Kriter > Siyaset |

CHP’de Yol Ayrımı


Uzun ve yıkıcı yargısal mücadelelerden sonra 21 Mayıs 2026 günü ortaya çıkan mutlak butlan kararı, CHP’yi yeni bir bölünmenin eşiğine getirmiş durumda. Bir yandan Partisi’ne yeniden kavuşan Kılıçdaroğlu ve ekibi, diğer yandan yolsuzluk ve yozlaşma ile malul hale gelmiş İmamoğlu-Özel ekibi, iç iktidar mücadelesinde birbirlerini ortadan kaldırmak için yoğun hamleler içindeler. Görünen o ki, İmamoğlu-Özel ekibi, parti içinde tutunamayacaklarını gördükleri için yeni bir parti yolundalar.

CHP de Yol Ayrımı
Mahkemece tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel,

CHP’de sular durulmuyor. Her sabaha yeni parti içi iktidar mücadelesi hamleleri ile uyanıyoruz. Az sayıda aklıselim isim ise itidal, uzlaşma, sakinleşme, düşünme çağrısı yapıyor. İstanbul milletvekili İlhan Kesici bu isimlerden birisi. Çok önemli ve uzun bir X paylaşımı ile Adalet Partisi’nden Demokratik Parti’nin çıkışına giden ve sonrası süreci ile siyasete etkilerini anlattı.

Sayın Kesici’nin bu paylaşımı “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” kabilinden idi… Muhtemeldir ki, anlaması gerekenlerin bir kısmı anlamıştır ama bir de doğrudan geline söyleyip anlaşılmayı kuvvetlendirmek gerek…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşundan günümüze kadar içinde çok sayıda bölünme, ayrılma, ayrışma hadisesi vardır. Çünkü CHP’nin geçmişi demek; hizip demek, parti içi iktidar mücadelesi demek, kavgalı günler demektir… Hainlik mevzusu da hiç yeni değildir, gelen gideni hain ilan eder…

Bu bakımdan CHP tarihi; devletin kuruluşunu, rejimin dönüşümünü, merkez sol siyasetin evrimini ve muhalefetin yeniden şekillenmesini anlamak için de temel bir inceleme alanı oluşturur. Keza, CHP’de yaşanan hizip mücadeleleri, liderlik krizleri ve bölünmeler özünde kişisel hırslar, çekişmeler taşısa da, her zaman partinin ideolojik yönelimi, toplumsal tabanı ve siyasal işlevi üzerine yürütülen tartışmalara dayandırılmak istenmiştir…

 

İlk Ayrılık

Parti, 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası adıyla kurulduğunda bünyesinde Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yürütürken, Cumhuriyet’in nasıl şekilleneceği konusunda farklı görüşlere sahip kadroları barındırıyordu.

İlk büyük ayrılık, Cumhuriyet’in ilk yılında yaşandı. Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar gibi Milli Mücadele’nin önde gelen isimleri, Cumhuriyet yönetiminin giderek merkezileştiği ve Meclis’in etkisinin zayıfladığı gerekçesiyle CHP’den ayrılarak 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı (TCF) kurdular.

TCF, ekonomik alanda daha liberal politikalar, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve siyasal çoğulculuğun geliştirilmesi gibi talepler dile getiriyordu. Şeyh Said İsyanı sonrasında ilan edilen Takrir-i Sükûn rejimi içerisinde kapatıldı. Bu olay, CHP tarihindeki ilk büyük siyasal bölünme olarak kabul edilir.

1930’da Atatürk’ün teşvikiyle Fethi Okyar tarafından Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Bu parti, CHP’den ayrılan bir hizbin ürünü olmaktan çok kontrollü bir muhalefet denemesi niteliği taşıyordu. Kısa süre içerisinde hükümet karşıtı geniş toplumsal kesimlerin odağı haline gelmesi üzerine faaliyetlerine son verdi. Böylece Cumhuriyet’in ilk yıllarında CHP içindeki farklı eğilimlerin bağımsız siyasi örgütlenmelere dönüşme potansiyeli görünür hale geldi.

Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü’nün liderliğinde şekillenen CHP, özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında devletle daha fazla özdeşleşen bir yapı kazandı. Çok partili hayata geçiş sürecinde, partinin en önemli muhalefet hareketi Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından oluşturuldu. 1945’te verilen Dörtlü Takrir ile parti içinde daha demokratik bir işleyiş, milletvekillerinin güçlendirilmesi ve siyasal özgürlüklerin genişletilmesi talep edildi. Taleplerin reddedilmesi üzerine bu grup CHP’den ayrılarak 1946’da Demokrat Parti’yi kurdu.

CHP tarihindeki en başarılı kopuş hareketi olan Demokrat Parti, yeni bir parti kurmanın ötesinde 1950 seçimlerinde iktidara gelerek CHP’nin tek parti dönemini sona erdirdi. Bu ayrılık, CHP’nin devletçi-merkeziyetçi karakteri ile daha liberal ve çoğulcu siyaset anlayışı arasındaki ilk büyük tarihsel kırılmayı temsil etti.

1960’lara gelindiğinde CHP içindeki temel tartışma, devlet partisi kimliğinin korunup korunmayacağı üzerine yoğunlaştı. Bülent Ecevit’in geliştirdiği “Ortanın Solu” yaklaşımı, CHP’yi klasik bürokratik devlet partisi görünümünden çıkarıp işçi sınıfına, kent yoksullarına ve emekçi kesimlere hitap eden bir sosyal demokrat kitle partisine dönüştürmeyi amaçlıyordu. Bu yaklaşım partinin geleneksel kanadı tarafından ciddi bir tehdit olarak algılandı.

Muhalefetin liderliğini Turhan Feyzioğlu üstlendi. Feyzioğlu ve arkadaşları CHP’nin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığını ve gereğinden fazla sola kaydığını savunuyorlardı. Sonuçta 1967’de CHP’den ayrılarak Güven Partisi’ni kurdular. Güven Partisi belirli ölçüde temsil elde ettiyse de CHP’nin yerine geçebilecek bir alternatif oluşturamadı ve zamanla siyasi etkisini kaybetti.

Parti içindeki asıl kırılma, İsmet İnönü ile Bülent Ecevit arasında yaşandı. Ecevit’in yükselen popülaritesi ve örgüt üzerindeki etkisi, uzun yıllar partinin tartışmasız lideri olan İnönü’nün otoritesini zorlamaya başladı. 1972 Kurultayı’nda Ecevit çizgisi galip geldi ve İnönü genel başkanlıktan çekildi. CHP tarihinde ilk kez kurucu kuşağın liderliği seçimle sona ermiş oldu. Parti, yeni bir ideolojik eksene oturdu. Ecevit döneminde zaman zaman ulusalcı-devletçi kanatlarla sosyal demokrat kanatlar arasında gerilimler yaşansa da Ecevit’in yüksek toplumsal desteği nedeniyle bunlar yeni bölünmelere dönüşmedi.

12 Eylül 1980 darbesi, CHP tarihindeki en büyük kırılmayı doğurdu. Parti kapatıldı ve bütün siyasal faaliyetler yasaklandı. Darbe sonrasında CHP geleneği tek bir örgüt altında yeniden toparlanamadı.

Önce Necdet Calp liderliğinde Halkçı Parti kuruldu. Ardından Erdal İnönü’nün liderliğinde Sosyal Demokrasi Partisi ortaya çıktı. Daha sonra bu iki yapı birleşerek Sosyaldemokrat Halkçı Parti’yi oluşturdu.

Aynı dönemde Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit çevresi, Demokratik Sol Parti’yi kurdu. Böylece CHP’nin tarihsel tabanı, üç ayrı siyasi örgüt arasında bölünmüş hale geldi.

1992’de CHP yeniden açıldığında merkez solda CHP, SHP ve DSP arasında yoğun bir rekabet başladı. SHP 1995’te CHP ile birleşti. DSP ise bağımsız varlığını sürdürdü ve 1999 seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi oldu. Ancak bu başarı kalıcı olmadı ve parti 2000’lerde hızla küçüldü.

Yeri gelmişken, hatırlatmakta yarar var, Ecevit’e karşı başkaldıran Kemal Derviş, İsmail Cem, Hüsamettin Özkan kliği tarafından DSP ortadan ikiye ayrılıp YTP kuruldu. Herkes bu partiden büyük bir varlık beklerken 3 Kasım 2002 seçimleriyle birlikte 1.1 oy alarak 1.3 oy alan DSP’nin bile altında kaldı…

Kılıçdaroğlu
Mahkemece CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu, evinin önünde açıklama yaptı. (Erçin Ertürk / AA, 23 Mayıs 2026)

 

Baykal Döneminde Genel Merkez Gücü

1992 sonrasında CHP’nin başına geçen Deniz Baykal, parti tarihinde en güçlü örgütsel kontrol mekanizmalarından birini kurdu. Baykal döneminde çok sayıda liderlik mücadelesi yaşandı ancak bunların büyük kısmı yeni partilere dönüşemedi.

Baykal’ın siyasal çizgisi; güçlü Kemalist vurgu, sert laiklik anlayışı ve merkezi örgüt denetimi üzerine kuruluydu. 1999 seçimlerinde CHP’nin baraj altında kalması, Baykal’ın liderliğini ciddi biçimde sarstı ve genel başkanlıktan ayrılmasına yol açtı. Buna rağmen kısa süre sonra parti örgütü üzerindeki hakimiyetini kullanarak yeniden genel başkanlığa döndü. Bu süreç, CHP’de genel merkez gücünün ne derece belirleyici olduğunu gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendirildi.

Baykal dönemindeki en önemli muhalif figür Mustafa Sarıgül’dü. Sarıgül, CHP’nin daha geniş kitlelere açılması gerektiğini savunuyor ve Baykal yönetimini parti içi demokrasiyi engellemekle suçluyordu. 2005’teki kurultay mücadelesi, CHP tarihinin en sert liderlik savaşlarından biri haline döndü. Baykal üstün geldi, Sarıgül ihraç edildi ve ardından Türkiye Değişim Hareketi’ni kurdu. Bu hareket uzun yıllar boyunca partiye dönüşmeden faaliyet gösterdi. Nihayet 2020’de Türkiye Değişim Partisi kuruldu. Ancak parti güçlü bir örgütlenme kuramadı, seçimlerde etkili olamadı ve birkaç yıl içerisinde siyasal ağırlığını büyük ölçüde kaybetti.

 

Kılıçdaroğlu ve Ayrılanlar

2010’da Deniz Baykal’ın istifasıyla başlayan Kemal Kılıçdaroğlu dönemi, CHP’nin ideolojik çeşitliliğinin en görünür hale geldiği dönemlerden biri oldu. Kılıçdaroğlu, CHP’yi daha geniş toplumsal kesimlere açmaya, muhafazakâr seçmenlerle temas kurmaya ve farklı muhalefet partileriyle ittifak geliştirmeye çalıştı. Bu strateji parti içinde yeni gerilimler doğurdu. Özellikle ulusalcı ve Kemalist kanatlar, CHP’nin kuruluş kimliğinden uzaklaşıldığını savunmaya başladı.

Bu eleştirilerin en somut sonucu Emine Ülker Tarhan’ın ayrılığı oldu. Tarhan, CHP yönetiminin Atatürkçü çizgiyi terk ettiğini ileri sürerek partiden ayrıldı ve 2014’te Anadolu Partisi’ni kurdu. Parti laiklik, üniter devlet ve Cumhuriyetçi değerler temelinde siyaset yapmaya çalıştı. Ancak toplumsal karşılık bulamadı. 2015 seçimlerinde son derece düşük oy aldı ve aynı yıl içerisinde fiilen siyaset sahnesinden çekildi.

Kılıçdaroğlu döneminin en önemli liderlik krizi, Muharrem İnce ile yaşandı. İnce uzun yıllar CHP içinde örgütlü muhalefetin başlıca temsilcilerinden biri olmuştu. 2014 ve 2018 kurultaylarında genel başkanlığa aday olmuş ancak başarılı olamamıştı. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, CHP’nin adayı olarak yüksek görünürlük kazandıktan sonra parti yönetimiyle ilişkileri giderek bozuldu. İnce, CHP’de lider değişiminin engellendiğini, parti içi demokrasinin zayıf olduğunu ve yönetimin seçim yenilgilerinden sorumluluk almadığını savunuyordu. 2020’de Memleket Hareketi’ni başlattı ve 2021’de Memleket Partisi’ni kurdu. Parti, Kemalist-ulusalcı çizgi ile popülist muhalefet söylemini bir araya getirmeye çalıştı. Beklenen kitlesel desteği elde edemedi. 2023 sonrasında örgütsel çözülme yaşadı ve CHP’ye ciddi bir alternatif oluşturamadı.

