Kriter > Dış Politika |

İkinci Trump Dönemi ve Körfez Ziyareti: Yerel, Bölgesel ve Küresel Sonuçlar


Trump’ın Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret, ABD-Körfez İşbirliği Konseyi ilişkilerinin, uzun zamandır süren “petrol karşılığı güvenlik” denkleminden artık çıktığını gösteriyor. Mevcut yapı, ABD tarafından sağlanan güvenliğin Körfez ülkeleri tarafından tüketildiği bir denklem değil, Körfez ekonomilerinin ABD ekonomisini beslediği, stratejik teknoloji yatırımlarının taahhüt edildiği ve küresel sistemde ABD ile beraber rol paylaşma stratejilerinin güdüldüğü bir yere evrilmiş durumda.

İkinci Trump Dönemi ve Körfez Ziyareti Yerel Bölgesel ve Küresel
ABD Başkanı Donald Trump, 13-16 Mayıs tarihlerinde üç ülkeyi kapsayan Ortadoğu turunun ilk ayağı Suudi Arabistan'a geldi. (Bandar Al-Jaloud/Saudi Royal Court / AA, 13 Mayıs 2025)

2017-2021 arasında 45. ABD Başkanı olarak görev yapan Donald Trump, 20 Mayıs 2017’de ilk ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirmişti. Trump, 20 Ocak 2025 tarihinde dört yıl tehirli olarak başlayan ikinci başkanlık döneminde de yine ilk yurt dışı ziyaretini 13-14 Mayıs 2025 tarihlerinde Suudi Arabistan’a yaptı. Ancak bu kez, 2017’deki siyasi ve ekonomik dengelerden farklı olarak değişen konjonktür nedeniyle İsrail ziyareti programda yer almadı; bunun yerine 14-15 Mayıs tarihlerinde Katar’a ve 15-16 Mayıs tarihlerinde Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ziyaretler gerçekleştirildi. Manşetlere bakıldığında en kritik olarak görünen noktalar; Trump’ın Suudi Arabistan’dan 600 milyar dolar, Katar’dan 1,2 trilyon dolar ve BAE’den 1,4 trilyon dolar yatırım taahhütlerini sağlama alması oldu. Bunun yanında, ziyaretin temel noktası, Joe Biden döneminde daha kısıtlı bir siyasi, ekonomik ve askeri düzlemde sürdürülen ABD-Körfez ilişkilerinin tekrardan stratejik ortalık olarak görülmeye başlandığının tesisiydi.

 

Yerel Yankılar

Trump’ın ziyareti, daha doğrusu bir ABD başkanının gerçekleştirdiği ziyaret, birçok ülke açısından stratejik ve diplomatik açıdan kritik öneme sahip bir gelişme olarak değerlendirilir. İkinci Dünya Savaşı sonrası, uluslararası düzenin ilk 20 yılının geride kaldığı dönemde, Ortadoğu’daki İngiliz hakimiyetinin, yerini ABD hakimiyetine bırakması ile birlikte Körfez ülkeleri, 1970’lerden sonra ABD ile güçlü ikili ve bölgesel ilişkiler kurdular. Bölgede ABD’ye verilen önemin yanında, liderlik diplomasisine ve ikili ilişkilere değer veren Trump’ın bölgeyi ziyareti, Körfez ülkeleri arasında bir “ihtimam yarışına” sahne oldu. Her ülke kendi geleneksel/kültürel kodlarından hareketle Trump’ı karşıladı ve buna uygun olarak ağırladı.

Siyasi açıdan yorumlandığında Trump’ın Körfez ziyareti, Körfez ülkeleri için sadece bir dış politika gelişmesi değil aynı zamanda içeride rejimlerinin istikrarı ve meşruiyet üretiminin devamı açısından kritik bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın, ziyaret çerçevesinde ABD’ye yönelik açıkladıkları yatırımlar ve yine ABD şirketleri ile Körfez şirketleri arasında girilen ortaklıklar, aynı zamanda kendi toplumlarına ve siyasi elitlerine birer mesajdı. Bu mesaj, Körfez ülkelerinin, Trump döneminde iyiden iyiye hem uluslararası siyasetin hem de küresel kapitalist ekonomik sistemin merkezinde olmaya başladığı bir dönemi simgelemektedir. Bu süreç, aynı zamanda Körfez liderlerinin dış ekonomik angajmanları, iç siyasi istikrarın inşasında bir araç olarak kullandıklarını ortaya koymaktadır. Her ne kadar Suudi Arabistan, 2024’ün ilk çeyreğinde verdiği 3,3 milyar dolarlık bütçe açığının yaklaşık beş katı olan 15,65 milyar dolarlık açığı 2025’in ilk çeyreğinde vermiş olsa da Trump’ın ziyaretiyle birlikte Krallığın ekonomisinin 600 milyar dolardan 1 trilyon dolara ulaşan bir yatırım ve anlaşma kapasitesine sahip olduğu mesajı verilmek istenmiştir.

BAE de çoğunluğu yapay zekâ (AI) teknolojileri olmak üzere teknoloji sektöründeki iş birlikleri ve yatırımları üzerinden rejimin modernlik iddiasını tahkim etmiş durumdadır. Katar da yine aynı şekilde bölgede ekonomik olarak rekabet içerisinde olduğu güçlere oranla, küresel havacılık ve diğer ilgili sektörlerdeki iddiasını, ABD şirketleri ile milyarlarca dolarlık anlaşmalar ile sürdürmeye çalıştı. Dolayısıyla Trump’ın ziyareti, Körfez ülkelerinde ekonomik kapasitenin rejim meşruiyeti ile nasıl iç içe geçtiğini ve ABD ile yapılan anlaşmaların ve ABD’ye gerçekleştirilmesi taahhüt edilen yatırımların sadece dış değil iç politika açısından birer kaldıraç olduğunu gösterdi.

Trump'ın Körfez anlaşmaları, AA İNFO
ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yaptığı ziyaretten trilyonlarca dolar değerinde silah satışı ve yatırım anlaşmaları yaparak ülkesine döndü. (Murat Usubali / AA, 16 Mayıs 2025)

 

Bölgesel Etkiler

Ziyaret hiç şüphesiz sadece ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik iş birliklerini temsil etmedi. Aynı zamanda ziyaretin bölgesel siyaset açısından bir kritik sonucu da Trump ve Netanyahu’nun dış politika eylemleri ve söylemlerindeki uyuşmazlığının arttığı bir dönemde, İsrail’in doğrudan merkezinde olmadığı fakat yine İran karşıtı olan bir güvenlik kompleksinin inşa edilmekte olduğunu gösterdi. Her ne kadar Trump, Suudi Arabistan’ın İsrail ile normalleşmesini istediğini söylese dahi bunun Suudi Arabistan’ın liderlerinin istediği bir dönemde gerçekleşmesinin doğru olacağını belirtti ve bölgede İbrahim Anlaşmalarının katalizörlüğüne ABD tarafından Biden döneminde soyunulan rol, en azından bu ziyaret öncesi ve sonrasında geride kaldı.

ABD-İsrail ilişkilerindeki “İran, Husiler ve Gazze” üzerindeki anlaşmazlıklar ve eylemlerdeki uyuşmazlıklar sonrasında, ABD ile Körfez ülkelerinin kurmaya başladıkları bu siyasi düzlem, aslında Körfez ülkelerinin caydırıcılıklarına dayanmaktadır. Nitekim üç ülkenin toplamda neredeyse 3,2 trilyon dolarlık yatırım taahhüdünün büyük bir bölümü, ABD ile askeri ilişkilerin geliştirilmesini ve ABD’li şirketlerden alınan ve alınacak askeri teçhizatlara yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla ABD ile Körfez ülkeleri arasında yoğunlaşan siyasi, askeri ve ekonomik temaslar, bölgede yeni bir güvenlik kompleksinin inşa sürecine girildiğine işaret ediyor olabilir. Aynı zamanda, ABD’nin ve diğer batılı ülkelerin Körfez ülkeleri başta olmak üzere diğer Arap ülkelerini Gazze konusunda “daha çok dinlemeye” başlamış olması ve İsrail’e yönelik koşulsuz desteklerin artık tartışılabilir hâle gelmesi, Trump ile Suudi, BAE ve Katar liderlerinin siyasi ilişkisini güçlendiren bir gelişmedir. Dolayısıyla Trump, İsrail’in merkeze konulmayabileceğini gösterdiği bu ziyaretinde, İran’ın yine dengelenebileceğini ve bu çerçevede Körfez ülkeleri ile ilişkilerin son derece güçlendirilebileceğini gösterdi.

 

Küresel Mesajlar

Trump’ın, ilk ziyaretini; Kanada, Birleşik Krallık, Meksika gibi ABD başkanları açısından gelenekselleşmiş destinasyonlara yapmamış olması, sadece Körfez ülkeleri yahut Ortadoğu açısından değil aynı zamanda Trump yönetiminin ABD dış politikası açısından da bir mesajdır. Nitekim 2017-2021 döneminde olduğu gibi Trump döneminde de transatlantik ilişkilerdeki kırılma, bu defa özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı gibi gelişmeler üzerinden ortadadır. Dolayısıyla Trump’ın ilk yurt dışı ziyaretini Körfez ülkelerine gerçekleştirmiş olması, aslında küresel anlamda hem AB’ye hem de Çin’e yönelik olarak verilmiş bir mesajdır.

Bölgede Suudi Arabistan ve BAE’nin Çin ile ekonomik anlamda karşılıklı bağımlılığa dayanan ilişkileri bulunmaktadır. BAE’nin Çin ile olan teknoloji ortaklıkları, uzun dönemdir Washington’da şüpheyle izlenirken Trump yönetimi Abu Dabi’ye, alternatif olarak Washington’a yatırım gerçekleştirmesini teklif etti. Nitekim bu çerçevede, BAE’nin taahhüt ettiği 1,4 trilyon dolarlık yatırımın büyük kısmı yapay zekâ gibi teknolojiler ile ilgilidir. Aynı zamanda Katar’ın ABD’de gerçekleştireceği enerji yatırımları, Çin’in küresel enerji rotalarına karşı bir tür jeoekonomik savunma hattı inşa etme stratejisi ile uyumlu gözükmektedir. Bu çerçevede bakıldığında Körfez sermayesi, ABD’nin sanayi ve yüksek teknoloji merkezlerine akıtılırken bu aynı zamanda Çin’in alternatif teknoloji ve üretim alanları sunmasını engellemeye yönelik bir filtreleme işlevi görmektedir.

 

ABD-Körfez İlişkileri Nereye?

Trump’ın Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret, ABD-Körfez İşbirliği Konseyi ilişkilerinin, uzun zamandır devam edilen “petrol karşılığı güvenlik” denkleminden artık çıktığını göstermektedir. Mevcut yapı, ABD tarafından sağlanan güvenliğin Körfez ülkeleri tarafından tüketildiği bir denklem değil, Körfez ekonomilerinin ABD ekonomisini beslediği, stratejik teknoloji yatırımlarının taahhüt edildiği ve küresel sistemde ABD ile beraber rol paylaşma stratejilerinin güdüldüğü bir yere evrilmiş durumdadır. ABD-Körfez ilişkilerinde ortaya çıkan bu yeni yapı, Körfez bölgesini ABD açısından bir “yük” (liability) olmaktan çıkararak stratejik bir kaynak ve kaldıraç alanına dönüştürmektedir. Öte yandan Körfez ülkeleri açısından söz konusu ilişkiler ağı, dış politikada özerklik ve çok taraflılık arayışlarını mümkün kılan esnek bir zemin sunmaktadır.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası