Sarraf Bahane Hedef Türkiye

The following two tabs change content below.
Kenan Kıran

Kenan Kıran

Kenan Kıran

Latest posts by Kenan Kıran (see all)

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi polis amirleri ve yargı mensuplarının AK Parti Hükümeti’ne karşı 17-25 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirmek istediği yargı darbesi girişimi ABD’de sürdürülüyor.

ABD New York Güney Bölge Savcısı Preet Bharara FETÖ’cü polis amirlerinin 18 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünden kaçırdığı yasa dışı ses kayıtları ve teknik takip tutanakları üzerinden 17-25 Aralık darbe girişimini ABD’de yeniden başlattı.  İş adamı Rıza Sarraf 22 Mart 2016’da, son üç yılda yedi defa ABD’ye giden ve hakkında herhangi bir işlem yapılmayan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla da 29 Mart 2017’de ABD’de tutuklandı.

8 Eylül 2017’de eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve genel müdür yardımcıları hakkında tutuklama kararı verildi.

FETÖ’nün Yasa Dışı 3 Bin Ses Kaydı Duruşmada Dinlenecek

Rıza Sarraf ve Mehmet Hakan Atilla için tutuklama kararı veren New York Güney Bölge Hakimi Richard Berman Türkiye merkezli 3 bin telefon görüşmesinin duruşmalarda dinleneceğini açıkladı. FETÖ’nün çalıntı, sahte içerikli ve kaynağı belli olmayan ses kayıtlarının mahkemede dinlenmek istenmesi örgütün ABD’nin taşeronu olduğunu gözler önüne serdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konu hakkında, “17-25 Aralık’ta ülkemize tarihin en büyük tuzaklarından biri kuruldu. Bu tuzak başarısız olunca aynı tezgahı götürdüler Amerika’da kurdular” ifadelerini kullandı.

Öyle ki Savcılar Preet Bharara ve Joon H. Kim tarafından hazırlanan iddianamede, “Davalı Mehmet Zafer Çağlayan, Temmuz 2011’den Aralık 2013’e kadar Türkiye Ekonomi Bakanıdır ve şu anda Türk Meclisinde görev yapmaktadır” ifadeleri yer alıyor. İki senedir Mecliste görev yapmayan Zafer Çağlayan’ın iddianamede milletvekili olarak gösterilmesi ABD yargısının FETÖ’nün kumpas soruşturmasında hazırlanan fezlekeleri kullandığının delili olarak ifade edilebilir. Güncelleme dahi yapmamışlar.

BM İran’a Ambargo Kararı Almadı

Rıza Sarraf ve Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklanmasına, Zafer Çağlayan ve Halkbank yöneticileri hakkında tutuklama kararı verilmesine gerekçe gösterilen davada Türkiye’nin İran’a yönelik ambargoyu Halkbank üzerinden ihlal ettiği ve ABD ekonomisini zarara uğrattığı iddia ediliyor. Bu iddia gerçeği yansıtmıyor. Birleşmiş Milletler (BM) İran’a yönelik ambargo kararı almadı. Türkiye ABD’nin tek taraflı ambargo kararını tanımadı.

İran’dan alınan petrol ve doğal gaza karşı altın ihraç etti. 2002’de İran ile sadece 1 milyar dolar olan ihracatımız, 2011’de 3,5 milyar dolara, 2012’de ise 10 milyar dolara çıktı. Türkiye ve İran arasında 2011’de ithalat-ihracat açığı 9 milyar dolar iken 2012’de söz konusu rakam 2 milyar dolara indi. Halkbank üzerinden yapılan işlemlerle Türkiye kazandı, İran kazandı, ABD doları kaybetti.

İran’la İthalatı Kim Yaptı?

İran’a yönelik ambargo kararı alındığı dönemde ABD’de faaliyet gösteren aralarında Bunge ve Cargill’in de olduğu 58 Amerikan ve İsrailli firmanın İran ile ithalat ve ihracat yapması dikkat çekiyor. O dönemde Almanya’da faaliyet gösteren 65 firmanın da İran’la ithalat ve ihracat yaptığı hatta birçok Alman şirketin İran’da temsilciliklerinin olduğu biliniyor. İran’ın toplam ithalatının 65-70 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. İran’ın Türkiye ile yaptığı ithalatın 10 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde kalan 55 milyar dolar ithalatın içeriğinde ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin payı sorgulanmalıdır. ABD’nin Halkbank’ı hedef alırken ambargoyu ihlal eden kendi ülkesindeki ve AB ülkelerindeki firmaları görmezden gelmesi hukuksuzluğu gözler önüne seriyor.

O dönemde Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ABD’nin tehdidi üzerine Türkiye’nin önde gelen bankalarının üst düzey yöneticileriyle buluşmuş ve banka yöneticilerine cesur olmalarını ve BM’nin ambargo kararının nükleer amaçlı eşyaya yönelik olduğunu belirtmişti. Çağlayan o konuşmasında Türkiye’yi sadece BM’nin kararlarının bağlayacağını ifade etmişti.

Kumpas Soruşturmasında Halkbank ve İş Adamları Hedef Alındı

Süreci hatırlayalım. Türkiye ve İsrail arasında Obama’nın arabuluculuğunda başlayan görüşmelerin yavaşlaması üzerine İsrail lobisi AIPAC Türkiye aleyhine kampanya başlattı. ABD’li 47 milletvekili İran ile ticarete aracılık ettiği gerekçesiyle Halkbank’a yaptırım istedi. Söz konusu kampanyadan sekiz ay sonra 17-25 Aralık yargısal darbe girişimi başladı. FETÖ’nün kara kutusu olan ve yurt dışına kaçan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz ve Celal Kara aralarında iş adamları Rıza Zarrab, Ali Ağaoğlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, bakan çocukları ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de bulunduğu birçok kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı.

25 Aralık 2013 tarihinde FETÖ yeniden düğmeye bastı ve örgütün militan savcısı Muammer Akkaş Türkiye’nin önde gelen iş adamları hakkında yasa dışı ses kayıtları ve teknik takip tutanakları üzerinden gözaltı kararı verdi. FETÖ’nün polis amirleri ve savcıları tarafından yapılan hukuksuz işlemler dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı tarafından durduruldu ve Muammer Akkaş açığa alındı.

17 Aralık yargı darbe girişiminde yer alan FETÖ’cü polis amirlerinin görevden alınması üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan kumpas evrakları FETÖ’cü polisler tarafından çuvallara ve kutulara konularak kaçırıldı. Şu anda ABD’de açılan dava FETÖ’nün yurt dışına kaçırdığı kumpas evrakları üzerinden yürütülüyor.

17-25 Aralık Kumpasını Yöneten Polisler ABD’de Savcıyla Görüştü

FETÖ soruşturmasında casusluktan tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un ifadeleri 17-25 Aralık yargısal darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu açıkça gösteriyor. Metin Topuz 17-25 Aralık kumpas soruşturmasının başında olan İstanbul eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı, 17-25 Aralık dinlemelerini yapan eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Teknik Büro’nun amirleri Arif İbiş ve İbrahim Şener’in Washington’da savcı ile görüştüğünü açıkladı. Metin Topuz’un bu ifadeleri ABD-FETÖ iş birliğini deşifre etti.

ABD’de Kumpas Davasının Sözcüsü CHP

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ’nün 17-25 Aralık yargı darbe girişiminin ABD’de davaya dönüştürülmesinden duyduğu memnuniyeti sürekli gündeme getiriyor. CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan Twitter’daki şahsi hesabından, “Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Reza Zarrab’ın ilk duruşmasından itibaren tüm duruşmalara partimiz adına katıldım” ifadelerini kullandı. ABD’deki davayı izleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak yurt dışına çıkamayacak hale gelebileceğini iddia etti.

FETÖ’nün 17-25 Aralık 2013 yargı darbe girişimine de en büyük desteği CHP vermişti. Kılıçdaroğlu 20 Şubat 2014 tarihinde FETÖ’nün yasa dışı ses kayıtları ve teknik takip fotoğraflarının yayımlamak için kurduğu Karşı gazetesinin Ankara Temsilcisi İlhan Taşçı’yı ziyaret etmiş, söz konusu ziyaretten beş gün sonra FETÖ’nün ses kayıtlarını Meclisten dinletmişti.

Mahkeme Tarafsız Değil

ABD’de devam eden süreç uluslararası hukukun da ihlali anlamına geliyor. Bu konuda AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Avukat Ali Özkaya’nın altını çizdiği konu önemlidir. Ona göre bir devletin başka devletlerin istek ve buyruklarına bağlı olmaksızın hukukun kendisine izin verdiği ölçüde serbestçe hareket etmesi ve bunun sonucunda da başka devletlere hesap verme yükümlülüğünün olmamasının o devletin egemen olduğunun bir göstergesidir. Özkaya 2005 yılında Çin’in görevdeki Uluslararası Ticaret Bakanı Bo Xilai’nin tutuklanması talebiyle yapılan başvurunun reddedildiğine de dikkat çekiyor.

Avukat Cüneyt Toraman da 17-25 Aralık operasyonunun, ABD tarafından organize edildiğinin yavaş yavaş ortaya çıktığını vurguluyor. “Amerika’da Rıza Sarraf’ın gözaltına alınması, 17-25 Aralık soruşturmasının ABD tarafından organize edildiğini ortaya koydu” diyen Toraman şu ifadeleri kullandı:

17-25 Aralık sürecinde FETÖ’nün düzenlediği bir panele katılarak, hükümet aleyhine tehditkar sözler sarf eden bu hakim Reza Sarraf davasına daha doğrusu 17-25 Aralık davasına bakıyor. Ceza yargılamasının olmazsa olmaz koşullarından biri yargının tarafsızlığıdır. Yargı tarafsız değilse vereceği kararın tarafsız olmasının mümkün olmayacağı açıktır. Bir hakim daha önce görüş açıkladığı bir davaya bakamaz. Davaya bakması yasaktır. Hakim açısından disiplin suçu niteliğindedir. Davanın taraflarından birinin itiraz etmesi durumunda davadan çekilmek zorundadır. Bu bulgular Amerika’da Sarraf davasına bakan mahkemenin tarafsız olmadığını, talimatla hareket ettiğini göstermektedir.

Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Başlattı

Öte yandan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatı Cathy Fleming’in ABD’nin New York Güney Bölge Mahkemesine verdiği ifadede, Atilla hakkındaki dava dosyasında bulunan Türkiye merkezli 3 bin adet telefon görüşmesi ve mesajların Türk vatandaşları tarafından ya da Türkiye’de yapılmış olduğuna dikkat çekiyor. Konuyu yakından takip eden Türk yargısı da harekete geçti ve siyasi operasyon olduğu her yönüyle belirgin olan davanın aktörlerine soruşturma açtı. Bu kapsamda eski ABD New York Güney Bölge Savcısı Preet Bharara ve şu an ABD’de süren soruşturmaya bakan savcı Joon H. Kim hakkında soruşturma başlatıldı. Başsavcılık, “Yargılama dosyasına sunulan belge ve delillerin, çalıntı ve sahte içerikli ve kaynağı belli olmayacak nitelikte olması”nı da soruşturma için gerekçe gösteriyor.

Dolayısıyla ABD’de Sarraf davası üzerinden hedeflenen şey esasta Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaktır. Devam eden süreç bütün boyutlarıyla hukuka aykırıdır. İlgili savcılar hem egemen bir devlete kendi yargısını dayatma çabası içinde hem de bunu kumpas yoluyla kurgulanan içerik üzerinden yapmaya çalışmaktadır. FETÖ tarafından montaj ve dublaj marifetiyle hazırlanan içeriklerin Türkiye’ye karşı kullanılmaya çalışılması en basitinden ABD’nin çok övündüğü hukuk devleti ilkesinin ayaklar altına alınmasıdır.


DİĞER YAZILARI