için günümüzde çok uluslu şekilde icra edilmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda ABD öncülüğünde hayata geçirilen F-35 projesi, Güney Kore tarafından hayata geçirilen KF-21 projesi ve İngiltere öncülüğünde hayata geçirilen TEMPEST projesi çok uluslu olarak icra edilmektedir. Tüm projelerde katılımcı ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir platform ortaya konmak istenmektedir. Geliştirme sürecinde maliyet, paylaşılarak azaltılmakla birlikte ortak bir platform ortaya çıkarılması için projeler uzun sürebilmektedir. Çünkü her ülkenin öne çıkan ihtiyaçları farklılaşabilmektedir. KAAN projesinin ise çok uluslu bir yapıya dönüşmesi, maliyetler açısından olumlu bir unsurdur ancak geliştirme süreci üzerinde ciddi bir olumsuz yansıması olmayabilir. Sebebi ise KAAN savaş uçağının blok blok geliştirilmesi ve her blokta farklı kabiliyetlerin eklenecek olmasıdır. Katılımcı ülkelerin ihtiyaçları gözetilerek, katılımcı ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayacak blok üretimleri yapılabilecektir. Daha fazla uçak üretileceği için sadece geliştirme değil seri üretim maliyetleri de azalacaktır. Günün sonunda ise KAAN projesinde Ukrayna'nın, Azerbaycan'ın ve Pakistan'ın çeşitli beyanları bulunmaktadır. Bu beyanlar, KAAN savaş uçağının başarılı bir ürün olarak ortaya çıkacağına olan güveni göstermektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası