Kriter > Dış Politika |

Rusya’nın Tutumu ve Tahıl Koridoru Antlaşması’nın Geleceği


En makul senaryo, Rusya’nın anlaşmaya geri dönmesini sağlamak; değerlendirmeler, bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Zira Rusya’nın taleplerinin, belli oranda anlaşmanın sınırlarını aşsa da üzerinde uzlaşılamayacak hususlar olmadığı söylenebilir. Ödeme sistemlerinin belli oranda aktive edilmesi, yoksul ülkelere daha çok gıda hibesinin sağlanması gibi çözümler hâlâ mümkün.

Rusya nın Tutumu ve Tahıl Koridoru Antlaşması nın Geleceği
Fotoğrafta, Ukrayna'nın güneyindeki liman kenti Odessa'da bulunan bir tahıl işleme ve depolama merkezi görülüyor. (Metin Aktaş/AA, 7 Kasım 2022)

Rusya Federasyonu ve Ukrayna’nın tarımsal gıda pazarlarında küresel oyuncular arasında yer alıyor olmaları, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın küresel gıda sorununu da beraberinde getirmesine yol açtı. Ukrayna ve Rusya birlikte, ayçiçeği yağı ve tohumlarında küresel ticaretin yüzde 53'üne ve küresel buğday ticaretinin ise yüzde 27'sine sahipler. Bu iki ülkeden tahıl ithalatına bağımlı olup da olumsuz etkilere en çok maruz kalan ülkeler ise düşük gelirli ülkeler.

Hem tahıl üreticisi Ukrayna ve Rusya’nın savaşıyor olması hem de bu iki ülkenin gıda ihracatı yolunun güvenli olmaktan çıkmasıyla yaşanan küresel gıda arzı sorununun hafifletilmesi yolunda atılan en önemli adım “Ukrayna Limanlarından Tahıl ve Gıda Maddelerinin Güvenli Taşınmasına İlişkin Girişim Mutabakatı” ya da kısaca “Tahıl Koridoru Anlaşması” olmuştur.

Başlangıçta dört aylığına imzalan anlaşma daha sonra üç defa uzatılmış ancak en son iki aylık uzatma süresinin dolduğu 17 Temmuz 2023’te Rusya, anlaşmadan çekildiğini ilan etmiştir. Rusya’nın, Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesinin bazı somut gerekçeleri bulunmaktadır. Rusya’nın öne sürdüğü gerekçelerin haklılığı ve bu elzem anlaşmanın geleceğinin ne olacağı, küresel gıda krizinin önlenmesi adına hâlâ büyük önem taşımaktadır.

 

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın Özü

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın amacı, “Odesa, Chernomorsk ve Yuzhny limanlarından amonyak dâhil olmak üzere tahıl ve ilgili gıda maddeleri ve gübrelerin ihracatı için güvenli seyrüseferi kolaylaştırmak” olarak ifade edilmiştir. Türkiye ve BM Genel Sekreteri bir nevi garantörler olarak imza koymuşlardır. Ukrayna, Rusya'nın tarım ürünlerinin dâhil edilmesine itiraz etmiş ancak anlaşma, Rus gıda ürünlerinin ihracatını da kapsamıştır.

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın imzalandığı gün BM ile Rusya arasında “Rusya Federasyonu ile Birleşmiş Milletler Sekreterliği Arasında Rus Gıda Ürünleri ve Gübrelerinin Dünya Pazarlarına Ulaştırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptı” da imzalanmıştır. Böylece Tahıl Koridoru Anlaşması, Rus gıda ve gübresinin dünyaya güvenli ihracatını da kapsamıştır. Ayrıca ABD ve AB, Rusya’ya uygulanan yaptırımların buğday, gübre ve diğer gıda ürünlerinin ticaretini kolaylaştıracak şekilde uygulanacağını kabul etmişlerdir.

Anlaşma, Karadeniz üzerinden gıda ihracatı için en ciddi engel olan güvenli güzergâh eksikliğini ortadan kaldırarak, büyüyen küresel gıda krizlerini hafifletecek büyük bir adım olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadeleri ile Tahıl Koridoru Anlaşması, “Afrika’dan Ortadoğu’ya, Amerika’dan Asya’ya dünyadaki milyarlarca insanı bekleyen açlık tehlikesinin önünün alınmasına katkı” sağlamıştır. Ancak Rusya, anlaşmanın ilk 4 ayının dolmasının hemen öncesinde başlayarak, günümüze değin bazı gerekçelerle anlaşmanın işleyişinden rahatsız olduğunu dile getirmiştir.

Tahıl Koridoru'ndan yapılan sevkiyat, İNFO

Rusya’nın Gıda Koridoru Anlaşması’ndan Çekilmesinin Gerekçeleri

Rusya, Ukrayna ürünlerinin ticari ihracatının istikrarlı bir hızda yürütülerek Kiev'e önemli kazançlar getirmesine rağmen, Rus tarım ihracatçıları üzerindeki kısıtlamaların hala yürürlükte olduğunu, kendisinin anlaşmadan bir kazanç elde edemediğini dile getirmektedir.

Anlaşmanın ikinci kez uzatıldığı Mart 2023’te Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, “Bundan sonraki duruşumuz, tarımsal ihracatımızın normalleşmesi konusunda sözde değil fiilen somut ilerleme kaydedilmesine bağlı olacaktır” değerlendirmesinde bulunmuş, banka ödemeleri, nakliye lojistiği, sigortaları, finansal faaliyetlerin çözülmesi ve Tolyatti-Odessa boru hattı üzerinden amonyak tedarikinin sağlanması gibi hususların, süreci belirleyeceğini belirtmiş; Washington, Brüksel ve Londra tarafından açıklanan gıda ve gübreler için yaptırım muafiyetlerinin esasen etkin olmadığını ifade etmişti.

Rusya’nın anlaşmadan çekildiğini açıkladığı 17 Temmuz’da yapılan resmi açıklamada, bu hususta Rusya’nın gerekçeleri bir kez daha ortaya konmuştur. Rusya’ya göre ABD ve AB, suni kıtlıklar oluşturarak ve gayri meşru tek taraflı yaptırımlar uygulayarak, Rus tarım ürünlerini küresel pazarların dışına iterek fahiş fiyatlar uygulamaktadırlar. Rusya-BM Memorandumu’nun hiçbir zaman gerçekten işe yaramadığını, aksine Washington, Brüksel ve Londra’nın kısıtlamalar uygulamaya devam ettiğini, yalnızca AB’nin Temmuz 2022'den bu yana beş yeni yaptırım paketi uyguladığını belirtmiştir.

Rus banka ödemelerinin, sigorta ve nakliye lojistiği ile yedek parça tedarikinin ve yabancı varlıkların tamamen bloke edildiği vurgulanmış, Rusya'nın tarım ürünleri ve gübre üretimi için yedek parça ve ekipman ithalatının “çift amaçlı” mal ithalatı gerekçesi ile tamamen engellendiği ifade edilmiştir. BM himayesinde Rus mineral gübrelerinin ihracatının herhangi bir yaptırıma tabi olmaması gereken insani bir çaba olduğu gerçeğine rağmen, bu girişimin duyurulduğu Eylül 2022'den bu yana Letonya, Estonya, Belçika ve Hollanda'ya 262 bin ton, Malavi'ye 20 bin ton ve Kenya'ya 34 bin ton olmak üzere yalnızca iki sevkiyat yapıldığını belirtmiştir.

Rosselkhozbank’ın SWIFT sistemine bağlanmadığı, BM Genel Sekreteri'nin bir "iştirak" veya banka ile bağlı bir kuruluş için SWIFT'e erişimle ilgili bazı seçeneklere ilişkin ani ve son dakika önerisinin de temelde uygulanamaz olduğu ifade edilmiştir.

Bu ve benzeri engellerin de etkisi ile Rusya’nın gerçekten de anlaşmanın başında öngördüğü gıda ve gübre ürünlerini satamadığı anlaşılmaktadır. BM Genel Sekreteri de Rus gıda ve gübre ürünlerinin dış ticaretinde devam eden bazı engellerin farkındayım diyerek, bu durumu teyit etmiş gözükmektedir.

Bu bağlamda BM Genel Sekreteri, Rusya Devlet Başkanı Putin'e Karadeniz Girişimi'ni yaşatmak için bir öneri mektubu da göndermiştir. BM Genel Sekreteri, Rusya tahıl ve gübre ticaretinin yüksek sayılabilecek ihracat hacimlerine ulaştığını, Rusya ihracatının tam toparlanmaya yaklaşmasa da istikrar kazanmakta olduğunu, özellikle sigorta piyasası için önemli olan gıda ve gübre ticareti ve finansmanına ilişkin iki BK Genel Lisansı ve Avrupa Birliği'nin sağladığı kolaylıklar ve dokuzuncu yaptırım paketindeki derogasyon gibi kolaylıkların verilmesine yardımcı olduğunu, SWIFT dışında JP Morgan Chase aracılığıyla Rus Rosselkhozbank için bir ödeme mekanizması oluşturduklarını ifade etmiştir.

Genel Sekreter bu düzenleyici çerçevelerin yanı sıra, bankacılık ve sigorta sektörlerine dair çözümler bulmak için özel sektörle kapsamlı iş birliği yapıldığını, Temmuz 2022'den bu yana, düşen navlun ve sigorta oranları da dâhil olmak üzere ticaret koşullarının kademeli olarak normalleşmesine yol açtığını, nihayetinde Rus limanlarına dökme gemi limanı ziyaretlerinin de çoğunlukla sabit kaldığını ve Afrika'daki ihtiyaç sahibi çoğu ülkeye insani gübre bağışlarını kolaylaştırdığını, Rusya tarafından sunulan orijinal listedeki dondurulmuş varlıkların yüzde 70'inden fazlasına tekabül eden varlıkların blokesini kaldırmak için kilit Rus gübre gruplarıyla yakın bir şekilde çalışıldığını ifade etmiştir.

Görüldüğü gibi Rusya’nın talepleri, belirli ölçülerde yerine getirilmeye çalışılmıştır. Ancak Rusya halen özellikle yaptırımların dolaylı etkisinin tamamen ortadan kaldırılmadığı düşüncesinde. Rusya’nın iddiasına göre, Batı yaptırımları, Rusya'nın tarımsal ihracatını açıkça hedef almamakla beraber, Rusya’nın ödemelerini yapamaması ve lojistik ile sigorta sektörlerindeki blokajların kendi tahıllarını ve gübrelerini ihraç edebilmesinin önünde bir engel olarak durmaktadır.

Öte yandan Rusya, Tahıl Koridoru Anlaşması’nın üç kez uzatıldığı her tarih öncesinde ve anlaşmadan çekildiğini açıkladığı en son durumda, anlaşmanın amacının çarpıtıldığını, gıda ürünlerinin, ihtiyaç duyulan yoksul ülkeler yerine büyük ölçüde “iyi beslenmiş ülkelere” nakledildiğini ileri sürmektedir. Rusya'ya göre ihraç edilen toplam 32,8 milyon ton gıdanın yüzde 70'inden fazlasının (26,3 milyon ton), AB de dâhil olmak üzere yüksek ve orta üst gelir grubundaki ülkelere sevk edildiğini, özellikle Etiyopya, Yemen, Afganistan, Sudan ve Somali gibi düşük gelirli ülkelerin yüzde 3'ten az yani 922 bin 92 ton gıda alabildiğini belirtmiştir.

Çekilmeye dair açıklamada Rusya, Ukrayna'nın ekilebilir arazisinin önemli bir kısmının (17 milyon hektardan fazla) Cargill, DuPont ve Monsanto gibi Batılı şirketlere ait olduğunu, sözde insani hedeflerin aksine, Ukrayna gıda ihracatının neredeyse anında tamamen ticari bir temelde işlem gördüğünü ve son ana kadar Kiev ve Batılı temsilcilerin, anlaşmayı kendi çıkarlarına hizmet etmek için kullandığını söylemiştir.

Gerçekten de, anlaşmanın uygulanmaya başlamasından bugüne kadar ihracı yapılan yaklaşık 33 milyon ton gıdanın 14 milyon tonu (yüzde 43) gelişmiş ülkelere, 19 milyon tonu (yüzde 57) gelişmekte olan ülkelere taşınmıştır. Dünya Bankası’nın gelir grubu sınıflandırmasına göre değerlendirildiğinde, 14 milyon tonu (yüzde 43) üst gelir grubunda bulunan ülkelere, 12 milyon tonu (yüzde 37) üst orta gelir grubunda bulunan ülkelere, 6 milyon tonu (yüzde 17) alt orta gelir grubundaki ülkelere ve 1 milyon tonu (yüzde3) düşük gelir grubundaki ülkelere gitmiştir.

 

Değerlendirmeler ve Öngörüler

Rusya’nın gıda ürünlerinin, ihtiyaç duyulan yoksul ülkeler yerine büyük ölçüde “iyi beslenmiş ülkelere” nakledildiği iddiası, rakamlar tarafından teyid edilmektedir. Ancak Tahıl Koridoru Anlaşması’nın amacı sadece insani değil aynı zamanda ticaridir. Zira anlaşma metni, amacın “Odesa, Chernomorsk ve Yuzhny limanlarından amonyak dâhil olmak üzere tahıl ve ilgili gıda maddeleri ve gübrelerin ihracatı için güvenli seyrüseferi kolaylaştırmak” olduğunu ifade etmektedir. Dolayısı ile amacın, savaş öncesi gıda ihracının aynı şekilde yapılabiliyor olmasını sağlamak, olduğu söylenebilir.

Ayrıca gıda ihracatının zengin veya yoksul herhangi bir ülkeye yapılabiliyor olması, küresel piyasaları sakinleştirmeye ve gıda fiyatlarındaki enflasyonu hafifletmeye yardımcı olmaktadır. Buna ek olarak, Dünya Gıda Programı tarafından en yoksul ülkelere hibe edilmek üzere aldığı gıda ürünlerinin önceki dönemlere nispeten artış da gösterdiği belirtilmektedir. İhraç edilen gıdanın nispeten çok azının yoksul ülkelere gittiği görülmektedir. Ancak anlaşmanın asıl gayesi, önceden yapılan ihracatın rutin bir şekilde devam etmesini sağlamak, böylece yoksul ülkelere de gıdanın uygun miktar ve fiyatta ulaşmasını sağlamaktır.

Rusya’nın kendi açısından önemli gördüğü ve yukarda değinilen bazı gerekçelerle, Gıda Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesi sonucunda, Karadeniz üzerinden gıda sevkiyatı halihazırda durmuştur. Yapılan açıklamada da belirtildiği gibi, Rusya çekilmekle kalmayıp, kendisi dışında koridorun işlemesine de müsaade etme niyeti taşımamaktadır. Nitekim birkaç gün önce bu senaryoyu konu alan bir tatbikat gerçekleştirdiği basına yansımıştır.

Bu durum, gıda kıtlığından ve yüksek gıda fiyatlarında en ağır şekilde olumsuz etkilenecek yoksul ülkeler için derin bir gıda krizi potansiyeli taşımaktadır. Zira BM Genel Sekreteri’nin de ifade ettiği gibi Tahıl Koridoru Anlaşması’nın işlememesi, bazıları için gıdayı ucuza temin etme meselesi değil ölüm-kalım meselesidir.

Ancak durum tamamen umutsuz da gözükmemektedir. Ukrayna’nın gıda ürünlerinin ve yanı sıra Rus gıda ve gübre ürünlerinin sevkiyatı için çeşitli senaryolar yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Bir yandan Rusya yeni bir “güzergâh” üzerinde çalıştıklarını açıklamışken, diğer yandan Ukrayna da başka bazı güzergâhlar, örneğin Tuna Nehri’ndeki limanlardan sevkiyat üzerinde durulduğunu beyan etmektedir. Hatta Ukrayna, Rusya’nın çekilmesine rağmen Gıda Koridoru Anlaşması’nın oluşturulacak bir uluslararası askeri gücün koruması altında devam ettirilmesini dahi önermiştir.

Ancak daha makul senaryo, Rusya’nın anlaşmaya geri dönmesini sağlamak olacaktır. Yukarıda yaptığımız değerlendirmeler, bunun mümkün olduğunu da gösteriyor. Zira Rusya’nın taleplerinin, belli oranda Gıda Koridoru Anlaşması’nın sınırlarını aşsa da üzerinde uzlaşılamayacak hususlar olmadığı söylenebilir. Ödeme sistemlerinin belli oranda aktive edilmesi, yoksul ülkelere daha çok gıda hibesinin sağlanması gibi çözümler hâlâ mümkündür. Kaldı ki bu hususlarda benzeri etkiler doğuracak birçok başka yöntem de müzakere edilebilir.

ABD ve batılı ülkelerce yapılan açıklamalar, Rusya’nın anlaşmaya dönmesinin sağlanmasının tercih edildiğini göstermektedir. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bu husustaki en son açıklamasında, Türkiye’yi liderlik etmeye çağırırken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya’nın masaya geri gelmesini sağlamanın amaç edinilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Nitekim Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov yaptığı açıklamada, Rusya’nın, taleplerinin yerine getirilmesi ile anlaşmanın uygulanmasına derhal geri döneceğini duyurmuştur.

En son gelişmeler göstermektedir ki, ilgili taraflar bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktadırlar. ABD ve Türkiye, alternatif bir güzergâh üzerinde dururken, Rusya’ya bağlı özerk Tataristan Cumhuriyeti cumhurbaşkanı da Katar ve Türkiye ile Afrika'ya tahıl ihracatını hızlandıracak bir anlaşma için devrede. En nihayetinde, Rusya’sız, Karadeniz’den bir güvenli koridor olamayacağı açıkken, Rusya’nın dahil edileceği bir çözüm, en makulü gözükmektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası