Depremlerle sınanan ülkemizde dirençli şehirler ve dirençli yapılar inşa ederken kentsel dönüşüm uygulamaları; kredi ve hibe desteği, ilk evim arsa projesi, yerinde dönüşüm gibi farklı finansal yöntem ve tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Özellikle 2012’de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği Kentsel Dönüşüm Seferberliği ile bu süreç büyük bir ivme kazanmıştır.
Bir yandan kentsel dönüşüm seferberliği diğer yandan sosyal konut uygulamaları neticesinde Türkiye’de konut stoku önemli oranda yenilenmiştir. Güncel verilere göre sosyal konutlarla birlikte 3,7 milyon konut yenilenmiş durumda; 1 milyon 462 bin sosyal konut ve 46 bin sosyal donatı tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmiştir. Türkiye genelinde sosyal konutlarla beraber toplam 735 bin konut ve iş yerinin dönüşümü ise devam etmektedir. Yine deprem bölgesinde 19 Haziran 2025 tarihinde 250 bininci konut hak sahiplerine teslim edilmiştir. Yıl sonuna kadar 453 bin bağımsız yapının daha teslimi planlanmaktadır.
6 Şubat’ta yaşadığımız asrın felaketinde ortaya çıkan yıkıntı atıklarından dolayı çok büyük bir gerçekle daha yüzleşmiş olduk. Adeta birer enkaz dağına dönüşen şehirlerimizde yıkıntı atıklarının yönetimi ve döngüsel ekonomi ilkeleri çerçevesinde yeniden kullanılması konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve valiliklerimiz, oldukça güçlü bir iradeyle bu süreci başarılı bir şekilde yönetmektedirler. Buradan elde edilen deneyim, artık bir zorunluluk haline gelen kentsel dönüşüm uygulamaları için aynı zamanda bir yol haritası da olacaktır.
Deprem Bölgesinde Yıkıntı Atıklarının Yönetimi
Deprem bölgesinde yapılan çalışmaların konut inşa etmekle sınırlı olmadığını, çok yönlü ve çok kapsamlı bir kalkınma hamlesi çerçevesinde yürütüldüğünü özellikle belirtmek gerekir. Bu çok boyutlu çalışmalardan biri de deprem bölgesindeki yıkıntı atıklarının yönetimi ve ekonomiye yeniden kazandırılmasıdır.
Tahmini verilere göre 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde 200 milyon ton civarında yıkıntı atığı ortaya çıkmıştır. Bu rakamın dünyada bugüne kadar afetler sonucunda oluşmuş en yüksek enkaz miktarı olduğu belirtilmektedir (SKD, 2024).
Öte yandan başta Hatay olmak üzere deprem bölgesindeki şehirlerin sahip olduğu kültürel miras yapılarının ve alanlarının yıkılması ya da hasar görmesi, yıkımın bir diğer boyutudur. Bu kapsamda, deprem bölgesindeki çalışmalarda yıkıntı atıklarının yönetiminde iki farklı yöntem izlendiğini belirtebiliriz. Bunlardan ilki tarihsel ve kültürel miras değeri olan yapılarda ortaya çıkan yıkıntı atıkları başka bir deyişle kültür molozlarının yönetimi diğeri de normal yapılarda ortaya çıkan yıkıntı atıklarının yönetimi. Deprem bölgesinde kültür molozlarının yönetiminde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğinde çalışmalar yürütülmektedir. Şehirlerimizin simgesi olan tarihi kent meydanları ve tarihi çarşıların inşası da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir. Diğer yıkıntı atıkları ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili valilikler tarafından yönetilmektedir.
Yine bu süreçte, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye temsilciliği aracılığı ile Japonya hükümeti tarafından “Deprem Enkazının Çevreye Duyarlı Yönetimi ve Tehlikeli Atıkların Güvenli Bertarafı İçin Hibe Yardımı Projesi” hayata geçirilmiştir. Proje ile Hatay ve Kahramanmaraş illerinde bulunan yıkıntı atıklarının işlenmesine yönelik olarak geri kazanım tesisi ve mobil kırıcı üniteleri kurulmuştur. Döngüsel ekonominin en iyi uygulama örnekleri arasında sayılan bu tesislerden elde edilen malzemeler, beton üretiminde; yol, otopark, kaldırım, yürüyüş yolları, drenaj çalışmaları vb. dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır. Böylece doğal kaynak kullanımı ve karbon emisyonları azaltılmakta, sektörün katma değeri ve faydaları artmakta, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürütülen sıfır atık hareketinin kazanımları korunmaktadır.
Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Yıkıntı Atıklarının Yönetimi: Seçici Yıkım
Mevzuatta seçici yıkım, literatürde ise insan eliyle yıkım veya akıllı söküm olarak ifade edilen bu yönetim süreci, günümüzde daha da anlamlı hale gelmektedir. İnşaat ve yıkıntı atıklarının döngüsel ekonomi dostu bir şekilde değerlendirilmesi, inşaat malzemelerinin tedariki sırasında sürdürülebilirlikle ilgili kriterlerin dikkate alınması, deprem riski altında olan ve büyük kentsel dönüşüm projelerine yatırım yapan bir ülke olarak inşaat yıkıntı atıklarının döngüsel yönetimi büyük önem taşımaktadır. SKD (2024) tarafından hazırlanan bir çalışmaya göre, “Türkiye genelinde ortalama 663 milyon tonluk bir potansiyel olduğu hesaplanmıştır. Bu potansiyelin 149 milyon tonu İstanbul’da, 51 milyon tonu İzmir’de, 47 milyon tonu Ankara’da, 29 milyon tonu Bursa’da, 21 milyon tonu Konya’da, 19 milyon tonu Antalya’da ve yine 19 milyon tonu Adana’da bulunmaktadır.” Aynı zamanda yüzde 90 oranında geri dönüştürülebilen ve kentlerde oluşan toplam atık miktarının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan yıkıntı atıkları, döngüsel ekonomi için oldukça önemli bir hammadde kaynağıdır.
Mevcut durumda Türkiye’de bu süreç, Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, Atık Yönetimi Yönetmeliği, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği, Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik ve TS 13895 Asbest İçeren Malzemelerin Sökümü ve Asbest Bertaraf Yöntemleri Kılavuzuna uygun bir şekilde yürütülmektedir. Bu kapsamda Türkiye’de yıkıntı atıkları için 10 adet geri kazanım tesisi çalışmalarını sürdürmektedir.
Geleceğe Hazırlık
Türkiye’nin deprem başta olmak üzere bütün afetlere karşı dirençli yapılar ve şehirler inşa etmesi, tarihsel ve kültürel miras değerlerini koruması ve geleceğe taşıması için kentsel dönüşüm uygulamalarının hızlı bir şekilde tamamlanması gerekmektedir. Ancak sürecin başarısı ve sağlıklı bir şekilde işlemesi, kentsel dönüşümün diğer bir boyutu olan yıkıntı atıklarının yönetiminin sürece entegre edilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda entegre edilmesi önerilen konular şunlardır:
- Tasarımdan uygulamaya bütün süreçlerin belirlenmesi ve dijital ortama aktarılması
- Tasarım ve uygulama süreçlerinin sıfır atık ve döngüsel ekonomi ilkelerine uygun olması
- Çevre dostu teknolojilerin ve ürünlerin kullanılması
- Paydaşlar arası iş birliği ve bütüncül bir bakış açısının esas alınması
- Geleneksel yıkım tekniklerinden vazgeçilmesi
- Hurda karşılığı yıkıma son verilmesi
- Yıkım sürecinde atık yönetimi planlarının etkin ve uygulanabilir hale getirilmesi
- Tehlikeli atıkların yönetiminde etkinlik ve verimlilik sağlanması
- Kültür molozlarının değerlendirilmesi ve yeniden kullanılmasında kültürel dokuya uygun yeni mimari çözümlerin geliştirilmesi
Sonuç olarak kentsel dönüşüm uygulamaları neticesinde ortaya çıkan atığın ekonomiye kazandırılması maliyetlerin azalmasına ve kentsel dönüşüm uygulamalarının daha cazip hale gelmesine katkı sunacaktır.