CHP’deki ideolojik ve örgütsel tartışmalar yalnızca Sarıgül, Tarhan ve İnce ile sınırlı kalmadı. CHP’den ayrılarak kendi siyasal hareketlerini kuran başka isimler de oldu. Bunlardan biri, ilahiyatçı ve eski CHP milletvekili Yaşar Nuri Öztürk idi. Öztürk, CHP yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıklarının ardından partiden uzaklaştı ve 2005’te Halkın Yükselişi Partisi’ni kurdu. Parti, laiklik ve sosyal adalet vurgusunu öne çıkaran bir çizgi izlese de seçimlerde kayda değer bir başarı elde edemedi ve Türk siyasetinde kalıcı bir aktör haline gelemedi.

Benzer şekilde, CHP milletvekili Öztürk Yılmaz da parti yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar sonrasında CHP’den ayrıldı. Yılmaz, parti içi demokrasinin yetersiz olduğunu ve CHP’nin siyasal çizgisinden uzaklaştığını savunarak 2020’de Yenilik Partisi’ni kurdu. Parti milliyetçi, merkez ve cumhuriyetçi bir söylem benimsemeye çalıştı ancak geniş bir seçmen tabanına ulaşamadı. Sonraki yıllarda siyasal etkisi sınırlı kaldı ve CHP’ye alternatif oluşturabilecek bir güç haline gelemedi.

 

Son Dönem

2023’te ise yakın dönem CHP tarihinde bir dönüm noktası yaşandı. Seçim yenilgisinin ardından ortaya çıkan değişim hareketi Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğine açık biçimde meydan okudu. Hareketin siyasal yüzü Özgür Özel, stratejik-lojistik destekçisi ise Ekrem İmamoğlu oldu. Kurultayda şaibeli bir şekilde Özgür Özel’in kazanmasıyla CHP tarihinde ilk kez uzun süreli bir genel başkan görevden uzaklaştırıldı. Bu gelişme, CHP’deki liderlik mücadelelerinin yeni bir evresini başlatırken parti tarihindeki hizip mücadelelerinin hâlâ canlı olduğunu da ortaya koydu.

Uzun ve yıkıcı yargısal mücadelelerden sonra 21 Mayıs 2026 günü ortaya çıkan mutlak butlan kararı ise şimdi CHP’yi yeni bir bölünmenin eşiğine getirmiş durumda… Bir yandan Partisi’ne yeniden kavuşan Kılıçdaroğlu ve ekibi, diğer yandan yolsuzluk ve yozlaşma ile malul hale gelmiş İmamoğlu-Özel ekibi, iç iktidar mücadelesinde birbirlerini ortadan kaldırmak için yoğun hamleler içindeler. Görünen o ki, İmamoğlu-Özel ekibi parti içinde tutunamayacaklarını gördükleri için yeni bir parti yolundalar.

Yaklaşık yüz yıllık CHP tarihi incelendiğinde ortaya çıkan tablo dikkat çekicidir. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka, Demokrat Parti, Güven Partisi, Demokratik Sol Parti, Anadolu Partisi, Türkiye Değişim Partisi ve Memleket Partisi gibi ayrılıkların her biri farklı tarihsel koşullarda ortaya çıkmış olsa da hepsinin merkezinde aynı soru yer almıştır: CHP nasıl bir parti olmalıdır? Devlet partisi mi, sosyal demokrat bir kitle partisi mi, merkez parti mi, ulusalcı bir Cumhuriyet partisi mi, yoksa geniş toplumsal koalisyonlar kurabilen çoğulcu bir muhalefet partisi mi? CHP’deki hizipler, bölünmeler ve liderlik mücadeleleri büyük ölçüde bu soruya verilen farklı cevapların tarihidir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası