Kriter > Dış Politika |

Türkiye'nin AB’nin Dış ve Güvenlik Politikasında Gelecekteki Stratejik Özerkliği İçin Kritik Rolü


Yapısal zayıflıklar, Avrupa Birliği’nin stratejik özerkliğini erozyona uğratmaktadır. Türkiye’nin hızlı karar alma, etkin müdahale kapasitesi ve geniş bölgesel etkisi, bu tıkanıklıkları aşmada önemli bir avantaj sağlayabilir; zira Türkiye’nin katılımı, AB’nin karar alma süreçlerini daha esnek, çeşitli ve etkili kılabilir, böylece Avrupa’nın küresel arenadaki konumunu güçlendirebilir ve jeopolitik ağırlığını artırabilir.

Türkiye'nin AB nin Dış ve Güvenlik Politikasında Gelecekteki Stratejik Özerkliği

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin (AB) dış ve güvenlik politikasında gelecekteki stratejik özerkliği açısından oynayacağı kritik rol, günümüz jeopolitik koşullarında giderek daha belirgin bir zorunluluk haline gelmektedir. Küresel güç dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde, ABD’nin Transatlantik ilişkilerdeki belirsizlikleri ve Rusya’nın saldırgan tutumu, AB’yi kendi savunma kapasitesini acilen güçlendirmeye yöneltmektedir. Bu bağlamda Türkiye; coğrafi konumu, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olması, gelişmiş savunma sanayisi ve bölgesel etkisiyle AB için vazgeçilmez bir stratejik ortak konumundadır. Türkiye’nin entegrasyonu, AB’nin stratejik özerkliğini yalnızca tamamlayıcı değil, aynı zamanda belirleyici bir unsur haline getirebilir. Bu çalışma, Türkiye’nin bu süreçteki olumlu katkı potansiyelini vurgulayarak, ilgili unsurları sırasıyla ele alacaktır.

 

ABD'nin Yeni Güvenlik Stratejisi ve AB Eleştirileri

ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi, Avrupa Birliği’ne yönelik sert eleştiriler içermekte olup AB’nin savunma alanındaki yetersizliklerini ve ABD’ye aşırı bağımlılığını ağır bir dille vurgulamaktadır.[1] Belge, Avrupa’yı kültürel ve ekonomik gerileme içinde tasvir ederken enerji bağımlılığı ve savunma sanayisindeki parçalanmışlığını öne çıkarmakta, kıtayı adeta bir “yük” olarak nitelendirmektedir.[2] Bu eleştiriler, esasen ABD’nin kendi jeoekonomik çıkarlarını ön plana çıkaran bir yaklaşımdan kaynaklanmakta ve Transatlantik ittifakın yeniden yapılandırılmasını talep etmektedir. Ancak bu sert tutum, AB’nin stratejik özerkliğini güçlendirme ihtiyacını daha da acil hale getirmekte ve Türkiye gibi güvenilir üçüncü ülkelerle iş birliğini kaçınılmaz kılmaktadır. Türkiye’nin NATO’daki güçlü konumu ve bağımsız askeri kapasitesi, AB’nin ABD bağımlılığını azaltmada önemli bir denge unsuru teşkil edebilir ve Avrupa’nın güvenliğine katkı sağlayabilir.

 

AB Dış ve Güvenlik Politikasında Yapısal Sorunlar

AB’nin dış ve güvenlik politikası mimarisindeki yapısal sorunlar, özellikle oy birliği kuralı nedeniyle karar alma süreçlerinde sık sık tıkanıklık yaşanmasına yol açmaktadır.[3] Bu durum, hızlı ve etkin müdahaleleri engellemekte, AB’nin jeopolitik bir aktör olarak güvenilirliğini zayıflatmakta ve dış politika kararlarının ulusal çıkar çatışmalarına kurban gitmesine neden olmaktadır. Avrupa Dış Eylem Servisi’nin sınırlı yetkileri ve üye devletlerin ulusal diplomatik kanalları tercih etmesi, koordinasyonu daha da zorlaştırmakta, bu da küresel tehditlere ve bölgesel çatışmalara karşı proaktif bir yaklaşım geliştirilmesini engellemektedir.[4] NATO ile örtüşen ancak tam bağımsız olmayan yapı, stratejik özerkliği kısıtlamakta; örneğin Çin’in yükselişi, Ortadoğu’daki istikrarsızlıklar veya Rusya’nın Ukrayna’daki saldırganlığı gibi konularda AB bünyesinde üye ülkelerin tutarsız ve tezat politikalar oluşturmasına yol açmaktadır. Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) gibi girişimler, belirli ilerlemeler sağlasa da, gönüllü katılımın sınırlı olması nedeniyle genel kapsayıcılık yetersiz kalmakta ve AB’yi dış aktörlere daha bağımlı hale getirmektedir. Bu yapısal zayıflıklar, AB’nin stratejik özerkliğini erozyona uğratmaktadır. Türkiye’nin hızlı karar alma, etkili müdahale kapasitesi ve geniş bölgesel etkisi, bu tıkanıklıkları aşmada önemli bir avantaj sağlayabilir; zira Türkiye’nin katılımı, AB’nin karar alma süreçlerini daha esnek, çeşitli ve etkili kılabilir, böylece Avrupa’nın küresel arenadaki konumunu güçlendirebilir ve jeopolitik ağırlığını artırabilir.

 

AB'nin Silahlanma Programı ve Koordinasyon Eksikliği

AB’nin Ukrayna krizi sonrasında başlattığı büyük ölçekli silahlanma programı, savunma harcamalarında önemli artışlar getirmiş olsa da ortak tedarik mekanizmalarındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle tam verimlilik sağlanamamaktadır.[5] Üye devletlerin ulusal önceliklere göre hareket etmesi, yıllık milyarlarca avro kayba ve askeri uyumluluğun azalmasına yol açmakta, bu da genel savunma kapasitesini parçalı ve verimsiz kılmaktadır.[6] Avrupa Savunma Fonu (EDF) gibi girişimler, ortak projeleri teşvik etmeyi amaçlasa da, ulusal sanayileri koruma eğilimi bu çabaları sınırlamakta, özellikle Almanya ve Fransa gibi büyük devletlerin kendi endüstrilerini ön plana çıkarma stratejileri, Doğu Avrupa ülkelerinin ihtiyaçlarını göz ardı etmekte ve koordinasyonu bozmaktadır. Bu uyumsuzluk, AB’nin stratejik özerkliğini zayıflatırken, Türkiye’nin güçlü ve bağımsız savunma sanayisi önemli bir fırsat sunmaktadır; Türk savunma sanayisinin Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyonu, maliyetleri düşürebilir, ortak üretimi artırabilir ve AB’nin savunma kapasitesini hızlı bir şekilde güçlendirebilir. Alman Şansölyesi Friedrich Merz, Türkiye’nin stratejik konumunu ve NATO’daki büyük ordusunu vurgulayarak “Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu arasında stratejik bir konumda yer alıyor. NATO’nun en büyük ordularından birine sahip ve bu nedenle savunma topluluğumuz için vazgeçilmezdir” demiştir.[7] Bu tür bir entegrasyon, AB’nin silahlanma programını daha bütünleşik ve etkili hale getirerek stratejik özerkliği pekiştirebilir.

Recep Tayyip Erdoğan ve Friedrich Merz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda'nın Lahey kentinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı kapsamında Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüştü. (Utku Uçrak / AA, 25 Haziran 2025)

 

AB Üye Devletlerinin Türkiye Entegrasyonuna İlgisi

AB üye devletlerinin büyük çoğunluğu, Türkiye’yi savunma yapılarına dahil etme konusunda güçlü bir ilgi göstermektedir; özellikle Almanya, Doğu Avrupa, Güney Avrupa ve İskandinav ülkeleri Türkiye’nin askeri kapasitesini AB için önemli bir katma değer olarak değerlendirmektedir.[8] Almanya, Türkiye’nin savunma mimarisine entegrasyonunu açıkça destekleyip NATO’daki gücünün Rusya tehdidine karşı caydırıcılığı artıracağını vurgularken; Friedrich Merz, “Almanlar ve Avrupalılar olarak stratejik ortaklıklarımızı genişletmeliyiz ve Türkiye’siz bir yol yok” diyerek bu görüşü netleştirmiştir de.[9] Doğu Avrupa ülkeleri, örneğin Polonya, Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik konumunu ve gelişmiş dron teknolojilerini Rusya’ya karşı etkili bir denge unsuru olarak görmektedir.[10]

Güney Avrupa ülkeleri ise Akdeniz’deki göç akımları, terör tehditleri ve enerji güvenliği gibi konularda Türkiye’nin iş birliğini vazgeçilmez bulmakta, İtalya ve İspanya gibi ülkeler bu entegrasyonun bölgesel istikrarı güçlendireceğini savunmaktadır. İskandinav ülkeleri de Kuzey Avrupa’nın geniş güvenlik dinamiklerinde Türkiye’nin katkı potansiyelini yüksek olarak değerlendirirken, Estonya eski Başbakanı ve AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise “Türkiye, Avrupalıların güvenliğinde merkezi bir rol oynamaktadır” ifadesiyle bu ilgiyi açıkça ortaya koymuştur.[11] Türkiye’nin büyük ordusu ve yerli savunma sanayisi, AB’nin mevcut açıklarını kapatabilecek nitelikte olup, üye devletlerin çoğunluğunun bu yöndeki iradesi, Türkiye’nin Avrupa güvenliğine yapacağı katkının farkında olunduğunu göstermektedir. Bu çoğunluk iradesi, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin tarihsel ihtiraslarından dolayı itirazlarına rağmen giderek güçlenmekte, diplomatik temaslar ve ortak tatbikatlar yoluyla ilerleme sağlamakta ve Türkiye’yi stratejik bir ortak konumuna yükseltmektedir. Bu ilgi, AB’nin stratejik özerkliğini yalnızca askeri değil, aynı zamanda jeopolitik bir bütünlük içinde güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.

 

Türkiye'nin Katkı Sağlama İstekliliği ve Talepleri

Türkiye, AB’nin savunma yapılarına katkı sağlamaya son derece istekli olup kendi askeri kapasitesini Avrupa’nın stratejik özerkliği için sunmaya hazır olduğunu defalarca ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Avrupa’nın güvenliği Türkiyesiz düşünülemez” diyerek Türkiye’nin hazır olduğunu vurgulamıştır.[12] Ankara, Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği, SAFE ve diğer AB savunma fonlarına katılımı öncelikli talep etmekte, Türk savunma sanayisinin Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyonunu hedeflemekte ve bu sayede karşılıklı teknolojik paylaşımı artırmayı amaçlamaktadır.[13] Ayrıca Gümrük Birliği’nin hizmetler ve tarımı kapsayacak şekilde modernizasyonu ile Türk vatandaşları için vize serbestisi, Türkiye’nin haklı ve makul beklentileri arasında yer almaktadır. Bu talepler, ekonomik ve sosyal bağları güçlendirerek uzun vadeli iş birliğini teşvik edecek, ticaret hacmini artıracak ve halklar arası etkileşimi kolaylaştıracaktır. Türkiye, bu taleplerin karşılanması halinde dron teknolojilerinden zırhlı araç üretimine, füze sistemlerinden elektronik harp kabiliyetine, akıllı mühimmattan savaş gemilerine kadar sahip olduğu üstün kapasiteyi AB ile paylaşmaya hazır olduğunu belirtmekte, bölgesel kriz ve savaşlarda arabuluculuk, ama gerekirse terörle mücadelede askeri kuvvetle Avrupa’nın istikrarına katkı sağlayabileceğini vurgulamaktadır.

Bu yaklaşım, karşılıklı fayda esasına dayanmakta olup Türkiye’nin jeopolitik gerçekliklerden kaynaklanan proaktif tutumu, AB’nin stratejik özerkliğini güçlendirmede belirleyici bir rol oynayabilir. Ayrıca, bu iş birliği Türkiye’nin Avrupa entegrasyon sürecini canlandırabilir, ortak tehditlere karşı birleşik bir cephe oluşturabilir ve bölgesel barışın sürdürülebilirliğini artırabilir. Türkiye’nin bu istekliliği, NATO içindeki aktif rolüyle birleştiğinde, AB’nin üçüncü ülkelerle ilişkilerinde yeni bir model oluşturma potansiyeli taşımaktadır.

 

Sonuç

Türkiye’nin AB’nin dış ve güvenlik politikasında stratejik özerklik hedefindeki kritik rolü, yukarıda ele alınan unsurların tamamında açıkça görülmektedir. ABD’nin sert eleştirileri, AB’nin yapısal sorunları ve koordinasyon eksiklikleri, Türkiye’nin askeri gücünü ve savunma sanayisini daha da değerli kılmakta; üye devletlerin çoğunluğunun desteği ve Türkiye’nin şartlı ancak kararlı istekliliği ise bu iş birliğinin somut potansiyelini ortaya koymaktadır. AB, Türkiye ile yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog geliştirerek stratejik özerkliğini gerçek anlamda güçlendirebilir. Bu hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin ortak çıkarına hizmet edecek tarihi bir fırsattır.

 

[1] Ecfr.eu: “Why Trump's National Security Strategy is a geoeconomic trap for Europe“, 17 Aralık 2025, https://ecfr.eu/article/why-trumps-national-security-strategy-is-a-geoeconomic-trap-for-europe/

[2] FPRI.org: “Right Assessment, Wrong Tactics: Europe in the New National Security Strategy“, 17 Aralık 2025, https://www.fpri.org/article/2025/12/right-assessment-wrong-tactics-europe-in-the-new-national-security-strategy/

[3] ESTHINKTANK.com: Foreign Policy: a Challenge for European Governance?, 30 Ekim 2024, https://esthinktank.com/2024/10/30/foreign-policy-a-challenge-for-european-governance/

[4] CARNEGIEENDOWMENT.org: “Making EU Foreign Policy Fit for a Geopolitical World“, 14 Nisan 2022, https://carnegieendowment.org/research/2022/04/making-eu-foreign-policy-fit-for-a-geopolitical-world?lang=en

[5] EUROPARL.EUROPA.eu: “Reinforcing EU defence through joint purchases“, 11 Mayıs 2023, https://www.europarl.europa.eu/topics/en/article/20230504STO84701/reinforcing-eu-defence-through-joint-purchases

[6] BRUEGEL.org: “A European defence industrial strategy in a hostile world“, 20 Kasım 2024, https://www.bruegel.org/policy-brief/european-defence-industrial-strategy-hostile-world

[7] AA.com.tr: “Friedrich Merz Statements on Turkey, Anadolu Agency Interview and Ankara Visit“, 03 Şubat 2025, https://www.aa.com.tr/en/europe/exclusive-german-chancellor-favorite-merz-vows-to-enhance-strategic-dialogue-with-turkiye/3470013

[8] CATS-NETWORK.eu: “The Role of Turkey in a Future European Security Order“, 07 Ağustos 2025, https://www.cats-network.eu/topics/the-role-of-turkey-in-a-future-european-security-order

[9] AA.com.tr: “Friedrich Merz Statements on Turkey, Anadolu Agency Interview and Ankara Visit“, 03 Şubat 2025, https://www.aa.com.tr/en/europe/exclusive-german-chancellor-favorite-merz-vows-to-enhance-strategic-dialogue-with-turkiye/3470013

[10] OXAN.com: “Turkey's expanded role in EU defence will benefit both“, 11 Kasım 2025, https://www.oxan.com/insights/turkeys-expanded-role-in-eu-defence-will-benefit-both/

[11] EEAS.EUROPA.eu: “Kallas Press Remarks on Türkiye“, 24 Ocak 2025, https://www.eeas.europa.eu/eeas/t%C3%BCrkiye-press-remarks-high-representativevice-president-kaja-kallas-joint-press-conference_en

[12] TURKISHMINUTE.com: “Recep Tayyip Erdoğan Statements on European Security“, 12 Nisan 2025, https://www.turkishminute.com/2025/04/12/erdogan-says-turkey-ready-take-on-role-in-europes-security/

[13] REUTERS.com: “Turkey to press allies for access to EU defence funds“, 24 Haziran 2025, https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/turkey-press-allies-access-eu-defence-funds-2025-06-04/

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası