Kriter > Dosya > Dosya / ABD/İsrail-İran Savaşı |

ABD-İran Savaşı: Bilişsel Savaş ve Yapay Zekâ Entegreli Sistemlerin Kullanımı


Günümüzde kitle iletişim araçları, YZ destekli teknolojilerinin artan kullanımı ve sosyal medyanın yadsınamaz etkisi ile bilişsel savaş olgusunun adeta savaşın yeni operasyonel cephesini oluşturduğu söylenebilir. Bilişsel savaş; güven, paylaşılan epitemik standartlar ve kurumsal meşruiyet gibi sosyal temellere kadar uzanmaktadır. Kuvvet geliştirme açısından bakıldığındaysa bilişsel savaş unsurlarıyla birlikte YZ platformların kullanımı hem tehdit/saldırı amaçlı hem de karşı önlem olarak kullanılmaktadır.

ABD-İran Savaşı Bilişsel Savaş ve Yapay Zek Entegreli Sistemlerin Kullanımı

21. yüzyılda savaşlar, gelişen teknolojiyle birlikte salt fiziksel çatışmalarla değil; bilişsel, siber ve yapay zekâ (YZ) entegreli sistemlerle birlikte de şekillenmeye başladı. Modern çatışma ve savaş alanlarının, askeri güç kullanımının yanında bilgi, algı ve insan zihnini hedef alan operasyonları da kapsadığını söyleyebiliriz. Söz konusu bu yeni savaş biçimi, literatürde bilişsel savaş (cognivite warfare) olarak isimlendiriliyor. Bilişsel savaşın temel amaçları; rakibin karar alma süreçlerini etkilemek, hedef toplumun/toplumların psikolojisini yönlendirmek ve siyasi iradeyi zayıflatmak olarak ifade edilebilir. NATO’nun 2025’te yayınlanan Bilişsel Savaş raporu, çağdaş çatışma ve savaşların giderek davranış merkezli hale geldiğini ve belirleyici alanın artık coğrafi değil; bireylerin ve grupların nasıl algıladığı, yorumladığı, karar verdiği ve hareket ettiği stratejik gerçekliğe dayandığını ortaya koyuyor. Bu çerçevede günümüzde kitle iletişim araçları, YZ destekli teknolojilerinin artan kullanımı ve sosyal medyanın yadsınamaz etkisi, bilişsel savaş olgusunun adeta savaşın yeni operasyonel cephesini oluşturmakta olduğu söylenebilir. Bilişsel savaş; güven, paylaşılan epitemik standartlar ve kurumsal meşruiyet gibi sosyal temellere kadar uzanmaktadır. Kuvvet geliştirme açısından bakıldığındaysa bilişsel savaş unsurlarıyla birlikte YZ platformlarının kullanımından, hem tehdit/saldırı amaçlı hem de karşı önlem olarak yararlanılıyor. Başka bir ifadeyle, düşman etkisini mümkün kılan teknikler; savunma amaçlı bilişsel güvenliği desteklemek üzere (etki ağlarında anormallik tespiti, koordineli sahte davranışlara yönelik örüntü tanıma vb.) tersine mühendislik yoluyla da kullanılabilir. Gelinen noktada, sinirbilim ve nöro-teknolojiler beyni etkileyerek zihni yönlendirme araçları olarak öne çıkarken; YZ platformlarının ise bilgi ekolojisini manipüle ederek zihni etkilemenin başat aracı haline geldiği söylenebilir. Dolayısıyla operasyonel kaygı yalnızca YZ’nin ikna edici içerik üretmesi değildir. Aynı zamanda YZ’nin:

  • Anlatıları gerçek zamanlı olarak tüm kanallara optimize edebilmesi,
  • Sosyal medya etkileşimini otomatikleştirmesi (bot/hibrit aktör sürüleri kullanabilmesi),
  • Yapay güvenilirlik üretmesi (deepfake videolar, yapay uzman profilleri, sahte kanıtlar),
  • Bilişsel önyargıları ve psikolojik zaafları istismar edebilmesi (belirginlik etkisi, korku koşullanması, kutuplaştırma dinamikleri) gibi yeteneklere sahip olmasıdır.

Bu bağlamda bilişsel savaş, fiziksel saldırıdan önce zeminin hazırlanması süreci olarak değerlendirilebilir. NATO belgelerinde bilişsel alan; kara–deniz–hava–siber–uzaydan sonra altıncı operasyon alanı olarak tartışılmaktadır. ABD ile İran arasındaki gerilim ve özellikle son yıllarda yaşanan askeri çatışmalar, bilişsel savaşın, modern savaş doktrinlerinde ne kadar önemli hale geldiğini açıkça ortaya koymuştur. 28 Şubat tarihi itibariyle ABD’nin İran’a düzenlediği saldırılarda salt askeri güç değil, aynı zamanda siber saldırılar, bilgi manipülasyonuna entegre biçimde bilişsel savaş ve YZ destekli hedef odaklı saldırılar da yoğun şekilde kullanılmıştır. Bu noktada temel soru şudur: ABD, İran’a yönelik başlatılan Operation Epic Fury (Destansı Öfke) saldırısı boyunca YZ entegreli bilişsel savaşla birlikte veri merkezli hedefleme yaptığı YZ entegreli sistemleri stratejik bir araç olarak nasıl kullandı?

 

Askeri Yapay Zekânın Kullanımı

Askeri YZ, çok çeşitli sistem ve görevleri kapsayan geniş bir yelpazeyi ifade eder. Buradan hareketle temelde; otomatik silahlar ve karar destek sistemleri olarak iki ana kategoriye ayrıldığını belirtebiliriz. Otomatik silah sistemleri, hedefleri kendi başlarına seçme ve/veya vurma yeteneğine sahiptir. Karar destek sistemleri ise günümüzde birçok modern ordunun teknoloji odaklı yapılanmasında ana odak noktası olarak nitelendirilmektedir. Bu sistemler, insan personele istihbarat ve planlama bilgisi sağlayan yazılım uygulamaları olarak değerlendirilebilir. CENTCOM Başkanı Amiral Brad Cooper, ABD-İran Savaşı devam ederken; ABD ordusunun YZ sistemlerini kullandığını ve YZ’nin verilerin işlenmesine yardımcı olduğunu ancak nihai kararların insanlar tarafından verildiğini ifade etti. ABD ordusunun; lojistik, ofis desteği, istihbarat toplama ve analizi ile savaş alanında karar destek sistemleri için büyük dil modellerine (LLM) dayalı YZ sistemleri kullandığı biliniyor. Anthropic şirketine ait Claude ise bir silah değil, karar destek sistemi örneği olarak gösteriliyor.

Claude; askeri, istihbarat ve kolluk kuvvetleri kuruluşları tarafından yaygın olarak kullanılan Maven isimli akıllı sisteme entegre edilmiş durumda. Maven, uydu ve diğer istihbarat verilerinden potansiyel hedefleri belirlemek için YZ algoritmaları kullanıyor. Bu bağlamda da Maven, hedefleri önererek ve önceliklendirerek askeri yapının saldırı yeteneklerini hızlandırıyor. Bahsi geçen YZ sistemleri, göreceli uzun bir geçmişe sahip olmakla birlikte, ABD ordusunun bu sistemleri kullanma yeteneği de bir gecede ortaya çıkmadı. ABD ordusunun analitik hatalar ve kültürel ön yargıları neticesinde birçok Iraklı ve Afgan sivilin hayatını kaybettiğini de biliyoruz. En son olarak da kullanılan YZ sistemleri neticesinde, bir Tomahawk seyir füzesinin İran üssünün yanındaki bir kız okulunu vurduğu ve çoğunluğu öğrenci olmak üzere yaklaşık 175 kişinin ölümünde etkisi olduğuna dair çok kuvvetli kanıtlar mevcut. Bu saldırı, ABD istihbaratının başarısızlığı ya da hedef gözetmeksizin gerçekleştirilen bir saldırı olarak değerlendirilebilir. Nitekim otomatik sistemlerin etkili kullanımı, kapsamlı altyapıya ve sistemi kullanabilen personele bağlıdır. Bu bağlamda da ABD’nin bugün savaşta YZ’yi kullanabilmesinin, onlarca yıllık yatırım ve deneyimi sayesinde olduğunu da belirtmek gerekir.

savaşta veri

Bilişsel Savaş Bağlamında Yapay Zekâ Destekli Hedefleme Sistemleri

ABD–İran Savaşı bağlamında modern savaşın öne çıkan unsurlarından biri de YZ destekli karar sistemlerinin saldırılarda artan rolü olarak ifade edilebilir. Özellikle Ortadoğu’daki aktif savaş ve çatışma sahalarında ortaya çıkan uygulamalar, bu teknolojilerin hem operasyonel etkinlik hem de etik sorumluluk açısından nasıl sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte ABD’nin İran’a yönelik askeri ve istihbarat faaliyetlerinde kullandığı YZ sistemleri, bu dönüşümün önemli bir parçasını oluşturmaktadır. ABD Savunma Bakanlığı bünyesinde çalışmaları yürütülen Maven gibi sistemler, özellikle İran’ın askeri altyapısı, nükleer tesisleri ve bölgesel milis ağlarıyla ilgili istihbarat analizlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda Gazze’de kullanılan YZ destekli hedef belirleme sistemlerine ilişkin tartışmalar, gelecekte ABD–İran gibi yüksek yoğunluklu jeopolitik rekabetlerde ortaya çıkabilecek bilişsel ve teknolojik savaş pratiklerini anlamak açısından önemlidir. İsrail’in Gazze’de kullandığı “Lavender” adlı YZ sistemi, çok büyük veri setlerini analiz ederek HAMAS ile bağlantılı olduğu düşünülen kişileri belirlemek için geliştirildi. Sistem; telefon verileri, iletişim ağları, adres değişiklikleri, sosyal bağlantılar ve istihbarat kayıtları gibi çok sayıda veri noktasını analiz ederek bireylerin HAMAS üyesi olma olasılığına ilişkin bir puan üretmekte. Ancak bu algoritmik değerlendirmelerin kesinlik taşımadığı ve belirli bir hata payı içerdiği bilinmesine rağmen, savaşın ilk haftalarında bu sistemin oluşturduğu listelerin geniş çaplı hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına dair veriler mevcut. Lavender sistemi, savaşın erken dönemlerinde on binlerce kişiyi potansiyel hedef olarak işaretlemekle birlikte, bazı askeri kaynaklar bu sayının yaklaşık 37 bin kişiye ulaştığını ifade etmiştir. Bu kişilerin önemli bir bölümünün üst düzey askeri figürler değil, daha düşük seviyede veya dolaylı ilişkilere sahip insanlar olduğu açığa çıktı.

Lavender sistemine ek olarak kullanılan “Where’s Daddy?” adlı sistem ise hedef olarak belirlenen kişilerin konumlarını takip etmek üzere tasarlanmıştır. Bu sistem, özellikle hedef kişinin evine döndüğü anı tespit ederek saldırı için en uygun zamanı belirlemeyi amaçlamıştır. Bu yaklaşımın pratik sonucu ise birçok saldırının hedef kişinin aile üyeleriyle birlikte bulunduğu konutlarda gerçekleşmesi olmuştur. Araştırmalarda bazı istihbarat görevlileri, askeri operasyonların çoğu zaman bireylerin askeri faaliyet sırasında değil, evlerinde oldukları sırada gerçekleştirildiğini ve bunun sivil kayıpların artmasına yol açtığını belirtmiştir. Ayrıca, bu sistemlerin kullanılmasıyla askeri operasyonlarda kabul edilen “yan hasar” eşiklerinin de savaşın ilk dönemlerinde önemli ölçüde gevşetildiği ifade ediliyor. Genel olarak; düşük rütbeli bir militanın hedef alınması durumunda dahi belirli sayıda sivil kaybının operasyon için kabul edilebilir görüldüğü belirtilmiştir. Bu durum, YZ destekli hedef belirleme sistemlerinin yalnızca askeri verimlilik açısından değil, aynı zamanda uluslararası insancıl hukuk ve savaş etiği açısından da ciddi tartışmaların zeminini oluşturuyor.

 

Sonuç Yerine

YZ destekli hedef belirleme sistemleri etrafında ortaya çıkan etik tartışmalar, bilişsel savaşın yalnızca toplumların algılarını değil, aynı zamanda karar verici aktörlerin zihinsel süreçlerini de etkilediğini göstermektedir. Bu bağlamda Gazze’de kullanılan Lavender ve Where’s Daddy gibi sistemlere ilişkin tartışmalar, modern savaşlarda insan–makine ilişkisini ve karar alma süreçlerinin nasıl dönüştüğünü anlamak açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Özellikle bu sistemlerin, hedef belirleme süreçlerinde geniş veri setlerini analiz ederek potansiyel tehditleri sınıflandırması, savaş alanında insan karar vericilerin rolünün giderek daha karmaşık bir hale geldiğini ortaya koymaktadır. Bilişsel savaş perspektifinden bakıldığında, bu durum yalnızca teknolojik bir gelişme değil, aynı zamanda askeri personelin algılarını, risk değerlendirmelerini ve etik sınırlarını etkileyen bir faktör olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla Lavender sisteminin oluşturduğu listelerle geniş çaplı hedef belirleme süreçlerinin, askeri planlamaya önemli ölçüde katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Ancak algoritmik değerlendirmelerin yüksek hata payı içerebileceği bilinmesine rağmen operasyonel süreçlerde hızlı karar alma ihtiyacı nedeniyle bu verilerin, çoğu zaman sınırlı insan denetimiyle onaylandığına dair veriler mevcut. Bu durum, YZ tarafından üretilen önerilerin insan karar vericiler üzerinde güçlü bir bilişsel etki oluşturarak algoritmik çıktının fiili bir karar mekanizmasına dönüşmesine yol açabileceğini göstermektedir. Where’s Daddy sisteminin özellikle hedef kişilerin evlerine döndüğü anları tespit etmeye odaklanması, operasyonların çoğu zaman konut alanlarında gerçekleşmesine neden olmuştur. Bu durum yalnızca askeri strateji açısından değil, aynı zamanda savaşın etik boyutu açısından da önemli tartışmalar doğurmuştur. Zira hedef belirleme süreçlerinin büyük ölçüde algoritmik analizlere dayanması, askeri personelin karar verirken teknolojik sistemlerin önerilerine daha fazla güvenmesine yol açmakta ve bu da insan değerlendirmesinin kapsamını daraltabilmektedir.

Bilişsel savaş perspektifinden bu gelişmeler, modern savaşın yalnızca düşman toplumun algısını değil, aynı zamanda “kendi askeri personelinin karar alma psikolojisini” de etkileyen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Böylelikle de YZ sistemlerinin, büyük veri analizi yoluyla karmaşık bilgi akışını sadeleştirirken aynı zamanda karar vericilerin tehdidi algılama biçimini de şekillendirdiğini söyleyebiliriz. Bu durum, savaş alanında ortaya çıkan etik sorunların bireysel sorumluluk veya askeri disiplin çerçevesinde değil, aynı zamanda etik insani savaş kuralları perspektifinden de değerlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor. ABD–İran Savaşı bağlamında bilişsel savaşın incelenmesinde de benzer dinamiklerin olduğu açık. Özellikle siber istihbarat, YZ destekli veri analizi ve bilgi operasyonları, yalnızca rakip devletin altyapısını hedef almakla kalmayıp aynı zamanda karar vericilerin tehdit algısını ve stratejik hesaplamalarını da etkileyebilir. Bu nedenle, YZ destekli askeri sistemlerin kullanımına ilişkin etik tartışmalar, ABD–İran Savaşı gibi yüksek yoğunluklu jeopolitik rekabet ortamlarında bilişsel savaşın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Modern savaşta teknolojik üstünlük yalnızca askeri kapasiteyi artırmakla kalmamakta, aynı zamanda karar vericilerin algı dünyasını şekillendirerek savaşın bilişsel boyutunu da derinleştirmektedir.

Gelinen noktada, Gazze’de kullanılan YZ destekli hedef belirleme sistemleri etrafında ortaya çıkan tartışmalar, bilişsel savaşın yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Bu yeni aşamada savaş alanı yalnızca fiziksel coğrafyalarla sınırlı kalmamakta; algoritmalar, veri ağları ve insan zihni de savaşın temel unsurları haline gelmektedir. Dolayısıyla ABD–İran gibi stratejik rekabet ilişkilerinde, bilişsel üstünlüğün, yalnızca propaganda veya bilgi operasyonlarıyla değil, aynı zamanda YZ destekli karar sistemleri üzerinden de şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu durum, gelecekteki savaşların teknolojik kapasite ile insan bilişi arasındaki etkileşim üzerine kurulacağını göstermektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası