Türkiye’deki Alman Vakıfları

The following two tabs change content below.

Yaprak Burçak Boydak Öztaş

Latest posts by Yaprak Burçak Boydak Öztaş (see all)

Bugün ekonomiden politikaya, kültürden sosyal hayatın bütün yönlerine kadar geniş bir yayılma alanına sahip olmaya başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) finansal yapıları, çok uluslu şirketler ve medya ile birlikte, küresel düzlemde en önemli güç kaynaklarından birisidir. Bu sebeple, yaratmış oldukları farkındalık ve etki ölçüsünde “devlet dışı sosyal organizasyonlar” olarak da ifade edilebilecek olan STK’ların giderek daha büyük bir özenle dikkate alması gerekmektedir. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığından elde edilen bilgiye göre, Türkiye’de faal durumda olan toplam 105.106 dernek mevcuttur. Ancak toplam vakıf sayısı ile diğer kar amaçsız kuruluşların sayısı hakkında net bir bilgi verilmediğinden, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman STK’ların sayısı ve isimleri hakkında da herhangi bir sonuç alınamamaktadır. Bu STK’ların bir kısmının geçerli iletişim bilgisine dahi ulaşmak mümkün değildir. Bu konuda resmi kurumların ortaya koyduğu bürokratik engeller dahi kısıt oluşturmaktadır. Dahası ulaşılabilen Alman STK’ların neredeyse tamamı telefonda dahi görüşmeyi kabul etmemektedir. Friedrich Naumann Vakfı: Güçlü Ancak Gizemli! Ulaşılabilen tek Alman STK, Friedrich Naumann Vakfı’dır (FNF). Vakfın Daimi Temsilcisi Dr. Hans-Georg Fleck ile yapılan yüz yüze görüşmeden, kendilerinden cevaplamaları rica edilen anket sorularının yanıtlarından ve vakfın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler tatmin edici olmasa da FNF ile ilgili birtakım noktalar açıklığa kavuşabilmiştir.

1991 yılında Ankara’da faaliyete geçen FNF Türkiye, 2002 yılından beri İstanbul’da sivil toplum, akademi, ekonomi ve politika çevrelerinden partnerleri ile çalışmalarını yürütmektedir. Gücünü partnerlerinden aldığını dile getiren FNF Türkiye’nin işbirliği yaptığı kuruluşlar şunlardır: 3H Hareketi, Hrant Dink Vakfı, İstanbul Politikalar Merkezi (IPM), KaosGL, Liberal Demokrasi Hareketi Derneği (LDH), Liberal Düşünce Topluluğu (LDT), Özgürlük Araştırmaları Derneği, Rekabet Derneği (RD), Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV). Bu kurumlar dışında FNF Türkiye belirli zamanlarda çoğunluğu STK olmak üzere çeşitli örgütlerle birlikte çalışmaktadır.

Sosyal pazarlama uygulamalarının başarısını, partnerlerinin başarısına göre değerlendiren FNF Türkiye’nin, başarı ölçümü için kendi kriterlerini oluşturmaması, dahası kendisini Türkiye’de yaygın şekilde tanıtmak yani varlığı ile ilgili olarak toplum içerisinde daha çok farkındalık yaratmak adına belirgin ve dikkat çekici herhangi bir pazarlama çabasına girmemesi önemli bir eksikliktir. Uluslararasılaşmış böylesine büyük bir STK’nın, partnerlerini ön plana çıkararak kapalı kapılar ardına gizleniyormuşçasına davranması düşündürücüdür. Şeffaf olmaması nedeniyle zihinlerde soru işaretleri oluşturması FNF Türkiye’nin zayıf yönlerinden biridir. Küreselleşme sürecinin bir uzantısı olarak uluslararasılaşan STK’lar arasında Türkiye’deki Alman STK’ların birer kapalı kutu olarak faaliyetlerini sürdürmeleri, özellikle açıklık ve şeffaflık ilkeleri ile ters düşmekte, zihinlerde pek çok soru işaretinin oluşmasına sebebiyet vermekte ve güvenirliklerini azaltmaktadır. Sonuç olarak Alman STK’ların, şekillenmekte olan “yeni dünya düzeni” çerçevesinde Türkiye’de daha aktif rol alma şansları elbette vardır. Ancak bu büyük ölçüde, kendilerini geliştirebilmelerine, şeffaf bir şekilde ortak hedefler doğrultusunda işbirliği yapabilmelerine, ortak misyon ve etik kurallar oluşturabilmelerine ve uygulamaya koydukları sosyal pazarlama stratejilerinin etkinliğine bağlıdır.


DİĞER YAZILARI