Kriter > Dosya > Dosya / NATO Ankara Zirvesi |

Kavga ile Tango Arasında bir Trump-NATO Hikayesi


NATO ile ilgili tartışmalar artık ABD iç siyasetinde, Cumhuriyetçi Parti'nin dış politika anlayışındaki dönüşümün en görünür başlıklarından birini oluşturuyor. Cumhuriyetçi seçmenin önemli bir bölümü NATO'dan ayrılmayı değil, Amerika'nın daha az ödeme yaptığı, daha az risk üstlendiği ve Avrupalı müttefiklerin daha somut ve fazla yük aldığı bir sistem istiyor. Trump'ın NATO ülkelerine yönelik sert eleştirileri, yalnızca başkanın kişisel diplomasi tarzını değil, Cumhuriyetçi seçmenin Amerika'nın dünyadaki rolüne ilişkin değişen beklentilerini de yansıtıyor.

Kavga ile Tango Arasında bir Trump-NATO Hikayesi
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Raşit Aydoğan / AA, 8 Temmuz 2026)

Amerikan siyasetinin en sıra dışı başkanlarından biri olan Donald Trump'ın ilk döneminde olduğu gibi ikinci başkanlık döneminde de NATO ile ilgili tartışmalar, Washington-Avrupa hattındaki temel konu başlıklarından biri oldu. İttifak üyesi ülkelerin yük paylaşımına ilişkin tartışmalar devam ederken hem Trump hem de ona oy veren Cumhuriyetçi seçmenler, ABD’nin Avrupa’nın korunması için yaptığı harcamaları gündemin üst sıralarına koymuş durumda. NATO ile ilgili tartışmalar artık ABD iç siyasetinde, Cumhuriyetçi Parti'nin dış politika anlayışındaki dönüşümün en görünür başlıklarından birini oluşturuyor. Trump'ın NATO ülkelerine yönelik sert eleştirileri, yalnızca başkanın kişisel diplomasi tarzını değil, Cumhuriyetçi seçmenin Amerika'nın dünyadaki rolüne ilişkin değişen beklentilerini de yansıtıyor.

 

Cumhuriyetçi Seçmenin NATO’ya Bakışı Değişiyor

Trump’ın sık sık Avrupa ülkelerini Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla korudukları yönündeki söylemlerinin esasen bir arka planı var. Her ne kadar ortalama bir Amerikalı seçmen için NATO başlığı, oy verme davranışlarında ilk sıralarda gelmese de, insanlar kendi vergileriyle neler yapıldığı konusunda gerektiğinde denizaşırı bir hassasiyet ortaya koyabiliyor. Kamuoyu verileri bu durumu net biçimde gösteriyor. Pew Research Center'ın 2026 verilerine göre Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 38'i NATO üyeliğinin ABD'ye önemli ölçüde fayda sağladığını düşünüyor; bu oran 2025'te yüzde 49 düzeyindeydi. Cumhuriyetçilerin yüzde 60'ı ise NATO üyeliğinin çok az fayda sağladığını ya da hiç sağlamadığını belirtiyor. İttifaka olumlu bakan Cumhuriyetçilerin oranı yüzde 42'de kalırken, Demokratlarda bu oran yüzde 75'e ulaşıyor. Başka bir ifadeyle NATO, Amerikan dış politikasının iki partili uzlaşma alanlarından biri olmaktan çıkarak giderek daha partizan bir meseleye dönüşmüş durumda.

Bununla birlikte bu veriler, Cumhuriyetçi seçmenin ABD'nin NATO'dan hemen ayrılmasını istediği anlamına gelmiyor. Gallup'un Şubat 2026 araştırmasında Cumhuriyetçilerin yüzde 52'si Washington'ın mevcut bağlılık düzeyini korumasını savunuyor; yüzde 28'i bağlılığın azaltılmasını, yüzde 13'ü ise ittifaktan tamamen çekilmeyi destekliyor. Katkının artırılmasını isteyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 6. Dolayısıyla Cumhuriyetçi tabandaki hâkim eğilim, NATO'yu tümüyle terk etmekten ziyade ittifakı daha düşük maliyetli ve daha sınırlı bir Amerikan taahhüdüyle sürdürmek yönünde.

