FETÖ İle Eğitimde Mücadele

The following two tabs change content below.

Atilla Arkan

Latest posts by Atilla Arkan (see all)

FETÖ 15 Temmuz ihanetine giden süreçte büyük ölçüde Türkiye’nin eğitim alanındaki boşluklardan ve ideolojik bakış açılarının ürettiği sınırlandırmalardan faydalanmıştır. Yurt dışından destek alsa da kullandığı yöntem zamanla evrim geçirmiş, uygulayarak öğrenen bir yapı olarak, öğrendiği yeni unsurları modelleyip diğer ülke ve uygulamalara transfer etmiştir.

Ekonomik geri kalmışlık ve tercihlerinin iyi belirlenememesinden dolayı FETÖ eğitimin ülkenin her tarafına yayılamayışı, eğitim kalitesinin reformlarla yükseltilemeyişi, test ve bilgiye dayalı öğrenci seçme sistemi ve fakir, dezavantajlı ve fırsat eşitliğine sahip olmayan ailelerin çocuklarına kaliteli eğitim ve imkanların yeterince sunulamayışını istismar etmiştir.

FETÖ tecrübesi eğitimin adaleti gerçekleştirmenin uzun vadeli fakat çok etkili bir aracı olduğunu, bunun bütüncül ve yerel şartlara uygun sosyal politikalarla desteklenmesi gerektiğini öğretti. Doğrudan sosyal yardımların yanında yerel şartlara uygun gelişmiş sosyal politikalar sürekli üretilmelidir. 15 Temmuz’da eğitim ve sosyal politika alanının aynı zamanda adalet dağıtımı, ulusal ve uluslararası bir güvenlik meselesi olduğu öğrenildi. Çünkü FETÖ tezgahından geçen bu vatanın çocukları bu vatanın silahlarıyla yine bu vatana saldırabildi. Planlayan düşmanın ise tek bir damla kanı akmadı.

FETÖ din alanında ise Türk-Sünni inanç sisteminin kültür ve geleneklerinin unsurlarını bağlamlarından kopararak amaçlarına götürecek şekilde yorumlayıp manipüle etmiştir. Böylece takipçilerini Türk toplumunun ortak gelecek tasavvurundan koparıp Gülen’in dar çıkarlarına ram edebilmiştir. Dini dışlayıcı bir tonda uygulanan laiklik anlayışı, dini hizmet alanının ihmal edilmişliği, hizmet içi eğitim veya diğer yöntemlerle din görevlilerinin eğitsel, liderlik, iletişimsel ve kültürel yetkinliklerinin geliştirilememesi bu boşluğu büyütmüştür. Ayrıca din alanının dini kimlik ve kurumların hukuki statüleri gibi daha derin ve toplumsal mutabakatı gerektiren yapısal sorunları da bulunmaktadır.

Eğitim Alanında Alınan Acil Tedbirler

15 Temmuz sonrasında hızla harekete geçilerek orta ve yüksek öğrenim alanında bir seri tedbir alınmıştır. Orta öğretimde 30 bin öğretmen ihraç edilmiştir. FETÖ’ye ait özel okullar, öğrenci yurtları ve diğer özel kurumlar kapatılmıştır. FETÖ’nün yuvalandığı askeri liseler kapatılmış, yurt dışındaki FETÖ üyesi okulların diplomaları iptal edilmiştir. Yine yazım sürecinde FETÖ üyelerinin olduğu ders kitapları incelenmeye alınıp temizlenmiş ve 58 bin kitap yeniden basılmıştır.

Yüksek öğrenimde ise yaklaşık 5 bin akademisyen ihraç edilmiştir. 15 vakıf üniversitesi kapatılmıştır. Tüm üniversitelerdeki fakülte dekanlarının istifası istenmiştir. Burada şunu da eklemek gerekiyor. Dekanların aradan bir yıl geçmesine rağmen halen vekaleten görevlerini yürütmekte olması özellikle FETÖ ile mücadelede yönetsel zaaf oluşturmaktadır. YÖK’ün bu bağlamda atması gereken adımlar vardır. Bundan sonra YÖK’ün sürecin dinamikliğinden dolayı FETÖ kriz birimi, hukuki danışma birimi, rektörlerle düzenli değerlendirme toplantıları gibi araçlarla doğrudan liderlik yapıp rektörler üzerinden süreci yönetmesi daha işlevsel olacaktır. Ayrıca somut hedefler üzerinden FETÖ’yle ilgili araştırma merkezleri kurulmasını teşvik edip araştırma görevliliği gibi araçlarla desteklemelidir. FETÖ ile mücadelede her üniversitenin aynı standartları uygulayabilmesi için bir yol haritasının çıkartılması da etkin mücadele açısından önemlidir.

Öte yandan yine yurt dışındaki FETÖ üniversitelerinin diplomaları iptal edilmiştir. Askeri eğitim alanında ise harp okulları, askeri fakülte ve yüksekokulları kapatılıp buralardaki öğrencilerin askeri olmayan okullara yerleştirilmesi sağlanmıştır. TSK’daki dönüşümün önemli adımlarından biri olarak Milli Savunma Üniversitesi kurulmuştur.

Bu kararlar acil ve güvenlik odaklı tedbirler olarak tanımlanabilir. Adeta kangren olmuş organlar ve yapılar kesilerek canlının zararlı gelişmelerden korunması veya yangının hızlıca söndürülmesi amaçlanmıştır.

Bu kararlardan sonra süreçte oluşan aksaklık ve boşlukları giderici kararlar alınmıştır. Açığa alınan öğretmenlerden bazıları göreve iade edilmiş, kapatılan FETÖ üniversitelerindeki öğrenciler puanlarına göre diğer üniversitelere yerleştirilmiş, öğretmen açığını kapatmak için acil Ağustos ataması yapılmış ve belediyelerin sınavlara hazırlık kursu açmalarına izin verilmiştir. Eğitim eşitsizliğini giderme noktasında belediyelerin uygulayabileceği modellerin ayrı bir rapor olarak çalışılması faydalı olacaktır.

Bu acil kararların yanında eğitim sistemi yeniden tasarlanmaya başlanmıştır. FETÖ’cü elemanlarını engellemek ve öğretmen kalitesini artırmak için öğretmen seçme sistemi değiştirilmiş ve aday öğretmenlik uygulaması getirilmiştir. Sahadan alınan geri dönüşlere göre bu uygulama sürekli iyileştirilip geliştirilmelidir.

Müfredat değişikliği de yapılmıştır. Fakat bilgi yoğunluğundan ziyade beceri ve yetkinlikleri artıracak şekilde müfredat yenilemeye devam edilmelidir. Öğretmen ve yönetici yeterliliklerinin artırılması, verimli öğretmen rotasyon uygulamaları fırsat eşitliği bağlamında önemlidir.

Ayrıca Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) barınma, burs ve yatak kapasitesini artırmış ve dil, beceri ve sanat kurslarını bünyesine taşımıştır. Şimdi manevi rehber ve psikolojik danışman gibi kadrolarla insan kaynaklarını güçlendirip özgün politika üretmelidir. Bu bağlamda Milli Eğitim, üniversiteler ve KYK ortak bilgi havuzu ve bilişim sistemlerini kullanabilmeli ve analizler yapıp her bir öğrenciye ulaşan yetkin politikalar üretebilmelidir.

Yine bu bağlamda kapatılan özel okullar ve üniversiteler devlet okullarına dönüştürülmüştür. Fakat bu okulların spor salonu ve yüzme havuzu gibi maliyetleri yöneticilerin eğitim liderliğine odaklanmalarına engel olmaktadır. Ayrıca rektör atama sistemi değiştirilmiş, bu bağlamda FETÖ’nün üniversite yönetimleri üzerindeki etkisi ortadan kaldırılmıştır.

Diaspora ve FETÖ

Türkiye’de büyük bir darbe vurulan FETÖ’nün en aktif olacağı alan yurt dışı olacaktır. FETÖ için hayal kırıklığı ve acı vardır. Emperyal hırs ve yıkımları düşünüldüğünde örgüt giderek radikalleşecek, tüm ağlarıyla beraber PKK ve diğer aşırı sol gruplarla yardımlaşacaktır. Örgüt ABD’de öğrendiği lobiciliği tüm ülkelere yaymaktadır.

Maarif Vakfı çok büyük bir kazanımdır. FETÖ’nün yurt dışındaki kazanımlarının 50 yıl içerisinde oluştuğu düşünüldüğünde Maarif Vakfı’nın her bir ülkeye uygun eğitim malzemeleri, insan kaynağı, işletme, hukuk, mali ve uygulama tecrübesi bakımından desteğe ihtiyacı vardır. Türk sivil toplum örgütlerinin yanında Diyanet üzerinden din müşaviri, ataşesi ve din görevlileri, Milli Eğitim üzerinden eğitim ataşesi ile öğretmenler, Dışişleri Bakanlığı üzerinden de kadrolar yurt dışında görevlendirilmektedir. Bu aktörlerin birbirleriyle etkileşim içine girmelerini sağlayacak mekanizmalar kurulmalıdır. Böylece FETÖ ile etkili mücadele edilebilir. Ayrıca üniversitelerdeki insan kaynağı araştırma merkezleri üzerinden süreçlere katılmalıdır.

Öğrenci Seçme Sistemi Eğitimi Olumsuz Etkiliyor

Hatırlanacağı üzere FETÖ eğitim çalışmalarını dersane, özel okul ve üniversiteler üzerinden yürütmüştür. FETÖ öğrenci seçme sınavlarını medya ve devlet içindeki lobi gücüyle test ve bilgiye dayalı bir ölçme sistemine dönüştürerek kullanabileceği insan modelini üretmiştir. Bu tür sistem analiz, eleştirme, yazılı ve sözlü ifade becerilerini yok etmiştir. Süreçte öğrenci seçme sistemi eğitim sisteminin her bir noktasını olumsuz olarak formatlamıştır. Bu becerilere sahip olamayan kitlenin sunulan maddi imkanlar ve sosyal izolasyonla beraber manipüle edilebilmesi çok kolaydır.

Öğrenci seçme sistemi test ile bilgi ölçümünden ziyade öğrencilerin analiz ile eleştirel düşünme, iletişim, sosyalleşme ve mesleki yetkinliklerini ölçmelidir. Okul başarısının seçme sistemine entegre edilmesi önemlidir fakat yetersizdir. Bakanlık insan modeli anlamında öğrencilerin aile ve milletine ait sevgi bağının öneminin farkında olmasına rağmen öğrenci seçme sistemi sebebiyle bu amacını takip edememektedir. Halbuki seçme sistemi süreklilik içerisinde değişim geçirerek toplumun adalet ve adam kayırma konusundaki kaygılarını da gidererek uzlaşıyla üretilen yukarıdaki becerileri ölçen bir modele doğru dönüşmelidir.


DİĞER YAZILARI