OKUNAN

Erdoğan Türkiyesi’nde Atatürk’ü Anmak

Erdoğan Türkiyesi’nde Atatürk’ü Anmak

The following two tabs change content below.
İsmail Çağlar

İsmail Çağlar

ismail.caglar@medeniyet.edu.tr
İsmail Çağlar

Latest posts by İsmail Çağlar (see all)

Son yıllarda Türkiye’nin güney sınırındaki “başarısız devlet”lere bakınca dağılan bir imparatorluğun mirasından bir ulus devlet kurmanın zorlu fakat bir o kadar da önemli bir başarı olduğu bir kez daha gözükmektedir. Irak, Suriye ve daha genel bir perspektiften bütün Ortadoğu’nun mezhebi ve etnik temelli bölünmeler yaşaması, Türkiye’de aynı türden fay hatlarının varlığına rağmen kırılma ve parçalanmanın yaşanmamış olması şüphesiz 20. yüzyılın başında inşa edilen ulus devlet çatısının mukavemetini göstermektedir.

Ancak kırılma ve parçalanmaya karşı direnen fay hatlarının varlığı da ulus-devletin “ulus”unun inşasındaki zafiyete delalet etmektedir. Erken dönem cumhuriyet eliti devlet ve ulusu inşa etmek için yaptıkları hamlelerle toplumu parçalamışlardır. Radikal laiklik uygulamalarının yer yer kanlı olarak nitelendirilebilecek mirası dindar toplum kesimleri nezdinde devletin inşasındaki başarıyı perdeleyecek derecede travmatik neticeler doğurmuştur. Dindar toplum kesimleri bir yandan İstiklal Mahkemeleri, Şapka Kanunu, Tekke ve Zaviyelerin Seddi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu marifetiyle medreselerin kapatılması, ezanın yasaklanması (minarelerden okunan “Tanrı uludur” nidaları ezan değil Türkçe tercümesidir), Türkçe ibadet girişimleri ile aktüel bir baskı hissederken diğer yandan da bir bütün olarak Batılılaşma çabaları ile toplumsal hafızasına yabancılaştırılmaya çalışılmıştır.

Yazının devamı Kriter’in Aralık sayısında…


DİĞER YAZILARI