Dışa bağımlılığın, yönetilmesi zor riskleri barındırdığı günümüz koşullarında ülkelerin mevcut kabiliyetlerin dinamik olması gerekmektedir. Türkiye’nin savunma sanayii gelişim hedefleri, son on yılda bu çerçevede okunabilir. Bu bağlamda, dışa bağımlılığın kademeli olarak kritik ve temel teknolojilerde yönetilebilir seviyeye getirilmesi, mevcut kabiliyetlerin dinamik olarak ihtiyaçlara uyarlanabilir olması öne çıkmaktadır.
Türk savunma sanayii gelişimi konu olduğunda yerlilik ve millilik üzerinden çıkarımlar yapılmaktadır. Bu bağlamda gelişimi sergilemek adına yerlilik oranının yüzde 20 seviyelerinden yüzde 80’e çıkarılması ifade edilmektedir. Ancak anlam kaybetmemesi için sadece bir rakam olarak okunmaması gerekmektedir. Türkiye’nin başta kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltması için başlatılan süreçte yaşanan dönüşüm; kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik gibi çeşitli alanlarda geliştirilen çok sayıda proje ile gerçekleşmektedir. Son on yılda yapılanlar, milli savunma kabiliyetlerini geliştirmek gayesi ile sınırlı kalmayıp sürdürülebilir bir yapı inşa ederek uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır.
ALTAY, Zırhlılar ve Modernizasyonlar
Türk Kara Kuvvetleri’nin vurucu gücü ana muharebe tanklarının güncel saha isterlerine yönelik modernizasyon planlarının yanı sıra yerli tank projesi ALTAY da bu süreçte dikkatleri üzerine çekti. ALTAY Ana Muharebe Tankı'nın prototip çalışmaları tamamlanarak test süreçlerine geçildi. Takiben seri üretim için ihale yapıldı ancak güç grubunun Almanya’dan ambargolardan dolayı tedarik edilememesi, projede ciddi ivme kaybına sebebiyet verdi. Neredeyse 10 yıl sonra Kore’den tedarik edilen güç grubu ile yenilenen ALTAY tankı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) teslim edilebildi. Gelinen noktada ise 2025’te ilk seri üretim teslimatların da yapılması hedefleniyor. Bu süreçte, envanterdeki Leopard 2 ve M60 tankları, çeşitli modernizasyonlardan geçirildi.
Yine güvenlik güçlerinin önemli unsurlarından zırhlı taktik tekerlekli araçlarda çeşitli platformlar geliştirilmeye ve envantere alınmaya devam etti. Bu bağlamda 4x4 sınıfında Kirpi, Ejder Yalçın, Vuran, Hızır, Cobra vd zırhlı araçlar, 6x6 sınıfında PARS, 8x8 sınıfın ARMA zırhlı araçları güvenlik güçlerinin envanterine girmeye devam etti. Önümüzdeki süreçte ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na 2000+ adette 8x8 sınıfında PARS ve ALTUĞ zırhlılarının girmesi planlanıyor.
İHA Sistemlerinde Küresel Aktör
Türk savunma sanayiinin son on yılda en çok öne çıkan ürün grubu insansız hava aracı (İHA) sistemleri oldu. Baykar’ın ürettiği Bayraktar TB2 ve AKINCI SİHA sistemleri ile TUSAŞ’ın ürettiği ANKA ve AKSUNGUR SİHA sistemleri, Türk güvenlik güçlerinin yanı sıra elde ettikleri ihracat başarılarıyla dost ve müttefik ülke ordularında görev aldı. Ve Karabağ’dan Libya’ya, Ukrayna’dan Somali’ye çeşitli coğrafyalardaki başarıları ile de gündemde kalmaya devam ediyor. Türkiye, on yıl önce envantere aldığı İHA sistemlerini muharebe sahasında olgunlaştırdı. 2025’e gelindiğinde ise 40’tan fazla ülkeye S/İHA ihracatı gerçekleştiren küresel aktör konumuna geldi. Sektörün firmaları, uluslararası arenadaki başarılarını sürdürmek ve taçlandırmak için yeni projeler hayata geçirdi. Baykar, KIZILELMA ve TUSAŞ, ANKA-III insansız savaş uçağı sistemlerini geliştirdiler. Uzun olmayan bir süre zarfında iki platformun yeni prototipleri ile test kampanyaları yapılırken kısa süre içerisinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girmesi hedefleniyor.
On Yılda Katmanlı Hava Savunma Yapısı
TSK envanterinde, on yıl öncesine kadar Korkut alçak irtifa hava savunma sistemi haricinde yerli bir ürün bulunmazken 2025’e gelindiğinde katmanlı ve entegre bir yapı inşa edildi. Envanterdeki hava savunma füze sistemleri en alt kademeden üste doğru şu şekilde: SUNGUR omuzdan atılan çok alçak irtifa, HİSAR A+ alçak irtifa, HİSAR O+ orta irtifa ve SİPER uzun menzilli hava savunma füze sistemleri, TSK envanterinde hizmet veriyor. HİSAR O+ ve SİPER sistemleri, çeşitli kabiliyetli arayıcı başlıklı füzeleri atabilirken deniz platformlarında da kullanılabiliyor. SİPER projesi ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine ilk kez milli bir sistem kazandırılmış oldu. SİPER’in Ürün 1/2 olarak yani daha yetenekli bir şekilde TSK envanterine kazandırılması amaçlanırken diğer tüm bileşenlerle birlikte seri üretim kapsamında teslimatları devam ediyor.
Gök Vatan’a Bir Bir Uçtular
Türkiye’nin yürüttüğü çeşitli amaçlı ve kabiliyetlerde uçak projeleri, bu on yıllık süreçte vücut buldu. HÜRKUŞ temel eğitim uçağı başarıyla testlerine tamamlarken Hava Kuvvetleri’nin daha iyi bir platform talebi üzerine HÜRKUŞ-2 üretilerek testlere tabi tutulmaya başlandı ve 2026’da envantere girmesi planlanıyor. HÜRJET jet tekâmül ve eğitim uçağı ise Türkiye’nin ilk jet motorlu hava aracı olarak öne çıktı. Projede uçuş testleri başarıyla devam ederken henüz envantere girmeden yurt dışından da talepler alınmaya başladı. Başta NATO ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkeler, HÜRJET uçağıyla yakından ilgileniyor. Türkiye’nin en gelişmiş savaş uçağı olacak KAAN da ilk uçuşunu gerçekleştirdi ve yeni üretilecek prototipler ile test kampanyalarını takvimine göre devam ettirmesi planlanıyor. HÜRJET’te olduğu gibi KAAN için yurt dışından gelen talepler değerlendirilirken bu noktada uluslararası iş birlikleri sık sık gündeme gelmekte; Azerbaycan, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin isimleri geçmektedir.
TUSAŞ’ın T129 ATAK taarruz helikopterinin ilk teslimatlarına on yıl önce başlanırken günümüzde temel silah sistemi konumundadır. Çeşitli ihracat başarıları da elde eden ATAK’ın daha fazla faydalı yük kapasiteli “abisi” ATAK-II taarruz helikopteri ilk uçuşunu yaptı. Süreç içerisinde askeri ve sivil kuruluşlar için geliştirilen GÖKBEY genel maksat helikopterinin test faaliyetleri de tamamlandı. İlk olarak Jandarma’ya teslimatları yapılırken yüksek adetlerde çeşitli kullanıcılarına teslimatı için çalışmalar sürüyor.
Türkiye’nin uzay ve uydu sistemlerine ilgisi devam ederken yapılan yatırımlar ve hayata geçirilen yeni projeler ile yerli ve milli uydu sistemleri imal edildi. Uzaya ulaştıracak roket ve itki teknolojilerinde yeni başarılar kazanıldı. GÖKTÜRK-2 uydusundan sonra GÖKTÜRK-1 yer gözetleme uydusu, uzaydaki görevine başladı. Takip eden süreçte yurt dışındaki partnerler ile haberleşme uyduları inşa edilip uzaya gönderildi. 2024’e gelindiğinde Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A uydusu yörüngesine gönderilerek göreve başladı. Gözetleme uyduları, askeri hizmeti ile öne çıkarken haberleşme uyduları da Türkiye’nin askeri haberleşme ve istihbarat alanlarında bağımsızlığını artırmakta, bilhassa son dönemde envanterdeki sayıları artan uydu kontrollü İHA sistemlerinin operasyonları için öne çıkmaktadır.
Türk Donanması, MİLGEM’ler ile Güçlendi
Türk Donanması’nda bir yandan platform yaş ortalaması yükselirken diğer yandan modern harp sistemlerine sahip yeni platformlarına ihtiyaç duyuluyordu. 90’larda düşünülmüş Milli Gemi (MİLGEM) projesi, ancak 2000’lerde ortaya konan siyasi irade ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin yoğun çabaları sonucunda mümkün oldu. Bu bağlamda ADA sınıfı korvetler için inşa süreci başladı ve dört gemi ardı ardına envantere girdi. Takip eden süreçte yeni fırkateyn ihtiyacı için İstif sınıfının inşasına başlandı. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni olan İstif sınıfında TCG İSTANBUL envantere alındı ve günümüzde eş zamanlı yedi fırkateynin inşası, Türk tersanelerinde devam etmektedir. MİLGEM projesindeki kazanımlar sayesinde açık deniz karakol ve istihbarat gemileri de inşa eden Türkiye, ayrıca Ukrayna, Pakistan, Malezya gibi ülkelere savaş gemisi ihracatları gerçekleştirmektedir.
Türkiye’nin güç aktarım projeksiyonunu gerçekleştirmek için çok maksatlı amfibi gemi TCG ANADOLU, inşa edilerek envantere kazandırıldı. Türk donanmasının en büyük platformu konumundaki TCG ANADOLU hem yüzer hem uçar hem de kara unsurlarını taşıyabilirken Amiral gemisi (Sancak gemisi) olarak görev yapmaktadır. Türkiye’nin dünya havacılık tarihine geçtiği kısa pistli gemiden İHA kaldırma ve indirme sürecinde TCG ANADOLU baş rolde. Gelecekte KIZILELMA, ANKA-III, Bayraktar TB3 gibi insansız sistemler ile HÜRJET gibi insanlı ve sistemlerin TCG ANADOLU’da ve inşa faaliyetlerine başlanan Milli Uçak Gemisi’nde (MUGEM) görev yapması planlanmaktadır. Türk Deniz Kuvvetleri için 30+ gemi inşasının yanı sıra hava araçları vd. ile önemli projeler hayata geçirilirken Türkiye’nin denizcilik ülkesi konumu güçlendirilmektedir.
İhracat Eşikleri Aşılırken İthalat Azalıyor
Türk savunma sanayiinin istikrarlı gelişimi açısından ihracat oldukça önemli ve yıllık 1 milyar dolar düzeyine, ilk kez 2012’de ulaşıldı. İhracatlar için bir diğer eşik olan 2 milyar dolar düzeyi ise altı yıl sonra 2018’de geçildi. Takip eden süreçte ise 2021’de 3 milyar dolar, 2022’de 4 milyar dolar, 2023’te 5 milyar ve 2024’te 7 milyar dolar düzeyi aşıldı. Son on yılda başlatılan projelerin peş peşe tamamlanması ve ihracata konu olması, bahse konu rakamların büyümesini tetikledi. Bu süreçte, savaş gemilerinden SİHA sistemlerine, füzelerden zırhlı araçlara çeşitli ürün gruplarının öne çıktığı görüldü. 2025’in ilk iki ayında ise 800 milyon doları aşkın savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirildi. Türk şirketlerinin küresel savunma ihracatındaki payı 5 yılda yüzde 103 artış gösterdi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) raporuna göre, 2020-2024 döneminde uluslararası savunma pazarı 2015-2019 dönemine kıyasla yüzde 0,6 gerilerken Türkiye’nin ihracatı yüzde 103 artış gösterdi. Türkiye bu dönemde en fazla ihracat yapan ülkeler arasında yüzde 1,7 pay ile 11. sırada yer alırken 180’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. Ayrıca Türkiye, 2015-19 döneminde yüzde 1,7 olan silah ithalatını, 2020-24 döneminde yüzde 33 azaltıp yüzde 1,1 seviyesine çekmeyi başardı.
Sonuç Yerine
Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen projeler, yerli üretimi teşvik eden politikalar ile desteklendi. Türkiye, dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla kritik bileşenlerde ve ambargo olan alanlarda öncelikli yerli üretim projelerini hayata geçirdi. ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ, STM ve BAYKAR gibi sektör liderlerinin tedarikçi ağlarını genişletmesi, yurt içinin yanı sıra yurt dışı operasyonlarını güçlendirmesiyle yaptığı yatırımlar, teknoloji geliştirme ve ihracat sürecini hızlandırdı. Türkiye, özellikle S/İHA alanında elde ettiği başarılarla marka değerini üst seviyeye taşıdı. Nitelikli çözümleri ile savunma sanayii ihracatını artırarak küresel rekabette daha önemli bir aktör haline geldi. Türk savunma sanayiinin çalışmaları ardı ardına neticeler verirken Türkiye bölgesel güç olmanın ötesine geçerek küresel arenada rekabet edebilir bir yapıya kavuşma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