Esasen Trump'ın siyasi söylemi de tam olarak bu eğilimin Washington’a bir yansıması olarak okunabilir. Trump, NATO'yu esas olarak stratejik değerinden değil, Amerika'ya çıkardığı maliyet üzerinden tartışıyor: Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını yeterince artırmadığını, Amerikan vergi mükelleflerinin zengin müttefiklerin güvenliğini finanse ettiğini ve Washington'ın karşılığını alamadığı yükümlülükler üstlendiğini savunuyor. Böylece NATO, onun söyleminde askeri bir ittifaktan çok “adil olmayan bir anlaşma” örneğine dönüşüyor.

NATO aile fotoğrafı çekimi
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılan liderler aile fotoğrafı çektirdi. Fotoğrafta, ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska Davkova, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Hollanda Başbakanı Rob Jetten, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis da yer aldı. (Binnur Ege Gürün Koçak / AA, 8 Temmuz 2026)

 

İran Savaşının Etkisi

Diğer yandan Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi’nde de dile getirdiği gibi Avrupalı müttefiklerin İran konusunda ABD-İsrail’e destek vermemesi de bu tartışmanın bir devamı olarak tarihi kayıtlara geçti. Trump, İran'ın oluşturduğu risklerin yalnızca ABD'yi değil Avrupa'nın enerji güvenliğini ve ticaret yollarını da etkilediğini savundu, hatta Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ABD’yi değil Avrupa’yı etkilediğini savunarak burada NATO müttefiki ülkelerin yardıma gelmesi gerektiğini vurguladı. Trump’ın sık sık ve yüksek sesle dile getirdiği şikayetlere rağmen müttefiklerin yeterli desteği vermemesi, Washington'da tepki doğurdu. Trump'ın bakışına göre Avrupa, Amerikan güvenlik şemsiyesinden faydalanırken krizlerin maliyetini ABD'ye bırakıyordu. Elbette tüm bu tartışmaların Amerikan kamuoyuna ve Cumhuriyetçilere kayda değer yansımaları oldu.

Diğer yandan İran meselesi, Cumhuriyetçi tabanın kendi içindeki bir çelişkisini de ortaya çıkardı. AP-NORC'un Mart 2026 araştırmasına göre Cumhuriyetçilerin yüzde 63'ü İran'daki askeri hedeflere yönelik hava saldırılarını desteklerken, yalnızca yüzde 20'si kara birliklerinin gönderilmesini istiyordu. Cumhuriyetçi seçmen askeri gücün kullanılmasını tamamen reddetmiyor; ancak uzun süreli, maliyetli ve Amerikan askerlerinin sahaya sürüldüğü savaşlara oldukça mesafeli yaklaşıyordu.

 

Maliyet Odaklı Bir İttifak

Esasen Trump'ın NATO politikası klasik anlamda izolasyonculuk olarak tanımlanamaz; daha doğru bir tanımla, “seçici angajman” ve “maliyet odaklı müttefiklik” olarak tanımlanabilir. Washington küresel liderliğini ve NATO’daki rolünü bütünüyle terk etmek istemiyor; fakat Avrupa'nın savunma yükünün giderek daha büyük bölümünü üstlenmesini talep ediyor. Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ana tema olan NATO 3.0 yaklaşımı da esasen bu zihniyeti yansıtıyor. Ancak elbette bunun sahadaki yansımalarını ve gerçek hayattaki karşılığını zaman içinde göreceğiz. ABD, bu yaklaşımla önceliğini Avrupa'dan Çin'e, Hint-Pasifik'e ve iç güvenliğe kaydırmayı amaçlıyor.

Sonuç olarak NATO, Cumhuriyetçi seçmenin ekonomi, göç veya sınır güvenliği kadar öncelikli bir konusu değil. Ancak ittifak tartışması, tabanın dış dünyaya bakışını anlamak açısından güçlü bir gösterge niteliğinde. Seçmenlerin önemli bir bölümü NATO'dan ayrılmayı değil, Amerika'nın daha az ödeme yaptığı, daha az risk üstlendiği ve Avrupalı müttefiklerin daha somut ve fazla yük aldığı bir sistem istiyor. Trump'ın söylemlerindeki “kabalığı” bir kenara koyarsanız, onun siyasi başarısının NATO karşıtlığı üretmesinden değil, bu rahatsızlığı “Önce Amerika” söylemi içinde etkili bir siyasi mesaja dönüştürmesinden kaynaklandığını söylemek mümkündür.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası